banner39

İhsanoğlu: Bu Arap Baharı değil

İİT Genel Sekreteri İhsanoğlu, "Arap Baharı'na gelmemiz için uzun zaman lazım. Uzun bir sonbahar ve kış olacak, bu kış döneminin ne kadar süreceğini bilemiyoruz. Bahar gelecek inşallah'' dedi.

Amerika 15.03.2012, 05:34 15.03.2012, 05:34
İhsanoğlu: Bu Arap Baharı değil

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, Ortadoğu'da yaşanan değişim süreciyle ilgili olarak ''Yaşanılan Arap Baharı değil, Arap Sonbaharı, bu diktatörlerin düştüğü zaman'' dedi.

İİT Genel Sekreteri İhsanoğlu, Arap Baharı'nın yaşanması için kış döneminin geçirilmesini ve bunun uzun zaman alabileceğini belirterek ''Ama bahar gelecek inşallah'' diye konuştu.

İhsanoğlu, New York'taki temasları kapsamında Uluslararası Barış Enstitüsü'nde (IPI), ''İİT'nin Geçiş Dönemindeki Rolü'' konulu konferans verdi.

IPI'nın kıdemli danışmanlarından Warren Hoge'un yönettiği konferansta İhsanoğlu, 2005'de o zamanki İslam Konferansı Teşkilatı'nın başına seçilen ilk genel sekreter olmasından bugüne kadar geçen dönemde 57 üyeli İİT'nin nasıl bir değişimden geçtiğini, tüzüğünü ve adını nasıl değiştirdiğini, üye ülkeler arasında dayanışmaya verdiği önemi ve 10 yıllık eylem planını nasıl uygulamaya koyduğunu anlattı.

Bu kapsamda tüzüğünün BM Şartı paralelinde insan hakları gibi evrensel hakları ve değerleri benimsediğini anlatan İhsanoğlu, teşkilatın ismini değiştirmenin de kolay olmadığını, ama bu değişiklikle İİT'nin teşkilat olarak ''yeniden doğduğunu'' belirtti. İhsanoğlu, İİT'nin Uluslararası Daimi İnsan Hakları Komisyonu kurmasının da son derece önemli olduğunu, Komisyonu'nun 4 üyesinin de bayan olduğunu bildirdi.

İİT'nin Ortadoğu'daki değişim süresinde nasıl bir rol oynadığıyla ilgili olarak da İhsanoğlu, geçen mart ayında olayların başlamasından beri özgürlük ve reform isteyen insanların öldürülmesinin İslami değerlere aykırı olduğunu, reform taleplerinin diyalog yoluyla karşılanması ve siyasi sorunların yine diyalogla çözülmesi çağrısında bulunduklarını anlattı.

SURİYE

Tunus'ta 24 Şubat'ta düzenlenen Suriye Temas Grubu toplantısıyla ilgili bir soru üzerine, İhsanoğlu toplantıya katıldığını, aslında bu tür bir temas grubu kurulmasını önerisini de Kasım 2011'den bu yana kendisinin yaptığını söyledi.

İİT olarak Suriye'deki krizin çözümünde Arap Birliği girişimini ve BM-Arap Birliği özel temsilcisi Kofi Annan'ın rolünü desteklediklerini vurgulayan İhsanoğlu, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un insani işlerden sorumlu yardımcısı Valerie Amos'un da Suriye'ye insani yardım göndermesi kapsamında İİT ile işbirliği yapmak için kendilerini ziyaret ettiğini anlattı.

Suriye'deki krize ilişkin olarak ''neler yapılmaması gerektiği'' konusunda bir uzlaşma olduğunu, bunların ''askeri müdahaleye ve muhalefete silah gönderilmesine karşı olunması ve Suriye'deki krizin iç savaşa dönüşmemesi olduğunu'' anlatan İhsanoğlu, Suriye'de ''neler yapılması gerektiği'' konusunda ise henüz uzlaşma olmadığını, insani yardım koridoru oluşturulması ya da Suriye'ye BM-Arap Birliği-İİT askeri gücü de göndermek dahil pek çok önerinin gündeme geldiğini, ancak BM Güvenlik Konseyi kararıyla bu konuda yetki verilmeden birşey yapılamayacağını söyledi.

