banner39

Tahıl koridoru anlaşmasının 3 önemli etkisi

Tahıl koridoru anlaşmasının duyurulmasıyla birlikte fiyatlar düşüş eğilimine girdi ve eylül başında buğday fiyatları Ocak 2022 seviyesine kadar geriledi.

Analiz 09.09.2022, 15:11
Tahıl koridoru anlaşmasının 3 önemli etkisi

Son yıllarda yaşanan krizler, günlük yaşamdan uluslararası politikalara kadar pek çok alanda büyük etkiler yaratıyor. Kovid-19 salgını, iklim değişikliği, Suriye krizi gibi bölgesel çatışmalar ve göçler, son olarak da Şubat 2022’den itibaren süregelen Rusya-Ukrayna savaşı, dünyada şimdiye kadar eşi benzeri görülmemiş ekonomik, sosyal ve politik etkiler yarattı, değişikliklere neden oldu.

Tarım sektörünün, insanların yaşaması için zorunlu gıdayı üreten bir sektör olarak, kriz dönemleri de dahil her daim üretimine devam etmesi gerekir. Aynı zamanda, özelikle gıda ürünleri olmak üzere, üretilen ürünler tüm arz zinciri boyunca üreticiden tüketiciye kadar aksaksız bir şekilde ve makul fiyatla ulaştırılmalıdır. Ancak son yıllarda yaşanan krizler hem üreticiden tüketiciye gıda akışında aksaklıklara neden oldu hem de gıda fiyatlarının yükselmesi ile gıda güvencesizliği hatta açlık gibi sorunları da artırdı. Birleşmiş Milletler’in (BM) 2022 yılında yayımladığı “Gıda Krizi Küresel Raporu”na göre; 2021 yılında dünyada, 53 ülkede 193 milyon kişi gıda güvencesinden yoksundu ve acil yardıma ihtiyaç duyuyordu. Ayrıca bu sayılar bugüne kadarki en yüksek seviyeye ulaşarak rekor kırdı. Raporda, bu durumun 2022'de, özellikle sürmekte olan Rusya-Ukrayna savaşının etkileriyle birlikte daha da kötüleşeceği tahmin ediliyor.

Tahıl Koridoru Anlaşması’nın ikinci etkisi yeni bir göç dalgası başta olmak üzere sosyal sorunları engellemesidir. Tahıl sevkiyatıyla birlikte Ukrayna çiftçilerinin gelir elde etmesi ve üretimi sürdürebilmeleri sağlandı. Tarımsal üretim, dünya genelinde küçük aile çiftliklerinde gerçekleştirilir.

Rusya ve Ukrayna'nın tahıl üretimindeki kilit rolleri

Rusya-Ukrayna savaşının küresel çapta beklenen söz konusu büyük etkisinin nedeni, iki ülkenin sahip olduğu doğal kaynaklar ve özellikle temel tarım ürünlerinde dünya piyasalarındaki liderlikleridir. Örneğin, 2020 yılında dünyadaki buğday ihracatının yüzde 18’i Rusya, yüzde 9’u Ukrayna tarafından gerçekleştirildi. Bu iki ülkenin küresel buğday ihracatında toplamda yüzde 27 oranında pay alması, bir başka deyişle dünya piyasalarındaki büyük payı küresel buğday fiyatlarını da etkiliyor. Yine dünyada arpanın yüzde 19’u, mısırın yüzde 14’ü, ayçiçeğinin (ayçiçeği, ayçiçeği yağı ve küspesi) ise yüzde 75’i Rusya ve Ukrayna tarafından ihraç ediliyor. Diğer yandan Rusya dünyanın en önemli kimyasal gübre üreticisi ve ihracatçısı. Rusya ve Ukrayna temel tarım ürünlerinde liderliklerini, son on yılda ekim alanlarını genişletmeleri, üretim ve verimlerini artırmaları ile kazandılar.

