Müslüman aklın krizi

Fikrî krizlerin kökenlerine inilmemesi, ıslah teşebbüslerini buhran belirtileriyle uğraşmakla sınırlandıracak ve hastalık katlanarak büyüyecektir.

Müslüman aklın krizi

Son birkaç yüzyıldır gerileme süreci yaşayan Müslümanlar az sayıdaki küçük ve ücra bölgeler dışında, Avrupa emperyalist gücünün hâkimiyeti altına girmiştir. Daha kötüsü, günümüzde de aynı tesir alanının içinde kalmaya devam etmektedir. Müslümanların stratejik değere sahip toprakları, yabancı sanayi için önem taşıyan pazarları, hammaddeleri ve ucuz iş gücü için küresel güçler yarışa girmiş durumdadır. Bütün bunlar da, sözkonusu avantajlarına rağmen kendini beslemekten âciz düşen Müslümanların; bilimsel ve teknik üslere, sanayiye, teknik tecrübeye, gelişmiş teknoloji kurumlarına ve bağımsız bir güç olmak için diğer tüm unsurlara ciddi anlamda ihtiyaç duyduğu bir zamanda olmaktadır.

Müslümanların gerileme sebepleri eski tarihlere dayanır. Birçok millet, çöküşten önce büyük zenginliklerin ve daha önceden elde edilmiş refahın sefasını sürmüştür. Bu sebeple, çöküşün tarihî sebeplerini idrak edebilmek diğer nedenlere oranla daha zor olabilir. Bu durum, ilk dönemlerinde zenginliğe, ilim ve öğrenim merkezlerine, bireysel servetlere ve bayındırlığa sahip olan ümmet için de geçerlidir. Ümmet topraklarındaki genişlemenin durması, yolsuzluğun yaygınlaşması, taarruzdan savunmaya geçişteki durum değişikliği, Bağdat, Kudüs, Kurtuba gibi farklı yerlerdeki kayıplar, aslında yaklaşmakta olan çöküşün habercisiydi.

Kurtuluş umudumuzu yitirmemek ve çöküşümüzün gerçek nedenlerini anlamak istiyorsak hastalığın belirtilerinin ve gelişim aşamalarının esas nedenlerinden ayırt edilmesi oldukça önemlidir. Tarihî olarak sapkın inanç, mezhep ve fırkaların yaygınlık kazanması ümmetin başına ilk defa gelmemektedir. Bu olgu, Sabiîlik, İsmailîlik, Nusayrîlik, Dürzîlik ve diğer mezheplerle birlikte başlamıştır. Günümüzde ise Bahaîlik, Ahmedîlik, Kadıyanîlik ve milliyetçilik formlarındaki benzeri sapkınlıkların tam ortasında bulunmaktayız.

İslâmiyetin erken dönemlerinde Müslümanlara tehdit oluşturan Roma ve Pers imparatorluklarına karşı koyabilmek için İslâmiyeti henüz kabul etmiş bedevilerden sivil ve askerî olarak destek almak zorunda kalındığı bir dönemde, sözkonusu mezheplerin, daha o zamanlar kök salmaya başlamış bir hastalığın belirtileri olduğu görülmektedir. Bu kabileler, zihniyetleri tam anlamıyla İslâmî öğretilerin süzgecinden geçmediği için, kısa bir süre içinde ciddi ayaklanmalara sebep oldular. Nihayetinde İslâm devletinin başkenti olan Medine’ye saldırarak Halife Osman bin Affan hükümetini devirdiler. Bu olay, hem İslâm hem İslâm öncesi öğreti ve inanışların karışımını benimseyen etnik eğilimli ve aşiret ağırlıklı daha küçük devletlerin oluşmasına yol açtı.

Müslümanların içine saplandığı batağın derinliği, karşı karşıya olduğu tehdidin ciddiyeti ve içinde bulunduğu krizin boyutu üzerine biraz düşünecek olursak; durumun vahametini anlayabilir ve daha da kötüye gitmesini önlemek için acil tedbirler alınması gerektiğini idrak edebiliriz. Her ne kadar bu olumsuz gelişmeler açıkça ortada bulunsa ve aklı başında her insan bu konuda görüş birliğine sahip olsa da, iş bu meselelerin çözümüne geldiğinde, hemen hemen hiç kimse bir çözüm teklifi veya çözüme giden yol üzerinde mutabık kalamamaktadır. Etnik merkezciliğin, milliyetçiliğin, ateistliğin, anarşi ve sınır tanımazlığın gittikçe yayılması, durumu daha da karmaşık bir hale getirmektedir. Bu arada reform yanlısı olduğunu iddia eden bazı insanlar, yabancı ideolojileri ellerinden geldiğince yaymaya çalışarak ümmete düşmanlık etmektedirler. Çünkü onlar, bu ideolojilerin sağlıklı bir topluma işaret ettiğini iddia ederler veya ilerleme ve reform için başlangıç noktası olduğunu savunurlar.

Bizim ilk yapmamız gereken şey, krizle mücadele için gerçek bir başlangıç noktası belirlemektir. Belki de önce, ümmetin önündeki başlangıç noktası seçeneklerini ele almalıyız.

Müslüman Aklın Krizi, Prof. Dr. Abdülhamid A. Ebu Süleyman, Mahya Yayıncılık, İstanbul 2012

Güncelleme Tarihi: 26 Haziran 2014, 17:16
YORUM EKLE

banner33

banner37