banner39

2020 Yılındaki Muhtemel Dünya Sistemleri

Dünya?nın geri kalanı için oluşan iki kutuplu sistem buna rağmen ?hoş olmayacaktır.? İklim değişimi gibi küresel meydan okumalar Blumer-Thomas?a göre her iki ?mega güç?ün ajandalarının ilk sıralarında özellikle olmayacaktır. Aynı şey uluslar arası hukuk i

Arşiv 02.04.2007, 01:14 06.07.2018, 09:31
2020 Yılındaki Muhtemel Dünya Sistemleri

 

 

 

1997 yılına ait Yeni Amerika Yüzyılı Projesi?nin altındaki imza listesinde bugüne kadar bir kısmı ayakta kalabilmiş ve bir kaç tanesi de düşmüş yeni konservatifler (Neo-con) bulunuyor. 1989?da Komünist Sovyet İmparatorluğu yıkılıp dünya politikasının yalnızca Washington sabit noktasında döndüğü, ?Tek kutuplu Dönem? artık geçiyor. Şimdi Hipergüç acı çekerek öğreniyor ki, bütün zamanların en güçlü imparatorluğu olarak gerçekleri yalnız başına kendisi etkileyemiyor veya kesinlikle onları kendi başına yaratamıyor. Sonuncu şıkkın sadece ?yıldızlar savaşında? bulunduğunu Amerika?da öğretim görevlisi olan İngiliz tarihçi Niall Ferguson hodperestce işaret ediyor.

 

Peki dünya siyaseti nereye hareket ediyor, hangi kutba kendini yönlendiriyor? Ferguson?a göre dengeler açıkça Uzakdoğu?ya doğru kayıyor. Ferguson için aslında 20. yüzyıl ?Amerikan? veya ?Batı? yüzyılı olmaktan çoktan çıkmış durumda. ?Şayet geçen yüzyılda küresel bir gelişme göze çarpıyorsa o da, Batılı ilerlemişlik mesafesini kısaltan ?Doğu?nun hızıdır? diyor Ferguson. Çin?in gayrısafi soysal hasılası 2007 yılında Büyük Britanya kadar olacak ve bir çok öngörüye göre de 2040 yılında Çin, Amerika?yı geçmiş olacak. Karşılaştırmak için: Daha 1968?de Amerika?nın gayrısafi sosyal hasılası bütün Uzakdoğu?nun 127 kat daha fazlasına tekabül ediyordu.

 

Büyük tarihçi Edward Gibbon?un 1776 tarihli ?Roma İmparatorluğu?nun gerileyişi ve çöküşü? adlı eseri yanında, geçtiğimiz Sonbahar itibariyle günümüzle alakalı bir dizi paralellikler Ferguson?un gözüne çarpıyor. Geç dönem antik Romalıları gibi örneğin Batılılar da savaşa karşı iştahlarını kaybettiler diye yazıyor Ferguson. !920?lerde bugünkü Irak?ta meydana gelen bir isyanı bastırmak için o zamanki Britanya İmparatorluğu 135.000 asker gönderiyor. Bu sayı neredeyse bugün Amerika?nın ve Büyük Britanya?nın Fırat?la Dicle arasında bulundurduğu asker sayısı kadardır. Ama Irak?taki nüfus o günden bugüne neredeyse sekiz kat daha fazla bir rakama ulaşmış durumda. Bu durum Kanadalı Siyaset bilimci Michael İgnatiff?in ?Empire lite?* olarak adlandırdığı emperyalist büyük güçlerin bir yeri idare etme şekillerinden birisine işaret etmektedir.

