banner15

Keşmir krizi: Bölge dinamiklerini nasıl etkiler? Türkiye'ye bakan yönü ne?

Hindistan'ın kontrolündeki Keşmir'de 14 Şubat'ta en az 40 Hintli askerin ölümüyle sonuçlanan intihar saldırısının ardından yaşanan gelişmeler dünya kamuoyunun dikkatlerinin tekrar bu bölgeye yoğunlaşmasına neden oldu.

Keşmir krizi: Bölge dinamiklerini nasıl etkiler? Türkiye'ye bakan yönü ne?

Mehmet Cem Demirci

Yeni Delhi, patlamanın sorumluğunu üstelenen Ceyş-i Muhammed örgütüne Pakistan istihbarat servisinin (ISI) hem lojistik hem de teknik destek sağladığını iddia ederek saldırıdan Pakistan'ı sorumlu tuttu. Hindistan 1971 yılından bu yana ilk defa askeri olarak çok iyi planlanmış bir hava harekatı ile Koordinasyon Hattını geçerek Pakistan kontrolünde bulunan Balakot Bölgesindeki kampları vurduğunu ve 200 civarı örgüt mensubunun öldürüldüğünü iddia etti. Pakistan misilleme olarak hava sahasını ihlal eden Hindistan'a ait iki savaş uçağını düşürdüğünü ve bir pilotun ellerinde olduğunu açıkladı. Hindistan tarafı tek uçağının düşürüldüğünü doğruladı.

ABD, AB, Rusya ve Çin tarafından taraflara gerginliği tırmandıracak askeri faaliyetlerden kaçınmaları yönünde yapılan çağrılara rağmen, Koordinasyon Hattı boyunca top atışlarının devam ediyor olması, Hindistan Donanması'nın denizden kara hedeflerini vurmak üzere denize açılması, Pakistan Hava Kuvvetlerinin alarm durumuna devam etmesi, bölgede tansiyonun düşmediğini gösteriyor. Peki bu yaşanan gerginliğin altında yatan esas nedenler nelerdir? Her iki ülke nükleer silahların kullanılacağı bir savaşa doğru mu ilerliyor?

Pakistan 14 Şubat saldırısını desteklemiş olabilir mi?

Pakistan ve Hindistan arasında Keşmir barış görüşmeleri 2015 yılında askıya alındı. Pakistan ekonomik olarak çok zor günler yaşıyor. 2018 yılında ABD, 'radikal gruplara ve terör örgütlerine destek verdiğini' iddia ederek Pakistan'a yaptığı 1,3 milyar dolarlık yardımı sonlandırdığını duyurdu.

Halihazırda Pakistan'ın cari hesap açığı 18 milyar dolar, döviz rezervleri toplamı 10,1 milyar dolar seviyesinde. Bu mali koşullar altında Pakistan, elinde bulunan para ile ancak iki ay ithalat yapabilecek durumda. Pakistan, Çin'den aldığı kredileri geri ödeyebilmek için de Uluslararası Para Fonu (IMF) ile anlaşmaya hazırlanıyor.

Pakistan'ın en etkili askeri aktörü olan Orgeneral Qamar Javed Bawja'ya göre, ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik durum aynı zamanda ciddi bir güvenlik tehdididir. Bawya doktrini olarak da adlandırılan bu anlayışın bir yansıması olarak Pakistan askeri kanadı 2017 ekim ayında Hindistan Genelkurmayına barış görüşmelerinin tekrar başlaması, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi konusunda diyalog çağrısında bulundu.

Ancak her iki ülkedeki askerlerin savunma ve dış politika konularındaki etkinlik seviyelerinin aynı olmaması, Hindistan’da şu anda iktidarda olan Narenda Modi'nin milliyetçi bir söylem ve Pakistan'a karşı daha sert bir politika izleyeceği vaadiyle seçilmesi ve 2019 seçimlerinin yapılacak olması bu çağrıya olumlu cevap verilmesini engelledi.

