banner39

Çözümsüz meseleler çıkmazında İsrail genel seçimlerinin ilk sonuçları

İsrail’in erken seçime gitmesinin ve Naftali Bennett-Yair Lapid hükümetinin dağılmasının temel nedeninin iç politik meselelerde aktif yapıcı bir tutum sergile(ye)memek olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Analiz 02.11.2022, 15:37
Çözümsüz meseleler çıkmazında İsrail genel seçimlerinin ilk sonuçları

İsrail siyasetinde, 2018’in son günlerinden itibaren peş peşe yaşanan hükümet krizlerinin ardından 6,7 milyon İsrailli seçmen 1 Kasım 2022'de son üç buçuk sene içinde beşinci kez meclisteki milletvekili dağılımını belirlemek adına sandık başına gitti. 9 Nisan 2019, 17 Eylül 2019, 2 Mart 2020 ve 21 Mart 2021’deki seçimlerin ardından gerçekleşen 1 Kasım 2022 seçimlerine giden sürecin temel sebepleri, hükümetin kurulamaması ve sırasıyla Netanyahu-Gantz ve Bennett-Lapid hükümetlerinin de yaşanan iç politik çıkmazlar sonucunda dağılmaları olmuştur. Gerçekleşen son seçimin ardından kurulması muhtemel koalisyon varyasyonlarının ve yeni İsrail hükümetinin benimseyeceği hem iç hem de dış politika vizyonunun ise oldukça tartışmalı olacağı açıktır.

Normal şartlar altında, her dört senede bir düzenlenmesi gereken İsrail genel seçimleri, istikrarlı bir hükümetin kurulamaması sebebiyle son yıllarda sıklıkla tekrar edilirken, 2009-2019 arasında iktidarda kalan Binyamin Netanyahu (Likud) ve sağ blok ortaklarının gücünden fazla bir şey kaybettirememiştir. Öte yandan, geçtiğimiz 3,5 yıllık politik resesyon sürecinde ise önceden güçlü bir lider figürü çizen Netanyahu’nun şahsi yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarının İsrail kamuoyunda ciddi yankı bulması ve İsrail’in uluslararası politikada ABD merkezli tutumunun değişmesiyle muhalefet için seçmen nezdinde tercih edilebilirlik adına uygun bir politik zemin doğdu. Her ne kadar iç politikada “ılımlı” ve Netanyahu'nun aksine bilhassa “Filistin sorunu” özelinde mutedil davranan politik karakterlerin yükselişini görsek de bu 3,5 yıllık süreç içerisinde Netanyahu-Gantz ve Bennet-Lapid hükümetlerinin iç politik tutumları, Likud liderliğindeki sağ blok hükümetlerinin adeta bir aks-ı sedası olmuştur. Bu sebeple kendi iç dinamiklerinde yer alan siyasal yelpazenin farklı noktalarında bulunan partileri bir arada tutamamışlardır.

Bennett-Lapid hükümetinin neden sona erdiği ve kurulması muhtemel hükümetin bu sorunlar üzerinde nasıl bir politika yürüteceği daha iyi anlaşılabilir. Binyamin Netanyahu-Benny Gantz hükümeti mali bütçenin hazırlanması gibi teknik konularda düşmüş olduğu açmazı kolaylıkla çözüme kavuştursalar da, Bennet-Lapid liderliğinde kurulan 36. Hükümette yer alan sekiz partinin güvenlik temelli politikalara karşı yeknesak bir tutumda buluşmasını sağlayamamıştır. 

Çözülemeyen sorunlar ve istikrar arayışı

İsrail’in erken seçime gitmesinin ve Naftali Bennett-Yair Lapid hükümetinin dağılmasının temel nedeninin ise iç politik meselelerde aktif yapıcı bir tutum sergile(ye)memek olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Bennet-Lapid liderliğindeki İsrail’in 36. Hükümetinin dış politika konusunda kendisinden önce gelen kazanımları iyi bir şekilde muhafaza ettiğini şerh düşmek gerekir. Bu noktada aslan payının, 36. Hükümetin kuruluş sürecinde İsrail Cumhurbaşkanı olarak seçilen Isaac Herzog’a verilmesi gerekiyor.

