Juan Peron Kimdir?

Arjantin’de uzun Yıllar Devlet Başkanlığı yapan Juan Peron’un Hayatı ve Arjantin üzerindeki etkilerinin detaylarını haberimizde bulabilirsiniz.

Juan Peron Kimdir?

Juan Doming Peron (8 Ekim 1895- Temmuz 1974) Arjantinli asker ve siyasetçi Peronist hareketin kurucusu ve önderidir. 1946-55 ve 1973-74 yılları arasında başkanlık yapmıştır


Yaşamı

Çoğu Arjantinli gibi Fransız ve İtalyan ataları olan bir Kreol idi. Buenos Aires eyaletinin Pampalarındaki bir kasabasında dünyaya geldi. On altı yaşındayken askeri okula girdi ve 1913’te yedek subay oldu. 1930’ların sonunda İtalya’da askeri ataşe olarak görev yaptı. Bu sırada faşistlerle Nazilerin siyasi yükselişlerini yakından izledi. Tarih ve siyaset felsefesine ilgi duyan Peron’un bu konularda yayımlanmış çalışmaları vardır. 1941’de albay oldu, 1943’te muhafazakâr Ramon Castillo yönetimine son veren darbenin, amiral gemisi Birleşik Subaylar Grubu (GOU) içinde yer aldı. İzleyen üç yıl içinde yönetime gelen askeri hükümetlerde çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı gibi küçük bir görev üstlenmesine karşın, bu görevi sırasında sendikaların desteğini elde ederek yönetim içinde etkisini artırmaya başladı. 1944’te Edelmiro julian Farrell’in savaş bakanlığını üstlendi, hemen ardından başkan yardımcısı oldu. Ekim 1945 başlarında anayasal yönetim yanlısı sivil ve subayların düzenlediği bir darbeyle bütün görevlerinden uzaklaştırılarak tutuklandı. Metresi Eva Duarte’yle sendikalardaki destekçilerinin girişimleri sonucu Buenos Aires’te büyük bir grev dalgası başladı ve Peron 17 Ekim 1945’te serbest bırakıldı. Aynı gece düzenlenen bir mitingde gelecek seçimlerde başkanlığa adaylığını koyacağını açıkladı. Birkaç gün sonra da Eva Duarte’yle evlendi (21 Ekim 1945).

Başkanlığı

Komünistlerin ve sağın muhalefetine rağmen Peron, sendikaların desteğini alarak federal polisin ve silahlı çetelerin liberal muhalefete yoğun baskılar uyguladığı bir seçim kampanyasının ardından, oyların yüzde 56’sını aldı ve Şubat 1946’da başkanlığa seçildi. Başkanlığı sırasında hem iç hem de dış politikada, komünizmle kapitalizm arasında Justicialismo (Adaletçilik) adlı “üçüncü yol” olarak nitelendirdiği bir çizgi izledi. Arjantin’in ekonomik ve toplumsal yapısında köklü değişiklikler gerçekleştiremese de ülkeye yeni bir çevre kazandırdı. Juhan Peron, devlet başkanlığı sırasında ülkeyi polis devletine dayanan diktatörlükle yönetti. Toplumsal ve ekonomik yaşamda devlet denetimini artırdı. İşçilerin ücretlerini ve sosyal yardımları yükselterek kamuoyunun desteğini kazandı. Silahlandırma programı ve ücret zamları ile ordunun da kendisine bağlı kalmasını sağladı. Halkın tepkisini önlemek için gazeteleri kapattı ve eğitimi denetim altına aldı. Ulusal Kongre’yi ve Yüksek Mahkeme’yi kendi partisinin üyeleriyle doldurdu.

Ekonomik alanda Arjantin’i devletçiliğe dayalı bir sanayileşme sürecine soktu. Merkez Bankası Başkanı Miguel Miranda’nın danışmanlığı altında (1946-49) demiryollarını, Ulusal Banka’yı ve dış ticareti millileştirdi, pesoyu devalüasyon etti, dış borçları ödedi, ticari bir devlet filosu kurdu, birçok ticari anlaşma imzaladı, bayındırlık işlerine büyük fonlar ayırdı ve 1947’de beş yıllık bir sanayileşme planını başlattı. Ancak kredi bulmak için, tarımcıları ürünlerini devlete düşük fiyatla satmaya zorladı ve daha sonra bu ürünleri büyük karlarla ihraç etti. Bunun üzerine tarımcılar üretimi kıstılar ve tahıl ithal etme zorunluğu doğdu. İktisadi önlemlerin çoğu başarısızlığa uğradıysa da toplumsal alanda, çok ileri bir sosyal siyaset izlemeyi bildi. Bu siyaset II.Dünya Savaşı sırasında biriktirilen dövizlerle karşılandı. Karısının yardımıyla işçilerin gelir düzeyi yükseltilirken, onların işletme karlarına ortak olmaları sağlandı, 60 yaşın üstündeki işçilere emeklilik hakkı tanındı, kadınlara oy hakkı verildi. Dış politikada bloklar arasında tarafsız kaldı. Amerika Birleşik Devletleri ve Britanya’ya karşı katı bir tutum takındı, İspanya ‘ya yakınlaşmayı ve bir Latin Amerika federasyonu kurmayı tasarladı. Öte yandan silahlı kuvvetler üzerindeki etkisine dayanarak ülkenin siyasal yaşamını bütünüyle denetimi altına aldı. Anayasal özgürlüklere ciddi kısıtlamalar getirdi, bazı özgürlükleri ise bütünüyle ortadan kaldırdı. Mart 1949 Anayasası’yla, 1951’de yeniden seçilebilme olanağını yarattı ve general unvanını aldı (1950). Her yere kendi adamlarını yerleştirdi, La Prensa’yı kendi gazetesi haline getirdi ve polis devletine dayanan bir diktatörlük kurdu.

