2006'nın ardından...

2007'nin ilk günlerinde, 2006'nın bazı önemli olaylarını ve sözlerini tekrar hatırlatmak istedik. 2006 nasıl geçti?

2006'nın ardından...

Ocak 2006

 

Yeni yıla girerken George W. Bush Irak’ta yapılan hataların ve savaşın sorumluluğunu üstlenmiş, Amerika kıtasında 500 yıl sonra ilk kez seçimle yönetime gelen bir yerli,olan Bolivya’nın taze başkanı Evo Morales, Bush’u “en büyük terörist” ilan etmiş, Ariel Şaron, partisi Likud’u “aşırı sağ” ilan ederek müstakbel hükümet partisi Kadima’yı kurmuştu.

Türkiye, Türk Ceza Kanunun 301. madde davaları ile “vatansever” kalabalıkların mahkeme baskınlarının sersemliğini yaşıyor,  Avustralya, tarihinin en sıcak yazını yaşamasına rağmen Kyoto’yu imzalamayacağını açıklıyor, bu arada, kuraklıkla ortaya çıkan çiftçi intiharları fenomenine anlam vermeye çalışıyordu. 2005’in değişimlere gebe son ayı böylece geçerken 2006’da “hikâyenin gelişeceği” beklentisi de havada asılı duruyordu...

 

Bir büyük boşlukta asılı duran bir başka büyülü soru da şuydu: NASA Goddard Enstitüsü Başkanı iklimbilimci James Hansen, dünyanın son 1 milyon yıldır gördüğü en sıcak noktaya çok çok yaklaştığını saptıyordu önce. Sonra, yeryüzünden atmosfere karbon akışını geri çevirmek için sadece 10 yılımız kaldığını söylüyor ve soruyordu: 10 yıl sonra uçurumun eşiğini aşıp “bambaşka bir gezegen” yaratmadan geri dönmeyi başarabilecek miyiz?

 

2006 yılı yokuş aşağı hızlı bir inişle başladı. Irak’ta genel seçimlerin, kibarca “güvenlik sorunu” olarak tanımlanan kan banyosuna çare olmayacağı çabuk anlaşıldı. Şiiler’in kutsal kenti Kerbela ile Sünnilerin direniş merkezlerinden Ramadi'deki intihar saldırılarında yaklaşık 136 kişi öldü. Hükümet kurulana kadar en az bin insan ölecekti. Irak’ın ABD için içinden çıkılmaz bir yer olduğu gerçeği belirginleşmeye başlamıştı. Dünya Sosyal Forumu Venezuela’nın başkenti Caracas’ta büyük bir kitle yürüyüşüyle başladı. Irak Savaşı’nda oğlunu kaybeden Amerikalı barış aktivisti Cindy Sheehan da Forum’da yer alıyordu. Sheehan Amerikan kamuoyuna seslenerek, “seçtiklerimizi savaşın kötü bir şey olduğuna ikna etmek zorundayız" diyor, savaşın sona ermesini diliyordu.

 

Şili'de yapılan devlet başkanlığı seçimlerini solun adayı Michelle Bachelet kazandı. Bachelet, ülkenin 188 yıllık tarihinin ilk kadın Başkanı olmasının yanı sıra, babası, anası ve ağabeyi ile birlikte, faşist Pinochet diktatörlüğünün korkunç işkence tezgâhlarından geçmiş, general babasının o tezgâhlarda hayatını yitirmesinden sonra uzun bir sürgün dönemi de geçirmiş biriydi. Latin Amerika’da ılık değişim rüzgârları hayli hızla esmeye devam ediyordu yani.Terörle savaş, Güney Amerika’da gittikçe soluklaşan hegemonya derken Amerika Birleşik Devletleri’nde de canlar çok sıkkındı. Liberya’daysa yeni cumhurbaşkanı Ellen Johnson-Sirleaf yemin ederek görevine başlıyordu. Sirleaf; Güney Amerika'nın seçimle iktidara gelen ilk kadın devlet başkanı Bachelet’nin ardından Afrika kıtasında iktidara gelen ilk kadın başkan unvanını aldı.



Türkiye’de “adlî fırtına” devam ediyordu. Mehmet Ali Ağca, ay başında sürpriz bir kararla, 5.5 senedir hükümlü bulunduğu Kartal Cezaevi'nden tahliye edildi. GATA, Ağca’ya çürük raporu vermişti. Mahkemeyse bir son dakika kararıyla Ağca’nın 18 Ocak 2010 tarihine kadar cezaevinde kalmasını kararlaştırdı. Zaten Ağca ne Papa’yı vurması ne de Abdi İpekçi’yi öldürmesi sebebiyle içerideydi. Cezaevinde gasp suçu sebebiyle yatıyordu.

