banner39

Fakir olmak yasak

Sokaklarda yaşayan, barınaklara girip çıkan, bir yerlerde asgari ücretle çalışan ve kendine yeterli olabilmek için elinden geleni yapan bir adam düşün. Bu zavallıyı, köprü altında uyuyor diye tutukluyorlar.

Alıntı 18.03.2015, 23:33 18.03.2015, 23:33
Fakir olmak yasak

"Nasıl bir suç bu?"
"Önemli birşey değil. Amerikan şehirlerinde evsizleri suçlamak bir âdettir. Büyük kentlerde, sokaklarda yaşayanlara eziyet etmek için gereken her türlü yasa çıkarılmıştır. Dilenemezsin, bir bankta uyuyamazsın, bir köprü altında kalamazsın, kişisel eşyalarını bir parkta bırakamazsın, kalabalık yerlerde yemek yiyemezsin. Bu kişilerin çoğu mahkemeler tarafından tutuklanırlar. Abraham, federal yargıçlara, bu kanunların anayasaya aykırı olduğunu söyleyerek çok güzel bir şey yapmıştır. Bunun üzerine şehirler genel yasalara dayanarak başıboş dolaşmayı, serseriliği, kamu yerlerinde içki içmeyi yasakladılar. Hedefleri de evsizlerdir. Mükemmel bir dairede oturan bir adam bir barda içki içer, bir sokak arasına girip işer ama bu mesele değildir. Zavallı bir evsiz aynı sokak aralığına girip işediği zaman, hemen tutuklanır, suçu da insanların önünde işemektir. Süpürmek her yerde aynıdır."
"Süpürmek mi?"
"Evet. Kentin bir bölgesini hedef alıp, oradaki bütün evsizleri toplar, başka bir yere atarlar. Atlanta bunu Olimpiyatlardan önce yaptı, sokaklarda dilenen, parklarda yatan insanları dünyanın gözleri önüne sermek istemediğinden, onları polis gücüyle toplayıp sıkıntıdan kurtuldular. Ondan sonra da belediye, her şeyin mükemmel olmasıyla övünüp durdu."
"Onları nereye götürdüler peki?"
"Barınaklara götürmediklerine eminim, çünkü böyle yerleri yoktu. Onları toplayıp sadece kentin diğer bölgelerine dağıttılar, gübre gibi etrafa serpiştirdiler."
Kahvesinden bir yudum aldı ve arabanın ısıtıcısını ayarladı, bunu yaparken beş saniye için direksiyon boş kalmıştı. "Unutma Michael, herkes bir yerde olmak zorundadır. Bu insanların alternatifleri yok. Karnın açsa, yiyecek bir şeyler için dilenirsin. Yorgunsan, ilk bulduğun yerde kıvrılıp yatar ve uyursun. Evin yoksa bir yerde yaşamak zorundasındır."
"Onları tutukluyorlar mı?"
"Her gün ve bu, saçma bir kamu politikası. Sokaklarda yaşayan, barınaklara girip çıkan, bir yerlerde asgari ücretle çalışan ve kendine yeterli olabilmek için elinden geleni yapan bir adam düşün. Bu zavallıyı, köprü altında uyuyor diye tutukluyorlar. O adam köprü altında uyumak istemiyor ama, herkes bir yerde uyumak zorunda. O adam suçlu, çünkü, şehir meclisi, şehir meclisinin parlak fikirli üyeleri evsiz olmayı bir suç olarak kabul etmiş. Zavallı adam hapisten çıkmak için otuz, cezası için de ayrıca otuz dolar ödemek zorunda. İncecik cüzdanından altmış dolar çıkıyor. Böylece, bir kademe daha aşağıya iniyor, biraz daha fakirleşiyor. Tutuklanıyor, hakaret görüyor, cezalandırılıp cezasını ödüyor ve bu adamın, hatalarını görüp, kendisine bir ev bulması isteniyor. Ona, sokaklardan çekil diyorlar. Bu, şehirlerimizin hemen hepsinde oluyor."
