Çocuğu tanımalı ve anlamalı

Çocuk ile ebeveynin yaşadığı bütün çatışmaların temelinde evladını yeterince tanımamak yatıyor.

Çocuğu tanımalı ve anlamalı

Çocuğu anlamak ve onunla anlaşmak zannedildiği kadar kolay değildir. Çocukla yaşadığımız bütün çatışmaların temelinde onu yeterince tanımamak yatıyor. Vaktiyle çocuk psikolojisine ait okuduğum İngilizce bir kitapta yazar konuya İncil’den aldığı bir cümleyle başlıyordu. Hatırladığım kadarıyla cümle şöyleydi: “Eğer çocuğunuzla konuşurken ona benzemezseniz, gökler âlemi size kapanır.” Peygamberimiz sallallahü aleyhi vesellem efendimiz bunu daha sade bir dille anlatır ve buyurur ki: “Çocuğu olan kişi onunla çocuklaşsın.” Efendimizin bu sözünü psikoloji açısından yorumladığımızda şu anlama gelmektedir: “Çocuğu olan onunla konuşurken, onu dinlerken ve sorularına cevap verirken empati yapsın, onun seviyesine insin, onun anlayacağı basit bir lisan kullansın.”

Gençlerimiz bir üniversite bitirmek ve bir meslek sahibi olmak için senelerce emek veriyorlar, onlarca kitap okuyor, sınavlara giriyorlar. Ancak evliliğe hazırlanmak, sağlıklı bir evlilik yapmak ve anne baba olmak için hiçbir eğitim almıyorlar. Gençler birbirini yeterince tanımadan, aileler karşılıklı birbirini tanımadan evlenmeye karar veriyorlar. “Birbirimizi seviyoruz, evlenmeye karar verdik” diyorlar; anne babalara da bu karara uymak kalıyor.

Araştırmalar ailelerin onayı alınmadan gerçekleştirilen evliliklerde uyum sorunları yaşandığını göstermektedir. Çünkü evlenme kararı almakla iki genç sadece hayatını birleştirmeye karar vermiş olmuyor; iki aile akraba (dünür) oluyorlar. İki ailenin anlaşması ve gençlerin evliliğine onay vermesi yeni kurulan evliliğin sağlıklı yürümesine katkı sağlamaktadır.

Yeni evliler anne baba olma ve çocuk yetiştirme konusunda eğitim almadıkları ve bilgi sahibi olmadıkları zaman kendi anne babalarından gördükleri gibi çocuk yetiştiriyor; farkında olmadan anne babalarının hatalarını tekrar ediyorlar. Kaldı ki, kendi anne babalarının zamanı ile kendilerinin zamanı aynı değildir. Teknoloji ve buna bağlı olarak hayat standartları da değişiyor. Bu satırların  yazarının çocukluğunda televizyon yoktu, radyo da ancak zenginlerin evinde vardı. Şimdi her evde televizyon ve bilgisayar, her insanın hatta her çocuğun cebinde gelişmiş bir cep telefonu var. Hz. Ali efendimiz sanki bugünleri görmüş gibi “Çocuğunuzu içinde bulunduğu zamana göre eğitin” diyor.

Yaşlılarımız “Modern hayat, geleneklerimizi unutturuyor, aile bağlarını zayıflatıyor” diyorlar ki doğrudur. Ancak eski geleneklerimiz arasında yeniden yorumlanması ve düzeltilmesi gereken gelenekler de var. Ben çocukluğumdan hatırlıyorum; babam beni severken dedem içeri girince beni kucağından indiriyor, kenara itiyordu. Çocuk aklıyla neden böyle yaptığını anlayamaz, babamın sevgisinden şüphe ederdim. Çünkü dedem beni severken içeri kim girerse girsin kucağından indirmez, sevmeye devam ederdi. “Demek dedem beni babamdan daha çok seviyor” diye düşünürdüm.

Çok sonraları “büyüklerin yanında çocuk sevmenin ayıp olduğunu” annemden öğrenmiştim. Meğer babam beni sevmediği için değil, dedeme ayıp olmasın diye dizinden indirir, kenara itermiş. Peygamberimizin hayatını okurken Cahiliye Araplarının da büyüklerin yanında çocuk sevmediğini öğrenmiştim. Peygamberimizi torunlarını öperken gören bir bedevi şaşırıyor: “Hayret, diyor, siz de mi çocuk öpüyorsunuz?” efendimiz: “Elbette, diyor, çocuklar cennet meyveleridir.” Bedevi şu itirafta bulunuyor: “Benim 10 tane çocuğum var, daha birini öpmüş değilim.” Efendimiz üzülüyor ve şöyle diyor: “Allah senden merhamet duygusunu almışsa ben ne yapabilirim; merhamet etmeyene merhamet edilmez.”

Kimi ailelerde, özellikle doğu bölgelerimizde, monolog vardır, büyükler konuşur, küçükler dinler. Aile meclisinde çocuğa söz hakkı verilmez. Çocuğun söze karışması ayıp sayılır. Baba çocukla konuşurken veya ona nasihat ederken çocuk cevap veremez, itiraz edemez ve kendini savunamaz. Bunu yaptığı takdirde, “Bak, utanmadan bir de cevap veriyor!” azarıyla karşılaşır.

Geleneklerimiz arasında sevgi, saygı, yardımlaşma, paylaşma, komşuluk, misafirperverlik, arkadaşlık, işbirliği gibi öyle güzel, öyle insani, öyle ahlaki geleneklerimiz var ki, yaşamaya devam etsin.

Baba Olma Sanatı, Prof. Dr. Sefa Saygılı ve Pedagog Ali Çankırılı, Zafer Yayınları, İstanbul 2013

Güncelleme Tarihi: 20 Eylül 2013, 20:48
banner53
YORUM EKLE

banner39