Tarihe “Şemdinli Olayları” olarak geçen, hafif karanlık durumun ardından tutuklanan uzman çavuş Tanju Çavuş hakkında 35 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Çavuş Çavuş daha sonradan tahliye edildi. Eski milletvekili Sedat Bucak’ın Susurluk Davası kapsamında tekrar yargılanmasına karar verilirken, yazar Orhan Pamuk hakkında açılan “Türklüğe hakaret” davası da düşüyordu. Mahkemeler boş durmuyordu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de vicdanî retçi Osman Murat Ülke’nin “sivil ölüme” mahkûm edildiğine hükmetti. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül,  kararın zorunlu askerlikle ilgisi olmadığını açıkladı.

 

Aynı günlerde, Tarım Bakanı Mehdi Eker ise kuş gribiyle ilgili her gün bir açıklama yapıldığını söyleyerek,bu konuda hiçbir tehlike olmadığını kaydetti. Ne var ki, 11 ile yayılan virüs sebebiyle, bu gibi açıklamalar derde deva olmadı. Ağrı’nın Doğubeyazıt İlçesi’nde kuş gribi şüphesiyle hastaneye kaldırılanların sayısı gün be gün artıyordu. Van’da 4 kişi hastalıktan öldü. Yurdun dört bir yanında kanatlı hayvan katliamları yaşandı. Yüz binlerce hayvan diri diri yakıldı, gömüldü, ezildi. Açıkta tavuk yetiştirmek yasaklandı. “Cadı avını” canlı atlatan tavuklarıysa son teknolojiyle donatılmış endüstriyel tavuk çiftliklerinde müebbet hapis bekliyordu. Neyse ki, tüm olanlara rağmen, Uğur Dündarlı reklamlar sayesinde tavuk, sofralardan eksik olmadı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise, güvenlik kameralarını bozan yaratıkları barındırdıkları gerekçesiyle, tüm ağaçlarından arındırılan İstiklâl Caddesi’ne döşettiği granit taşlardan yana dertliydi. “Çin granitlerinin” sökülüp “yerli malı Türk granitlerinin” döşenmesine Ocak ayında başlandı. Topbaş müteahhit firmalara iş bitmeden para vermeyeceğini söylüyor, çalışmalarınsa 2 ay içinde sona ereceği müjdesini veriyordu.

 

Yılın ilk ayında Finlandiya’da Cumhurbaşkanı Tarja Halonen, seçimleri ikinci kez kazanıyor, AB’de Aralık ayında üzerinde uzlaşılan Katılım Ortaklığı Belgesi onaylanıyor, İngiltere Dışişleri bakanı Jack Straw Ankara’ya  gelerek Rum tarafının Türkiye’nin Kıbrıs Eylem Planı çağrısına karşılık vermesini istiyordu. Ancak Türkiye medyasında ayın en çarpıcı olayı, genellikle soğuklarla paralel giden doğalgaz kriziydi. Ukrayna’yla Rusya arasında baş gösteren doğalgaz fiyatı krizi Türkiye’de Mavi Akım üzerinden okundu. Türkiye’nin Avrupa ülkelerinden iki kat pahalı doğalgaz satın aldığı ortaya çıktı. Anlaşma gereği, fiyat resmen açıklanamadığından, doğal olarak doğal gaz krizi üzerinde de fazla durulamadı.

 

İsrail’de Kadima’yı kururak seçim hazırlıklarına başlayan Ariel Şaron beyin kanaması geçirerek bitkisel hayata girdi. Yetkileri eline alan Ehud Olmert başbakan oldu. Aynı gün 132 sandalyenin 76’sını ele geçirerek seçimlerden galip çıkan ve böylece İsrail-Filistin sorununun parametrelerini değiştiren Hamas iktidar oldu. Uluslararası gözlemcilerin raporlarına göre hilesiz geçen seçimin sonuçları ABD ve İsrail tarafından “terörist” ilân edildi. Bu teşhis üzerine kuşatma ve işgal altındaki Filistin’e giden tüm yardımlar durduruldu. Filistin’in gümrük vergilerine, KDV gelirlerine dahi el kondu. Filistin’de durum yıl boyu kötüleşecekti. Ay sonuna doğru Sınır Tanımayan Gazeteciler 2005 yılı içinde 63 gazetecinin görev başında öldürüldüğünü açıkladı. Bu, son 10 yılın rekoruydu. Henüz bilmiyorduk ama, rekorlarla lebalep dolu bir yıla girmiş bulunuyorduk aslında...    

Ayın Sözü:

 

"Kadınım, sosyalistim, ayrı yaşıyorum ve agnostikim (bilinmezci) - bütün günahlar bir arada."

