Balkanların kalbi Bosna-Hersek ‘göç’ tehdidi altında

Bosna-Hersek’in Hırvatistan sınırında yer alan Una-Sana Kantonu, Osmanlı döneminde akıncılara ev sahipliği yapan bir bölge. Hırvatlar ile Sırplar arasında kesişim noktasında yer alan bölgenin yerlileri ise 92-95 savaşı döneminde büyük mücadele örneği göstermiş önemli bir topluluk. Ülkenin genelinde ve özel olarak Una-Sana’da yaşanan göç sorunu Boşnak toplumunun geleceğini tehdit eder nitelikte. 

Balkanların kalbi Bosna-Hersek ‘göç’ tehdidi altında

Furkan Özkul

Bosna-Hersek’te son dönemde yaşanan yoğun göç olayları, Boşnak toplumunun demografik dengesini tehdit ediyor. Değişen demografi ve etnik gruplar arasındaki çekişme, tekinsiz bir çatışma ortamına zemin hazırlıyor. Ülkede yaşanan güncel sorunları, Bosna-Hersek Parlamentosu’nda geçen dönem milletvekili olarak yer alan ve şimdilerde ise ülkenin Una-Sana Kantonu Başbakanı Danışmanı olarak görev yapan Mirsad Topcagic ile konuştuk. 

İşte Topcagic’le yaptığımız görüşme…

-Bir süredir Bosna Hersek’ten Avrupa’ya özellikle de Almanya’ya göçler yaşanıyor. Medyaya göçlerin sebebi olarak sadece ekonomik nedenler gösteriliyor. Sizce göçlerin nedeni sadece ekonomik sebepler mi? 

Yerel nüfusun göç etme nedenleri çok katmanlı ve karmaşık. Ekonomik imkanlar ve çok sayıda insanın istihdam edilmesinin mümkün olmaması temel nedenlerden sayılabilir ancak bunlar kitlesel göçün tek faktörü olamaz. Göç hakkında konuştuğumda ve ekonomik fırsatların tek sebep olmadığını söylediğimde, öncelikle siyasi istikrarsızlık faktörüne, aşırı yolsuzluğun varlığına, yasal çerçevede adalete ulaşmanın imkansızlığına, sağlık ve eğitim sisteminin yozlaşmasına vurgu yapıyorum. Ama bunların dışında Bosna-Hersek’teki farklı milletler arasındaki sürekli gerilimden kaynaklanan, ailelerin güvende olup olmadığı korkusu da etkili. Bu da tabii ki bazı ulusal çıkarlar ve stratejiler elde etmek için ortaya konan politikaların ürünü. Burada insanlar, yerel medyanın kendilerine sunduğu gerilime her gün maruz kalmaktalar. Bütün bunlar insanlar üzerinde çok olumsuz bir etkiye sahip ve hızlı bir şekilde ülkelerinden ayrılma kararını verdikleri bir zincirleme reaksiyon yaratıyor.

-Bosnalı gençlerin ülkelerine dair umutlarının azaldığı görülüyor. Bu durum nasıl tersine çevrilebilir ve Türkiye, Bosna-Hersek’in doğal hamisi olarak bölgeye nasıl bir katkı sağlayabilir?


Maalesef, gençlerin ilerleme ve Bosna-Hersek’in geleceği konusunda çok az umutları olduğu konusunda haklısınız. Elbette hiçbir şey geriye döndürülemez değildir; gençliğimizi etkileyen umutsuzluk hali de öyle. Türkiye, her şeyden önce, bu bölgede, askeri ve ekonomik olarak bölgede güçlü bir faktör ve barışın teminatı olabilir; ve siyasi bir güç istiyorsanız, Boşnakların Sırplar ve Hırvatlar ile arasındaki gerginliği azaltak için uluslararası toplum ve bölgedeki kuvvetler üzerinde bir etki yaratabilir. Bu durum, genç insanlara yakın gelecekte bu bölgede savaş olmayacağına dair kesin bir güven sağlayacaktır, çünkü başka bir çatışma ihtimaline karşın dair duydukları korku onların neden göç etmesinin önemli birkaç faktöründen biridir. 

YATIRIMLAR GÖÇÜ BÜYÜK ORANDA ENGELLEYEBİLİR

Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti, Bosna-Hersek’in ekonomik olarak kalkınması için, Bosna-Hersek’teki başarılı iş adamlarıyla gerçekleştirilebilecek yatırımlara öncülük etmek, genç personel istihdam etmek ve bu bölgede normal bir yaşam sürmek için yeterli maaşlar vererek kalıcı olarak destek de bulunabilir. Bu durum göçü tamamen durdurmasa bile en azından büyük ölçüde genç Bosna-Hersek vatandaşlarının, özellikle de ülkeyi en çok terk edenler sınıfında olan Boşnakların göç sürecini yavaşlatacaktır. Örneğin, yalnızca nüfusunun yaklaşık yüzde 95'i Boşnak olan Una-Sana bölgesinden, 2017 - 2018 yılları arasında kantonun toplam nüfusunun yüzde 10'una tekabül eden yaklaşık 30 bin vatandaş göç etmiştir.

Buna ek olarak, Türkiye Cumhuriyeti, Bosna-Hersek kurumları ve politikacıları ile işbirliği içinde yargısal çalışmaları güçlendirme ve iyileştirme süreci üzerinde çalışabilir ve hatta çalışmalıdır da. Çünkü benim kanaatime göre gençlerin göç etmesinin en büyük sebeplerinden biri de budur.

-Bosna Hersekli biri olarak Türkiye’nin sizin için anlamı nedir?

