banner39

ABD'de Konfederasyon bayrağı sosyal medyaya karşı

6 Ocak’ın hemen ardından Başkan Trump’ın sosyal medyadaki varlığının yok edilmesine yönelik amansız sürek avı da yine bu “Amerikan tarzı özgürlük söyleminin” daha uzun süre tartışılacak bir başka boyutu olabilir.

Amerika 11.01.2021, 14:15
ABD'de Konfederasyon bayrağı sosyal medyaya karşı

Amerika Birleşik Devletleri’nin tarihi vakalar silsilesiyle yoğurulan başkanlık seçimi 6 Ocak’ta Washington’daki siyaset sahnesinin yapısını değiştirmenin ötesine geçecek gelişmelerin kapısını açtı. Bu gelişmeleri ABD’nin iç siyasetine ve küresel siyasete yaptığı etkiler bakımından iki ayrı boyutta irdelemek yerinde olacaktır. Çünkü 6 Ocak günü ABD Kongresi’nde ortaya çıkan kimi manzaraların bu ülkenin siyasi eliti üzerinde yarattığı etkileri anlamak uluslararası toplum için kolay olmayacaktır.

  • ABD Kongresi’nde 6 Ocak günü ortaya çıkan kimi manzaralar, Amerikan toplumundaki sistemik rahatsızlıkların 21. yüzyılın ilk çeyreğinde artık üzeri örtülemez şekilde gündeme gelmiş bulunduğunu gösteriyor.

Konfederasyon bayrağı 160 yıl sonra Washington DC’de 

5 Ocak’ta Georgia eyaletindeki Senato seçiminin ikinci turunda iki sandalyeyi Demokrat Parti temsilcilerinin kazanmasıyla, Temsilciler Meclisi ve Beyaz Saray’dan sonra Senato’da kontrolün Demokrat Parti’ye geçmesi ABD’deki siyasi atmosferi daha da elektriklendirdi. Georgia eyaletindeki seçim sonucunun netleşmesini takip eden saatlerde Trump yanlılarının Washington DC’de seçim sonuçlarının geneline itiraz amacıyla yaptıkları eylem, Cumhuriyetçi Parti ileri gelenlerinin de tepkisini çeken dramatik sonuçlara yol açtı.

  • Güney eyaletlerini temsil eden Konfederasyon bayrağının Kongre koridorlarında Trump taraftarları tarafından dalgalandırılması sembolik bir önem taşıyor. Amerikan iç savaşı esnasında dahi güney eyaletlerinin bayrağı, kuzeylilerin başkenti Washington DC’ye, yani Kongre binasına 10 kilometre kadar yaklaşabilmişti.

Bu tepkinin kaynağında 1861-1865 yılları arasındaki iç savaştan 160 yıl sonra Güney eyaletlerini temsil eden Konfederasyon bayrağının Kongre koridorlarında Trump taraftarları tarafından dalgalandırılması önemli yer tutuyor. Amerikan iç savaşı esnasında dahi kölelik yanlısı güney eyaletlerinin bayrağı, kuzeylilerin başkenti Washington DC’ye, yani Kongre binasına 10 kilometre kadar yaklaşabilmişti. 11-12 Temmuz 1864 tarihlerindeki Fort Stevens Muharebesi’nde güneylilerin Kongre binasını ele geçirme hayalleri son bulmuş, Konfederasyon bayrağı ülke genelinde dalgalanma ihtimalini yitirmişti.

Ancak 1865’te iç savaşın Güney’in mağlubiyetiyle bitmesine rağmen rövanşist duyguların son bulmadığı 6 Ocak günü anlaşıldı. Ne 20. yüzyılın ne de 21.’nin Amerikan toplumuna sunduğu imkânlar, hatta Soğuk Savaş’ın kazanılmış olması, 160 yıl öncesinin fikrî ve iktisadî mücadelesinin ateşini söndürmeye yetmedi.

Bu mücadelenin ikinci raundu iç savaşın 100. yıldönümünde yaşanmıştı. Dönemin ABD Başkanı Lyndon B. Johnson 1964’te önce Medeni Haklar Yasasını, ertesi yıl ise Oy Verme Hakkı Yasasını imzalamış, güney eyaletlerini özellikle eğitim alanında ırk ayrımına son vermeye zorlamıştı. Güney eyaletlerinde başlayan direnişe ABD Başkanı Johnson’ın yanıtı siyah ilkokul çocuklarını Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ajanları eşliğinde okula göndermek, eşitlik yasalarına karşı çıkan eyalet valilerini tutuklamaları için Ulusal Muhafız generallerine yetki vermek olmuştu. Güneyin bu ikinci mağlubiyetinin ardından Ku Klux Klan gibi aşırı sağcı örgütler toplumsal tabana yayılmaya ağırlık verdiler. Çay Partisi gibi yasal görünümlü oluşumların içerisine eklemlenerek Cumhuriyetçi Parti’ye nüfuz eden aşırı sağ, Trump’ın başkan adaylığı sayesinde meşru siyaset sahnesinde kendilerini gösterme fırsatı buldular.

ABD’nin seçilmiş Başkanı Biden tarafından “darbe girişimi” olarak nitelenen 6 Ocak’taki Kongre baskını, bu gruplar nedeniyle “domestic terrorism (yerli terörizm)” kavramını farklı bir boyutta literatüre yeniden kazandırdı. ABD için bugüne kadar teröristler hep “yabancılardı”. Irkçı motivasyonlarla katliam yapan beyaz Amerikalılar her seferinde “psikopat” ya da “deli” olarak etiketlenerek yargı karşısına terörist olarak çıkmaktan kurtarılmıştı. Ancak Amerikan toplumundaki sistemik rahatsızlıklar 21. yüzyılın ilk çeyreğinde artık üzeri örtülemez şekilde gündeme gelmiş bulunuyor.

Soğuk Savaş’ın kör eden zaferi

ABD, Soğuk Savaş’taki rakibi Sovyetler Birliği’ni bir meydan savaşı ile mağlup etmedi. Kremlin Sarayı’ndaki Sovyet Komünist Partisi bürokrasisi 1960’lardan itibaren büyüyen yapısal sorunlarla yüzleşmek yerine kestirme yoldan değişimi deneyince 1988’de duvara çarptı. Kıtalararası balistik füzeleri ve dünya yörüngesinde uzay istasyonu olan SSCB’yi mağlup eden şey askeri sahadaki bir başarısızlık değil, Moskova başta olmak üzere büyük kentlerinde yaşayan halka temel gıda maddeleri tedarik edememesi olmuştu. Sovyetler Birliği parçalara ayrılırken kutlama partisi düzenleyen Beyaz Saray ise kendisinin de yapısal reformlara ihtiyaç duyduğu gerçeğini göz ardı etti. Zafer sarhoşluğu ABD’yi kendi eksiklerini göremeyecek kadar kör etmişti.

AA

banner53
Yorumlar (0)
23
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?