Michelle Bachelet, Şili Devlet Başkanı. (Guardian)

 


Şubat 2006

Şubat ayında yılbaşı ümitlerinin ivme kaybetmeye başlamasıyla birlikte dünya gündemi ağırlaşmaya, Türkiye’de de ilgi iç politikaya kaymaya başladı. Hakkari, Şemdinli’de Umut Kitabevi’nin bombalanmasıyla başlayan olayları araştıran Meclis Komisyonu MİT bölge sorumlusunu dinledi. MİT yetkilisi patlama ile ilgili bir duyumları olmadığını, kitabevi sahibi Seferi Yılmaz’ı da izlemediklerini söyledi. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun ise Hakkari Yüksekova ve Şemdinli’de gerçekleşen patlamalar için, devlet içindeki oluşumlara işaret ediyor, “Hırsız evin içinde olursa kilit işe yaramaz” diyordu. Olaylara anlam vermek, kimin kime ne demek istediğini anlamak neredeyse imkânsızdı. Ancak, konu geçmişinden gelen ağır bagajın da aşağı doğru bastırmasıyla gündemi işgâl etmişti. Komisyon, başka bir Yılmaz’ı, eski başbakanlardan Mesut Yılmaz’ı, başka bir esrarengiz olay, Susurluk olayı ile ilgili olarak dinlemeye karar veriyor, bombalamaların ardından çıkan olaylarda kamu binalarına zarar verdikleri tespit edilen 10 kişi gözaltına alınıyor, saldırıya uğrayan kitabevininin sahibi Seferi Yılmaz, “terör örgütüne yardım ve yataklık” iddiasıyla mahkeme önüne çıkıyor ama hemen ardından serbest bırakılıyordu.

Başbakan’ın Diyarbakır konuşması sırasında dile getirdiği “Kürt sorunu” artık temel gündem haline gelmişti. O günlerde polisle PKK sempatizanı oldukları söylenen göstericiler arasında çıkan sokak çatışmaları, otobüs yakma eylemleri derken sinirler harap olmuştu. Bu sıralarda Danimarka’nın Jyllands-Posten gazetesi’nin Hazreti Muhammed’i hicveden karikatürlerle basılmasının ardından Danimarka başbakanı Rasmussen’in deyişiyle küresel bir kriz patlak verdi. Bazı Müslüman gruplar duruma büyük tepki gösterdiler. Protesto gösterileri sırasında onlarca insan ölürken gazete yöneticileri, sonuçlarının böyle olacağını bilselerdi bu karikatürleri yayımlamayacaklarını açıkladı. İfade özgürlüğü ve dine saygı kavramları, sert geçen tartışmanın ana argümanlarıydı. Türkiye’de karikatür krizi görece hafif atlatılıyordu ki Trabzon Santa Maria Kilisesi papazı Andrea Santoro’nun 16 yaşında bir lise öğrencisi tarafından kilisesinde öldürüldüğü haberi gündeme düştü. Hükümet zor günler geçiriyor, Başbakan Erdoğan’ın asabileştiği yorumları yapılıyordu. Erdoğan’ın Mersin’de tarım politikalarından şikayetçi bir çiftçiye hitaben sarf ettiği sözler Şubat ayında bu asabiyetin temel simgesi haline geldi.

Artık birer adliye vakası haline gelen adliye olaylarıysa hız kesmeden devam ediyordu. Ali Kırca ve Ertuğrul Mavioğlu Terörle Mücadele Yasası’na muhalefetten, Hasan Cemal, İsmet Berkan, Murat Belge, Haluk Şahin ve Erol Katırcıoğlu, nice maceradan sonra sonunda Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenecek olan Ermeni Konferansı’nın iptaliyle ilgili yazdıkları yazılarda “yargıyı aşağılamaktan”, Profesör Baskın Oran ve Profesör İbrahim Kaboğlu da Başbakanlığın talebi üzerine kaleme aldıkları Azınlık Raporu sebebiyle önce “Türklüğü aşağılamak”tan, ardından da 'suç işlemeye kışkırtma' suçundan yargılanıyorlardı. Kolluk kuvvetlerince 6 yıl önce yürütülen ve 30 kişinin hayata veda etmesiyle sonuçlanan “Hayata Dönüş” Operasyonu ile ilgili dava da bu günlerde görülüyordu. 1615 sanıklı davanın bu celsesinde sanık isimlerinin iki kez yazıldığı ortaya çıktı. Sanık sayısı 933’e düştü. Diyarbakır Cezaevi’nde 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylarla ilgili dava ise aynı günlerde sonuçlandı. 62 kamu görevlisi çeşitli cezalara çarptırıldı ve sonra da 2001 affı sebebiyle işlerine geri döndü. Şubat’ta sonuçları muğlak olsa da en azından anlamı net görünen bir yargı kararı da alındı. Asayişi bozmayan nitelikteki izinsiz gösteri ve basın açıklamaları, yargılama konusu olmaktan çıkarıldı.

