banner39

Filistin toprağının kokusu

Bu anlaşmazlığın muhtemel tek çözümü, iki tarafın da karşılıklı olarak birşeylerden vazgeçmesine bağlı.

Alıntı 21.02.2014, 08:45 21.02.2014, 08:48
Filistin toprağının kokusu

Bir barikatın önünde, çürük sebze kamyonları ve durdurulmuş ambulanslar arasında, kızgın güneşin altında saatlerce beklemek, kimileri alaycı duygusuz, askerlere hasta oğlunun geçmesine izin versinler diye yalvaran annelerin sesini duymak gerekmişti, bir tavuğu yakalamaya çalışırken vurulan sekiz yaşındaki oğlunun ardından ağlayan şu babayı gözyaşlarını saklamaya çalışırken görmek gerekmişti. Hastane yatağındaki şu küçük felçli çocuğun, okuldan dönerken Üç askerin “eğlenmek için ona ateş ettiğini” anlatmasına tanık olmak gerekmişti. Ve yine, kız kardeşi bir intihar saldırısında öldürülmüş olan şu İsrailli genç kız Orit’i, gözyaşlarını tutmaya çalışarak ve isyanla “anlamıyorsunuz, onlar barış istemiyor, onların tek amacı bizi tümüyle yok etmek” diye konuşurken görmek gerekmişti.

Diğer yandan, Samira, Leyla ve Etedel de bana tamamen aynı cümleyi söyleyecekti.

Her iki tarafta, barış istemeyen ya da onu karşı tarafın tümüyle yok edilmesi karşılığında isteyen bir azınlıkla da karşılaştım. Bu görüşün İsrailli taraftarları, Batı Şeria’nın, İsrail topraklarına ait olması gerektiğini, çünkü onun Yehova tarafından kendilerine verildiğini iddia ediyorlar. Buna karşılık bazı Filistinliler de, topraklarına, yani çoğunlukla, bugünkü İsrail’i oluşturan topraklara sığınmış olan bütün mültecilerin geri dönmesini istiyor. Bu da, ülkenin demografik dengesini ve Yahudiler için kurulmuş “Siyonist” devlet eğilimini yıkmak anlamına geliyor.

Ama aynı biçimde, her iki tarafta, barışa inanmış ve barış için çabalayan insanlarla da karşılaştım.

Bu görüşün Filistinli yandaşları, güç ilişkisinin tek gerçekçi seçim olduğunun farkındalar. Ancak özellikle bunlar, anlaşabileceklerini düşündükleri bir halkla İsrail hükümetlerini birbirine karıştırmayı reddediyorlar.

İsrail tarafındaysa sözü, seslerini sıkça duyma imkânı bulamadığımız, bununla birlikte bu bölgenin umudunu temsil eden küçük bir azınlığa bırakmak istedim. Filistinlilerin hakları için her şeye karşı savaşan bu birkaç insan, bunu kuşkusuz bu mağdur halkın hayatta kalması için, ama aynı zamanda ülkelerinin ayakta kalması için yapıyor. Şaron ve benzerlerinin yürüttükleri politikaların sonunda bir intihar olacağını biliyorlar.
Bu insanlar aynı zamanda, ender görülen bir soylulukla, evrensel insan değerlerine saygı gösterilmesi için de savaşıyorlar. Kendi deyişleriyle, asırlar boyu karşılaştıkları cellatlara benzememek için savaşıyorlar.

Bu anlaşmazlığın muhtemel tek çözümü, iki tarafın da karşılıklı olarak bir şeylerden vazgeçmesine bağlı. Şiddet ve savaşlar çözüm değil; çünkü mağlup her zaman öyle kalmıyor. Herkesin gönülden bağlandığı bu topraklarda, her askeri çözüm geçici olmaya mahkûmdur. Yeni kuşaklar kavgaya devam edecektir, üstelik daha da şiddedi bir biçimde, çünkü ölümler ve acılar biriktikçe, kinler de büyüyecektir.

Bu alanda çözümler ileri sürülmüştür, fakat bu çözümleri geliştirme isteği, daha da önemlisi onları uygulama cesareti gösterebilmek gerekiyor.

“Not: Filistinliler ile yaptığım görüşmelerde, bana hikâyelerini anlatan insanları korumak amacıyla, kişi ve yer adlarının çoğunu değiştirdim. Bazen bunu yaptığımda, bana buna gerek olmadığını, yaşamlarının zaten ölümden farksız denebilecek kadar çekilmez olduğunu söylediler.” (Kenize Murad)

Toprağımızın Kokusu Filistin ve İsrail'in Sesleri, Kenize Murad, Everest Yayınları, İstanbul 2011

banner53
Yorumlar (0)
21
hafif yağmur
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?