banner39

Bacıyanı Rum Teşkilatı

Kökleri Türk ve İslâm coğrafyasına yayılmış olan bu gibi teşkilatlar vasıtasıyla her tarafla temas halinde bulunan Osmanlılar, evvelki Türk imparatorlukları gibi davranmışlardır.

Alıntı 27.07.2012, 19:56 27.07.2012, 19:56
Bacıyanı Rum Teşkilatı

Âşık Paşazade tarihinin Bacıyanı Rum yani Anadolu kadınları dediği ve haklarında tafsilata malik olmadığımız teşkilat veya tarikatten sarfınazarla, diğerlerini ele alacak olursak, bunların her birinin Türk ve İslâm dünyasının her tarafında şubeleri olan ve bu günkü Komünist yahut farmasyon teşkilatına benziyen teşkilatı bulunan tarikatler olduğunu görürüz. Kökleri bu suretle geniş Türk ve İslâm dünyasına yayılmış olan bu gibi teşkilat vasıtasıyla her tarafla temas halinde bulunan Osmanlıların ise, Osmanlılaşmış Rumların yardımına muhtaç olmadan daha evvelki emsali Türk imparatorlukları gibi büyük bir imparatorluk kurmak teşebbüsünde bu kuvvetlerden istifade etmiş ve kendilerine lazım gelen her türlü unsurları bulmuş olduklarına şüphe yoktur.

Burada, yalnız bazı büyük şehirlerde ve burjuvalar muhitinde değil, uç beyliklerindeki köylerde de bilhassa şubeleri olan Ahi teşkilatının Anadolu'daki faaliyetlerini Osmanlı İmparatorluğu'nun kurulmasında büyük rol oynamış olduğunu kaydetmek icap eder. Prof. Fuad Köprülü'ye göre; "Gazi" Osman'ın kayın pederi Şeyh Edebali ile silah arkadaşlarından birçoğunun hatta Orhan'ın kardeşi Alaeddin'in bu tarikata mensup bulunuşu, ilk piyade askeri üniformasının Ahi üniforması oluşu ve Yeniçeriler için ahi başlığının kabul edilmiş olması, bu bakımdan son derecede manidadır.

Bu mistik tarikat ve teşkilâtın ne büyük bir kuvvet temsil ettiğini, aralarına aldığı halk kütlesini muayyen sosyal nizamlar için nasıl harekete getirerek zamanlarının vakayında büyük roller oynamış olduklarını tarih esasen kaydetmektedir: Selçuk Devleti'nin en kuvvetli bir zamanında Babailerin Anadolu'daki bütün Türkmen aşiretlerini birden hareket getirmek suretiyle bu devleti fena halde sarsmış oldukları malum bir hakikattir. Fütuhatı başarmak için Osmanlı ordularına yalnız teşkilatlı ve imanlı muharip temin etmekle kalmayıp, bu misyoner dervişlerin dini ve sosyal fikirler propagandasıyla da, halk kütleleri arasında çok faal bir maya gibi faaliyete geçerek, o memleketleri sosyal bünyesinde ve siyasi kuruluşunda büyük yenilikler yapmak için müsait kaynaşmayı yaratmakta, temsil ve fütuhat işlerini kolaylaştırmakta amil oldukları da muhakkaktır. Rum ilinin İslâmlaşmasında bu misyoner derviş gruplarının oynadığı rol her halde büyüktür.

Hatta daha ileri giderek bazı delillere göre diyebiliriz ki, Orta Zaman Hıristiyan hukukıyatını karşı yeni bir sosyal nizam ve adalet telakkisi taşıyan ve esrarengiz bir elin propagandası şekline bürünen misyoner Türk dervişlerini telkinatı ordularla birlikte ve hatta ordulardan evvel fütuhata çıkmış ve karşı tarafı daha evvel manen fethetmiş bulunmaktadır. Demek oluyor ki, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşu işinde çalışan kuvvetler böyle tevettürü yüksek derin ve uzak menbalardan gelmekte ve Hıristiyan ve İslâm dünyaları gibi iki ayrı âlemin maddi ve manevi bütün kuvvetleriyle karşılaşması şeklinde tarihi işlemektedir.

Osmanlı İmparatorluğu'nda Kolonizatör Türk Dervişleri, Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan

banner53
Yorumlar (0)
10
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?