Türk Telekom’un %55 hissesi Oger Telekom’a satıldı. Enerji Bakanı Hilmi Güler, Türkiye`de 2014 yılına kadar 3 adet 5 bin megavatlık nükleer enerji tesisi kurmayı planladıklarını, Tayyip Erdoğan’sa santrale evsahipliği için en güçlü adayın Sinop olduğunu açıkladı.  Galataport dosyası Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na iade edildi. İhale iptal edildi ama Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Özelleştirme İdaresi’nin yeniden ihale yapacağını söyledi. Filistin seçimlerinden zaferle çıkan Hamas’ın sürgündeki liderlerinden Halid Meşal’in Türkiye ziyareti, AKP’nin Ortadoğu’ya yönelik uluslararası açılımlarından biri olarak bu ay yaşandı. Hükümet Meşal’i AKP’nin davet ettiğini açıkladı. Davetin ardından İsrail, Türkiye’yle ilişkilerinin derin yara aldığını açıkladı. Bununla birlikte, yıl sonuna kadar daha uzun bir süre vardı ve bu süre içinde Türkiye ile İsrail arasında yapılacak olan çeşitli askeri tatbikat toplantıları, silah pazarlıkları ve zirveler, Ortadoğu bölgesinde sürekli açık kalan yaraların yanı sıra, çok çabuk kabuk bağlayan ve iz bırakmadan iyileşen yara türleri göründüğünü de ortaya koyacaktı.

Terörle savaşın korkunç şiddeti her yönüyle tekrar tekrar kanıtlanmaya devam ediyordu. Guardian gazetesi, ABD ordusunun işkence, tecavüz hatta cinayet olaylarının sistematik şekilde uygulandığını anlatan Ebu Garib raporunu yayınladı. Başka gazetelerdeyse ardı arkası kesilmeyen yeni işkence fotoğraflarını görmek mümkündü. Birleşmiş Milletler uzmanlarının Guantanamo raporu çeşitli işkenceleri belgelerken, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, ABD`den, Guantanamo`daki cezaevini derhal kapatmasını istedi. Ayın diğer vahşet kanıtları olarak İngiliz askerlerini Iraklı çocukları eğlencesine sopalarla döverken gösteren video görüntüleri hafızalara kazındı. Öte yandan Irak’ta olaylar gittikçe daha korkunç bir hal alarak bir Sünni - Şii çatışmasına dönüşmeye başlamıştı. Şubatın ilk 10 günü içinde 102 kişi sokak ortasında ölürken Şiilerce kutsal sayılan Askeriye Türbesi’ne bombalı saldırı düzenlendi 130’dan fazla insan hayatını kaybederken, Şiilerin misilleme saldırılarında en az 119 kişi öldü. Yine de Irak’ta durum, saldırıların ardından üç günlük yas ilân edilebilecek ya da Savunma Bakanı Sadun El Duleymi’nin “ülkede iç savaş çıkarsa hiçbir zaman sona ermeyecektir” yolundaki tehdidini savurabileceği kadar da iyiydi. Ne yazık ki Iraklıları daha kötü günler bekliyordu. Ortadoğu’da Filistin’in yeni başbakanı Hamas’ın ılımlı kanadından İsmail Haniye olarak açıklandı. Ne yazık ki, Filistinlileri de daha kötü günler bekliyordu.

Almanya ve Fransa sağı “Türkiye Avrupa’ya ait değil”. Bir çok Avrupalı böyle bir Avrupa`yı tehdit olarak görüyor” açıklamasını yapıyor. Kuş gribi Afrika’ya oradan da Avrupa’ya ölü sayısı da 88’e sıçrıyordu. İngiltere’de gerçekleştirilen ilk yüz nakli başarılı olurken, Kuzey Yarıkürenin, 20'nci yüzyılın sonlarında son 1.200 yılın en sıcak zamanlarını yaşadığı anlaşılıyor, bilim insanları benzeri görülmemiş bir ısınmadan bahsediyor, Filipinler'de 1.500 kişilik nüfusuyla birlikte bir kasaba, aşırı yağışların ardından tümüyle toprağın altına gömülüyordu ve ay, böylesine iç karartıcı haberlerle kapanıyordu...

Ayın Sözü:

"Evet, Başkan Bush'un ve çevresindekilerin terörist olduğunu söylüyorum... Evet, bu ülkede (ABD) terörü yaşayan insanlar olduğunu söylüyorum. Fakirlik terördür. Sosyal güvenlik haklarını kaybetme korkusu terördür...  Yeterli kaynak ayrılmadığı için okulu bırakmak zorunda kalan öğrencinin yaşadığı terördür... Amerikan halkına bu sorunların üstesinden gelmek için dağıtım mekanizmasının başına oturan kişi, yardımcı olmayı reddedip, zaten zengin olanların hayâlini bile kurmadıkları paralara sahip olmasını sağlıyorsa, gerçekten ihtiyacı olanların hakkı olan kaynakları başka noktalara aktarıyorsa bu kabûl edilemez. Benim kabûllenemediğim durum bu."

