İngiltere sömürgelerine geri mi dönüyor?

İngiltere Başbakanı Teresa May, Afrika gezisini sürdürüyor. Dün Güney Afrika’ya gelen May oldukça verimli bir çalışma gezisi gerçekleştirdi. Bugün de Nijerya’ya gidiyor, daha sonra da Kenya’ya resmi ziyarette bulunacak.

İngiltere sömürgelerine geri mi dönüyor?

İbrahim Tığlı / Dünya Bülteni

5 senedir ilk defa bir İngiliz başbakanı Afrika’ya gezi düzenliyor. Kenya’ya ise 30 yıl aradan sonra gidiliyor. Theresa May’ın bu Afrika gezisinde kıtanın üç önemli ülkesinin seçilmesinin anlamı var. Her üçü de geçmişte İngiliz kolonisi olan devletler. Ayrıca önce kıtanın en büyük ekonomisi Güney Afrika, sonra Afrika’nın en fazla nüfusa sahip ve pazar ülkesi Nijerya, daha sonra da İngiltere’nin doğu Afrika üssü olarak bilinen Kenya.

Eski bir kolonyalist devlet tarafından ilk ziyaretin Güney Afrika olmasının aynı zamanda kıtadaki ilk siyasi varlıklarından biri olmasının da önemi var herhalde. Güney Afrika eski bir İngiliz kolonisi, hatta Cape Town, Simons Town, Johanesburg, İngilizler tarafından kurulan şehirler.

İngilizler bir süre ülkeyi Hollanda göçmenlerine kaptırsalar da sürekli gölge bir devlet olarak varlıklarını sürdürdüler. Apartheid dönemde bile İngilizler ülkenin siyasi ve ekonomik yapısına etkide bulunmayı sürdürdüler. Nihayetinde 1994 apartheid sona erince Mandela yönetimi İngiltere anayasasını örnek alarak yeni yasal düzenlemeler yaptı ve ülkenin resmi Afrikaans dilinden çok İngilizceyi yaygınlaştırdı.

Güney Afrika’da kaldığım yıllarda siyah ve melezlerin beyazlar içinde İngilizleri ayrı bir kategoride değerlendirdiklerini fark ettim. İngilizler onlar için düşman değil aksine şehirlerini kuran, köleliği ilk yasaklayan beyaz apartheid rejime karşı siyahları destekleyen bir millet olarak değerlendirdiklerine şahit olmuştum. Oysaki İngilizler, Fransızlar ya da Hollandalılardan çok farklı değildi, sömürgelerinde yalnız dil, yöntem farklıydı.

Theresa May’in ziyaretinin ilk durağı Güney Afrika’nın Cape Town şehriydi. Temaslarına İngilizlerin yaptığı ve Mandela’nın 27 yıl hapis yattıktan sonra özgürlük konuşmasını yaptığı Gand Parade2den başlamasının sembolik bir önemi vardı. Çünkü birinci dünya savaşına İngilizlerin safında savaşmak için yerli askerler buradan hareket etmişti. 21 şubat 2017’de siyah askerleri taşıyan gemi bu şehrin limanına yaklaşırken batmıştı ve 607 asker hayatını kaybetmişti.

May’ın bu gezisini Brexit sonrası İngiltere’nin yeni ticaret yolu arayışı olarak okumak daha doğru. Avrupa’da bunalan İngiltere eski sömürgelerini hatırlayarak yeniden bu pazarlara dönmek istiyor. Ekonomik sıkıntılar yaşayan İngiltere’nin 4 milyar sterlinlik Güney Afrika’da yatırımdan bahsetmesi yeni arayışının bir göstergesi. Katıldığı Afrika-İngiltere zirvesinde sık sık İngiltere’nin Afrika ile bağlarını güçlendirmek istediğinden bahsetmesi de bu yeni açılımın dışa vurumu.

Artık İngiltere Afrika’ya geri dönüyor. Ekonomik karşılıklı çıkarları önceleyerek geri dönmek istiyor ama ne kadar başarılı olacak bunu kestirmek zor. Çünkü Afrika pazarının çoğunu ABD ve Çin’e kaptırmış durumda. Yeniden eski günlerine kavuşması kısa zamanda mümkün görünmüyor.

İngiltere’nin Afrika’ya geri dönmesinde ticaret ve yatırımlar ön planda. Fakat henüz hangi yatırımların yapılacağı belli değil. Nijerya’da özellikle petrol ve bankacılık alanında İngiltere’nin yatırımları var yalnız Güney Afrika’da büyük yatırım şirketleri Hollanda kökenli beyazların kontrolünde. İngiltere, Avrupa ile büyük dayanışma içinde olan bu şirketleri kendi yanına çekebilir ama zaman ihtiyaç var.