 

Ferguson?a göre Batı?nın savaşçılıkla yayılması şeklindeki görüntü yanıltıcı oluyor. Şöyle ki: Nasıl bir zamanların eski Romalıları savaş yorgunuydular, ?Batı?da yaşayanlar? da (bugün) aynı şekildeler ve her geçen gün daha da şişmanlıyorlar- sadece Batı Samoalılar ve Kuveytliler ortalama Amerikalıdan ( 45-64) daha fazla kilolular- ve kendilerini ?oyunlar ve şamatalı şeylerle? ( pornografi ve otomobil çarpıştırmaları) zevke boğuyorlar. Aşırı askeri genişleme, içerdeki soysuzlaşma, ?eski inançların? çözülmesi ve ?barbarların istilası? ( göçler/ Migration) Gibbon?a göre Roma?nın çöküşünün ana sebepleriydi. Ferguson ABD?yi ( Romalılar için geçerli) ilk iki fenomenden etkilenmiş olarak görürken, Avrupa için son ikisinin geçerli olduğunu söylüyor. Ferguson?a göre Batı batıyor, öte yandan dünya siyasetinin gelecekteki kutbu Doğu?da ortaya çıkıyor.

 

Başka çok az kimse bu kadar karamsar durumda. Çok az kimse ABD?yi -veya genel olarak Batı?yı- kaybetmiş olarak görüyor. Londra?daki Chatham House?n görevinden ayrılan müdürü Victor Bulmer-Thomas?a göre ABD 2020 yılında dahi ?mega güç? olarak var olacaktır. Fakat ABD bu anlamda yalnız da olmayacaktır. Blumer-Thomas kendisinin görevden ayrılışında yaptığı konuşmada, iki kutuplu bir dünyanın oluşma aşamasında olduğunu ve Washington ve Pekin?deki iki güç merkezinin dünyaya hakim olacağını ifade etti.

 

?Mega güç? statüsünü beklemede olan diğerlerine ise Bulmer-Thomas olumsuz cevap verdi. Avrupa Birliği iktisadi bir dev ? aynı zamanda kültürel olarak büyüyen- ve siyasi bir cüce olarak kalacak. Rusya?nın tekrar ?mega güç? olmaya yükselmesi yolunda ?oldukça düşük? bir şansı olduğunu belirtti. Ayrıca ?Rusya?nın askeriyesi çok fazla büyümüş olup, kötü bir durumda bulunuyor ve askerleri Transnistirya?dan Çeçenistana kadar ?eski anlaşmazlıklar içinde? bitmiş durumdadır? diyor. ?Petrol devleti? ( Petrostaat) olarak Rusya, aşırı şekilde uluslar arası pazar gelişmelerine bağımlı durumda olup, piyasayı da etkileyememektedir. Hindistan?ın gayretleri de muhtemelen hayal kırıklğı oluşturacaktır. Hindistan?da gelişme küçük bir basiste kalacak ve ülke dünya gücü olma gayretinden çok, altyapı sorunlarını halletmeye ve fakirlikle mücadeleye mecbur kalacağından yatırımlarını bu alanlara yapacaktır.

 

Öyleyse geriye askeri alandaki ileri pozisyonunu koruyan; fakat Irak işgalinden sonra kendine güveni ve emretme bilinci zedelenmiş, kültürel tesiri azalmış bir ABD ve bunun yanında 2020?deki askeri gücü Amerika?nınkinin yarısı seviyesine gelmiş, en önemli ticari güç ve bazı yorumlara göre en büyük ekonomiye sahip olmuş, yükselme arzusundaki bir Çin kalıyor.

 

Blumer-Thomas?a göre 2020?deki iki kutuplu dünya sistemi İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki ?Soğuk Savaş?tan daha az tehlikeli olacaktır. Her iki ?mega güç? yoğun ticari ilişkiler sayesinde birbirine geçmiş vaziyette olacaklar ve ortak çıkarları takip etmek zorunda kalacaklardır. Örneğin toplu imha silahlarının yaygınlaşmasını önleme konusunda ortak hareket edebileceklerdir. Tam bu noktada en büyük önceliği, içerideki siyasi durumun istikrarlılığı olan Çin, istikrarını ancak gelişmesinin sürmesiyle garantileyecek ve büyük bir karmaşa durumunda da kazanacağı hiç bir şey olmayacaktır.