Harry Belafonte, efsanevî müzisyen, oyuncu ve insan hakları aktivisti. (Democracy Now)

Mart 2006

Mart ayı Irak’ın işgalinden itibaren olduğu üzere, asker gönderme tezkeresinin Meclis tarafından reddedilmesinin haklı gururunun savaşa duyulan öfkeyle karıştığı protestolarla karşılandı. Protestolardan nasibini alan bir diğer konu da Kenan Evren’in, Muğla Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, 12 Eylül darbesinden dolayı hiç pişmanlık duymadığını söyleyerek, “Eğer yeniden Genelkurmay Başkanı olsam ve o şartlar yaşansa yine müdahaleden çekinmezdim” demesiydi... Öğrenciler Kenan Evren’i, “darbeciler dışarı“ sloganlarıyla uğurladı. Evren hakkında “Askeri darbeleri övdüğü’ iddiasıyla suç duyurusunda bulunuldu.

Akıl sır erdirilemeyen olaylar kime ait olduğu belirsiz çıkar dengeleri arasında gergin bir şekilde devam ediyordu. Asıl tantana, Van’da yaşandı. Karmaşık bürokratik gelişmeler sonrası Van Başsavcılığı tarafından hazırlanan Şemdinli olaylarıyla ilgili iddianamede  terör örgütlerinin yaptığı eylemlerin benzerlerinin kamu görevlileri tarafından yapıldığı vurgulanıyor, Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt’ın da kurulan bu derin çeteden haberdar olabileceğine dair şüpheler ortaya konuyordu. Genelkurmay Başkanlığı Büyükanıt’ın davaya dahil edilmesine izin vermedi. Devletin üst kademelerinde ağır bir tartışma başlamıştı, ama bu basına sadece sloganlar olarak yansıyordu.

Sonuç olarak sorun büyük ölçüde, “hırsız evin içinde olursa kilit işe yaramaz” veciz cümlesiyle hatırlanacak olan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun’un ve Van Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Sarıkaya’nın görevinden alınmalarıyla çözüldü. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Şemdinli olayıyla ilgili iddianamesinde, sanık olmadığı halde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’la ilgili iddialara yer vererek “mesleğin şeref ve onuru” ile bağdaşmayan davranışta bulunduğu gerekçesiyle Van Savcısı Ferhat Sarıkaya’yı meslekten ihraç kararı aldı. Böylece Cumhuriyet tarihinde eşine ender rastlanan bir hukuki karara imza atılıyor ve bir savcı meslekî görevini yaptığı için meslekten men ediliyordu.

Güneydoğu’da patlayan bombaların ardından bölgeye çöken ağır sessizlik, gösteriler, çatışmalar ve ölüm haberleriyle bölündü.. Diyarbakır’da, Batman’da, Hakkari’de, Mardin’de çıkan olaylarda en az 10 kişi  öldü, gaz bombalarının, yakılan barikatlara karışan dumanı dağıldığında 300’e yakın da yaralı olduğu anlaşıldı. Demokratik Toplum Partili belediye başkanlarıyla ilgili soruşturmalar birbirini izliyordu. Üstelik büyük şehirlerde de çoğu kimse tarafından üstlenilmeyen bombalı, molotof kokteylli saldırılar düzenlenmeye başlanınca “sıkı güvenlik” önlemleri alınması  önerileri tekrar ayyuka çıktı. İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah,küresel terörizm konulu sempozyumda yaptığı konuşmada, terörle etkin mücadele için, 2 günlük gözaltı süresinin 15 güne kadar çıkartılmasını, zanlının avukat ve yakınlarıyla görüşmesinin 4 gün kadar ertelenebilmesini ve herkesin parmak izi ile DNA örneklerinin Emniyet’te bulunmasını dahi talep etti.

Aynı günlerde Bulgaristan'ın baraj kapaklarını açması üzerine Edirne'nin sular altında kalmasının en önemli nedeninin, Türkiye ve Bulgaristan arasında yıllardır bitirilemeyen baraj pazarlıkları olduğu ortaya çıktı. Eski Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ile eski Devlet Bakanı Recep Önal, Halkbank’ı zarara uğrattıkları iddiasıyla Yüce Divan'da yargılandıkları davada beraat ettiler. Avrupa İnsan Hakları mahkemesi, Bergama’da bölge halkının itirazlarına rağmen işletilen altın madeni için Türkiye’nin davacılara 945 bin Euro tazminat ödenmesine karar verdi. Neyse ki aynı günlerde Türkiye İstatistik Kurumu, kişi başına gelirimizin ilk kez 5 bin doları aşarak 5 bin 8 dolara yükseldiğini müjdeliyordu.  

ABD’nin Irak’ı işgali, istilanın üçüncü yıldönümünde dünyada da büyük gösterilerle protesto edildi. Aradan geçen üç yıl, meseleyi berraklaştırmak şöyle dursun, Irak’ın neden işgâl edildiğine dair soruların fena halde terletici hale gelmesine yol açmıştı nedense. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice müttefik Avustralya'da dahi konuşma yapamıyor ''Irak kanı ellerinize bulaşmış ve bunu temizleyemezsiniz'' diyor, Beyaz Saray’da Irak’tan çekilme planına dair soruları yanıtlamaya çalışan Başkan Bush ise “Buna benden sonraki devlet başkanları karar verecek” diyerek işin içinden çıkıyordu. İşgâlin üçüncü yılında Irak için hesap edilmesi mümkün görünmeyen zarar ABD için 250 milyar doları, ölen asker sayısı da 2300’ü aşmış görünüyordu. (Daha sonra, Stiglitz gibi Nobel ödüllü Amerikalı iktisatçılar zararın 2 trilyon doları bile bulduğunu hesaplayacaklar, yılın sonunda da 11 Eylül’de ölenlerin sayısını aşan resmi Amerikan kayıplarının psikolojik eşik sayısı olan 3 bine neredeyse ulaştığı açıklanacaktı.)