Benim için, Türkiye Cumhuriyeti bir tür vatanı, henüz bağımsızlığını kazanan ve bu sebeple de evlatlarına nasıl bakacağını bilemeyen bir annenin çocuklarına kaybolmasınlar diye bakışını temsil ediyor.  Bosna Hersek'teki Boşnakların büyük çoğunluğunun Türkiye’yi ikinci vatan olarak gördüğünü düşünüyorum.

-Ülkede etnik ve dini bir çatışmanın ne anlama geldiğini bilen savaşın çocukları büyüdüler. İdari kadrolarda bu gençler şu anda ne derece etkinler?

Savaş ortamında büyüyen nesil uzun zaman önce Bosna-Hersek’i terk etti ve çok azı burada kaldı. Ne yazık ki, burada kalanların çoğu idari pozisyonda değiller ve artık kimse onlara gereken özeni göstermiyor. Bunun değişmesi gerektiğini ve hala burada bulunanların devlet kurumlarında idari pozisyonlarda çalışarak karar vermede aktif katılımcılar olması gerektiğini düşünüyorum.

-Önümüzdeki yıllarda yeniden bir savaş riski görüyor musunuz? Yoksa geçmişte yaşanan acılardan ders çıkarıldı mı?

Korkarım bu yaşanılanlardan gerekli dersler alınmadı ve yeni çatışmaların doğma olasılığı çok yüksek. Özellikle, Balkanların "barut fıçısı" olarak bilindiği gerçeğini dikkate alırsanız. Buna bölgeden ve dünyadan bazı kuvvetlerin etkisini eklersek, bu coğrafyada her türlü senaryo mümkün.

-Siz federal parlamento milletvekiliydiniz ve şimdi de kanton başbakan danışmanısınız. Milli kültür alanında kantonunuzda ne tür çalışmalar yapılıyor?

Evet, dört yılımı Bosna-Hersek Federasyonu Parlamentosu'nda geçirdim ve şimdi de Una-Sana Kantonu Başbakanı'nın danışmanı konumundayım. Ondan önce, Una-Sana Kantonu Gazileri ve Engelli Gazileri için Bakanlığı yaptım. Maalesef, kantonumuzda ulusal kültürle ilgili çok az çalışma yapılmış durumda. Biz “Krajinalılar”, bu konuda dahi uzakta kaldık. Çoğunlukla bunun nedeni, devletin idari merkezi olarak Saraybosna'dan oldukça uzak olduğumuzdan kaynaklanıyor. Bence bu konu yeniden gündeme getirilmeli ve güçlü bir biçimde ele alınmalı, çünkü ulusal kültür ve miras farkındalığı bir şekilde gençliğimizde kaybolmuş görünüyor. Özellikle de yurtdışına çıkan ve kısa bir süre içerisinde ait oldukları millete olan duygularını ve bağlarını yitiren nesillerde.

-Hırvatistan sınırında bulunan Una-Sana Kantonu yatırım yapmak isteyenlere ne tür fırsatlar sunuyor? 

Una-Sana Kantonu, Bosna-Hersek Federasyonu'ndaki diğer kantonlara göre çok elverişli ve çekici bir yerde bulunuyor. Bu, turizmin gelişimi ve "sağlıklı gıda" üretimi için muazzam bir potansiyel sağlayan Avrupa Birliği (AB) ve Hırvatistan sınırına yakınlıktan kaynaklanıyor.

Temiz, korunmuş ve bozulmamış doğal kaynaklar henüz ortaya çıkarılmamış büyük bir potansiyeldir. Ayrıca AB’ye yakın olmamızdan dolayı bölge ülkelerine ihracat yapan Türk işadamları üretim kapasitelerinin bir kısmını Una-Sana bölgesine taşıyabilir; bu da nakliye maliyetlerini büyük ölçüde azaltacak ve ürünlerin Avrupa pazarına teslim süresini kısaltacaktır. Sonunda bu, malların daha hızlı dolaşımını sağlayacaktır.

-FETÖ ile mücadele Türkiye için çok kritik bir husus. Bosna-Hersek, FETÖ yapılanmasının en etkin olduğu Balkanlar’da nasıl bir mücadele yürütüyor.

FETÖ birçok vatandaş ve Bosna-Hersek kurumu ile güçlü bağlantılar kurdu. 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen Türkiye’deki askeri darbe girişimine kadar, Bosna-Hersek’te çalışma ve faaliyetleri açısından onlar için olumlu bir yaklaşım vardı. Bu, sorunun bir boyutu, sorunun diğer bir boyutu ise FETÖ’nün karanlık ilişkiler kurduğu dünya güçlerinin Bosna-Hersek’teki etkin varlıkları.

Ayrıca, yirmi yıllık faaliyetleri boyunca, bu hareketi destekleyen çok sayıda insan, hemen hemen tüm Bosna Hersek kurumlarına sızdı. Bu da durumu daha da zorlaştırmakta. Türkiye'de de benzer bir durum olduğu görülüyor. Bununla birlikte, Bosna-Hersek'in FETÖ sorunuyla ilgili yeterince harekete geçmediğini ve daha fazlasını yapılabileceğini düşünüyorum. Ancak bu, elbette, hükümetin daha fazla inisiyatif alması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yardımıyla olacaktır. Bosna-Hersek'teki vatandaşların çoğunun FETÖ tehlikesinin farkında olmadıklarını düşünüyorum. Bu tehlikeleri bertaraf etmek için Türkiye Cumhuriyeti ve Bosna Hersek’teki kurumların ortak çaba harcamaları ve akıllıca hamlelerde bulunmaları gerektiğine inanıyorum.

-    Sorulara içtenlikle cevap verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

-    Ben teşekkür ederim.
 

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2019, 12:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35