 

Dünya?nın geri kalanı için oluşan iki kutuplu sistem buna rağmen ?hoş olmayacaktır.? İklim değişimi gibi küresel meydan okumalar Blumer-Thomas?a göre her iki ?mega güç?ün ajandalarının ilk sıralarında özellikle olmayacaktır. Aynı şey uluslar arası hukuk için de geçerlidir. Çin hangi uluslar arası sözleşme şartına uyacağını seçmeye devam edecektir ve ABD tarafından tam anlamıyla terkedilen ve yine ABD?nin 1945?ten sonra kendisinin yerleştirdiği küresel hukuk sisteminin iptali mümkün olmayacaktır.

 

Daha büyük bir emniyetsiziği en nihayetinde Avrupa Birliği?nin ?düşünce fabrikası? öngördü. Paris?te yerleşik bulunan ?Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü? kendi ?kristal küre?sine baktığında dünya sisteminin ?grand design?ı üzerinde fazla durmuyor, fakat gelecekte daha çok ?global player?in ortaya çıkmasıyla birikte konuyla meşgul olacağına dair beklentileri de gösteriyor. Yeni küresel puzzle ( ?The New Global Puzzle?) adlı araştırmanın yazarları için gelecek yirmi yılda çok kutuplu ve itirazcı bir dünya meydana gelecektir. Bu aynı zamanda daha sıkı şekilde birbirine geçmiş, büyük ölçüde de kısımlara ayrılmış ve ?tabiat?, ?bilgi? ve ?meşruiyet? gibi ?yeni faktörler?in her geçen gün daha fazla rol oynadığı bir dünya olacaktır.

 

?Küreselleşme? devam edecek, ama homojen bir yapıda tek bir dünya da olmayacak diyor (enstitüden) yazarlar. Süreç, artan kültürel çeşitlilikle beraber daha fazla batılı olmayacak ve bunun için çoğul, bölgesel ve daha parçalı olacak. Aynı zamanda ?küreselleşme? karşıtı milliyetçilik, dinsel fundamentalizm veya yüzeysel protestolar, itirazlar olabileceği gibi sınırları aşan ve bölgesel olmayan organizasyonların tepkilerini de hesaba katmak gerekmektedir.

 

Neticede, dünyanın bir bölgesinden diğerine çok farklı ve fakat özünde güvenli olmayan bir uluslar arası sistem olacaktır. Bu sonuç  ?zayıf? devletlerin sayısının muhtemel artışıyla ve Avrupa Birliği?nin öncü rolünü koruyacağı bölgesel ve çok taraflı işbirliğinin artacağı ve klasik güç politikalarıyla tanımlanacağı bir durumdur. AB?nin yeni uluslar arası meydan okumalara yeterince karşılık verip vermeyeceğini yazarlar açık bırakmaktalar ve kendilerini yalnızca uyarmakla sınırlandırmaktalar. O uyarı da: ?Avrupa?nın gelecekteki refahı ve güvenliği için esas meydan okuma Avrupa?nın sınırlarının öbür tarafında yatmaktadır.? şeklindedir.

 

Britanya dış politika düşünürlerinin öncülerinden Mark Leonard da - ayrıca ?Neden gelecek Avrupa?ya aittir?? adlı kitabıyla da meşhurdur- ilk olarak bir makalesinde; ?bir tek süper güç tarafından domine edilen ve bir çok kutubun birbiriyle rekabet halinde olduğu bir düzenle? dünyanın dönüşümünü öngörüyor.(?Divided world: The struggle for primacy in 2020?). Bu gelişmenin neredeyse Soğuk Savaş?ın 1989?da sona ermesi kadar küresel politika açısından önemli olduğu konusunda uyarıyor Leonard.

 

Siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan dengeler Batı?dan Doğu?ya ve Kuzey?den Güney?e geçiyor. Leonard ABD, AB, Çin/Rusya ve Ortadoğu?dan (?İnanç Dünyası?) oluşan dört kutuplu bir dünya düzenini (?quadripolar world?) merkeze yerleştiriyor. Bu arada Leonard hiç bir şekilde bir Çin-Rus birliğini öngörmemekle birlikte, örneğin ?Shanghai Co-operation Organisation? (SCO) çerçevesindeki işbirliğinin, her ne kadar Batı?da çok fazla dikkat edilmese de, önemini vurgulamaktadır. Hindistan, İran ve Pakistan SCO?ya ilk olarak gözlemci olarak katıldılar ve bundan potansiyel bir dörtlü birleşme, belki de ileride beş atom gücünün birleşmesi çıkacak. Çin?in yükselişi daha ziyade devam edecek ve Rusya?nın da kendinin ?gerilemesini idare etmesi? sürecek. Her iki ülke otokratik rejim türüne sahipler ve Pekin Konsensüsü (?Peking-Consensus?) gereği birbirlerinin iç işlerine karışmayacaklarına dair anlaşmaya varmış durumdalar. Bu anlaşma üçüncü dünya ülkelerinin iktidar sahiplerinde de - kendilerinin de menfaatine olacağı gerçeğinden hareketle- yankı bulmaktadır.

 

Leonardo?ya göre yatay eksende  ?demokrasi versus otokrasi? denkleminde ABD ve AB bir tarafta, Çin/ Rusya ve Ortadoğu diğer tarafta birlikler oluşturacak. Dikey eksende de ?hukuk versus güç?  karşıtlığı oluşacak ve AB ve Çin/Rusya beraberliğine karşın ( değişik nedenlerden dolayı 1945?ten sonra oluşan uluslar arası hukuk sisteminin ayakta kalması bu iki gücü işbirliğine sürükleyecek), ABD ve Ortadoğu güç tarafında yer alacaklardır.

 

Bir çok devletin gerçek yerini bulamadığı (örneğin Leonard Hindistan?ı bahse değer öncelikli ?swing power? (hareketli güç) - ağırlığını bazen bir tarafta bazen diğer tarafta koyacak şekilde- olarak görüyor) 2020?nin bu dört kutuplu Dünya?sında, farklı kutuplar en sert şekilde birbirleriyle rekabete girebileceklerdir. Fakat George Orwell?in romanı 1984?te öngördüğü ?sürekli savaş? durumu gibi bir rotadan sapma muhtemel değildir. Çünkü iktisadi olarak bütün devletler bir sisteme bağlıdırlar.

 

Leonard?a göre AB için büyük meydan okuma tam da böyle dört kutuplu dünya sisteminin sağlamlaşmasını engelleyen  ?dağınıklık stratejisi?nin gelişmesinde yatıyor. Dört kutuplu bir sistemin sağlamlaşmasını engelleyen dağınıklık stratejisi üyeleri, başka bölgeler dahilindeki aynı görüşe sahip kuvvetlerle işbirliği yapıyorlar. Örneğin ABD?de kongre üyeleriyle birlik devletleri/eyaletler iklim değişikliğinin önüne geçilmesi çalışmaları konusunda Amerikan merkezi idaresinden farklı politikalar uyguluyorlar. Yine Leonard?a göre AB geçmişte bir çok sorunlu konunun altından kalkmayı başarıyla gerçekleştirmiştir ve AB?nin şansı yine de iyi durumda olup, sadece birazcık taze düşünce ve bunların siyasal fikirler denizine tekrar ulaşması yeterli olacaktır.

 

*Empire lite terimi Kanadalı felsefci ve siyaset bilimci Michael İgnatieff?in Empire Lite: Nation-Building in Bosnia, Kosovo and Afghanistan (2003) adlı kitabında kullanılır. Burada ve başka yazılarında İgnatieff, bu tabiri ABD?nin bugünkü dünyada uyguladığı emperyal yöntem olarak tanımlar. İgnatieff?e göre Empire Lite; emperyalizmin bir şekli olup, büyük güçler dünya olaylarını diplomasi yöntemiyle veya kısa süreli askeri müdahalelerle yönetmesidir. Bu yöntem kolonyalizm veya başka ülkelerin yerinden idaresinden farklı bir emperyalizm şeklidir. İgnatieff bu yöntemi savunur ve bu kapsamda Amerika?nın Irak işgalini de desteklemektedir.

 

 

Bu makale Kadir Kon tarafından Dünya Bülteni için tercüme edilmiştir.

 

 

 

 

 

 

banner53
Yorumlar (0)
21
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?