Washington’un Irak’ta bir sorun olduğuna dair verdiği ilk kararlar da bu günlerde geldi. Amerikan Ordusu Irak’taki işkence merkezlerinden Ebu Garib Cezaevi’nin kapatılmasına ve güvenliği sağlamak amacıyla ülkeye 700 asker daha göndermeye karar verdi. Teşhisteki netlik tedaviye yansımamış görünüyordu. Silah ve petrol lobilerinin yoğun desteğiyle iktidar olan yeni muhafazakârların işgaliyse tam gaz sürüyordu. Temsilciler Meclisi, terörle mücadele için kullanılan yetkilerin daha da genişletilmesi kararına destek verdi.  Yasa, yetkililere ve istihbarat kurumlarına, terör şüphelileri denilen kişilere ait özel kayıtlara ulaşma, belgelere el koyma, telefon dinleme gibi geniş haklar veriyor, geçen üç yılın ardından ABD vatandaşları da askerî mantığın işgâliyle daha yakından tanışıyorlardı.

Aynı günlerde, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, İran’ın nükleer dosyasını hiçbir kanıt göstermeden BM Güvenlik Konseyi'ne havale etti. Ertesi hafta, İran’ın nükleer faaliyetlerine karşı çıkan Başkan George Bush'un, anlaşmaları ihlal ederek nükleer silah geliştirmiş olan Hindistan’ı ziyareti sırasında, iki ülke arasında sivil nükleer işbirliğini öngören anlaşma imzaladığını gördük. Bu anlaşmayla Hindistan’ın da bir çeşit meşru nükleer güç olduğuna şahit olduk.

İsrail’de yapılan genel seçimleri beklendiği üzere Başbakan Vekili Ehud Olmert'in liderliğini yaptığı Kadima Partisi kazandı. Ariel Şaron’dan yadigâr tek taraflı çözüm politikası ilerleyen günlerde, İsmail Haniye başkanlığında güvenoyu alarak kurulan Hamas hükümeti ve Filistin için yeni bir felaketin başlangıcı olacaktı. Fransa'da işverenlere yeni elemanlarını iki yıl içinde gerekçe göstermeden işten çıkarma hakkı veren iş yasası değişiklikleri, yasaya karşı çıkan öğrencilerle polis arasında çatışmaların da yaşandığı büyük gösterilere yol açtı. Okullar boykot edildi, öğrenciler yeni iş yasası ve İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy aleyhine sloganlar atarken, Fransız polisi, Sorbonne Üniversitesi civarında toplanan öğrencileri dağıtmak için göz yaşartıcı bombalar kullanıyordu. İşçi sendikalarının çağrısıyla, Fransa’da mart, genel grevle sona erdi.

Ekvador’da, ABD ile serbest ticaret anlaşmasına karşı çıkan yerli hareketinin dokuz gün süren protesto eylemlerinin ardından dört eyalette olağanüstü hal ilan edildi. Avrupa Konseyi, CIA'nin terör zanlılarını Avrupa’daki havalimanlarını kullanarak,gizli işkence merkezlerine taşıdığı iddialarına dair yaptığı araştırmayı kamuoyuyla paylaştı. Raporda, işkence merkezleri bulunduğuna dair kesin bir kanıt bulunmadığı belirtilerek İtalya, Polonya, Makedonya ve Bosna'nın CIA uçuşları ile ilgili bilgi vermeye yanaşmadıklarından şikâyet ediliyor, hapishanelere taşınan insanlar ortadayken uçuşlar usulen kanıtlanamıyordu.

Lahey Savaş Suçları Mahkemesi’nde Bosna savaşı sırasında soykırım ve insanlık suçu işlediği iddiasıyla yargılanan Yugoslavya’nın eski Devlet Başkanı Slobodan Miloşeviç; hücresinde ölü bulundu. Dünyanın muhtemelen en sıkı gözlem altında tutulan tutuklusu olan Miloşeviç’in, gardiyanlarından habersizce ve usulca nasıl ölüverdiği hiçbir zaman anlaşılamayacaktı, ama yapılan açıklama çok anlaşılabilirdi: otopsi sonucuna göre ölüm nedeni kalp yetmezliği idi. BM savaş suçları mahkemesinin, Bosna savaşı sırasında Hırvatistan'daki Sırpların lideri olan Milan Babiç'in Lahey’deki cezaevinde intihar ettiğini bildiren açıklaması da, tam bu sıralara denk geldi. Babiç, Uluslararası Mahkeme tarafından, sivillere zulmetmekten 13 yıl hapse mahkûm edilmişti.