Cammu Keşmir bölgesinde, yerel hükumet 2018 yılında yıkıldığı için kontrol tamamen Hindistan merkezi hükumetine geçmiştir. Yerel halka karşı uygulanan baskı, tecavüz ve işkence olaylarında yaşanan artış, işsizlik ve yaşama koşullarının zorluluğu Hindistan'a karşı silahlı mücadeleyi savunan örgütlerin bölgede eleman temin etmesini kolaylaştırmıştır. Uluslararası gözlemcilere göre şartların bu şekilde devam etmesi bölgede yaşanabilecek terör eylemlerini artırabilir. Ayrıca Pulwama intihar saldırısında kullanılan büyük miktardaki patlayıcının Pakistan’dan getirilmiş olması pek mümkün görülmemektedir. Pakistan'ın içerisinde bulunduğu koşullar etraflıca değerlendirildiğinde Hindistan ile sıcak çatışmaya neden olabilecek bir terör faaliyeti içerisinde bulunmuş olmasının mantıklı açıklamasını bulmak oldukça zordur. Pakistan Başbakanı tarafından tansiyonu düşürmeye yönelik yapılan açıklamalar, kurtarılan pilota ait görüntülerin yayınlanması ve insancıl bir mesaj üzerinden tansiyonu düşürme çabaları bu savı desteklemektedir.

Hindistan neden gerginliği tırmandırıyor?

Pakistan tarafının da sıkça açıklamalarında vurgu yaptığı gibi Hindistan, mayıs ayında seçimlere gidecek ve mevcut iktidar siyasi söylemi nedeniyle Keşmir konusunda pasif addedilecek bir duruma düşmek istemiyor. Ancak meseleyi sadece iç politika saikleri ile açıklamak yeterli değil. Hindistan, Pakistan'ın içinde bulunduğu koşullardan istifade ederek Ceyş-i Muhammed, (Muhammed'in Ordusu) örgütünün lideri Pakistanlı din adamı Mesud Azhar'a yaptırım uygulanması, seyahatinin engellenmesi ve mali varlıklarının dondurulması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kara listesine dahil ettirmek istiyor. 2016 ve 2017 yılında BMGK'de yapılan her iki başvuru da Çin tarafından veto edildiği için reddedilmişti. ABD, Fransa ve İngiltere 27 Şubat'ta Mesud Azhar'ın kara listeye alınması için tekrar başvuruda bulundu. Konseyin bu başvuruyu değerlendirmek için 10 günlük süresi bulunuyor.

Hindistan ile Pakistan arasında yaşanan krizinin geçmişine bakıldığında Çin'in büyük çoğunlukla Pakistan'ı destekliği görülmektedir. Pakistan Çin'in de yardımlarıyla 1998 yılında nükleer denemeler yapmış ve 2010 yılında nükleer gücü lehine çevirmiştir. Kuşak-Yol Projesi kapsamında geliştirilen Pakistan-Çin Ekonomik Koridoru her iki ülke ilişkilerini daha ileri bir aşamaya taşınmış, Çin Pakistan'a 62 milyar dolarlık alt yapı yatırımı yapmıştır. Gwadar Limanı, Çin için alternatif açık denizlere açılma kapısıdır. Böyle bir konjonktürde Hindistan'ın teröre destek ve terörle mücadele konusunda Pakistan'ı yalnızlaştırıp, BM Güvenlik Konseyi'nde yapılacak oylamada Çin'i Mesud Azhar için veto hakkını kullanamaz hale getirmesi büyük bir diplomatik başarı olacak ve Pakistan'ı Çin'e karşı daha bağımsız ve alternatifli politikalar üretmeye zorlayacaktır. Hindistan, Pakistan üzerinden Çin'e karşı üstünlük sağlayacak, bu koşullar altında yapılacak görüşmelerde Hindistan masaya eli daha kuvvetli bir şekilde oturabilecektir. Çin Halk Cumhuriyeti’nin tansiyonu düşürmeye yönelik açıklamaları, Rusya ve ABD'nin terörle mücadele konusunda kontrollü bir şekilde diplomatik olarak Hindistan'a kayan destekleri bu savı doğrulamaktadır.

