Türkistan'ın yeniden doğmasında Özbek-Kazak ilişkilerinin önemi - Namoz Normümin Mohammad

Özbekistan-Kazakistan ilişkileri, bu iki halk ve devlet arasındaki çok yönlü müspet gelişmeler bölgedeki istikrar ve gelişim açısından kritik önem taşımaktadır.

Türkistan'ın yeniden doğmasında Özbek-Kazak ilişkilerinin önemi - Namoz Normümin Mohammad

Namoz Normümin Mohammad

Konuya Türkistan’ın büyük bir isim, büyük bir coğrafya, büyük bir medeniyetin merkezi ve Türk kavimlerinin ana yurdu olduğunu hatırlatarak başlayalım.

Bugün dayanılmaz Çin baskısı ile insanlığın gündeminde olan Doğu Türkistan büyük Türkistan’ın ancak dörtte birinin oluşturmaktadır. Orta Asya’daki beş bağımsız devletten oluşan Türkistan’ın batısı ise siyasi, ekonomik ve jeopolitik açıdan tarihi denilebilecek gelişmelere sahne olmaktadır. Başka şekilde ifade edersek Türkistan’ın yeniden ayağa kalkması söz konusudur. İşte bu bağlamda Özbekistan-Kazakistan ilişkileri, bu iki halk ve devlet arasındaki çok yönlü müspet gelişmeler bölgedeki istikrar ve gelişim açısından kritik önem taşımaktadır.

Aslında 1990 yıllarda başlayan bağımsızlık sürecinden sonra yeni Özbekistan ve Kazakistan devletlerinin oluşumundan söz etmekteyiz. Bu sadece dünya haritasına iki yeni devletin eklenmesi değildir. Tarihte batı devletleri ve Rus Çarlığı arasında çekişmelere neden olan ve Sovyetlerin dağılmasıyla yeniden gündeme gelen Orta Asya’da yeni bir bağımsız bölgenin teşekkülü söz konusudur.

1991 yılında bağımsızlık ilanlarından sonra Özbekistan ve Kazakistan’daki gelişmeler tam olarak benzerlik gösterdi denilemez. 75 yıla yakın süren Sovyet rejiminde Kazaklar en çok ve kötü şekilde önce Stalin katliamına, sonra asimilasyona uğramışlardı. 1930 yaşanan katliamda yüzde 40'a varan nüfusunu kaybeden Kazakların çoğu asimilasyon sonucunda kendi ana dilinde konuşma ve yazmayı bilmiyordu. Bağımsızlıktan sonra Kazakistan toplumunda Kazakların yeniden etnik olarak tanınması, ayağa kalkması gündemde idi. Bunun yanında Kazakistan deneyimli devlet Başkanı Nursultan Nazarbaev yönetiminde ekonomik atağa da geçmişti. Nazarbaev o yıllarda toplumsal istikrar, Kazakların etnik olarak yeniden doğması, ekonomik kalkınma projelerine önem vermekteydi. Ülkenin kuzeyinde çoğunluğu oluşturan Rusça konuşan vatandaşların sayısının 5 milyon civarında olduğu tahmin ediliyordu. Bundan dolayı etnik konuların gündeme getirilmesinde aşırı hassasiyet göstermek bağımsız Kazakistan yönetimi için şart idi.

Özbekistan’da ise başlangıçta dini gelişmeler, ekonomik sıkıntılar ve sosyal adaletin sağlanması söz konusu olmuştu. Bu iki kardeş ve komşu ülkelerde sorunlar ve onların çözümlerinin farklılığına rağmen Özbekistan ve Kazakistan arasında anlayış ve işbirliği istenen şekilde olmazsa bile, onlar arasında bir dayanışma söz konusu idi.

Bu bağlamda önemli bir husus dönemin Özbek lideri İslam Kerimov ve Kazak lider Nursultan Nazarbaev’ın birbirlerine mesafeli davransalar da, aralarında kişisel olarak iyi anlaşma ve saygının olması önemli idi. Bölgede etnik yenilenme, toplumsal ve siyasi çalkantılar örneğin Kırgızistan’da Özbek-Kırgız çatışmalarına (2005 ve 2010 senelerinde) neden olduğu halde Kazaklar ve Özbekler arasında kardeşlik ve dayanışma ruhu devam etmekte idi. Sonuçta Kerimov ve Nazarbayev Sovyet rejimi eğitimi alan deneyimli kurt politikacılardı. Başka taraftan ise bağımsızlıktan sonra Orta Asya’da liderlik konusunda Özbekistan ve Kazakistan arasında bir çekişme var olduğu da inkar edilemez…

