banner39

17.07.2009, 10:21

Arafat ve Şaron'un Brütüsü, ortak!

 
Arafat'ın zehirlenerek öldürüldüğü neredeyse erkesin üzerinde ittifak ettiği meselelerden birisi. 'Lakin, kim öldürdü?' sorusun net bir cevabı bulunmuyor. Veya cevap Rus Matruşkası gibi. Bununla birlikte, Şaron son dönemlerde Arafat'ı Ramallan'da ve Filistin'de istemiyordu. Daha doğrusu onu canlı olarak görmeye tahammülü kalmamıştı. Ya Arafat'ı Sudan gibi ülkelere sürecek ya da bir şekilde fiziken tasfiye edecekti. Esasen Arafat zorlanarak bir biçimde başbakanlık kurumu ihdas etmesi ve bazı yetkilerini yeni kuruma devretmesi ve feragatta bulunması sağlanmıştı! Böylece kendi elleriyle kendi siyasi mezarını kazdırdılar. Daha doğrusu böylece siyasi bir mevta haline getirilmek istenmişti.  İhdas edilen başbakanlık makamına da Mahmut Abbas getirilmişti.  Ortalıkta, Mahmut Abbas'ın İran asıllı bir Bahai ailesinden geldiği rivayetleri dolaşıyordu. Moskova'da doktora yapmıştı. Arafat'ın teknokratları arasındaydı. Son sıralarda tartışma iki noktada düğümleniyor. Arafat'ı Şaron mu öldürdü yoksa Mahmut Abbas mı? Esasında doğru soru doğru cevabın da anahtarıdır. Bu anlamda, belki de sorulması gereken soru şu olmalı: Arafat'ı ikisi birlikte mi öldürdü? Şaron planladı, Mahmut Abbas da icra mı etti? Tam da Kıbrıs Rum Kesimi'ne yaptığı tartışmalı ziyaretten sonra Türkiye'ye ayak bastığı ve Erdoğan'la görüştüğü sıralarda bomba gibi bir iddia ortaya atıldı. Buna göre, Arafat'ı yardımcısı ve başbakanı Mahmut Abbas öldürmüştü. Bu iddiayı ortaya atan isim de yabana atılır bir isim değil. Filistin davasında ağırlığı olan bir isim. Mahmut Abbas'ın dışladığı ve daha doğrusu toplu hafızadan sildiği bir isim: Faruk Kaddumi.
   

Filistin'in Beytüllahim kenti El Fetih'in 4 Ağustos'taki 6'ncı kongresine hazırlanırken şok bir iddia işgal altındaki bölgeyi çalkaladı, sarstı ve gerdi. Tam da Lieberman'ın Abbas'ın meşruiyetini sorguladığı bir sırada Tunus'taki El Fetih liderlerinden Faruk Kaddumi, Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın, eski Filistin lideri Yaser Arafat'ın öldürülmesinde rol oynadığını iddia etti. Kongre'nin "işgal altındaki bir ülkede" toplanmasına karşı çıkan Kaddumi, Abbas'ın, Arafat'ın öldürülmesine yönelik İsrail-ABD-Filistin komplosunun içinde yer aldığını öne sürdü. Abbas'ı hem devlet başkanlığından hem de FKÖ liderliğinden istifaya çağırdı. Abbas'ın Arafat'ın cesedine otopsi yapılmasına karşı çıktığını hatırlatan Kaddumi, otopsi yapılmış olsaydı Arafat'ı öldüren zehrin de ortaya çıkarılmış olacağını söyledi. El Fetih suçlamaları yalanladı. Ardından haberi yayınlayan El Cezire kanalının Batı Şeria'daki bürolarını kapatma kararı alındı.
*
Arafat'ın zehirlenmesine Mahmut Abbas da katıldıysa bunu icra edenlerden birisi de Muhammed Dahlan olmalıdır. Muhammed Dahlan da Hamas'a karşı yapılan 2007 başarısız darbesinin mimarları arasında idi. Darbe sonrasında da Gazze ile Batı Şeria birbirinden ayrılmış ve İsrail planı saat gibi işlemeye başlamıştı. Gerek Olmert gerekse Lieberman Mahmut Abbas'ı kullandıktan sonra kullanma tarihi bittiğinden dolayı şimdi onun Filistin'in meşru otoritesi olmadığını ya da bütün Filistinlileri temsil etmediğini ileri sürdüler. Böylece Mahmut Abbas ve Muhammed Dahlan gibi isimleri kullanarak Filistinlileri birbirine düşürmüşler ardından da bu isimlerle Filistin davasını vurmuşlardı.
 
Elbette iddialar burada bitmiyor. Arafat'ın zehirlenmesiyle alakalı bir başka iddia daha var. Rabin'in dul eşi kocasını Netanyahu'nun bir biçimde öldürdüğünü veya ölümüne giden kışkırtıcı atmosferi hazırladığını söylemişti. Meğerse, Abbas, Arafat'ın Brütüs'ü iken Netanyahu'da selefi olan Şaron'un Brütüs'ü imiş. Bunun anlamı şu her ikisi de öldürdükleri liderlerin yerlerine geçmişler.  Meğerse, İsrail ve Filistin tarafının acılı lider aileleri aynı akibeti ve kaderi paylaşmışlar. Uzun yıllardan beri sesi sedası çıkmayan ve köşesine çekilen Arafat'ın danışmanlarından olan Bessam Ebu Şerif bomba gibi açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalar karanlıkta kalan noktalara biraz daha fazla ışık tutuyor. Buna göre, Arafat ve ardından da Şaron'u zehirleyen asıl isim Netanyahu imiş. Bu durumda Netanyahu, İsrail'in derin devleti veya Ergenekon'u olmuş oluyor. Bu durumda oralarda da bir veya birkaç Başkent Hastanesi olmalı. 
 
Çeyrek yüzyıl Arafat'ın yanından ayrılmayan ve Golda Meir'in bombalı mesajıyla yüzü ve elleri paramparça olan Bessam Ebu Şerif, Arafat And The Dream of Palestine adlı kitabında Arafat'ın zehirlenmesinin hikayesini farklı bir bağlamda anlatıyor. Şaron, Arafat'a suikast fırsatını kaçırdığını teessüfle dile getirirken asıl darbeyi Netanyahu indiriyor. İsrailli liderler Arafat'ı yok etmek istiyorlar. Bush buna karşı çıkıyor ve 'Arafat'tan uzak durun' diyor. Bessam Ebu Şerif'e göre, bu zehirlenme işini planlayan bizzat Netanyahu uygulayan maşa ise Mofaz. Şerif'e göre, Arafat'ı ortadan kaldıran çevre bilahare Şaron'u da bitkisel hayata mahkum ediyor.  Rabin'in dul eşinin söylediklerini de dikkate alacak olursak bugün İsrail'in başbakanlık koltuğunda profesyonel bir suikastçı ve katil oturuyor. İsrail'in sonunu getirecek birisi varsa o da Benzion'un oğlu Bibi olmalı. Zira adeta bir ölüm makinası. İsrail'in en azılılarını ortadan kaldıran adam hepsinden daha azılı olmalı…

Yorumlar (0)
27
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?