Kanada’da geleneksel hale gelen kürkü için fokları sopalarla öldürme sezonu açıldı.  300 bin fok, devlet izniyle, değerli kürkleri zedelenmesin diye döve döve öldürüldü. ABD'de yapılan bir araştırma, Güney Kutbu'ndaki buzulların erimesinin son yıllarda hızlandığını ortaya koyarken Kuzey Kutbu’nun Amerika tarafında BP’ye ait bir petrol boru hattının korozyon sonucu delinmesiyle en az 120 bin litre ham petrol, karla kaplı tundranın 7 dönümünü kapladı. Exxon Valdez çevre felaketi kadar değilse bile, ona yakın boyutlarda bir facia yaşanıyordu. Kuzey Kutbu’nun doğu yakası Asya’daysa  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in başarılı geçen Çin ziyareti sırasında Sibirya’dan Çin’e 4 bin kilometre uzunluğunda inşa edilecek doğalgaz boru hattı için imzalar atıldı.

Ağırlıklı olarak Asya’da kuş gribi yüzünden ölenlerin sayısı 103’e yükseldi. İspanya'da Katalanların millet olarak tanındığı ve özerklik haklarının artırıldığı yeni statü, İspanyol Meclisi'nde yapılan oylamada kabul edildi. İspanya'da Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele veren ETA örgütü ateşkes ilan etti. ETA’nın kararını değerlendiren İspanya başbakanı Zapatero ''umudun hepimizi birleştireceğine güveniyorum'' dedi. Dünyanın dört bir yanında meraklıları tarafından heyecanla beklenen ve özellikle Türkiye’de bazı bölgelerde büyük turist kalabalıklarınca şenliklerde dans edilerek gözlenen tam güneş tutulması da bu ay gerçekleşti. Tutulma 4 dakika sürdü.

Ayın Sözü:

"Sana bu soruları kim hazırladı bakayım?"

Osman Pepe, Çevre ve Orman Bakanı. İlköğretim öğrencisi Tuğçe Nur Baray'ın küresel ısınma için alınan tedbirleri sorması üzerine "konunun derinliği sebebiyle" şüphelenen Pepe'nin tepkisi. (A.A)

Nisan 2006

Irak’ta siyasi belirsizlik, şiddetle el ele vermiş, tüm hızıyla devam ediyordu. Başbakan İbrahim Caferi’ye istifa etmesi yönünde çağrılar başlamıştı bile. Caferi istifa etmeyeceğini duyurdu. Irak İçişleri Bakanlığı, ölüm mangalarının varlığını ilk kez bu sıralarda doğruladı. Ancak, bakanlığa göre, polis üniforması giyen bu grupların İçişleri Bakanlığı’yla ilgisi yoktu. Saddam Hüseyin'i yargılayan mahkeme, devrik diktatörün soykırımla da suçlanacağını duyurdu. Bu sırada, İsrail’in Filistin’e baskıları, İran’ın nükleer programı ve ardından ortaya çıkan kriz derken petrol fiyatları 75 doları aşmış, Londra metro saldırıları üzerine hazırlanan hükümet soruşturması raporu, saldırıların sebebi olarak Irak işgalini göstermişti.

Baharın başlangıç günlerinde ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice Ankara’yı ziyaret etti, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile birlikte demokratik ve barışçıl bir dünya için  ortak düşüncelere sahip olduklarını açıkladı. Avrupa Parlamentosu CIA in 2001 yılından itibaren Avrupa toprakları üzerinde bildirimsiz 1000'den fazla uçuş yaptığını ve durumun uluslararası hukuk ve anlaşmaların ihlâli olduğu açıklarken Bulgaristan’da üç yeni ABD üssü açılacağı haberi her şeyi anında anlamsız kılıyordu.

Nisan ayında Ankara’nın bir diğer önemli konuğu, Filistin devlet başkanı Mahmud Abbas’tı. Filistin’e uygulanan abluka, Hamas’ın iktidara gelmesiyle birlikte sıkılaşmış, Ehud Olmert liderliğindeki Kadima ile  sendikacılıktan gelme Amir Peretz’in İşçi Partisi’nin koalisyon için anlaşmasıyla korkunç bir hâl almıştı. Gazze ve Batı Şeria’da yürütülen operasyonlar, ABD ve İsrail’in Filistin’in tüm gelirlerini dondurma kararını AB de destekleyince boyunduruk daha da sıkıştırılmış oldu. Maaşlarını alamayan polisler hafta sonu Gazze’deki anayolları trafiğe kapatıp hükümet binasını bastı.

