banner15

301.madde İngiliz basınında

İngiliz basını bugün Türkiye'deki 301. maddeye, Irak'taki Kürtlerin petrol anlaşmazlığına ve Afganistan savaşına geniş yer verdi.

301.madde İngiliz basınında

Irak Petrol Bakanlığı geçen hafta uzun süredir beklenen taslağı hazırladığını ve hemen bakanlar kuruluna sunacağını açıklamıştı.

Ancak Kürdistan Yerel Yönetimi'nin Petrol Bakanı Aşti Hawrami, Financial Times'a verdiği demeçte şöyle diyor:

"Hayır, önerilen petrol yasası taslağını imzalamış değiliz. Kesinlikle yok böyle birşey. Hala çözüme kavuşturulamamış meseleler var. Yasayı hazırlayan Petrol Komitesi'nin başkanı bunları görüşmek üzere yeni toplantılar ayarlayacak. Herhalde haftaya ya da ondan sonra biraraya geliriz."

Kürt yetkiliye göre hala çözümlenemeyen konular arasında petrol gelirinin paylaşımı, ulusal petrol şirketinin statüsü ve Petrol Bakanlığı'nın yeni rolü var.

Financial Times da okuyucularına, Iraklı Kürtlerin kendi bölgelerinde petrol arama hakkı verecekleri şirketler konusunda merkezi hükümete danışmadan karar vermek istediklerini anımsatıyor.

Polis-milis işbirliği

Sırada, bütün gazetelerin geniş yer verdiği bir konu var: Kuzey İrlanda polisini denetleyen bir ombudsman'ın dün açıkladığı rapor.

Times'ın başlığı "Polisin, birlikçi katillerle işbirliği üst düzeylere dek uzanıyor."

Buna göre 1990'lı yıllarda Belfast'ta görev yapan bazı polisler, kendilerine muhbirlik yapan bir grubun 15 kadar cinayetine göz yummuş, hatta örtbas etmiş.

Ulster Gönüllüler Birliği adlı örgüt içinde yapılanan çetenin üyeleri ne zaman cinayet işlese, Özel Daire'deki polisler kanıtları yok etmiş.

160 sayfalık raporu yazan ombudsman Nuala O'Loan şöyle diyor:

"Burada alt düzeylerdeki polis memurlarını suçlamak kolay. Gerçekten de bu kişiler suçsuz değildir. Ama yaptıklarını, Kuzey İrlanda Emniyeti'nde en üst düzeyin bilgisi ve desteği olmadan yapamazlardı."

Times gazetesi, raporla ilgili iki bilgi daha veriyor: Hiçbir isim yer almıyor ve bizzat Kuzey İrlanda Bakanı Peter O'Hain'in 'karanlık ve şaibeli bir dönem' sözleriyle kınamasına rağmen, hiçkimse yargılanmayacak.

Bakan O'Hain bu raporla 'olayların altına bir çizgi çekilmesi gerektiğini' söylemiş.

Guardian gazetesindeki bir yorum da işte bu konuyu ele alıyor.

Yorumda, ortaya çıkarılan skandal ciddi şekilde eleştirildikten sonra, şöyle deniyor:

"Tabii olayların nasıl bir ortamda cereyan ettiğini iyice anlamak lazım. Kuzey İrlanda 30 yıl boyunca tüm tarafların kirli savaşına sahne oldu. Milliyetçi milisler de, en az birlikçi meslektaşları kadar yasaları çiğnedi.

"Üstelik onların kurbanları, birlikçi örgüt Ulster Gönüllüler Birliği'nin ve onları koruyanların kurbanlarının şimdi gecikmeli de olsa gördüğü, sorumluların teşhir edilmesi gibi bir şeye asla tanık olamayacak.

"Bütün bu olaylar olurken, bazı polis memurlarının işlerini mükemmelen yaptığı da unutulmamalı. Son yıllarda Kuzey İrlanda Emniyeti'nde ciddi reformlar da oldu. Hepimiz geçmişe değil, geleceğe bakmalıyız.

