banner39

27 Mayısçılar ilk Abdülmelik Fırat'ı öldürmek istemiş

Abdülmelik Fırat'ı 27 Mayısçıların yargısız infazından kelleyi koltuğa alan bir subay kurtarmış.

Arşiv 01.10.2009, 14:55 01.10.2009, 16:02
27 Mayısçılar ilk Abdülmelik Fırat'ı öldürmek istemiş


Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

İki gün önce hayatını kaybeden Şeyh Said'in torunu Abdulmelik Fırat'ın Demokrat Parti döneminde yaşadıklarını bundan 24 yıl önce Nazlı Ilıcak'a verdiği bir mülakatta anlatmıştı.

Nazlı Ilıcak'ın Sabah gazetesinde bugün köşesine taşıdığı o mülakatın bir bölümünde, DP döneminde yapılanlar, Doğu ile ilgili dönemin yetkili kurumlarının aldığı tedbirler ve almaya çalıştığı tedbirler anlatılıyor.

İşte Fırat'ın ağzından ilginç anektodlar:

"...Demokrat Parti kurulana kadar memleketimizin Doğu bölgesi çok büyük bir baskı altındaydı. Doğu'da siyasi bir faaliyet yoktu. DP'nin kurulmasıyla vatan sathına hürriyet fikri yayılmıştı. Bunun neticesinde, Mecburi İskân Kanunu (1947) kaldırıldı. O sıralarda Trakya'da sürgündeydik. Kanun kaldırılınca, ailemle birlikte Erzurum'a dönebildik. Halk Partisi, Doğu'da particiliğin gelişmesini arzu etmiyordu. O günlerde 'Varto mektubu' ortaya çıktı. Mektup şu temayı işliyordu: 'Demokrat Parti Doğu'da gelişiyor ve vatan haini Şeyh Sait'in çocukları bu partiyi tutuyor; hatta Bayar Erzurum'a geldiği zaman, mülevves (kirli) eller üzerinde istasyondan şehir merkezine kadar taşındı.' Demokrat Partili Fuat Köprülü mektuba cevap verdi. Zamanın Dahiliye Vekili, oyun müspet netice vermeyince, mektubun muhteviyatını benimsemediklerini belirtti. Demokrat Parti, iktidara geldikten sonra, o mıntıkanın insanları kendilerini yeniden vatandaş olma fazileti içinde gördüler..."

Melik Fırat, 1959'da cereyan eden bir olaya da temas ediyordu:

"Kara Kuvvetleri Kumandanı Cemal Gürsel, hükûmete, 'Doğu silâhlanıyor' diye bir rapor vermiş. Fatin Rüştü Zorlu, '8-9 senelik icraatımız sırasında geçmişte kalmış bu gibi hadiseleri unutturmuştuk. Doğu silâhlanıyor, Kürtçülük cereyanı var diye meseleleri alevlendirmek Türkiye'nin hem içte, hem dışta itibarını zedeler' demişse de, Celâl Bayar, Namık Gedik ve Genelkurmay Başkanı Rüştü Eldelhun Paşa, 'Milli İstihbarat'ın ve Kara Kuvvetleri Komutanı Gürsel'in raporu dikkate alınmazsa, kötü bir durum doğar' diye itiraz etmiş. Ayrıca gene 1959'da, 49'lar diye Ankara ve İstanbul'dan bazı talebeleri tutuklayıp, hapishaneye sokmuşlardı. Bu tutuklama olduğu zaman, Doğu'da birçok insan, yine eski devir hortluyor diye korktu. Halk Partisi, bundan çok istifade etti. İstanbul'da ve Ankara'da okuyan Doğulu talebeleri, nümayişlerde, bizim aleyhimize sokağa döktüler. 49 Doğulu talebenin tutuklanmasından sonra, Türkiye'nin bir bölümü yeniden şüphe içine düştü. Sırf Demokrat Parti'yi zayıflatmak ve Şarklı talebeleri kullanabilmek için bu tahrikleri yaptılar..." Melik Fırat, kendisiyle ilgili tertipleri de anlatmıştı: "Biz Yassıada'dayken, zamanın merkez kumandanı, Yassıada'ya şahitliğe geldiğinde, 'Melik Fırat'ın dokunulmazlığını kaldırmak istedik, Adnan Menderes karşı çıktı' demişti. O zaman yaratılmak istenen hadiseye beni de dahil etmek istediklerini anladım."

Ve Fırat'ın tutuklandıktan hemen sonra yargısız infaz edileceğine dair hatıratı. MBK üyesi bir subay tarafından öldürülmek istenen Abdülmelik Fırat'ı bu badireden kelleyi koltuğa alan bir başka subay güçlükle kurtarmış:

"Melik Fırat, 27 Mayıs darbesi sırasında tutuklandı ve Harp Okulu'na gönderildi. İki gün orada kaldı. 29 Mayıs gecesi, 13 arkadaşıyla birlikte bir otobüse bindirildi. Otobüs, Harp Okulu'nun önünden hareket etti; dış kapıya gelindiğinde, otobüsü birdenbire durdurdular, içeriye Milli Birlik Komitesi üyesi Fazıl Akkoyunlu girdi. Kolundan çekerek Fırat'ı otobüsten indirdi. Akkoyunlu, "Seni bırakalım da, Erzurum'a git ve Kürt isyanı çıkar, öyle mi? Haydi yürü bakalım" diye tabancasını Fırat'ın üzerine doğrulttu. Akkoyunlu'nun yanında başka subaylar da vardı. Harp Okulu'nun arka tarafına geldiler. Orada bir ambülans duruyordu. Kapıyı açtılar; bir tekmeyle Fırat'ı ambülansın arka tarafına doğru itelediler. Tam o sırada bir gürültü koptu; ambülans kapısı tekrar açıldı. Bir binbaşı gelmişti. İşte o binbaşı, Melik Fırat'ın hayatını kurtaran kişi oldu. Yoksa, Fırat, kim vurduya gidecekti.

28 Mayıs 1960'ta, Fırat'ın bütün akrabalarını, amca çocuklarını, dayılarını, Sivas kampında toparladılar. 200-300 kişiyi 6 ay bu kampta muhafaza ettikten sonra, bazılarını serbest bıraktılar. 55 kişiyi ise, çıkarttıkları Mecburi İskân Kanunu'yla sürdüler. 55 ağa diye sürülen bu kişilerin gayrimenkullerini Hazine'ye devrettiler. Menkullerini ise sattılar. Elde edilen parayı, Sivas kampında verilen yemeğe saydılar."

ilgili haber:

Fırat son yolculuğuna uğurlandı

 

banner53
Yorumlar (0)
24
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?