banner39

banner35

Kanada'daki kamyoncu protestoları Trumpizm akımını hatırlattı

Protestoların, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemlerine yönelik tepkilerin ötesinde, içinde mevcut yerleşik düzene karşı siyasi ve ekonomik hoşnutsuzlukları da barındıran global bir rahatsızlığa dönüşmesinden korkuluyor.

Analiz 12.02.2022, 15:03
Kanada'daki kamyoncu protestoları Trumpizm akımını hatırlattı

Kanada’nın başkenti Ottawa başta olmak üzere, ABD ile bazı sınır geçişleri dahil, ülkenin değişik bölgelerinde 29 Ocak’tan bu yana devam eden kamyon şoförlerinin başlattığı “Özgürlük Konvoyu 2022” adlı protestolar, dünya genelinde umulandan daha fazla ses getirdi.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau hükümetinin 15 Ocak’ta yürürlüğe koyduğu ABD-Kanada sınırını geçmek isteyen kamyonculardan Kovid-19 aşı kartı ibraz etme zorunluluğuna karşı başlayan protestolar, kartopu etkisi oluşturarak aşı karşıtlığının ötesinde bir harekete dönüştü.

Kamyoncuların protestosuna, özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump başta olmak üzere, ABD içinden ve dünyadaki aşırı sağcı muhafazakar kesimlerden destek yağdı. Avustralya ve Yeni Zelanda gibi okyanusun diğer ucundaki ülkelerde de benzeri protestoların başladığı haberleri geldi.

Peki, anayasasında “Barış, düzen ve iyi hükümet” ilkelerini ana tema olarak öne çıkaran ve genelde liberal özgürlükçü olmakla bilinen Kanada’da bir avuç kamyon şoförünün başlattığı bu hareket nasıl bu noktaya geldi ve neden bu kadar yankı buldu?

“Özgürlük Konvoyu” ülke gündemine oturdu

Kanadalı kamyoncular arasında Trudeau hükümetinin Kovid-19 önlemlerine yönelik epeydir devam eden rahatsızlık, 22 Ocak’ta eyleme dönüşerek ülkenin batı bölgesi British Columbia’dan başkent Ottowa’ya doğru “Özgürlük Konvoyu” adıyla protesto hareketi haline geldi.

Trudeau, kamyoncuların eylemini başta “küçük bir azınlık grup” olarak görüp önemsemedi. Ancak Kanadalıların çoğunun Kovid-19 önlemlerini desteklemesine rağmen bu grubun eylemi medyada büyük ilgi görerek temsil ettiği anlam ülkenin sınırlarının dışına taştı.

29 Ocak’ta Ottawa’ya ulaşan kamyoncular, özellikle şehrin ana merkezinde trafiği kilitledi, hayatı durdurma noktasına getirdi. Ülke gündeminin bir numaralı konusu haline gelen eylemlere, Toronto, Quebec City ve Calgary gibi diğer şehirlerden de benzeri protestolarla destek geldi.

Protestocuların özellikle otomotiv endüstrisinin kalbinin attığı, günde 400 milyon dolarlık mal ticaretinin yapıldığı Detroit ve Windsor şehirleri arasındaki sınır geçiş yeri olan Ambassador Köprüsü'nün ABD’den giriş yönünü kapatması, zaten iki yıldır süren Kovid-19 nedeniyle iki ülkenin kırılgan olan ekonomisini tehdit eder hale geldi.

Windsor dışında Alberta ile Montana eyaletlerini birbirine bağlayan Coutts ve Manitoba ile Kuzey Dakota arasındaki Emerson sınır geçişleri de protestocular tarafından bloke edildi.

Başkent Ottawa protestolara teslim oldu

Ellerinde aşı karşıtı pankartlar, özgürlük talebi içeren yazılar, kamyonlarına ve protesto alanına astıkları Kanada’nın yanı sıra tartışmalı konfederasyon bayrakları ile protestocular Ottawa’da günlük hayatın görünümünü ve akışını değiştirdi.

