banner39

Kim Daha Çok Yerli?

Geleneksel Osmanlı değerlerine sırt dönülmesi gerektiğini iddia eden cumhuriyetçi seçkinler bile, bir kök bulabilmek için Orta Asya'ya dönmüşlerdi.

Alıntı 11.05.2012, 16:14 11.05.2012, 16:14
Kim Daha Çok Yerli?

Yerlilik fikirlerinin, yaşanan krizleri aşmak ve modernleştirici saldırılara yerel ve meşru cevaplar üretebilmek için ortaya atıldığını söylemiştik. Oldukça genel hatlarıyla hatırlamaya çalıştığımız yaklaşık 150-200 yıllık süreçte Osmanlılıktan Türklüğe kadar uzanan kimlik arayışları esasen hep yerli olmak iddiasındaydı. Müfrit Batılılaşmacılardan en sofu İslamcılara her fikri akım, tarihsel olarak üretilen değerlerden ilham aldıkları iddiasındaydı; en kötüsünden herkes bir sentez arayışındaydı. Geleneksel Osmanlı değerlerine sırt dönülmesi gerektiğini iddia eden cumhuriyetçi seçkinler bile, bir kök bulabilmek için Orta Asya'ya dönmüşlerdi. Çünkü onlara göre medeniyetin beşiği İslam öncesindeydi.

İdeolojilerin tahakkümü altında yaşanan 19. ve 20. yy birçok çatışma ve savaşa sahne oldu. Ulus devletlerle sonuçlanan bu çatışmalarda uzun zaman ulus devletin dayanaklarının neler olabileceği/olması gerektiği tartışıldı. Cumhuriyet tarihi açısından bakıldığında bile ülkemizde birçok yerlilik fikrinin ortaya atıldığını görmekteyiz. Maviciler, Anadolucular, ırkçılığı savunan milliyetçi gruplar, Kemalistler, laikçiler, sosyal solcular, liberal sağcılar, muhafazakarlar, hepsi düşüncelerini gerek Osmanlı gerekse Türk tarihinden referanslarla oluşturmaya çalıştılar. Özünde evrenselci bir ideoloji olan Marksizm bile Kemal Tahir, İdris Küçükömer ve Baykan Sezer'in oluşturduğu bir damardan yerlilik arayışlarına girmiştir.

Yerlilik fikri 1970'lerden sonra, belki de en çok bazı Müslüman edipler tarafından dillendirilmiştir. Çünkü Batının zihin dünyasının ağır baskısından kaçabilmek için üretilen geçmiş güzel günler nostaljisi ve hatta Asr-ı Saadet kurgusu; aynı zamanda şimdilerde yapabilmeyi umdukları ama Batıcılık nedeniyle bir türlü gerçekleştiremedikleri umutlarının kaynağı gibiydi. Atalarımız İslam'dan aldıkları ilhamla sanatta, edebiyatta, musikide, mimaride şah-eserler ortaya koymuştu; oysa şimdi biz onları taklitten bile yoksunuz duygusu hep egemen oldu. Elbette bu kötücül bakış açısı, zaten ahir zaman Müslümanı olan kuşaklar için Asr-ı Saadet'ten her gün biraz daha uzaklaşılıyor hissinin yarattığı bir durumdu. Mesiyanik bilinçdışının da kışkırttığı her şey hep bozulmaya gidiyor duygusu her daim belirleyici oldu. Ancak "kıyametin yarın kopacağını bilseen bile elinde bir fidan varsa dik" anlamındaki hadisler bir şeyler yapmayı her zaman tetiklemiştir.

İmge, Gerçeklik ve Kültür, Cemal Şakar, Okur Kitaplığı, İstanbul, Mart 2012

banner53
Yorumlar (0)
25
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?