banner15

'ABD istihbaratından Bush'a darbe'

Amerikan istihbarat birimlerinin hazırladıkları rapora göre, Irak savaşı küresel terörü körükledi.

'ABD istihbaratından Bush'a darbe'

ABD Ulusal İstihbarat Konseyi tarafından hazırlanan bir raporda, Irak savaşının yeni bir radikal İslamcı neslin doğmasına yol açtığı belirtildi. Rapora göre, Irak savaşı küresel terörü de körükledi. Birçok ABD gazetesine sızan rapora göre, Irak, ABD'nin 11 eylülden sonra başlattığı terörizmle küresel mücadelesini zorlaştırdı ve 'cihad' ideolojisinin yayılmasına sebep oldu.
 
Raporda, terör örgütlerinin El Kaide'den esinlendiği ancak El Kaide'yle doğrudan bağlantısı olmayan yeni bir 'hücre' yapılanması oluşturdukları belirtildi. Beyaz Saray ise raporla ilgili gazetelerde çıkan haberleri eleştirdi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, haberlerin raporun içeriğini doğru şekilde yansıtmadığı ileri sürüldü.
 
Bush her fırsatta savaşı savunuyor
 
ABD Başkanı George Bush 6 eylülde yaptığı açıklamada Irak savaşını savunmuş ve El Kaide'nin Irak'ta 'halifelik' kurmaya çalıştığını iddia ederek, ''buna izin vermeyeceğiz'' demişti. Bush, Irak savaşı sebebiyle dibe vuran kamuoyu desteğini yeniden artırmayı amaçladığı için, kasım ayında yapılacak kongre seçimlerine kadar, terörle mücadele konulu bir dizi konuşma yapacak.
 
Beyaz Saray, 'Terörizmle Mücadele için Ulusal Strateji' raporunun yeni halini yayınladı. Raporda, İran, 'terörizmin en aktif destekçisi olan devlet' olarak nitelendi.

'Amerikan istihbaratından Bush'a darbe'

Amerikan istihbarat birimlerinin hazırladıkları ve Irak savaşının terör tehdidini arttırdığı saptamasını içeren rapor İngiliz gazetelerinde bugün geniş yer buldu. The Independent, ayrıntıları şöyle aktarıyor:

''Rapor Bush yönetimi açısından daha hassas bir dönemde gelemezdi. Kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerine kısa süre kala Başkan Bush, ana temasını ülkeyi daha güvenli bir hale getirdiği vurgusu üzerine kurmayı umuyordu.''

''Rapor, Başkan Bush'un 11 Eylül'ün yıldönümünde öne sürdüğü Saddam Hüseyin'in devrilmesinin 'terörle savaşı kazanmak için hayati önemde olduğu' iddiasıyla da çelişiyor. İstihbarat birimlerininin yönetime sundukları analize göre, Irak savaşı radikal İslam ideolojisinin küresel düzeyde yayılmasına neden oldu.''

''El Kaide 2001'e göre zayıflamış olabilir, ama terör hareketi Usame bin Ladin'den ilham alan, ama örgütle doğrudan bir bağı olmayan ve kendi kendilerine çoğalan gruplara dönüştü. Rapor, Irak'ta savaşan militanların daha sonra ülkelerine dönerek iç çatışmaları şiddetlendirebilecekleri ve radikal ideolojileri kışkırtabilecekleri uyarısında da bulunuyor.''

'Terörle savaş Bush ve Blair'le kazanılmaz'

Guardian yazarı Max Hastings de bugünkü yazısını Amerikan Başkanı'nın terörle küresel savaşına ayırmış. ''Bush ve Blair işbaşındayken terörle savaş kazanılamaz'' diyen Hastings, Beyaz Saray'ın izlediği stratejinin sonuçlarını şöyle irdeliyor:

''Hiç düşünülmeyecek ülkelerde Usame bin Ladin'in bir kahraman olarak görülmesine neden olmak Bush'un başarısıdır. Malezyalı bir akademisyenin Tayland'da geçenlerde yaşadığı bir olayı dinledim.''

''Taylandlı genç Bangkok'ta üzerinde Usame bin Ladin baskılı t-shirtler satıyormuş. Bu t-shirtlerden birini de giymiş. Usame bin Ladin'in kim olduğunu zar zor biliyor, ama bin Ladin'in, nefret ettiği Tayland hükümetinin müttefiki George Bush'un düşmanı olması kendisi için yeterli.''

''Dünyanın Amerika'nın pek de sevilmediği bölgelerinde bin Ladin 'düşmanımın düşmanı'', dolayısıyla da 'dostum' hatta, 'silah arkadaşım' olarak görülüyor.''

Müslüman toplumlara da bir uyarıda bulunan Guardian yazarı, kendilerini yabancılaşmış hisseden müslümanların er ya da geç yaşadıkları toplumlara ait olduklarını seçmeleri durumunda; bütün kusurlarıyla birlikte bu toplumlarda yaşamayı kabul etmeleri ve muhalefetlerini seçim sandıklarıyla sınırlı tutmaları gerektiğini vurguluyor.

Max Hasting, işbaşındaki liderler kaldığı sürece müslüman olan ya da olmayanların Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin politikalarına güvenmelerini sağlamanın pek de mümkün olmadığı görüşünü dile getiriyor ve şöyle devam ediyor:

''Biz bir şekilde Tony Blair'in son aylarını ve daha endişe verici olan George Bush'un kalan iki yılını sağ salim geçirmeliyiz. Arkalarından gelecek liderlerin en başta gelen görevlerinden biri, güven kazanmak ve Batı'nın İslamcı köktenciliğe karşı mücadeleyi kazanmasını sağlamaktır.''

''Blair'in yerine gelecek liderin Bush yönetimiyle kavgaya girişmesi için bir neden yok. Ama her ülkenin kendi işine baktığı konusunda bir uluslararası izlenim vermek zaruri hale gelmiştir. Vizyonu, vahşi, ilkel ve sosyal sistemi yıkmak olan fanatiklerle mücadele halindeyiz. Bu fanatikler, ancak Batı'nın karşı vizyonu, makul insanlar tarafından haklı görülüp ve çıkarcı olarak değerlendirilmediği zaman yenilgiye uğratılabilir. Bu Bush ve Blair yönetiminde olmaz, olmayacaktır da.''

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48