banner39

Güney Kafkasya sorunlarının çözümünde yeni uluslararası sistem arayışları

Bölge ülkeleri arasında hem iç içe geçmiş bir birliktelik hem de Bakü-Tiflis-Ankara ile Moskova-Erivan-Tahran şeklinde iki farklı eksen mecut. Güney Kafkasya’da istikrarın önünde provokasyonlara açık engeller bulunuyor.

Analiz 18.05.2022, 16:40
Güney Kafkasya sorunlarının çözümünde yeni uluslararası sistem arayışları

2020 sonbaharında Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan İkinci Karabağ Savaşı sonrası bölgede barış ve istikrarın yerleşmesi için Türkiye’nin başını çektiği diplomatik girişimler yoğunlaştı. Barış ve istikrar için düzenlenen çeşitli etkinliklerden biri de 11-13 Mayıs 2022 tarihlerinde Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) ve TİKA’nın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirdiği “Uluslararası Kafkasya’nın Geleceği Kongresi”ydi. Rus ve İranlı diplomat ve akademisyenlerin katıldığı kongrede, Güney Kafkasya’nın geleceğiyle ilgili pek çok mesele masaya yatırıldı.

Bölge ülkeleri arasında hem iç içe geçmiş bir birliktelik hem de Bakü-Tiflis-Ankara ile Moskova-Erivan-Tahran şeklinde iki farklı eksen mevcut.

Güney Kafkasya’da çatışan ve örtüşen alanlar

Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’ın yer aldığı Güney Kafkasya bölgesi; Rusya, İran ve Türkiye gibi ülkelerle çevrilidir. Tarihte bu üç çevre ülkenin mücadele alanı olan bölge, özellikle Rusya ağırlıklı olmak üzere, bugün hala üç ülkenin etkisi altındadır. Söz konusu etki, bölge ülkelerinin birbirleriyle kurdukları iş birliklerinden, farklı alanlardaki çatışmalardan ve çeşitli organizasyonlardaki birlikteliklerinden de anlaşılabilir.

Türkiye NATO'ya; Rusya ve Ermenistan Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü'ne; Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan Bağımsız Devletler Teşkilatı'na; Türkiye ve Azerbaycan Türk Devletleri Teşkilatı'na; Türkiye, İran ve Azerbaycan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ile İslam İşbirliği Teşkilatı'na; İran dışındaki beş ülke ise Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü'ne üyedir.

Şayet Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan ilişkileri rayına girerse, Ermenistan’ın Zengezur bölgesinde açılacak bir ulaştırma koridoru ile Türkiye ve Türk devletlerinin Azerbaycan-Hazar geçişli hat üzerinden iş birliği imkanı artacaktır. 

Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan arasında BTC Boru Hattı ve Bakü-Tiflis-Kars demiryolu projelerinde, Türkiye ve Rusya arasında enerji ağırlıklı önemli ekonomik iş birliği projelerinde ve Türkiye, Rusya ile İran arasında ise Suriye'de (İdlib) Astana Süreci’nde iş birliği içerisindeler. Türkiye ile Azerbaycan ve Rusya ile Ermenistan arasında ekonomik, siyasi, askeri ve kültürel anlamda çok güçlü iş birlikleri, İran ile Rusya arasında ABD ve AB’ye karşı zımnen karşılıklı dayanışma, İran ile Ermenistan arasında ekonomik ve siyasi iş birlikleri bulunuyor. Ermenistan ile Gürcistan’ın ABD ve AB ile benzer iş birlikleri de mevcut.

ABD, bölgede Hazar Havzası enerji kaynaklarının Rusya-İran etkisinden kurtarılmasını amaçlarken, AB ülkeleri ile Çin'in ekonomi ve enerji, İsrail ile Japonya'nın ise ekonomi ağırlıklı ilgileri mevcut. ABD ve Fransa’daki Ermeni lobileri ise Türkiye-Ermenistan ilişkileriyle yakından ilgililer.