Fransa’da yeni istihdam yasasının yarattığı kriz sürüyordu. Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın yasaya onay vereceğini açıklaması önce gösterilere, ardından ikinci bir genel greve yol açtı.  Fransa hükümeti, milyonlarca kişinin katıldığı haftalarca süren protestoların ardından tartışmalı iş yasasını geri çekti. Macaristan'da seçimleri Sosyalist Parti kazanırken, İtalya’da, Romano Prodi’nin başkanlığındaki merkez sol senatoda da üstünlüğü sağladı. Bu sırada, bir de İran krizi oluşturulmaktaydı. Atom Enerjisi Kurumu İran'ın BM Güvenlik Konseyi kararına aykırı olarak uranyum zenginleştirmeyle ilgili faaliyetlerine devam ettiğini ve çalışmalarını hızlandırdığını belirtiyor, Amerikan yerleşik medyasında, ABD’nin İran’a da saldırıp saldırmayacağından çok, saldırının zamanı ve şekli tartışılıyordu.

Çad ve Sudan arasında diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından, Çad Nijerya'da yapılan barış görüşmelerinden çekildiğini açıkladı. Sudan’ın Darfur bölgesinde, bütün dünyanın gözü önünde gerçekleşen saldırılar sonucu ölenler o dönemde yüz binlerle ifade ediliyordu. 21. yüzyılın ilk soykırımı sayılabilecek bu olayların altında iklim değişikliği ve küresel ısınmadan kaynaklanan kuraklığın yattığı da bilim insanlarınca açıklanacak, ama bu bilgi de kimsenin umurunda bile olmayacaktı. BM, yıl sonuna kadar düzenli aralıklarla buradaki soykırımı kınamaya ve insanlık camiasını müdahale etmeye çağırmaya devam edecekti. Aynı günlerde şiddetli yağışlar ve eriyen kar suları ile yükselen Tuna nehrinde su seviyesi son 111 yılın en üst seviyesine ulaştı. Her yeri sel aldı... 

Tayland Başbakanı Thaksin Şinavatra, Haziran’da tahta çıkışının 60. yıldönümünü kutlayacak Tayland Kralı'na saygı göstermek amacıyla istifa etmeye karar verdiğini açıkladı. Bu açıklamayı yaparken, daha sonra yeniden göreve getirileceğinden emin gibi görünüyordu ve getirildi de, ama ondan daha sonraki aylarda, kendisi BM toplantısı için New York’ta iken yine Tayland Kralı'na saygı göstermek amacıyla ordunun darbe yapacağını, bu darbeyi halka benimsetmek için Kraldan parasız, halkla ilişkiler firmalarından da ücreti mukabilinde destek sağlanacağını, kendisinin de bir süre ülkesine dönemeyeceğini tahmin edemezdi.

Türkiye’ye dönersek,  bir yıl önce bu günlerde bir kitle histerisi olarak yayılan linçlerle açılan dönem, Diyarbakır, Batman ve Mardin’de yaşanan olayların Şanlıurfa ve Ağrı’ya da sıçramasıyla devam ediyor, korku/güvenlik algısı bilinçleri yönetmeye başlıyor ve ayın ortalarına gelindiğinde 15 kişinin öldüğü, 418 kişinin de tutuklandığı açıklanıyordu. Diyarbakır'da gösterilere katıldığı iddiasıyla gözaltına alınan 80 çocuk hakkında 9,5 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası istendi. Abdullah Öcalan’la ilgili bir imza kampanyasına katıldıkları için haklarında dava açılan 2'si üniversite öğrencisi 3 kişiye 7,5 yıl ağır hapis cezası verildi. Hükümlüler şiddet içermeyen dilekçe haklarını kullandıkları için mahkeme heyeti cezalarının 6'şar yıl 3'er aya indirilmesine karar verdi. İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, belediye otobüslerine yönelik saldırıları önlemek için, bir bakıma yepyeni, bir bakıma da insanlık tarihi kadar eski bir yöntemi devreye sokacaklarını, otobüslere sivil polis yerleştireceklerini açıkladı.

Meclise gönderilen Terörle Mücadele yasasında değişiklik öngören tasarıda, terör suçu kapsamı yeniden belirlenmesi öngörülmekteydi. Hem yepyeni, hem de insanlık kadar eski bir teknik burada da karşımıza çıkmaktaydı: Yasaya göre, insan veya uyuşturucu ticareti, eğitim ve öğretimin engellenmesi, ihaleye fesat karıştırma, fuhuş, kredi kartlarının kötüye kullanılması gibi pek çok eylem de terör amacıyla yapılabilirdi, dolayısıyla bu zengin eylem çeşitliliği genel olarak terör kategorisine sokulmalıydı. Kapsam tartışması yapıla dursun, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde düzenlenen “Cansuyu Bayramı” festivalini satır ve bıçaklarla basan 6 kişiden biri tutuklandı. Yaşları 18’den küçük diğer 5 zanlı serbest bırakıldı.

Yargıtay, Başbakan Erdoğan'ı yumağa dolanmış kedi şeklinde çizen Musa Kart’ın

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner10

banner12