Çin, Pakistan’ı nereye kadar destekler?

Şu aşamada Çin Halk Cumhuriyeti bölgede kendi etkinliği artırmak, Pakistan - Çin Ekonomik Koridoru'nu tamamlamak için, sınırların korunması ve istikrardan yana karşı tavır almaktadır. Nitekim, ÇHC 2017 Ekim ayında Hindistan'a yapılan barış görüşmeleri teklifini de desteklemiştir. ÇHC, Rusya ve ABD'nin Pakistan'ın ekonomik olarak kendisine bu kadar bağlı olmasından rahatsızlık duyduklarının bilincindedir. Olası bir krizde her iki ülkenin daha önceki krizlerde olduğu gibi Pakistan'a karşı Hindistan'ı destekleyeceklerini ve esas hedefin kendisinin bölgedeki etkinliğinin sınırlandırılması olduğundan hareketle tüm imkanlarını kullanarak sıcak bir çatışmaya engel olmaya çalışacaktır. Yeri ve zamanı kendisi tarafından belirlenmeyen bir denkleme doğrudan dahil olmak ÇHC'nin refleksleriyle uyumlu bir hal tarzı değildir. Pakistan desteğini bu çerçevede değerlendirmek gerekmektedir.

ABD ve NATO nasıl bir tavır takınır?

ABD, her ne kadar hegemonyası sorgulansa da halen dünyanın lider gücüdür. Uluslararası toplum ABD’den dünyanın herhangi bir yerinde yaşanabilecek bir krize müdahil olmasını beklemektedir. Bu yönüyle ABD ve lokomotif gücü olduğu NATO, Afganistan'ın istikrarsızlaşmasına, ÇHC'nin bölgede etkinliğinin artmasına, terör örgütlerinin daha kolay eleman devşirmesine neden olacak koşulların oluşmasına müsaade etmeyeceği açıktır. ABD, Pakistan'ın ÇHC'ne bu kadar angaje olmasından rahatsızdır. Washingron, krizi Pakistan ve ÇHC ilişkilerinin zayıflatılması için bir fırsat olarak görmek isteyecektir. Suud Prens Selman tarafından Pakistan'a söz verilen 20 milyar dolarlık yardımın ABD teşviki ile yapıldığı açıktır. ABD, Pakistan'ı İran'ın karşı cephesi olarak kurulan Suudi Arabistan Liderliğindeki Arap NATO'sunun aktif bir üyesi olarak görmek istemektedir.

Nükleer silahlar kullanılabilir mi?

2013 yılında nükleer savaşın önlenmesi için kurulan Uluslararası Fizikçiler Kurumu tarafından hazırlanan rapora göre, Hindistan ve Pakistan arasında yaşanacak bir nükleer savaş, 2 milyar insanın ölümüne sebebiyet verecek bir kıtlığa neden olabilir. Bu koşullar altında konvansiyonel bir savaş yaşansa bile nükleer silahların kullanılması pek olası değildir.

Türkiye bu krizden nasıl etkilenir?

Türkiye bu krizi çok yakından takip etmeli ve Pakistan'ın Afganistan politikasından başlayarak ÇHÇ ile kurduğu yakın ilişkilere kadar izlediği politikadan, kendi Suriye politikası ve Rusya ile olan ilişkilerine yönelik gerekli dersleri çıkararak dış politikasında revizyona gitmelidir. Özellikle Cemal Kaşıkçı olayından dolayı gerilen Suudi Arabistan ilişkileri ve Arap Birliği zirvesinde İran ile birlikte sorun çıkaran ülkeler arasında isminin zikredilmesi, ekonomik yardımlar nedeniyle Suudi Arabistan'a yaklaşmak zorunda kalan Pakistan'ı, uzun vadede Türkiye karşıtı bir kampa itebilir. Türkiye bu krizde daha fazla sorumluluk alarak krizin sönümlendirilmesi için çaba sarf etmeli ABD ve Pakistan arasında köprü vazifesi görmelidir.

Kaynak: Euronews

Güncelleme Tarihi: 01 Mart 2019, 06:58
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35