banner39

Anadolu'nun tozlu yollarında

Macar Türkolog İgnac Kunos, 1885 ile 1890 arasında Türkiye'de birçok şehir ve köyü gezerek ilmî araştırmalar yapmıştır.

Alıntı 20.10.2013, 09:08 20.10.2013, 09:08
Anadolu'nun tozlu yollarında

Anadolu'nun muhtelif lehçelerinin ve kelimelerinin toplanıp, yayınlanmasını kolaylaştırmak için cesaret edip elimden geldiği kadar Türk Dilbilimine hizmet etmek arzusuyla Anadolu'nun bazı yerlerini gezip en fazla Bursa, Eskişehir, Ankara, Kütahya bölgelerini ve sonra İzmir, Aydın, Konya vilâyetlerindeki köyleri, yurtları dolaştım. Bu sıralarda çektiğim zahmetler biraz fazla idi. Tren yok, Batı usulü araba yok, otel falan yok... En çok beygire binmek ve kervansarayların çok temiz olmayan odalarında oturmak mecburiyetinde idim. Yanımda olan buyurultuyu gösterdiğim vakit, hükûmet memuru olan kişi, bana bir at kiralatıp ve yanıma da bir süvari katıp yolumuza revan olurduk. Lâkin halk, süvariyi görünce benimle görüşmekten biraz çekinirdi... Ne olduğumdan şüphelenirdi... Bu hali görünce, buyurultuyu bir tarafa koydum, kendime güvenerek köylerde bir dost bulup onun yardımına müracaat ettim.

Aydın civarında bir kasabada, "Tire"nin belediye hanında otururken "Bitti Bey" isminde kibar bir beyle tanıştım. Yakın olan çiftliği Tire ovasında imiş. Orasını görmeye beni davet ederek, yanımda Mehmet isminde bir zeybek olduğu halde ertesi gün çiftliğe gittik. Orada geçirdiğim iki gün esnasında zeybeklerle görüşerek türkülerini toplamaya muvaffak oldum. İşte bu türkülerden birkaçı:

Derviş efem inip gelir inişten
Dört yanları görünmüyor gümüşten
Hey billâh haberim yok bu işten

Derviş efem biber gibi benleri
Al gan olmuş cepkeninin yenleri
Ne kötüdür zaptiyenin kinleri



Gereği kadar rahatladıktan sonra, yine yola doğrulup Tire'den Ödemiş'e, Keleş'e uğrayıp Bozdağ eteği yanında bir kervana rastgeldim. Kendimi onun himayesine teslim ettim. Bozdağı'nı aştık ve fevkâlâde hatırı sayılır sıcaklardan çok sıkılarak Alaşehir'e ve sonra da Manisa'ya ve daha sonra Kasaba'ya vardık.

Artık pek baygın bir halde idim. Elbiselerim kirlendi; yorgunluktan kuvvetim kesildi. Nafakamın eksikliğinden de zayıfladım. Hanlarda rahat edecek yerler yok... Yollarda dinlenecek gölgelik yerler yok... Beygirin üstündeki tahta semerde hiç rahat edememekle beraber yine canımı dişime alarak her rastgeldiğim köyün lehçesini aramaya devam ettim.

Türk Halk Edebiyatı, İgnacz Kunos, Hazırlayan: Dr. Tuncer Gülensoy, Tercüman 1001 Temel Eser, İstanbul 1978



İgnac Kunos kimdir?

22 Eylül 1860'da Debrecen yakınlarındaki Hajdusamson'da doğdu. Yüksek öğrenimini Budapeşte'de yaptı. Arminius Vambery, Josef Budenz ve Bernat Munkacsi gibi kimselerle tanışıp, Türkoloji ile ilgilenmeye başladı.

1885 senesinde Bulgaristanlı Türkler arasında kısa müddet kaldıktan sonra Anadolu'ya geçti. Anadolu'da 5 sene müddetince araştırma, inceleme gezileri yaptı. Macaristan'a döndükten sonra Türklerle alakalı pek çok eser yayınladı. Türk halk edebiyatının Avrupa'da tanınmasına büyük hizmette bulunan Kunos, 1925 ve 1926'da İstanbul ve Ankara'da konferanslar vermek üzere hükûmet tarafından davet edildi. 12 Ocak 1945'de Budapeşte'de öldü.

banner53
Yorumlar (0)
32
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?