Kasım 1951’de oy oranını biraz artırarak başkanlığa yeniden seçildikten sonra, bazı politikalarında değişikliğe gitti. Ama enflasyon, yolsuzluklar ve baskılar halkın yönetimden duyduğu hoşnutsuzlukların artmasına yol açtı. 1954’ten itibaren önce Kilise’nin (1955’te aforoz edildi), sonra da silahlı kuvvetlerin muhalefetiyle karşılaştı. Silahlı kuvvetlerin desteği, işçilere ve orta sınıflara dayanan bir rejim açısından çok önemliydi. Sonunda kara ve deniz kuvvetlerine bağlı birlikler, yönetime karşı ayaklandı (19 Eylül 1955). Ayaklanma sırasında iktidardan uzaklaştırılan Peron Paraguay’a kaçtı. Çeşitli ülkelerde kaldıktan sonra Madrid’e yerleşti. Buradan, 1963’ten beri sendikalarla birlikte tek bir parti altında toplanan yandaşlarını yönetti. 1961’de Isabel Peron’la üçüncü evliliğini yaptı. Peron’un iktidardan uzaklaştırılmasını izleyen yıllarda, Peronistler halk arasında büyük bir güç olarak varlıklarını korudular. 1955’ten sonra yönetime gelen sivil ve askeri iktidarlar, Peronistlere siyasal görev vermeye kesinlikle yanaşmamalarının da etkisiyle, ülkenin acil ekonomik sorunlarına çözüm getiremediler.

Son Başkanlığı

Mart 1971’de iktidarı ele geçiren General Alejandro Lanusse 1973 sonlarında demokrasiye dönüleceğini açıkladı ve aralarında Peronist partinin de (Ulusal Adaletçi Hareket-MNJ) bulunduğu bütün siyasal partilerin yeniden kurulmasına izin verildi. Peron Kasım 1972’de askeri hükümetin çağrısı üzerine kısa bir süre için Arjantin’e döndü. Peronist adaylar Mart 1973’te yapılan seçimlerde çoğunluğu elde etti; Peronist Hector Jose Campora başkanlığa seçilirken ve meclis çoğunluğunu kazandılar. Haziranda Arjantin’e dönüşünde büyük bir coşkuyla karşılanan Peron, Campora’nın istifasından sonra ekimde yapılan özel bir seçimin sonucunda ikinci kez başkan oldu. Karısı Isabel Peron da başkan yardımcısı oldu.

(İsabel Martiz Peron)

Arjantin Üzerinde Etkisi

Peron ve ikinci eşi Eva, Arjantin halkının bir bölümünce çok sevilmekteydi. Peron’un yandaşları yoksulluğu yok etmek ve emeği saygınlaştırmak için yaptıklarına övgüler dizerken karşıtları ise onu demagog ve diktatör olarak görmektedir. Günümüzde Arjantin’de hâlâ yaygın olan ve kapitalizm ile sosyalizm arasında üçüncü bir yol olduğunu iddia eden siyasal Peronizm hareketini başlatmıştır.

Peron, 1946’da ilk devlet başkanlığında geldiği dönemde yoksulluğu yok edeceğim diye yoksul halkı yok etmeye çalışmış bir diktatör olarak da adlandırılır. Varoşların, yoksulluk çeken ve ezilen halkın kendi acısından doğurduğu tango müziği, Peron döneminde “alt sınıf müziği” diye hor görülmeye başlamış dans yasaklanmış ve yer altında inmiş şarkı sözleri bile değişmişti. Önceden hayatın kendisinden, aşktan, yoksulluktan, büyük göçlerin kardeşi olan sıla hasretinden bahseden keskin ve argo da barındıran sözler yazılırken 50’lerde romantik sözler yazılmaya başlandı. 1974’te ölümünden sonra Arjantin’den Paris’e giden bir grubun tangoyla ilgili bir müzikli oyun sahneye koymasının ardından tango dansı 80’lerde yeniden doğdu.

Güncelleme Tarihi: 14 Aralık 2020, 15:16
banner53
YORUM EKLE

banner39