Pek çok ülke açısından temel bir gıda olan buğdayda üretim iki ülkede de son yirmi yılda önemli düzeyde arttı. Rusya’da 2000 yılında 34 milyon ton olan buğday üretimi, 2020 yılında 84 milyon tona; Ukrayna’da ise 10 milyon tondan 25 milyon tona yükseldi. Üretim artışı ihracatı körükledi ve Rusya’dan bazı yıllar 60 milyon tona, Ukrayna’dan ise 25 milyon tona varan ihracat dünya piyasalarında alıcı buldu. Yüzyıllardır buğday üretim ve tüketim kültürünün var olduğu Türkiye’de hava koşullarının iyi seyrettiği yıllarda yaklaşık 20 milyon ton buğday üretiminin gerçekleştiği düşünüldüğünde bu ihracat miktarlarının büyüklüğü daha iyi anlaşılabilir.

Birleşmiş Milletler’in (BM) 2022 yılında yayımladığı “Gıda Krizi Küresel Raporu”na göre; 2021 yılında dünyada, 53 ülkede 193 milyon kişi gıda güvencesinden yoksundu ve acil yardıma ihtiyaç duyuyordu. Ayrıca bu sayılar bugüne kadarki en yüksek seviyeye ulaşarak rekor kırdı. Raporda, bu durumun 2022'de, özellikle sürmekte olan Rusya-Ukrayna savaşının etkileriyle birlikte daha da kötüleşeceği tahmin ediliyor.

Diğer yandan temel gıdaya erişim, özellikle ithalata bağımlı gelişmekte olan ülkeler açısından önemlidir. Birçok ithalatçı ülke, Ukrayna ve Rusya'ya gıdada bağımlıdır. Mısır, Tunus, Libya, Nijerya, Yemen, Katar, Bangladeş gibi Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Asya ülkeleri tahıl ihtiyacının büyük bölümünü Rusya ve Ukrayna’dan ithal ediyorlar. Örneğin dünyanın en büyük buğday ithalatçısı olan Mısır, ithalatının yüzde 61’ini Rusya, yüzde 24’ünü Ukrayna’dan temin ediyor. Lübnan ve Tunus buğday ithalatlarının yaklaşık yarısını Ukrayna’dan, Yemen ise Ukrayna ve Rusya’dan alıyor. Ayçiçeğinde ise Katar yüzde 82, Tunus yüzde 66, Lübnan yüzde 35, Mısır yüzde 34 oranında ithalatta Ukrayna’ya bağımlı.

Şubat 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, dünya tarım ürünleri ticaretinde iki ülkenin aldıkları büyük paylar nedeniyle küresel piyasaları önemli oranda etkiledi ve ithalata bağımlı bazı ülkeleri ise açlık tehdidi altında bulunun nüfusun artması riskiyle karşı karşıya bıraktı. Salgın, iklim değişikliği gibi nedenlerle zaten var olan gıda fiyatlarındaki artış, savaşın ilk günlerinde hızlanarak mevcut riskleri de artırdı. Uluslararası Tahıl Konseyi verilerine göre dünya piyasalarında buğday fiyatı Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle birlikte arttı. Buğday fiyatında Ocak 2022 dönemine göre yıl içinde yüzde 40’a varan artışlar gerçekleşti. Tahıl koridoru anlaşmasının duyurulmasıyla birlikte ise fiyatlar düşüş eğilimine girdi. Eylül başında ise buğday fiyatları Ocak 2022 seviyesine kadar geriledi. Mısır fiyatlarında da aynı seyir gözlendi. Şubat 2022’de artış eğilimine geçen mısır fiyatları, Temmuz 2022’de gerilemeye başladı.

Tahıl Koridoru Anlaşması kapsamında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, Ukrayna'dan ilk bir ayda 1,7 milyon ton yük taşındığı bildirildi. Gemilerin Türkiye, Almanya, Cibuti, Çin, Fransa, Güney Kore, Hindistan, Hollanda, İngiltere, İran, İrlanda, İspanya, İsrail, İtalya, Libya, Lübnan, Mısır, Romanya, Somali, Sudan ve Yunanistan limanlarına buğday, arpa, mısır, ayçiçeği, ayçiçeği küspesi, ayçiçeği yağı, soya, şeker pancarı, bezelye ve kanola olmak üzere 10 çeşit ürün taşındı.

