banner39

'71 muhtırasında o cübbeli resmi gördük'

Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce rektörlerin açıklamaları üzerine, 'O cübbeli fotoğrafı biz 1971 muhtırasından öncede gördük.' dedi.

Arşiv 06.04.2007, 12:55 06.07.2018, 09:31
'71 muhtırasında o cübbeli resmi gördük'

Arzu / Feridun Erdoğral Dünya Bülteni

Son günlerde gündemde olan andıç, darbe, öğrencilerin mitinge katılması için sınavlarının ertelenmesi konularını nasıl okumalıyız sorularını değerlendiren Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Mutevelli Heyeti Başkanı ve Zaman Gazetesi Yazarı Hüseyin Gülerce, 'O cübbeli fotoğrafı biz 1971 muhtırasından öncede gördük.' dedi.

Hüseyin Gülerce, 'daha öncelere gidecek olursak meşhur Babali baskınını hatırlayalım. İlk defa sistem dışında ki güçler sistemin asıl yöneticilerine müdahale ediliyor. Gelenek başlatıyorlar.Daha eskilere gidilecek olsa yeniçerilere kadar gitmek gerekiyor.' diye donuştu.

Hüseyin Gülerce sözlerinin devamında: "Şimdi Türkiye döneminde ise bu 1960 yılında olmuş ve halkın seçtiği bir iktidara daha 1950 seçimlerinden itibaren bunlarda nereden çıktı bunlara mı kaldı ülke deyip itiraz eden gizli kast sistemi var ve onun en tepesin de gören ve kendisinden başka hiç kimseye yönetme hakkı tanımayan bir zümre var. Bu zümre de özellikle Silahlı Kuvvetleri tahrik ediyor. 27 Mayıs ?da o oldu.İstanbul Üniversitesinde öğrencileri kıyma makinesinden geçirildiği üzerine üniversite öğretim üyeleri cübbeleri ile sokağa döküldüler." şeklinde konuştu

Gülerce, "O cübbeli fotoğrafı biz 1971 muhtırasından öncede gördük.Şimdi bakınız tesadüf değil. Dün YÖK tarafından alınan karar 14 Nisan ?da yapılacak yürüyüşe bazı üniversiteler  tarafından iştirak için sınavların ertelenmesi yine cübbeleri ile yürüyen ise fotoğraf bir daha toplumun karşısına gelecek.

Hepsi birbiri ile benzer daha önce seyredilmiş filmin kareleri.Dolayısı ile bu defa hiç olmasa ben sivil iradeyi hakkı ile temsil etmeye çalışan bu konuda savcılar ne güne duruyor diyen Başbakan?a sahip çıkılmasını toplumun liberal,demokrat,muhafazakar kesimlerince meseleyi bir AK Parti meselesi veya Sayın Başbakan?ın ismi ile özdeşleştirmeyip bu meselenin demokrasi meselesinin aslı olduğunu görerek harekete geçilsin istiyorum.

Demokrasi yaralandığı zaman herkes bundan zarar görüyor.Bu çıkışını çok önemsediğim için,ama çokta ümit var olmadığımı da söyleyeyim.Bu konuda bugüne kadar maalesef yargı taktir edilecek bir sınav vermedi.İşte 28 Şubat sürecinde servis araçlarına binip üstelik o günkü Adalet Bakanı?nın gitmeyin,yapmayın itirazına rağmen gidip brifing aldılar.

Bu Adalet için çok ağır bir yaraydı.Çünkü adaleti kimse etkilememeli öyle diyor bakınız gözleri bağlı terazi tutan adalet temsilcisinin.Yani kimseye bir tavır koymayacak,kimsenin yanında olmayacak,adil bir karar verecek.Belirli şablonlarla hazırlanmış bugünkü andıçlar da o zihniyet var.Bilgilerin brifinglerin etkisin de kalan yargının tarafsız olması mümkün mü?.

