banner39

Çınaraltı'nda kitap sohbetleri

Cemil Meriç “felaketimizin kaynağı, kültür yokluğudur. Hayatı anlamadan geçip gidiyoruz. Hükümdar hazinelerinin kapılarını açan büyü, kitaptır” diyor.

Alıntı 09.08.2013, 23:29 09.08.2013, 23:29
Çınaraltı'nda kitap sohbetleri

AYAKKABISI YAMALI EDEBİYATÇI

Bir toplumun seviyesi o toplumda yetişen bilginlere, sanat ve maharet erbâbına gösterilen saygıyla doğru orantılıdır. Üzülerek belirtelim ki, bu ölçüyü kendi ülkemizin değerlerine uyguladığımız zaman, son derece vahim bir manzara ile karşılaşıyoruz. Hiç kuşkunuz olmasın ki, bu ülkenin en mağdur, en mâzlum insanları olarak kalem erbabını görüyoruz. Gazeteler ve televizyonlar sanatçı geçinen, fakat o güzelim kavramla hiçbir ilgisi olmayan bir âşüftenin, bir soytarının ölüm haberini günlerce sütunlarında ve ekranlarında büyüte büyüte, ballandıra ballandıra veriyorlar da bir bilginin veya gerçek bir sanatkârın vefatını ya duymazlıktan geliyorlar veya bir iki cümleyle geçiştiriyorlar.

Türkçe’nin en büyük, en kapsamlı sözlüklerinden birini yaklaşık dört bin sayfa ve dört büyük cilt halinde kaleme alan, eski valilerimizden Hüseyin Kâzım Kadri Bey, dünyasını terk ettiği zaman, bugün olduğu gibi o gün de devrin gazeteleri susmuşlar, onun ölüm haberine, sevgilisini öldüren kundura boyacısının haberinden daha az yer vermişlerdi.

26 Ocak 1934 tarihli Son Posta gazetesinde yayımlanan bir makaleden öğrendiğimize göre, merhum Hüseyin Kâzım Kadri Bey, bir gün yamalı bir lâstikle Galata Köprüsü’nde yürüyen tanınmış bir edebiyatçıyı yanındaki arkadaşına gösterir; bu hazin manzara karşısında üzüntülerini dile getirdikten sonra şunları söyler:

“Onbeşinci yüzyılın büyük üstadlarından Mevlânâ Hüsrev, İstanbul kadısı iken namaz kılmak için Ayasofya’ya gittiği zaman bütün halk mutlaka ayağa kalkardı. Ön safa geçmesi için kendisine yol verilirdi. Bugünün üstadları ise, işte gördüğünüz gibi, sağlam bir ayakkabı bile bulamıyorlar, âdeta yalınayak geziyorlar."

SULTAN REŞAD’IN DUASI

Osmanlı padişahlarının hemen hepsi dinine, vatanına ve milletine bağlı kimselerdi. Gerek yerli, gerekse yabancı tarihçiler tarafından kaleme alınan eserlerde onların dini konularda ne derece hassasiyet sahibi olduklarını çarpıcı tablolar halinde görüyoruz. Nitekim son Osmanlı hükümdarı Sultan Vahideddin’in “Bizim hanedanımızdan her türlü insan gelmiştir; fakat dinsiz birine rastlamak mümkün değildir” şeklinde konuştuğu rivayet edilmiştir. “Padişahlarımızın Din Gayreti ve Vatan Muhabbeti” adındaki eserinde Ahmet Refik Altınay bu konuyu en güzel şekilde incelemektedir.

Sultan Reşad da ecdadı gibi dini hassasiyet sahibi bir hükümdardı. Yaşlı başlı bir “şehzade” olarak tahtta çıkan Hünkâr’ın bir ara mesanesinde taş olduğu tesbit edilir. Cemil Paşa’nın da araya girmesiyle ameliyat kararı verilir ve Berlin’den İsrael adında ünlü bir cerrah getirtilir. Gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra Yıldız Sarayı’nda başarılı bir ameliyat gerçekleştirilir.

O sırada Mâbeyn Başkâtibi olan ünlü romancımız Halid Ziya Uşaklıgil hatıralarında manzarayı şöyle anlatır:

“Bunu haber alınca Hünkâr’ın hatırını sormak için acele Yıldız’a gittim. Her zaman olduğu gibi, Başmabeyinci Tevfik Bey’in odasına uğradım. Daha sonra Esvapçıbaşı Sâbit Bey de oraya geldi. ‘Efendimiz sizin geldiğinizi işittiler, pek memnun oldular. Kendileri yatakta yorgun bir haldedirler. Fakat mutlaka sizi görmek istiyorlar. Onun için hemen gitmelisin!’ dedi.

Büyük mabeynden Hünkâr’ın hususi dairesine kadar epeyce uzun bir yol vardı. Sabit Bey’le görüşerek yürüdük. O, bana Hünkâr’ın tevekkülünden söz etti. Ameliyat başlamadan önce kıbleye dönerek dua etmiş, “Memleket ve millet için zararlı olacaksam Cenab-ı Hak beni bu ameliyat masasından kaldırmasın!” demiş ve etrafındakilerden helâllik diledikten sonra büyük bir metanetle yatarak kendisini tabiplere teslim etmişti. Sultan Reşad’ın ne kadar mütevekkil ve mütedeyyin olduğunu bildiğim için bu hikâyeyi hiç hayret etmeden dinledim”

Mevlevî padişah bu ameliyattan sonra iki yıl daha yaşadı. Vefat ettiği zaman Eyüp’te bizzat kendisinin yaptırdığı türbeye gömüldü.

Çınaraltı Kitap Sohbetleri, Dursun Gürlek, Timaş Yayınları, İstanbul, 2009

banner53
Yorumlar (0)
25
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?