09.02.2016, 17:20

Amerika'nın Suriye utancı

Muhaliflerin elindeki Halep'in kuşatılması sürerken ve onbinlerce Suriyeli Türkiye sınırına kaçarken Putin'in Suriye'deki politikası gayet açık aslında. Suriye'nin önemli bölgelerini elde tutmak, ılımlı muhalefeti bombalayıp teslime zorlamak, Batı'nın ön ayak olduğu bir rejim değişikliği ihtimalini engellemek, Suriye topraklarında olan bitenlerin üzerini örtmek için Cenevre'de diplomatik bir laf salatası yapmak ve belki de listenin ancak beşinci veya altıncı sırasında olan Suriye ordusunu bir gün olur da katil cihatçıların karşısına çıkacak şekilde güçlendirmek suretiyle zalim Beşar Esad yönetimini sağlama almak.

Rahatsız edici olan ise Putin'in Suriye politikasını Obama'nın Suriye politikasından ayır etmenin güç hale gelmesi.

Elbette Obama yönetimi Esad'ın çözümün değil sorunun bir parçası olduğu ve Esad muhtemel bir geçiş döneminde de başta kalırsa bunun daha ötesine geçemez fikrine sözde destek veriyor. Ama bunlar lafta tabi. Suriye'de şuan at koşturan Vladimir Putin ve Rusya. Başkan Obama'dan açıkça göremediğimiz bir hareket...

Suriye'nin en büyük şehri Halep şu anda Suriye ordusu tarafından hemen hemen kuşatılmış vaziyette. Halihazırda çeyrek milyon insanın ölümüne, 4,5 milyon insanın mülteciye dönüşmesine, 6.5 milyon insanın Suriye içinde yerinden olmasına, savaştan kaçan insanların akınıyla Avrupa'nın istikrarsızlaşmasına sebep olan savaş, Halep can çekişirken daha nahoş şeylere gebe.

Halep Suriye'nin Saraybosna’sı olabilir. Çoktan Münih oldu bile. Demek istediğim şehrin içinde bulunduğu bu zor durum, yani Putin'in heveslerine ve Esad'ın acımasızlığına terkedilmiş olması, beş yılı aşan Obama yönetiminin beceriksizliği ve amaçsızlığının bir sonucu. Suriye'nin Amerikan çıkarları için önemsiz olduğu, müdahale etmenin olumsuz sonuçlarını herkesten iyi hesapladıkları, bölgedeki aktörlerin anlaşılmaz ya da güvenilmez olduğu, ülke içinden veya ABD Kongresinden savaşı durdurmak ya da savaşın akıbetini belirleme yönünde hiçbir destek gelmediği, "güvenli bölgeler" oluşturmanın yahut Esad'ın hava gücünü yok etmenin yasal dayanağı olmadığı, 21. yüzyılda Amerikan ordusunu sağa sola göndermenin beyhudeliğini göstermede Afganistan ve Irak'ın mühim dersler sağladığı, Suriye'nin Sünni dünyasının nefretini çeken Rusya'nın yeni Afganistan’ı olacağı ve yapılması gereken tek şeyin, trajedinin boyutu ve Amerika'nın güvenilirliğinin göreceği zarar ne olursa olsun Orta Doğu'da bir başka savaştan kaçınmak olduğu şeklindeki nosyonların arkasında yatanları Başkan ve yardımcıları zaman zaman saklama yoluna gittiler.      

Böyle cılız bahanelerin sözde strateji olduğu bir yerde Amerika'nın Suriye politikası Putin'in politikası olmuş oluyor: Moskova'nın bu oyunu bitirmedeki garip istekliliği ve Putin'in belki küçük bir şansın yardımıyla IŞİD'i ezebileceği arzusunu saran utangaç omuz silkmelere rağmen.

Obama'nın Suriye pişmanlığı, kendisinin devamlı kuruntuları ve tekerrür eden "peki şimdi ne olacak?" takıntısı Paris ve San Bernardino saldırılarına da zemin hazırladı. Böylece Obama özgür bir kıta tasavvuruyla ortadan kaldırılan sınırların artan mülteci akını karşısından yeniden zuhur etmesiyle Avrupa Birliği'nin temelini sarsma ihtimaline de katkıda bulunmuş oldu. Kaldı ki Amerika'nın bu mülteci akını için yaptığı 2012'den beri totalde yüzde 0.06'ya tekabül eden 2,500 civarında Suriyeliyi kabul etmek oldu.

Avrupalı bir diplomat bana "Suriye krizi artık bir Avrupa krizi" dedi. "Ama Başkan Avrupa'yı önemsemiyor." Bir zamanlar transatlantik ittifakının duygusallıkla değil sorumlulukla desteklenmesi fikrinde olan savaş sonrası ilk Amerikan başkanı için yerinde bir değerlendirme.      

Suriye Obama yönetiminin bir utancı artık. Başkanın ülkesindeki başarılarını gölgeleyebilecek çok yönlü bir fiyasko.

IŞİD'in yeni yeni palazlandığı 2013'te Obama'nın Esad'ın kimyasal silah kullanımına karşı Amerika'yı kırmızı çizgisinin gerisinde tutma kararı bir dönüm noktasıydı. Öyle ki Başkan Amerika'nın itibarını sarstı, Sünni Acem Körfez müttefiklerinin hiddetine maruz kaldı, Esad'ı bir kez bile bombalamayıp güçlendirdi ve Putin'e Suriye'nin kaderini belirleme yolunu açtı.

Putin'in politikası Amerika'nın politikası çünkü Amerika ciddi bir alternatif önermedi. T.S. Eliot'ın 1938'de Münih dönüşü yazdığı gibi, "Kanaati kanaatle karşılayamadık, bize karşı olan fikirleri hangisiyle karşılayacağımıza veya karşı çıkacağımıza dair bir fikrimiz yoktu." Suriye Amerikan kanaatinin kanlı bir mezarlığı oldu.

Obama'nın Suriye politikasında kayda değer değişiklikler beklemek için hem çok geç hem de saf bir hayal. Halep'in ıztırabı devam edecek. Ama Başkan, Harvard Kennedy School'dan Michael Ignatieff'in de raporunda önerdiği gibi, en azından bu yıl içinde Suriyeli mültecilerin sayısını kendisinin önerdiği 10 binden 65 bine çıkartmak için yetkisi dahilindeki her şeyi yapmalıdır. Raporun belirttiği gibi, "Eğer korkunun politikalarımıza hükmetmesine izin verirsek, teröristler kazanır."

Putin çoktan kazandı.          

Kaynak: NYT
Dünya Bülteni için tercüme eden: Mustafa Doğan

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye İsveç'in NATO üyeliğine onay vermeli mi?