Siyah Beyaz Ebru

Mükevvenatın yaratılışındaki ince sırrı kavrayıp; var görünen tek beyazla, yok görünen siyahı buluşturan Barutcugil’in Hikmet’inden sual olmaz.

Siyah Beyaz Ebru

Günümüzde, genellikle kâğıt süsleme sanatı olarak bilinen Ebru, en eski Türk san'atlarından biridir. Nerede ve ne zaman başladığı henüz kesin olarak bilinmemektedir. Sırlar âleminden bizlere gizli güzellikler sunan aşk dolu bir san'attır EBRU.

Ebru tarihçileri, bugün bilinen çok renkli ebruların, birçok medeniyetin merkezi durumunda olan Orta Asya’da, Türkistan’da doğduğunu söylüyorlar. Buhara ve Semerkant’ta başlayan ebrunun Çağatayca’daki bilinen ilk adı EBRE'dir (hare gibi, damarlı). İran’a geldiğinde EBRİ (bulutumsu, bulut gibi) ya da ABRU (su yüzü) adını aldı ki, bu sanatın en kısa tarifi bu sözcüktedir: “Su Yüzü Resmi”... Hindistan’a ABAR adı ile giden sanat, Anadolu’da EBRU diye anıldı. Eski üstadlarımız, “Ebri”yi sıkça kullandılar. 17. yüzyılın başlarında Türk kâğıdı adı ile Avrupa’ya gitti ve tüm dünyaya da buradan yayıldı.

Türkler, sekizinci yüzyılda kâğıt yapımına başladılar. İnce ruhları ve mistik şahsiyetleri ile kâğıt süsleme san'atlarında çok ilerlediler. Muhtemelen ilk ebru yapımını da o yıllarda gerçekleştirdiler. Ancak elimizdeki tarihi bilinen en eski ebrular 11. yüzyıla aittir. Bu örnekler oldukça olgunlaşmış, mükemmelleşmiştir. Ebru tarihçileri, ebrunun bu seviyeye gelebilmesi için birkaç yüzyıl geçmesi gerektiği kanaatindedir.

Ebru kâğıtları ilk zamanlarda resmî devlet belgeleri, çeşitli antlaşmalar ve önemli olayların yazıldığı, özellikle ince desenli kâğıtların zemin olarak tercih edildiği bir kullanım alanı bulmuştur. Böylelikle belge üzerinde tahribat önlenmeye çalışılmıştır. Bu, günümüzde kâğıt paralar, çek defterleri, senet, bono kâğıtları üzerindeki karmaşık desenlerin silinti girişimlerini belli etme mantığına uymaktadır. Ayrıca ticarî defterlerin kenarları, sayfa eksiltmeme düşüncesi ile ebrulanmıştır.

Ebru Sanatı, İslâm San'atları içinde önemli bir yer tutmuş, hat ve cilt san'atlarına yardımcı san'at olarak kullanılmıştır. Ayrıca mistik özellikleri, yani “ilâhi güzellik arayışı” temeline dayanan tasavvuf düşüncesi ile Osmanlılar döneminde birçok tekke; usta-çırak yöntemiyle öğrenci yetiştiren “san'at atölyeleri” haline gelmiştir. Bunun en yakın ve güzel örneği, Üsküdar Sultantepe’de 19. yüzyıl sonunda kurulan Özbekler Tekkesi’dir. Ebru san'atını günümüze getiren zincirin halkaları buradan geçer. Sadık Efendi, Ethem Efendi, Necmeddin Okyay, Mustafa Düzgünman, Niyazi Sayın ve daha nice feyiz alanlar...

Ebru, genellikle çok renklidir. Türkçemizde, ‘Ebruli’ sözcüğü rengârenk anlamında kullanılan bir kelimedir. Bu çokluktan kurtulup, tekliğe ulaşmak; yani “kesretten vahdete” giden yolculuğu, ilâhi güzelliği arayan Hak yolcularına ebru san'atı ile hatırlatmak niyeti ile bu sergi ve katalog hazırlandı. Bu eserler renkli ebruların siyah-beyaz baskıları değildir. Sadece bir tek renk, siyah boya (is) kullanılarak yapılan ebrular, beyaz kâğıtlara alınarak oluşturulmuştur. Bu halin derin tasavvufî ve bilimsel yönlerini, değerli üstatlar Sayın Mustafa Özdamar ve Prof. Dr. Ahmet Ünal Beyefendiler yazdılar. Sayın Jane Louise Kandur Hanımefendi İngilizce’ye tercüme etti. Kendilerine ve tüm emeği geçenlere sonsuz teşekkürlerimi arz ederim. Bu eserimi muhterem sanat ve ebru sever dostlara sunmaktan bahtiyarlık duyarım.

Hikmet Barutçugil
Salacak, Ekim 2004

Siyah Beyaz Ebru, Hikmet Ahmet Barutçugil, Ebristan Yayınları, İstanbul 2005

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2014, 11:19
YORUM EKLE

banner39