Nitekim Sayın Başbakan?ın savcılar hareket etmiyor deyince hemen ertesi gün şu haber düştü televizyonlara,internet ortamına.Bakırköy Savcısı harekete geçmiş bir haftadır zaten.Meğer ise onun için harekete geçmemiş.Onu yayınlayan nokta dergisi için harekete geçmiş. " tesptinde bulundu.

 Peki tekrar 28 Şubat?ların yaşanmaması için sağduyunun hakim olması için ne yapılmalı?

Zaman Gazetesi yazarı Gülerce, "Ben burada en büyük görevin sağduyulu medyaya düştüğünü düşünüyorum. Bundan da önemlisi hükümetin tavrı ve kararlılığıdır. Ben yazıma özellikle Sayın Başbakanın cesaretinin ve kararlığının demokrasi adına desteklenmesi gerekiyor diye başladım. Burada hükümetin tavrı çok önemli, itiraf etmeliyiz ki Şemdinli davasında hükümet iyi bir sınav vermedi, yani Şemdinli savcısının görevden alınması konusunda hükümetin izni oldu, bu da Hükümetin bu konuda ki kırılmasıyla ilgili ciddi bir durumdu. Şimdi hükümet bu yanlışını telafi etmeye çalışıyor bence.  " dedi

Sözlerinin devamında Hüseyin Gülerce şu tespitte bulundu.: "Eski defterleri karıştırmayalım ama hükümetin tavrının, çizgisinin, kararlılığının önemli olduğunu akıldan çıkarmayalım. Burada çok önemli bir noktada şudur.

Silahlı kuvvetler içerisinde bazı komutanların da darbe girişimi içerisinde bulunduğu iddialarının üzerine gitmeyi,bazıları daha önce silahlı kuvvetleri kullanma tavırlarını başka şekilde sürdürerek diyorlar ki,işte bunlar asker düşman,silahlı kuvvetler yıpratılmaya çalışılıyor diyor hatta o postalların eski postal olmasından hareketle o çevrelerden şöyle bir şey diyen bile oldu,çektikleri postal fotoğraflarına bakar mısınız,işte bunlar zaten asker düşmanı dediler.Askerin ayağına sıfır postal giyilmiş fotoğraf çekilsin istiyorlar.meseleyi nereye götürüyorlar.Halbuki silahı kuvvetler bu milletin göz bebeği ne demek yani silahlı kuvvetler anayasal bir kurum olduğu halde onun içerinde birileri anayasal düzeni zorla,cebren değiştirmeye kalkacaklar niyetlenecekler ve onları silah kuvvetler içerisinden ayıklamak silahlı kuvvetleri korumak olmayacak onların varlığına göz yummak silahı kuvvetleri korumak olacak böyle bir zihniyet olabilir mi?

Gülerce,"Meselenin evvela bu tarafı çok önemli,demokrasi özümseniyor mu özümsenmiyor mu?Demokrasi özümseniyorsa herkesin bu kuralların içince olması lazım,kuralların herkes için geçerli olması lazım,anayasal kurumsa anayasanın içinde kalması lazım.Bugün aynı tavır yani demokrasi adına hazmedemeyen bir tavır YÖK?te var.

YÖK cumhurbaşkanı tarafsız olmalıdır diyor,şimdi ben YÖK başkanına soruyorum şu an ki cumhurbaşkanımız sayın Sezer tarafsız mı? Sayın Sezer bir tek Tv kanalının açılışına gitti o da reytingi bindeler de olan ve bütün özelliği bir emekli paşayla siyasete de itilen bir gazeteciyle durmadan her gün dindarlara ve bu hükümete düşmanlık yapan bir kanal. Sadece bu kanalın açılış resepsiyonuna giden bir Cumhurbaşkanı, ellerini vicdanlarına koysunlar tarafsız mıdır? Demek ki sayın YÖK başkanının anladığı tarafsızlık sayın Sezer tarafsızlığıdır. Millette öyle bir tarafsızlık anlayışına seçimlerde oy vermemiş, Ak partiyi iktidara getirmiş. Tasvip etseydi onları iktidara getirirdi. O zihniyetleri tasfiye etti toplum." dedi

banner53
Yorumlar (0)
22
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?