banner15

Afrika’nın nükleere ihtiyacı var mı? - İbrahim Tığlı

Rusya’nın Rosatom şirketi, 2040 yılına kadar Güney Afrika başta olmak üzere birçok ülkede nükleer enerji santrali kuracak. Zambiya diğer Afrika ülkelerine nazaran nükleer enerjide daha istekli görünüyor.

Afrika’nın nükleere ihtiyacı var mı? - İbrahim Tığlı

Son zamanlarda Afrika ülke yönetimlerinin en önemli isteklerinden biri nükleer enerjiye sahip olmak. Birçok Afrika ülkesi nükleer enerjiye sahip olmayı kalkınmayla açıklıyor. Kalkınmış bir ekonomiye sahip olmanın yolunun nükleer enerjiye sahip olmaktan geçtiğini düşünüyorlar. Bu şekilde düşünmelerinin haklı bir yönü var. Afrika’da, 2018 verilerine göre 680 milyon kişi elektriğe ulaşamıyor. 54 Afrika ülkesinin neredeyse 25’inde bir enerji krizi bulunuyor ve elektriğe ulaşamama gündelik hayatın en önemli sorunlarından biri.

Güney Afrika’yı ayrı tutarsak 48 Afrika ülkesi ile Almanya’nın elektrik tüketimi hemen hemen aynı. Avrupa’nın bir ülkesi neredeyse koskoca Afrika kıtasına eşit düzeyde elektrik tüketiyor. Bir ülkenin gelişmiş olmasında elektrik tüketiminin önemli bir payı var. Afrika’nın elektrik ihtiyacı, genelde barajlardan sağlanıyor. Etiyopya’daki Hendese Barajı bunlardan biri. Baraj tamamlandığında 5 Afrika ülkesinin tüm elektrik ihtiyacını karşılayabilecek.

Nijerya, Gana, Tanzanya, Kenya, Zambiya, Uganda gibi ülkeler nükleer enerjinin getireceği üstünlüğün farkına vararak Rusya başta olmak üzere Güney Kore, Çin ve Japonya ile işbirliği içerisine giriyorlar. Özellikle Rusya’nın Rosatom şirketi, 2040 yılına kadar Güney Afrika başta olmak üzere birçok ülkede nükleer enerji santrali kuracak. Zambiya diğer Afrika ülkelerine nazaran nükleer enerjide daha istekli görünüyor. Geçen yıl başkent Lusaka’da bir nükleer enerji üniversitesi kurma hazırlıklarına başlandı. Ayrıca Rus firması, ülkede Nükleer Bilim ve Teknoloji Enstitüsü kurdu. Enstitü çok kapsamlı bir çalışma yürütüyor ve nükleer tıp dahil olmak üzere birçok alanda çalışma yapıyor.

Nükleer enerjinin Afrika ülkeleri için gerekliliği, ülkelerin buna hazırlıklı olup olmadığı ve bu enerjinin Afrika’ya ne getireceğini sorgulamak gerekiyor. Çünkü nükleer, sadece enerji ihtiyaçlarının giderildiği değil ekonomik politik yansımaları olan da bir sektör. Nükleer enerji doğal gaz ve petrol üretimine benzemez, geri dönüşü olmaz. Bu yüzden karar verenler, sadece ihtiyaçları değil ülkelerini, insanlarını ve yaşadıkları çevrenin geleceğini de düşünmek zorundalar.

Güney Afrika’nın nükleer enerji geçmişi, 1970’li yıllara dayansa da hiçbir Afrika ülkesinin kendi başına nükleer enerji istasyonları kurabilecek kapasitesi yok. Rusya ve Çin’in yardımı olmadan nükleer enerjinin adından söz etmeleri dahi mümkün değil. Yabancı şirketlerin nükleer enerji santralleri kurmalarından söz etmek, Afrika’nın daha dışa bağımlı olması anlamına gelecek. Hatta birçok Afrika ülkesi nükleer enerji deneme istasyonlarına dönüşecek. Çin bu konuda oldukça istekli. Afrika ülkelerini Çin’in nükleer faaliyetlerine açmak aynı zamanda Afrika’nın bir nükleer çöplüğe dönüşmesine neden olacak.

Yazının tamamını okumak için TIKLAYINIZ

YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35