banner15

Lübnan: Yeni hükümet eski siyaset - Zeynep Karataş

Lübnan yeni bir dönemece giriyor. Sünnilerin küskünlüğü, Şiilerin hırçınlığı ve Hristiyanların korkuları eşliğinde yeni bir yola. Lübnan’ı neler beklediğini hep beraber göreceğiz ama en azından şimdilik Velid Canbolat’ın dediği gibi “Lübnan, Feyruz’un zamanındaki Lübnan değil” diyebiliriz.

Lübnan: Yeni hükümet eski siyaset - Zeynep Karataş

Lübnan, parlamento seçimleriyle büyük bir sınav vermişti geçen Mayıs ayında. Ülkenin çoğunlukçu seçim sistemi yerini nispi seçim sistemine bırakmış ve bu şekilde ülkedeki çoklu ve kırılgan mezhepsel yapının siyasî temsiliyette daha iyi yansıtılması hedeflenmişti. Çeşitli eleştirilere rağmen mâkul bulunan bu sistem, sandıklar açıldığında ortaya çıkan tablo sebebiyle Lübnan’ın kronik siyasal krizlerine çözüm üretmekte kendisinden beklenen başarıyı gösteremedi. Lübnanlılar üstüne düşeni yapıp sandığa gitti ancak siyasetçiler seçim sistemi değişse de siyaset biçimlerinin değişmediğini gösterdi.

Lübnan’da meclisteki koltuk sayısı Hristiyanlar ve Müslümanlar arasında eşit şekilde bölünmüş olsa da iki tarafın da kendi aralarındaki parçalanmışlığı sebebiyle bu eşit paylaşım pek de kolay olmamakta. Müslümanlar Şii-Sünni olarak iki ana gruba bölünmüşken, Hristiyanlar ise Katolikler ve Ortodokslar olarak kendi içlerinde rekabet yaşamaktalar. Tabi Dürzilerin de parçalı olduğunu unutmayalım.

Hâl böyle olunca her mezhebin dışarıdan bir destekçisi de var; Marunî Hristiyanlar Fransa ile poz verirken, Sünniler ekseriyetle Körfez ülkeleriyle, Şiiler ise İran ile kadraja giriyor. Taraflar anlaşmak için masaya oturduğunda sufle aldıkları ülkelerin gözlerinin içine bakıyorlar.

LÜBNAN’IN İÇİNDEKİ DERİN SURİYE

Lübnan’ın bu mezhebî farklığı siyasal olarak bir zenginlik mi, yoksa bir belâ mı tartışması bir kenarda dursun, bir de işin içine ülkenin üstünde kara bulut gibi dolaşan Suriye faktörü var ki, işi daha da karmaşıklaştırıyor. İki ülkenin geçmişi oldukça çetrefilli olsa da özetlemek gerekirse Suriye geçmişten bu yana Lübnan’a dair derin planları olan bir ülke. “Büyük Suriye” idealiyle Lübnan topraklarına duyduğu tarihî âidiyet sebebiyle Lübnan’ın siyasî hayatının adeta ortasına oturdu Suriye. Lübnan geçmişte iç savaşlarla cebelleşirken, Suriye fırsattan istifade epey ülkeye yerleşmiş, askeriyle, ideolojisiyle Lübnan’ın siyasi kurumlarına etki etmişti. Ta ki 2005’te Refik Hariri Suikastinden Suriye ve sıkı müttefiki Hizbullah sorumlu tutulunca, Lübnan halkı Suriye’ye evin yolunu gösterdi. Esed gerisin geri kendi mıntıkasına döndüyse de bir gözü hep Lübnan’da kaldı. O gün bu gündür Lübnan siyaseti Suriye yanlısı ve Suriye karşıtı iki bloğun siyasetteki çekişmelerine sahne oluyor.
Her seçim sandığı açıldığında sorulan soru: “Suriye yanlıları mı, yoksa karşıtları mı galip geldi?” Hal böyle olunca son seçimlerde de akla gelen ilk soru bu oldu. Lübnan halkının yarısı sandığa rağbet göstermemişti. Sebebine gelince; küskünler, güvensizlik, siyasî çatışmalardan bıkkınlık, değişen bir şeyin olmayacağı düşüncesi ilk akla gelenlerden. Sonuçta Lübnan meclisinde Suriye taraftarlarının çoğunluğu elde ettiği bir seçim tablosu ortaya çıktı.

Analizin devamını okumak için TIKLAYINIZ

YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35