May’ın bir isteği daha var yalnız. Güney Afrikalı iş adamlarının İngiltere’de yatırımlar yapması. Yatırımları kolaylaştıracağına dair sözlerin verilmesi İngiltere’nin Afrika açılımında zamana yayan kapsamlı bir politika izleyeceğini de gösteriyor.

Türkiye’nin Afrika açılımdan özellikle Türk şirketlerinin Afrika’da yatırımlar yapması hedeflendi. Bu bir bakıma zorunluydu ve Afrika’nın kapılarının açılması için gerekliydi İngiltere’nin Afrika kapılarına dayanmak gibi bir derdi yok zaten doğu Afrika kapısı Kenya, Batı Afrika kapısı Nijerya ekonomik hinterlandı içinde şimdi de ihmal ettiği Güney Afrika kapısına sahip çıkmak istiyor.

Güney Afrika açısından da İngiltere ile ekonomik işbirliği karlı gözüküyor. Avrupa Birliği ülkelerinin yüksek oranda vergileri Güney Afrikalı yatırımcının Avrupa pazarında yerini zayıflattı. Bir bakıma Güney Afrika da İngiltere ile Avrupa pazarında yer edinebilecek. Üstelik yeni Güney Afrika Başkanı Cyril Ramamphosa’nın İngiltere ve ABD’ye Çin ve Rusya’dan daha sıcak baktığı biliniyor. Eski devlet başkanı Zuma’nın soğuk savaş dönemi refleksleri vardı ve bazen kendini Çin ve Rusya’ya yakın hissedebiliyordu. Yeni başkanın İngiltere ve ABD ile daha yakın ilişkiler kuracağı zaten söyleniyordu. ABD Başkanı Trump ne kadar güney Afrika güvenliğinden dem vursa ve toprak reformuna karşı çıktığını belirtse de, Güney Afrika’nın her iki ülke ile ilişkileri daha hız kazanacağı belli.

Güney Afrika ekonomisi son birkaç yıldır durağan bir seyir izliyor. Özellikle ulusal para birimiRand, dolar ve avro karşısında değer kaybetti ve eski gücü yok. Ülkenin ekonomik rahatlamaya ihtiyacı var, enflasyon yüzde 10’un altında gözükse de işsizlik yüzde 30’lara dayanmış durumda. Ramamphosa, göreve başladığında işsizliği azaltacağı sözünü verdi eğer Mayıs’a kadar işsizliğin azaltılmasında başarı gösteremezse iktidar partisi ANC’nin oyları DA ve EFF’ye kayabilir ki bu da Mayıs’ta yapılacak seçimlerde büyük bir kayıp olur. Bu yüzden ANC iktidarı ve başkanının yabancı yatırımlara ihtiyacı var. BRİCS ülkelerinin yatırımları işsizliği önlemeye yönelik olmadığı için İngiltere kurtarıcı olarak devreye girebilir.

Şimdilik hem İngiltere hem Güney Afrika istediğini almış görünüyor. Fakat en büyük payı her zaman olduğu gibi İngiltere aldı yine. Çünkü İngiltere, güney Afrika ülkeleri arasındaki vergi muafiyetini de elde etti. İngiltere yalnız Güney Afrika ile ticareti geliştirmeyecek aynı zamanda vergi muafiyeti sayesinde Svaziland, Mozambik, Botswana ve Namibya ile de ticaretini geliştirebilecek. Bir bakıma May Güney Afrika gezisi ile beş kuş birden vurmuş ve Brexit sonrası İngiltere’nin ilk ticari kazanımı oldu.

May’ın Nijerya çantasında neler var, onu da birkaç gün içinde göreceğiz yalnız özellikle petrol ve enerji alanlarında işbirliği yapılacağını şimdiden söyleyebiliriz. Zaten Nijerya petrolünün yüzde 40’ı İngiliz şirketlere gidiyor bunların karşılığında İngiltere ne verecek henüz bilmiyoruz. Kenya’da ise alt yapı ve güvenlik yatırımların yapılacağını şimdiden söyleyebiliriz.

Güncelleme Tarihi: 30 Ağustos 2018, 13:35
YORUM EKLE
YORUMLAR
Reis
Reis - 3 ay Önce

Çinin bütün Afrikalı kapsayan yatırım ve kalınma desteğini.

Reis
Reis - 3 ay Önce

Çinin bütün Afrikalı kapsayan yatırım ve kalınma desteğini.

Reis
Reis - 3 ay Önce

Çinin bütün Afrikalı kapsayan yatırım ve kalınma desteğini.

Reis
Reis - 3 ay Önce

Çinin bütün Afrikalı kapsayan yatırım ve kalınma desteğini.

banner33

banner37