Kazakistan için önemli olan Özbekistan’daki toplumsal ve siyasi istikrar idi. Çünkü güney komşusu hududunda yaşanacak her hangi bir siyasi ve sosyal depremin Kazakistan’a sıçrama ihtimali yüksek idi. Özbekistan için ise Kazakistan, Rusya’ya ve dünyaya açılmak için ana yollardan biri idi. Bununla beraber Kerimov döneminde Özbek-Kazak ilişkilerinin pek parlak olduğu da söylenemez. Örneğin, Kerimov’un ölümünden sonra Kazak lider Nazarbaev “İlişkilerimiz istenen seviyede değildi. O derecede ki, Özbekistan bizim buğdayı Almanya üzerinden satın aldığı dönemler olmuştu” itirafında bulunmuştu.

Rusya ile olan ilişkiler de bu iki komşu devleti tam olarak ittifak haline gelmesinde engel idi. Özbekistan ve Kazakistan Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)'na üye olsalar da bu kurum onun üyeleri arasında SSCB gibi çok yönlü birlik beraberliği sağlamıyordu. Bunun farkında olan Rusya lideri Vladimir Putin BDT ülkeleri arasında askeri birlik olan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) ve yeni ekonomik işbirliği olan Avrasya Ekonomik Birliğini (AEB) geliştirme çabalarına girişti. Özbek lider İslam Kerimov ise Putin’in bu girişimlerini reddediyordu. Kazakistan ise Rusya ile birlikte halen KGAÖ ve AEB örgütlerinin motor gücünü oluşturuyor…

Özbek-Kazak ilişkileri İslam Kerimov’un vefatından sonra yeniden güçlü şekilde gelişmeye başladı. Özbekistan’ın yeni Devlet Başkanı Şevket Mirziyayev 2017 yılında resmi olarak göreve başladığında ilk yurt dışı seferlerinden birini kuzeydeki kardeş ve komşu ülkeye yaptı. İki ülke arasında 1 Milyar dolarlık ekonomik ve ticari anlaşma imzalandı. Görüşmeler sonrası Nazarbaev “Özbekistan ile Kazakistan arasında çözülmemiş hiçbir sorun yok - ne toprak, ne sınır, ne de siyasi veya ekonomik. Halklarımızın yararına tüm iyi işlerin yapılacağı temiz bir sayfa açacağız ” açıklamasında bulundu.

Özbekistan-Kazakistan ilişkilerinin bu şekilde müspet yönde gelişmesi Türkistan’ın toprak (bölge) ve başka yönlerden yeniden ayağa kalkmasına katkı demek idi. Nitekim, Özbek-Kazak görüşmelerinden bir yıl sonra Orta Asya devletleri liderleri 2018 yılının 21 Mart günü Rusya’dan bağımsız olarak Astana’da ilk danışma toplantısını yaptılar.

Özbek-Kazak ilişkilerindeki en önemli noktalardan biri son yıllarda her iki devletin Latin Alfabesine kesin olarak geçme kararı almalarıdır. Özbekistan bu kararı daha önce almasına rağmen onu uygulamada isteksiz idi. Artık iki ülke arasında alfabe birliğinin sağlanmasını, Türkistan hududunda dil, düşünce ve iş birliğinin yeniden sağlanmasında en önemli adımlardan biri olarak görmek mümkündür.

Son olarak, Kazakistan ve Özbekistan’ın ortak girişimi ile AB de yürürlükte olan Şengen vizesi gibi Orta Asya devletleri arasında “İpek Yolu” vizesinin uygulanması gündemdedir. Artık Türkistan’ın yeniden doğuşu için yollar birer birer açılmaktadır. Bize de hayırlısı demek ve bu önemli sürece kendi payımızı katmak kalıyor…

Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2019, 07:26
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ibrahim Çetinsoy
Ibrahim Çetinsoy - 4 gün Önce

Özledik bu birlikteliği, inşAllah Türk Dünyası olarak güzel geleceklere imza atılır. Ne Mutlu Türk'üm diyene.

!
! - 4 gün Önce

Dogu Turtkistani Cinlerden nasil geri alacagiz,acaba?

Salih Tuna
Salih Tuna - 5 gün Önce

Yazınız çok güzel sizi tebrik ediyorum.

banner39