Herzog, son yıllardaki çalkantılı iç siyaseti, her ne kadar sembolik yetki ve görevlere sahip olsa da, dış politika açısından moralman yönetebilmiştir. Naftali Bennet gibi sağ gelenekten gelen bir başbakanla Abraham Anlaşmaları'ndan gelen normalleşme kazanımlarını doğru bir şekilde kullanabilme adına uyumlu çalışmıştır. Bennet sonrasında İsrail’i seçime götüren Dışişleri Bakanı ve Vekil Başbakan Yair Lapid’in merkezde yer alan politik tutumunu da desteklemiştir. Böylelikle Türkiye-İsrail normalleşmesi ve İsrail-Lübnan deniz sınır anlaşmaları gibi iki önemli başarının İsrail adına bir kazanım olarak değerlendirilmesinde etkin rol oynamıştır. Ayrıca, Netanyahu döneminde İsrail’in, özellikle ABD tarafından eleştirilen, göreceli "dış politik bağımsızlık doktrini" terk edilmiştir. Çin'e ve yatırımlarına karşı keskin bir sınır çizen 36. Hükümet, sadece İran-ABD arasında gerçekleşmesi muhtemel nükleer anlaşmaya tepki göstermek ve Suriye’de bağımlı olduğu Rusya müsamahası sebebiyle Rusya-Ukrayna krizinde açık bir destek belli etmemek gibi iki temel konuda ABD merkezli dış politika ekseninin dışına çıkmıştır. Yine de bölgesel anlamda ittifak arayışlarını genişleterek Azerbaycan, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerle olan ortaklık fırsatlarını arttırmaları bile İsrail toplumunun dış politika konusunda bu mutabakat hükümetine karşı pozitif bir tavır sergilemesine vesile olmuştur.

İsrail’in erken seçime gitmesinin ve Naftali Bennett-Yair Lapid hükümetinin dağılmasının temel nedeninin ise iç politik meselelerde aktif yapıcı bir tutum sergile(ye)memek olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Öte yandan iç politik açmazlara dönecek olursak, Bennett-Lapid hükümetinin neden sona erdiği ve kurulması muhtemel hükümetin bu sorunlar üzerinde nasıl bir politika yürüteceği daha iyi anlaşılabilir. Binyamin Netanyahu-Benny Gantz hükümeti mali bütçenin hazırlanması gibi teknik konularda düşmüş olduğu açmazı kolaylıkla çözüme kavuştursalar da, Bennet-Lapid liderliğinde kurulan 36. Hükümette yer alan sekiz partinin güvenlik temelli politikalara karşı yeknesak bir tutumda buluşmasını sağlayamamıştır. 2022'nin ramazan ayında tıpkı 2021'de olduğu şekliyle yaşanan Mescid-i Aksa’ya karşı fanatik Yahudilerin düzenlediği provokasyonlar; İsrail güvenlik güçlerinin Filistinlilere karşı uyguladığı orantısız güç kullanımı ve nihayetinde son bir yıl içinde uluslararası basın mensuplarının da yer aldığı sayısız öldürme ve yaralama vakaları; Kudüs ve Batı Şeria’da tüm hızıyla devam eden yasa dışı yerleşimlerin Filistin ve İsrail arasında oluşturduğu derin toplumsal uçurum; son bir yıllık süreçte Netanyahu hükümetlerinden aşina olduğumuz Gazze saldırılarının devam etmesi ve en nihayetinde 1967 yılındaki İsrail işgali sonrası Batı Şeria’da İsrail askeri yönetiminin devam ettirilmesini sağlayan yasanın yenilenme görüşmelerinde yaşanan görüş ayrılıkları İsrail’in 36. Hükümetinin son bulmasıyla sonuçlanmıştır.

Haziran 2022’de yeni bir seçim kararıyla dağılan sekiz partili koalisyon ve bileşenleri geçen dört ay içerisinde kendi nev’i şahsına münhasır politik kodları doğrultusunda hareket ederek Kasım 2022 seçimlerine hazırlanmış olsalar da, 2019’dan itibaren Netanyahu tek adamlığına alternatif arayan siyasal formasyonların işlevsizliği açık bir şekilde görülüyor. 1 Kasım gecesi sandık çıkış anketlerindeki sağ blokun zaferini gösteren tahminlerden de anlaşılacağı üzere, 3,5 yıllık ara geçiş dönemi İsrail siyasetinde pek çok farklı tecrübeyi ortaya çıkarmıştır.