Bölgedeki trafiğin durması ile küçük işletmelerdeki rutin iş hayatının sekteye uğraması, eksi derecedeki hava sıcaklığına karşı kamyonların sürekli çalışır halde bırakılmasının oluşturduğu egzoz kirliliği, günde 16 saate varan korna seslerinin verdiği rahatsızlık, Federal Parlamento binası karşısına konuşlanan kamyoncular ile şehir sakinleri arasında zaman zaman gerginliğe yol açarken, başkent Ottowa ülke tarihinde nadir yaşanan görüntülere sahne oldu.

Ottawa’daki yerel polis gücünün protestoyu sonlandıracak kapasitede olmaması ve de olası bir müdahalenin şiddeti körükleyerek protestoları daha da büyütebileceği endişesi ile güvenlik güçleri asayişle ilgili ceza ve tutuklamalarla yetinirken Başbakan Trudeau asayiş için askeri birliklerin kullanılması seçeneğini kabul etmedi.

Şu an Ottawa’nın merkezinde sokakları bloke eden 400’den fazla kamyon ve onlara destek veren araçlarla birlikte binlerce gösterici, mevsimin dondurucu soğuğuna rağmen hükümete yönelik protestolarına devam ediyor.

Yaklaşık 1 milyona yakın nüfusuyla Ottawa’da 2 bin civarında emniyet çalışanı bulunuyor. Protestoların büyümesini önlemek ve olası müdahale gereksinimi için yetkilileri ulusal kolluk kuvveti Kanada Kraliyet Atlı Polis gücünden 1800 civarında ek polis takviyesi istediği kaydediliyor.

Özellikle, Kanada Yüksek Mahkemesi'nin dün Windsor-Detroit sınırı arasındaki Ambassador Köprüsü'ndeki ablukanın kaldırılması yönündeki kararı ile protestoların hangi yöne gideceği merak ediliyor.

Protestolarda öne çıkan organizatörler

Ülkenin gündemini oluşturan kamyoncu protestolarını organize eden kişilerin başında Tamara Lich adlı bir kadın geliyor. Kanada’nın batı kesimindeki bölgelerin ülkeden ayrılmasını savunan Maverick Parti adlı görece yeni bir siyasi oluşumun sekreterliğini yapmış olan Lich, ayrıca spor salonu koçluğu ve müzik grubu şarkıcılığı gibi mesleklerden geliyor.

Organizatörler arasında ismi geçen diğer bir şahıs da Maxime Bernier. Parlamentoda herhangi bir temsiliyeti olmayan Kanada Halklarının Parti’si adlı aşırı sağ siyasi bir oluşumun lideri konumunda bulunuyor.

Kanada Birlik adlı grubun liderliğini yapan James ve Sandra Bauder çifti de protestoları organize eden isimler arasında öne çıkan kişiler. Bu çiftin, QAnon komplo teorilerini desteklediği ve Başbakan Trudeau’nun Kovid-19 politikaları nedeniyle ihanetten yargılanmasını savunduğu kaydediliyor.

Protestocuları temsil eden bu kişiler, yaptığı açıklamalarda, Kovid-19 önlemlerinin kaldırılmasının yanı sıra Trudeau’nun “doğru olanı yapması, bütün yaptırımları ve özgürlüklere yönelik sınırlamaları kaldırması” şeklinde genel taleplerde bulundu, ancak bu şartların yerine gelmesi durumunda eylemlere son vereceklerini vurguladı.

Protestolarda Trumpizm ruhu

Protestoculara başından beri ABD'de Trump taraftarları olarak bilinen aşırı sağ muhafazakar kesimlerden gelen maddi manevi destekler, eylemlerin etkisinin Kanada sınırları dışına taşmasına neden olurken öte yandan ABD'de 3 Kasım 2020 başkanlık seçimleri öncesi yaşanan keskin siyasi kutuplaşma görüntülerini çağrıştırdı.