''Sayın Kofi Annan'ın bilgeliğine ve tecrübesine inanıyor ve onu çözüm yolunda destekliyoruz'' diye konuşan İhsanoğlu, bu kapsamda Yemen modelinin Suriye'ye örnek teşkil edebileceğini belirtti.

FİLİSTİN-İSRAİL MESELESİ

Filistin meselesinin çözümü konusunda bir soru üzerine ise İhsanoğlu, İİT'nin bu konuda tutumumun açık olduğunu ve iyi bilindiğini belirtti.

Hamas ve El Fetih'in ulusal birlik hükümeti kurma kararının olumlu etkilerinin olacağını ifade eden İhsanoğlu, böyle bir durumda demokratik bir hükümetin halkını daha çok düşüneceğini ve savaş istemeyeceğini, Filistin davasını demokratik şekilde savunacağını, bunun hem Filistinliler hem de İsrail için ''iyi haber'' olduğunu söyledi.

'ARAP BBAHARI DEĞİL'

İhsanoğlu, bölgedeki gelişmelere ilişkin bir soru üzerine öncelikle ''Arap Baharı'' deyiminin yanıltıcı olduğunu söylemek istediğini ifade ederek şöyle konuştu:

''(Ortadoğu'da) Yaşanılan Arap Baharı değil, Arap Sonbaharı, bu diktatörlerin düştüğü zaman. Arap Baharı'na gelmemiz için uzun zaman lazım. Uzun bir sonbahar ve kış olacak, bu kış döneminin ne kadar yıl süreceğini bilemiyoruz. Ama tabii bahar gelecek inşallah.''

Bölgede bu kapsamda ''Türkiye modelinden'' ya da diğer ülke modellerinden söz edildiğini de belirten İhsanoğlu, demokrasiye geçmenin bu ülkeler için de uzun zaman aldığını kaydetti.

İhsanoğlu, ''Bu bahar değil, devrim de değil. Devrim olsa devrimin liderleri olur, onların belirli bir ideolojileri, felsefeleri olur, kendi rejimlerini kurarlar. Bu yaşanan ise kitlelerin doğal reaksiyonu, enerjinin ortaya çıktığı deprem gibi bir şey'' diye konuştu.

Şeriatla ilgili bir soru üzerine ise İhsanoğlu, bu kavrama batıda olumsuz yaklaşıldığını, bunda da batıyı suçlamanın yanlış olacağını, Müslüman dünyasında bazı ülkelerde diktatörlerin kendi rejimlerini sürdürebilmek için 'şeriat uyguluyoruz' deyip insanları hapse attıklarını, öldürdüklerini ifade etti. İhsanoğlu şeriatın bu olmadığını, İİT'nin bu konuda 10 yıllık eylem planında hep ılımlılıktan söz edip, radikalleşmeyi, aşırılığı hep reddettiğini vurguladı.

NÜKLEER SİLAHLAR

İhsanoğlu, İran'ın nükleer programıyla ilgili bir soru üzerine ise nükleer güce az sayıda ülkenin sahip olduğunu, konuya yaklaşırken de ''adil ve tarafsız'' olunması gerektiğini vurguladı ve şöyle konuştu:

''Örneğin ABD neden Hindistan'ın nükleer güce sahip olmasına karşı toleranslı da Pakistan'ın olmasına karşı değil- İyi bir örnek verirsek Kazakistan kendi isteğiyle Sovyet döneminde elinde kalan nükleer silahları istemedi ve bölgedeki komşu ülkelerle birlikte hareket ederek Orta Asya'yı nükleer silahlardan arındırılmasında rol oynadı. Bu neden Ortadoğu'da da yapılmasın- O zaman buna herkes saygı gösterir.''

İhsanoğlu'nun New York'tan Washington'a geçerek üst düzey temaslarda bulunması, ardından cuma günü tekrar New York'ta temaslarına devam etmesi bekleniyor.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?