Bennet-Lapid liderliğindeki İsrail’in 36. Hükümetinin dış politika konusunda kendisinden önce gelen kazanımları iyi bir şekilde muhafaza ettiğini şerh düşmek gerekir. Bu noktada aslan payının, 36. Hükümetin kuruluş sürecinde İsrail Cumhurbaşkanı olarak seçilen Isaac Herzog’a verilmesi gerekiyor.

Ara dönemdeki çalkantılardan geleceğe dair ipuçları

Kesintisiz dört dönemlik Netanyahu iktidarlarının ardından İsrail solunun ve merkez siyasetinin kendi tabanlarını kısa dönemlik de olsa hareketlendirdiğini söyleyebiliriz. İsrail vatandaşı Filistinlilerin İsrail solunda en parlak dönemlerini yaşadığı, Ayman Avde liderliğindeki Ra’am, Ta’al ve Balad partilerinin mecliste üçüncü en büyük parti konumuna yükseldiği, Gideon Sa’ar gibi Netanyahu’nun uzun yıllardır yol arkadaşlığını yapmış bir ismin Likud’dan koptuğu, Liberman, Bennet ve Şeket gibi şahin sağ siyasi figürlerin kendilerini daha çok merkeze çektiği ve hatta Netanyahu ile başarısız bir koalisyon kuran Genelkurmay Eski Başkanı Benny Gantz’ı oy oranlarında cezalandırıldığı 2020-2021 İsrail siyasal hayatı benzersiz bir atmosfere sahipti.

Fakat, bu sadece Netanyahu karşıtı bloku etkileyen bir süreç olmadı. Bilhassa İsrail solunun ve merkez çizginin iç politik krizlerdeki yenilenmeden öte, eskiyi tekrar eden çıkar odaklı çatışmaları, 2021-2022 döneminde belki de ilerleyen yıllarda İsrail toplumundaki kırılmaları daha da körükleyecek politik figürlerin ortaya çıkmasına sebep oldu. Burada Birleşik Arap Listesi'nin dağılmasına da bir parantez açmakta fayda var. Balad’ın Mansur Abbas liderliğinde 36. Hükümette yer aldığını ve Ayman Avde’nin sadece İsrail vatandaşı Filistinliler için değil aynı zamanda İşçi Partisi ve Meretz’den umudu kalmamış Yahudi sol seçmen için de bir seçenek olarak görüldüğünü belirtmemiz gerekir. Ne var ki, eksileri gündelik artılarından fazla olan bu hesap Birleşik Arap Listesi'ni bölerek muhalif İsrail vatandaşı Filistinlilerin sandığa gitme eğiliminde de ciddi bir sarsıntıya sebep olmuştur.

Likud, Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliğinin seçim öncesi anketleri ve seçim sonrası sandık anketi neticesinde üç parti ile (Likud için 30-32) 47-49 vekil çıkartması öngörülürken Bezalel Smotrich liderliğindeki Dindar Siyonist Parti ve Itamar Ben-Gvir liderliğindeki Yahudi Gücü partilerinin oluşturduğu aşırıcı-ırkçı bloğun ise 14-15 vekil çıkartması öngörülmektedir. Daha iki yıl önce Netanyahu şemsiyesi altında olmadan yüzde 3,25’lik seçim barajını dahi aşamayan ve aşması halinde İsrail kamuoyunun büyük bir bölümünün siyasal ve toplumsal görüşleri sebebiyle tasvip etmeyeceklerini belirttiği bu ırkçı blok bugün Knesset’te üçüncü en büyük güç olmaya aday konumdadır. Bu ırkçı blok ise kurulması muhtemel Netanyahu hükümetinin ikinci en büyük bileşeni olacağa benziyor. Böylelikle iç politikada şahin bir tutumun sadece el altından eylemde değil söylemsel olarak da en üst perdeden dillendirileceği aşikardır. Bu durum ise elbette sadece İsrail iç politikasını değil aynı zamanda güvenli normalleşme süreçleri izleyen dış politik tutumları da derinden sarsacaktır.

Halihazırda kesinleşmiş seçim sonuçları sınır kapılarında ve orduda kullanılan oylarının da dahil edilmesiyle açıklanacak olsa da Netanyahu cephesinde şimdilik yüzlerin güldüğünü söyleyebiliriz.

AA/Selim Han Yeniacun

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?