Kanada’daki bu protestoların, Kovid-19 önlemlerine yönelik tepkilerin ötesinde, içinde mevcut yerleşik düzene karşı siyasi ve ekonomik hoşnutsuzlukları da barındıran global bir rahatsızlığa dönüşmesi potansiyeli taşıdığı endişesi dile getiriliyor.

ABD tecrübesi bağlamında 'Trumpizm' olarak da dile getirilen bu akımın Kanada'da emekçi kamyon şoförleri tarafından tekrar gündeme getirilmesi, aşırı sağ grupların ve liderlerin bunu fırsat bilerek tekrar toplumsal kamplaşmaları kaşıyabilecek olma ihtimali güvenlik birimlerini diken üstünde tutuyor.

Kanadalı kamyoncuların protestosu, Avusturalya ve Yeni Zelanda’da tekrarlandı. Avrupa ve ABD’de de olası benzeri eylemler için yetkililer uyarılarda bulunuyor.

Nitekim, bu hafta ABD İçgüvenlik Bakanlığının kurumlara gönderdiği bilgilendirmede, ilerleyen günlerde California’nın Sacramento şehrinden başlayıp mart başında başkent Washington’a ulaşması beklenen benzeri bir protesto konvoyundan bahsettiği haberlere yansıdı.

Aşı karşıtlığı bahane mi?

Kanadalı kamyoncuların, ABD’deki Trump Cumhuriyetçilerinin siyasi arenaya getirdiği militanlık düzeyindeki aşı karşıtlığı hareketinin radikalleşmiş bir sembolü haline geldiğini söylemek abartı olmaz.

İki yıldan fazladır devam Kovid-19 salgınına karşı, kamusal ve bireysel özgürlükler feda edilerek alınan radikal önlemlerin yeni üreyen varyantlarla da sonuçsuz kalmasının insanlarda bıraktığı yorgun ve öfkeli hal, bu protestolarla hükümetlere karşı hissedilen derin bir hoşnutsuzluğa dönüşüyor.

Ottawa'da henüz ABD’deki 6 Ocak 2020 Kongre baskını ölçüsünde bir isyan görünmüyor, protestocular parlamento binasının önünde iki haftadır kamp kurmasına rağmen, kapıları ve pencereleri henüz zorlamadı. Ancak Ottawa'nın sokaklarını dolduran hükümet karşıtı insanların ve taleplerinin benzer ruhu yansıttığını, benzer siyasi memnuniyetsizliği içerdiği düşünülüyor.

Kanada’daki protestolar, ülkenin iç meselesi hali olmaktan çıkıp sınırlarını çoktan aştı. Aşı karşıtı gruplar arasında örnek alınacak bir harekete dönüşürken, Kanada dışındaki ülke liderlerini de hem endişe hem de protestoların durdurulması yönünde çağrılara neden oldu.

ABD Başkanı Joe Biden, özellikle iki ülke arasındaki ekonomik zarara dikkati çekerek Kanada’daki yöneticilere protestoların sonlandırılması çağrısında bulunurken Trump, “aşırı sol bir deli” şeklinde nitelediği Trudeau'yu ülkede kutuplaşmalara yol açmakla ve “çılgın Kovid-19 emirleri”ni uygulamakla eleştirdi.

Kanada'daki protestoların nasıl sonlanacağı konusunda kimsenin net bir öngörüsü yok. Ambassador Köprüsü ablukasında yargının protestocular aleyhine müdahalesi gibi şiddetin önünü açacak yanlış bir polis müdahalesiyle olaylar tekrar alevlenmezse Ottowa'daki protestoların da ileriki günlerde hızı kesilebilir.

Bugüne kadar Kanadalı kamyoncuların kaldırdığı toza bakarak başta ABD ve batı ülkelerinde olmak üzere, yerleşik düzenden memnun olmayan kitlelerin varlığının Kovid-19 salgını yorgunluğu altında hükümetler için tehdit oluşturmaya devam edeceği kesin gibi duruyor.

AA/Islam Doğru

Yorumlar (0)
17
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?