"Hapiste kalmak onun için daha iyi olmaz mı?"
"Son zamanlarda hapishaneye gittin mi hiç?"
"Hayır."
"Sakın gitme. Polisler evsizlerle, özellikle de akıl hastası ve madde bağımlısı olanlarla uğraşmak için eğitilmemişlerdir. Hapishaneler çok kalabalık. Suçlarla ilgili adalet sistemi zaten bir kâbusa dönüşmüş ve evsizleri tutuklayıp suçlamak, sistemi daha da tıkıyor, işin aptalca yanı da şu: Bir insanı bir gün hapiste tutmanın maliyeti, ona bir çatı, yiyecek, ulaşım imkânı ve danışma hizmeti sunmanın maliyetinden yüzde yirmibeş daha fazla tutuyor. Bunların kuşkusuz uzun vadeli yararları olacaktır ve bunlar hiç kuşkusuz çok daha mantıklıdır. Yüzde yirmibeş. Tutuklama ve işlemlerin maliyeti de buna dâhil değildir. Belediyelerin çoğu zaten parasız, özellikle de D.C. belediyesi - unutma, barınakları da bunun için kapatıyorlar - ama evsizleri suçlular haline dönüştürüp daha fazla para harcıyorlar."
Onu teşvik etmeme gerek yoktu ama ben yine de "Bunlar dâvâ konusu durumlar," dedim.
"Onları deliler gibi dâvâ ediyoruz. Tüm ülkede avukatlar bu yasalara saldırıyorlar. Allah’ın cezası belediyeler, hukuk harcamaları için, evsizlere barınak yapmaktan çok para harcıyorlar. Bu ülkeyi sevmek zorundasın. Dünyanın en zengin kenti New York, insanlarına ev sağlayamıyor, onlar da sokaklarda uyuyor, 5'inci Cadde'de dileniyorlar, bu da hassas New Yorkluları üzüyor ve sokakları temizleme sözü veren Rudy Bilmemkim'i başkan seçiyorlar, adam şehir meclisini toplayıp evsizleri kanun dışı ilan ediyor, onlara, dilenemezsin, kaldırımda oturamazsın, evsiz olamazsın, diyor, barınakları kapatıp yardımları kesiyor ve sonra da zavallı evsizlere karşı kendilerini savunmak için New York avukatlarına avuç dolusu paralar ödüyorlar."
"Washington ne durumda?"
"New York kadar kötü değil belki ama çok da iyi değil tabii."
Kentin öyle bir mahallesine gelmiştik ki, iki hafta önce buradan zırhlı bir araçla ve gündüz vakti bile geçemezdim. Dükkânların önlerinde siyah demir parmaklıklar vardı; apartman binaları yüksek, parmaklıklarından çamaşırlar sarkan ölü yapılara benziyordu. Gri kiremitli, federal hükümet parasıyla alelacele inşaa edilmiş kişiliksiz binalardı.
Mordecai, "Washington, siyahların egemen olduğu bir şehir" diyerek sözünü sürdürdü, "ama geniş bir zengin kesimi de var. Değişim isteyen birçok eylemci ve radikali çekiyor. Yani senin gibi insanları."
"Ben pek eylemci ve radikal sayılmam canım."
"Pazartesi günü sabahını yaşıyoruz. Son yedi yıldır Pazartesi sabahları nerede olduğunu düşün."
"Masamdaydım."
"Mükemmel, güzel bir masa."
"Evet."
"Şu senin zarif ve mükemmel ofisinde."
"Evet."
Sırıtarak yüzüme baktı ve "işte şimdi sen de bir radikalsin," dedi.

Sokak Avukatı (The Street Lawyer), John Grisham, Remzi Kitabevi, İstanbul 1998

Yorumlar (0)
25
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?