Güney Kafkasya jeopolitiği, enerji kaynakları ve nakil hatları dikkate alındığında Orta Asya, Karadeniz Havzası ve Balkanlar'la birlikte değerlendiriliyor. Hazar Havzası'nın petrol ve doğalgazının Avrupa’ya naklinde hegemon bir güç tarafından silah olarak kullanılabileceği endişesinin yanı sıra bölge, Çin’in Kuşak–Yol projesiyle daha da önem kazandı.

Bölgede (a) Rusya ile Gürcistan arasında Abhazya ve Güney Osetya, (b) Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ, (c) Türkiye ile Ermenistan arasında sözde "Ermeni Soykırımı", (d) İran ile Azerbaycan arasında başlıca "etnik" sorunlar mevcut. Pek çoğu kördüğüme dönüşen bu sorunlar sebebiyle bölge ülkeleri bir araya geldiklerinde tarihi olayları da hatırlayarak ve sürekli kendilerinin haklı olduklarını tekrarlayarak çözüm süreçlerini olumsuz etkiliyor.

Ayrıca NATO’nun ve AB’nin doğuya doğru genişlemesi, Rusya’nın "Yakın Çevre" projesi ve "Çarlık Rusya" hegemonya özlemi ile İran’a ve Rusya’ya ABD odaklı yaptırımlar da bölgedeki önemli küresel sorunlar arasında yer alıyor.

Sonuç itibarıyla denilebilir ki; bölge ülkeleri arasında hem iç içe geçmiş bir birliktelik hem de Bakü-Tiflis-Ankara ile Moskova-Erivan-Tahran şeklinde iki farklı eksen mevcut.

Güney Kafkasya’da 3+3 formatı ve başarı şansı

Dağlık-Karabağ sorunu 2020 sonbaharındaki İkinci Karabağ Savaşı ile büyük ölçüde sona ermişse de henüz kalıcı antlaşma imzalanmadı. Sözde “Ermeni Soykırımı” konusu statik olup, özellikle iki ülke arasındaki sınır kapıları ekonomik ve siyasi ilişkiler açısından önem arz ediyor. Ermenistan’ın açılmasını istediği kapılar Azerbaycan-Türkiye koordinasyonu sonunda açılabilir. Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıyan Rusya ise adeta Gürcistan’la anlaşma yollarını tıkamış durumda.

Güney Kafkasya’da BM ile Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı bünyesindeki MİNSK Grubu çözüm üretemeyince, uluslararası sistemin bu başarısızlığı üzerine bölgesel çözüm yolları aranmaya başlandı. İkinci Karabağ Savaşı’nı kaybetmesine rağmen Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın seçimleri kazanması, bölgede kalıcı barış için Türkiye tarafından daha önce dillendirilen Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ile bölgeyi çevreleyen diğer üç ülkenin (Türkiye, İran, Rusya) iş birliğini ifade eden “3+3 formatı” tekrar önerildi.

"Altılı Platform" adı da verilen format, Aralık 2021’de Moskova’daki ilk toplantısını yaptı ancak Gürcistan toplantıya katılmadı. Bu toplantıya ve sürece paralel olarak ise Türkiye ve Ermenistan arasında doğrudan “normalleşme” görüşmeleri başlatıldı. Keza Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ermenistan Başbakanı Paşinyan, 2022 yılının Nisan ayında Moskova'da bir araya geldi. Yayınladıkları 30 maddelik ortak bildiriye göre; (a) Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya başbakan yardımcılarının başkanlığında Güney Kafkasya'da ekonomik ve ulaşım bağlantılarının açılmasına ilişkin Üçlü Çalışma Grubu aktif hale getirilecek, (b) Rusya, Ermenistan’ın demir yolu altyapısının modernizasyon projelerinde yer alacak, (c) Azerbaycan-Ermenistan sınırının belirlenmesi maksadıyla ortak komisyon oluşturulacaktır.

Şayet Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan ilişkileri rayına girerse, Ermenistan’ın Zengezur bölgesinde açılacak bir ulaştırma koridoru ile Türkiye ve Türk devletlerinin Azerbaycan-Hazar geçişli hat üzerinden iş birliği imkanı artacaktır. Ermenistan, Soğuk Savaş sonrasında Sovyet coğrafyasında kurulan devletler içerisinde kalkınma açısından en sonlardadır. İstikrarın devamında bölgenin turistik çekiciliğine ilaveten bu ulaştırma hatlarının mevcudiyeti de Azerbaycan ve Ermenistan ekonomilerine büyük katkı sağlayabilecektir. Azerbaycan, ilişkilerin gelişmesine bağlı olarak Ermenistan’a doğalgaz ve petrol ihraç ederek ekonomisine katkı sağlayabilir.

Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan-Hazar hattına yönelik olarak, Türkistan’daki Türk devletlerini yakınlaştıracağı ve bölgede Türk Dünyası ağırlığı oluşabileceği gibi ortaya çıkabilecek kaygılar, İran’ın yaklaşımını merak konusu haline getiriyor. İran’daki Güney Azerbaycan Türklerinin Azerbaycan’a yaklaşması riski de İran’ın Altılı Platform'a olumlu yaklaşımını etkileyebilir. Zaten İran, Zengezur Koridoru’na karşılık Ermenistan’ı güneyden kuzeye geçerek Batum’a ulaşacak İran-Karadeniz ulaştırma hattını öneriyor. Öte yandan Ermenistan’ın “arz çeşitliliği” için sadece İran yerine Azerbaycan’dan da doğalgaz ve petrol alması İran’ı rahatsız edebilir.

Rusya hakkındaki olası soru işaretleri

Her ne kadar Altılı Platform'a karşı çıkmadığını hissettirse de Azerbaycan-Ermenistan çatışmaları sırasında Ermenistan yanlısı tutumu sebebiyle Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerinin düzelmesini İran’ın pek de hoş karşılamayacağı yönündeki kuşkular oldukça güçlüdür. Ayrıca İran’ın “ön bahçesi” gibi gördüğü bölgelerde Türkiye’nin (dolayısıyla Batı’nın) etkisinin artabileceğini ve hele de Türk Dünyası’nın bütünleşmesinin kolaylaşabileceği gibi olasılıkları, özellikle de ucuza alıp Avrupa'ya pahalı sattığı Türkmen ve Kazak gazlarının Hazar'dan geçtiği alternatif bir güzergahın gündeme gelme ihtimalini Rusya’nın kolaylıkla kabul edebileceği söylenemez.

Rusya, kalkınan ve Türkiye ile ekonomik bağları güçlenen Ermenistan’daki gelişmeleri ne kadar arzu eder? Rusya, Türk Dünyası’nın daha da yakınlaşmasını görmezden gelebilir mi? Rusya’nın ABD ve AB’ye rağmen bölgede "düzen kurucu" konumunu ispatlıyor olması, buradaki kazanımları için yeterli olabilecek mi? Altılı Platform dışında kalarak kaybetme riski bulunan Gürcistan’ın, İran’ın Ermenistan’ı güneyden kuzeye geçerek Batum’da Karadeniz’e ulaşan hat teklifini tercih etmemesi için sebep var mı?

Risklere karşı alternatifler

Ermenistan, Rusya ve İran samimi iseler 3+3 platformu (veya 2+3) ile Güney Kafkasya’da önemli ekonomik kalkınma hamleleri gerçekleştirilebilir. İran’ın istememesi halinde “2+2” (Azerbaycan, Ermenistan, Rusya, Türkiye) formülü veya Rusya’nın reddetmesi halinde Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan üçlü iş birliği de düşünülmelidir. Proje başarılı olursa, diğer yakın çevrelerde de bölgesel çözümler için örnek olabilir.

Tüm bu formüllere bakıldığında akla gelen sorular şunlardır: Rusya’nın dışarıda olduğu bir denklem Güney Kafkasya’da istikrar sağlayabilir mi? Ukrayna Savaşı sonunda Rusya zayıf düşer, hele de Putin iktidardan olursa Altılı Platform devam edebilir mi? İran, Altılı Platform için samimi mi? Ya Ermeni Diasporası?

Sonuç itibariyle Güney Kafkasya’da istikrarın önünde provokasyonlara açık engeller mevcut olup, dikensiz yol değildir. Sabır, ihtimam ve karşılıklı güven bunalımlarının giderilmesine ihtiyaç vardır.

AA/Prof. Dr. Celalettin Yavuz

Yorumlar (0)
25
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?