banner15

AB ve İran Bir Kez Daha Masada

İran’ın nükleer programıyla ilgili üç AB ülkesi Fransa, İngiltere ve Almanya ile Ağustos ayında askıya alınan müzakerelere bugün yeniden başlanıyor. Bu, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın geniş tepki gören İsrail karşıtı sözleri sonrasında yapıla

AB ve İran Bir Kez Daha Masada

Üç Avrupa Birliği ülkesiyle İran'dan diplomatlar, bugün Avusturya'nın başkenti Viyana'da biraraya gelerek, Tahran yönetiminin nükleer programı konusunda görüşmelere devam edip etmemeyi kararlaştıracaklar. Bu, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın geniş tepki gören İsrail karşıtı sözleri sonrasında yapılacak ilk toplantı olacak. Ağustos ayında, İran'ın uranyum dönüştürme çalışmalarına devam edeceğini açıklaması ardından görüşmeler sonuçsuz kalmıştı. Almanya, Fransa ve İngiltere, İran'ın nükleer çalışmalarının, Tahran yönetimine nükleer silah üretme becerisi sağlamasından endişe duyuyorlar. Ancak İran, bu çalışmaların tamamen barışçı amaçlı olduğunda ısrar ediyor. Bugün yapılacak toplantı öncesinde Avrupa Birliği İran'da 'her geçen gün kötüleştiğini' ifade ettiği insan hakları durumuyla ilgili bir açıklama yayınladı. Bu açıklamada işkence iddialarına vurgu yapılırken İran'ın bu yıl, son dönemlerde olmadığı kadar çok çocuk suçluyu idam ettiği belirtildi.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Eylül ayında, İran'a tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurma çağrısı yapmıştı. Aynı tarihte, ülkenin Nükleer Silahların Yayılımının Önlenmesi Anlaşması'na uymadığı tespit edilmiş, böylece Tahran'ın yaptırım talebiyle, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sevk edilmesinin de yolu açılmıştı. AB’nin müzakerelerdeki hedefi ise İran’ın Natan’daki nükleer tesisinde uranyum zenginleştirme niyetinden vazgeçmesi. AB ve özellikle de ABD, İran’ın bu nükleer enerji santrallerinde sadece yakıt çubuğu değil, nükleer silah yapımı için gerekli olan yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum üretmesinden endişeleniyor. Uranyum zenginleştirme faaliyetleri, iki yıllık müzakere sürecinde AB’nin kırmızı çizgisini oluşturdu.

Yeni strateji arayışları

Ancak İran’ın son dönemde giderek sertleşen tavrı, ABD ve AB’yi daha sert yeni stratejiler geliştirmeye zorluyor. Bu bağlamda, Amerikalı ve Avrupalı yetkililerin, İran’ın nükleer programı konusunun BM Güvenlik Konseyi’ne hangi aşamada götürülebileceğini tartıştıkları, ne tür yaptırımlar uygulanabileceği ve kırmızı çizgiler konusunda uzlaşma arayışı içinde oldukları belirtiliyor.

Bush yönetimi de İran’a karşı tutumunu yumuşatmaması için Amerikan Kongresi ve İsrail yanlısı grupların giderek artan baskısıyla karşı karşıya. Siyasi gözlemcilere göre, Amerikan tarafında İran’a karşı tavrın sertleştirilmesi eğilimi hakimken, Avrupalılar, Rusya’yı da ortak bir noktaya çekmeyi tercih ediyor. İran’ın güneyindeki Buşehir santralını inşa eden Rusya, İran’ın barışçı amaçlı nükleer enerjiye hakkı olduğunu savunuyor.

Ahmedinecad’ın saldırı taktiği ise tutmuş görünüyor. Avrupalılar, hatta Amerikalılar bile, uranyum zenginleştirme işlemlerinin yeniden başlatılmasına ses çıkaramadılar, kırmızı çizgileri zayıflayan Avrupalı müzakerecilere fazla hareket alanı kalmadı.

Ahmedinecad’ın taktiği

Batı ülkelerindeki İran uzmanları, şimdi Ahmedinecad’ın taktiği ve amaçları üzerinde kafa yoruyor. Berlin’deki Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Enstitüsü’nden İran uzmanı Dr. Johannes Reissner Ahmedinecad’ın iç siyasette güçlü bir konumda olmadığını ve bu sert söylemiyle içerideki taraftarlarını arkasına toplamaya ve muhalefeti zayıflatmaya çalıştığını belirtiyor. Reissner, İran’a karşı Batı’nın durumu ile ilgili şunları söylüyor:

“Şu an birşey yapmak çok zor. Çünkü İran kendisini güçlü hissediyor ve bizim elimizde fazla birşey yok. İran’a petrolden şimdiye kadar görülmedik miktarda para akıyor. Nükleer programıyla ilgili anlaşmazlıkta da oldukça iyi bir pozisyonda ve şu an ABD ya da İsrail’den korkması için de önemli bir neden yok. Askeri saldırı söylemi şu an laftan ibaret. Dolayısıyla İran şu an kendini güvende hissediyor. Ve bu nedenle yaptırımların ne anlama geleceğini çok iyi düşünmemiz gerekir. Tüm dünya Batı’dan ibaret değil ve vereceğimiz tepkilerin gerçekte ne kadar etkili olabileceğini iyi düşünmeliyiz.“

“Son söz Ahmedinecad’ta değil“

Almanya’nın Köln şehrinde yaşayan İslam bilimci Katayun Amirpur da Ahmedinecad’ın sert çıkışlarının sadece söylemden ibaret olduğunu belirterek, kendisinin İran siyasetinde son sözü söyleyen kişi konumunda bulunmadığını vurguluyor. Amirpur, değerlendirmesini şöyle sürdürüyor:

“İran’ın gerçekten çok tehlikeli olduğuna ya da İsrail’e saldırmayı planladığına inanmıyorum. İran siyasetinin temel çizgilerinin belirlendiği, kararların alındığı önemli noktalarda pragmatik liderler bulunuyor. Ahmedinecad bu tür kararları alabilecek bir konumda değil. Dini lider Ali Hamaney, hatta eski Cumhurbaşkanı Rafsancani, Ahmedinecad’dan çok daha güçlü konumda. Hamaney de Rafsancani de  herhangi bir ülkeye saldırma niyetleri bulunmadığını çok açık bir şekilde ifade ettiler.“

İran’a karşı Batı’nın elinin kolunun bağlı olduğu görüşünde olan Amirpur, “AB’nin tek ses olarak kararlı bir şekilde, Ahmedinecad’ın ifadelerini kınaması bile şaşırtıcı. Ama İran’a karşı örneğin ticari yaptırımlar uygulanmasını hiç olası görmüyorum. Özellikle de Almanlar, İran ile ticarete büyük önem veriyor. İran gibi mali açıdan güçlü bir ülkeye karşı böyle bir araca başvurulacağını ve herşeyi kaybetmenin göze alınacağını düşünemiyorum" diyor.

Kaynak: BBC ve DW

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48