"Yine de bu olaya karışıp da hala görev yapanlar varsa, müdürleri de dahil, işten el çektirilmeli. Dönemin Kuzey İrlanda bakanları da polisi neden kontrol altında tutamadıkları konusunda meclise hesap vermeli."

'301 gözden geçirilmeli'

Gazetede bunun hemen altında yer alan yorumsa, Türkiye'yle ilgili.

Gazeteci Hrant Dink cinayetini değerlendiren bu yorumda, Türkiye'nin AB'ye üyelik yolunda ilerlerken soykırım tartışmaları konusuna, Kıbrıs ve Kürt sorunuyla birlikte, bir çare bulması gerektiği söyleniyor.

Ancak Guardian, 'Avrupa'yla Orta Doğu'nun arasında sıkışmış olan, iç güçlerin farklı talepleri arasında denge sağlamaya çalışan bir ülke' olarak tanımladığı Türkiye'nin, bu çareyi hemen bulamayacağını kabul ediyor.

Buna karşılık, Hrant Dink cinayetinde kapsamlı ve şeffaf bir soruşturma olması gerektiğini, ayrıca hükümetin bu fırsattan yararlanarak 301. maddeyi gözden geçirebileceğini belirtiyor.

Ve ekliyor: "Çünkü tarihin hayaletlerini huzura kavuşturmanın en iyi, hatta tek yolu, dürüst bir tartışmadır."

Aşiret liderlerine silah

Sırada Daily Telegraph'tan bir haber var.

Gazeteye göre Afganistan'da savaşan İngiliz ordusu, Helmand bölgesini kontrol altına alabilmek için aşiret beylerinin silahlı güç bulundurmasını destekliyormuş.

Hatta Helmand Protokolleri adı verilen anlaşmalar yaparak, bölgeye Taleban'ı sokmamaları ve huzuru sağlamaları karşılığında asayişi sağlama görevini onlara devretmeye hazırlanıyormuş.

Ayrıca bu protokoller gereği, merkez hükümete bağlılık yemini eden bölgelere 500'er bin dolar yeniden yapılanma yardımı verilecekmiş.

Daily Telegraph'taki haber şöyle sürüyor:

"Bu strateji, Helmand 'da savaşan İngiliz birliklerinin neredeyse yarısını geçen yazdan beri oldukları yere bağlayan ve Taleban saldırılarıyla karşı karşıya bırakan bölgelerden, askerlerin onurlu bir şekilde çekilmesine de fırsat verecek.

"Böylece Taleban liderlerinin peşine düşebilecek, yeniden yapılanma projelerini güvenceye alabilecekler."

Buna karşılık adının verilmesini istemeyen yerel bir lider, "İngilizlerle anlaşanların yüzde 80'i halkın temsilcileri değil, Taleban" demiş.

Yağmacılar işbaşında

Ve son haberimiz, modern bir yağma öyküsü. Geçen haftaki fırtına sırasında İngiltere açıklarında karaya oturan bir gemiden kıyıya vuran konteynerler, yağma ediliyor.

Bütün gazeteler, mutlu yağmacıların fotoğraflarına çarşaf çarşaf yer veriyor.

Aralarında şarap fıçılarını yüklenen emekli öğretmenlerden, tanesi 12 bin sterlin değerindeki BMW marka motosikletleri götüren gençlere kadar, her yaştan insan var.

Kimi polisin izin verdiğini öne sürüyor (ki polis resmi açıklamasında bunu reddediyor), kimi "Biz almasak dalgalar alacaktı" diyerek kendini savunuyor.

Öyle çok mal kıyıya vurmuş ki, yağmacılar genelde birbirlerine yardım etmekten çekinmiyor.

Bir görgü tanığının ifadesine göre, kıyıya giderken, dönüş yolunda karşılaştıkları insanlarla aralarında şöyle konuşmalar geçiyormuş:

"Spor ayakkabı istersen solda, videolar sağda

Kaynak: BBC

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35