Son yıllarda yaşanan krizler, günlük yaşamdan uluslararası politikalara kadar pek çok alanda büyük etkiler yaratıyor. Kovid-19 salgını, iklim değişikliği, Suriye krizi gibi bölgesel çatışmalar ve göçler, son olarak da Şubat 2022’den itibaren süregelen Rusya-Ukrayna savaşı, dünyada şimdiye kadar eşi benzeri görülmemiş ekonomik, sosyal ve politik etkiler yarattı, değişikliklere neden oldu.

Tahıl koridoru anlaşmasının üç önemli etkisi

Bu veriler ışığında Tahıl Koridoru Anlaşması ile ticaretin serbestleşmesinin en önemli 3 etkisi bulunuyor. Birincisi, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde nüfusun yetersiz beslenme ve açlık riskini azaltmasıdır. Taşınan ürünler, özellikle buğday dünyadaki pek çok ülkenin temel gıda maddesi. Gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde ya da tüm ülkeler içinde düşük gelirli nüfus için ekmek ve diğer unlu mamuller günlük gıda tüketimi içerisinde en büyük payı alan ürün grubu. Mısır ve ayçiçeği ise hem gıda hem de yem olarak tüketilen ürünler. Sağlıklı ve dengeli beslenmede günlük tüketilmesi gereken proteinin en az üçte birinin hayvansal olması öneriliyor. Önemli hayvansal gıdalar olan yumurta, et, sütün üretilebilmesi için de hayvanların arpa, mısır, soya, ayçiçeği küspesi gibi yemleri tüketmesi gerekiyor. Bu nedenle bir ülkenin gıda güvencesini sağlayabilmesi için hayvansal protein üretimini sağlayacak yem ham maddelerinin temini şart.

Tahıl koridoru açılmamış olsaydı, Rusya ve Ukrayna gıda ve yem ham maddeleri üreticisi ve ihracatçısı ülkeler oldukları için, dünya genelinde tarım ürünlerin arzı daralacak, gıda fiyatları daha da yükselecekti. Sadece buğday, arpa, mısır, ayçiçeği gibi bitkisel ürünler değil, et, süt, yumurta gibi hayvansal ürünlerin fiyatları da daha yüksek seyredecek, ithalata bağımlı ülkeler başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde ve düşük gelirli gruplarda yetersiz beslenme ve açlık riski artabilecekti.

Tahıl Koridoru Anlaşması’nın ikinci etkisi yeni bir göç dalgası başta olmak üzere sosyal sorunları engellemesidir. Tahıl sevkiyatıyla birlikte Ukrayna çiftçilerinin gelir elde etmesi ve üretimi sürdürebilmeleri sağlandı. Tarımsal üretim, dünya genelinde küçük aile çiftliklerinde gerçekleştirilir. Tek geçim kaynağı tarım olan çiftçiler, ürettikleri ürün satılmadığında üretimden vazgeçebilir, bu da başta ekonomik sorunlar olmak üzere yeni bir göç dalgasının başlaması gibi pek çok sosyal sorun ortaya çıkarabilir. Bu tür sorunların yaşanmaması açısından da tahıl koridorunun önem büyük.

Üçüncü etkisi ise dünya genelinde önümüzdeki üretim dönemlerinde ihtiyaç duyulacak kimyasal gübrenin teminidir. Dünyada kimyasal gübre ihracatının yüzde 14’ü Rusya tarafından gerçekleştiriliyor. Rusya dünyada azotlu gübre ihracatında birinci, potasyum ve fosforlu gübre ihracatında ise ikinci sırada bulunuyor. Son yıllarda artış eğiliminde olan gübre fiyatları, eğer Rusya’dan sevkiyat yapılamaz ise daha da yükselecektir. Küresel gübre pazarındaki bozulmanın bitkisel ürünlerin verimi ve çiftçi geliri üzerinde büyük etkileri olacaktır. Bu nedenle Tahıl koridorunda Rusya'dan gübrenin taşınmasına da hizmet etmesi önemli. İhtiyaç duyulan gübrenin temini, normal şartlarda elde edilen verimin sağlanması, maliyetin yükselmemesini dolasıyla da gıda fiyatlarının yükselmemesini sağlayacaktır.

AA/Prof. Dr. İlkay Dellal

Yorumlar (0)
18
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?