banner15

ABD ve İngiltere'ye sert tepki

Malezya Eski Başbakanı Mahathir Muhammed, geçtiğimiz yıllarda Müslüman olan gazeteci-yazar Yvonne Ridley'e konuştu.

ABD ve İngiltere'ye sert tepki

Yavuz Selim Kurt / Dünya Bülteni

 

ABD’ye karşı muhakkak bir şeyler yapılmalıdır diyen Malezya Eski Devlet Başkanı Mahathir Muhammed, “Tony Blair ABD’nin fino köpeğidir” dedi. Aşağıdaki röportaj Malezya Eski Başbakanı Mahathir Muhammed ile İngilitere’den yayın yapan İslam Channel televizyonunda program yapan, 2001’de Afganistan’da Taliban tarafından rehin alınan ve serbest bırakılmasından sonra Müslüman olan Eski Sunday Express yazarı gazeteci Yvonne Ridley tarafından yapılmıştır.

 

Yvonne Ridley: İsrail’in bölgedeki saldırıları hakkında neler söylersiniz?

Mahathir Muhammed: Şu anda dünyada İsrail’in yaptığı pervasız işlerin baş sorumlusu ABD’dir, daha doğrusu ABD’deki mevcut yönetimdir. Tüm Amerikan halkını itham etmek istemem. Ancak onların liderleri sadece önemli sorunlarla karşılaşınca değil küçük meselelerde dahi savaş taraftarlığı yaparak savaşı ve insanları öldürmeyi bir çözüm olarak görüyor. İşte bundan dolayı ABD’ye karşı bir şeylerin yapılması gerektiğine inanıyoruz. 

ABD’ye karşı ne yapılabilir ki? Çok büyük bir ülke ve 27 önemli ülkenin toplamına eşit ordusu ve bu oranda silah gücü var.

Mahathir Mohammad: Evet, elbette var. ABD’ye bir şey yapmaya kalktığınız zaman misilleme yapacaktır. Ama Amerika öyle gösterilmeye çalışıldığı kadar da kuvvetli değil. Mesela, şu anda müflis bir devlettir. Dünyaya ve kendi yurttaşlarına 14 trilyon Dolar borcu vardır, gerçekte kendi harcamalarını, savaşı ve İsrail’e yaptığı silah yardımlarını ancak aralarında bazı İslam ülkeleri de bulunan zengin ülkelerden aldığı borç paralarla karşılayabilmektedir. Bir de eğer Dolar kullanmayı bırakırsanız…Yani mesela petrol mü satacaksınız satın ama Avro, yen ya da başka bir para birimi üzerinden satarsanız…İşte bunu yaparsanız dolar asla bugünkü değerinin yarısı kadar dahi olmayacaktır; ve bugünkü değerinde olmayınca da ABD’nin silahlanmaya ve İsrail’in saldırgan politikalarını desteklemeye harcayacak parası olmayacaktır.

Yani siz ticarette kullandıkları para birimini değiştirme iradesine sahip Amerika’yı dize getirebilecek Arap liderlerinin var olduğuna gerçekten inanıyor musunuz?

Bunun yüksek sesle dile getirecek birileri olmayabilir ama bunu sessizce yapabilirler. Bunu etkin bir biçimde ve patırtı gürültü çıkarmadan halletmenin yolları vardır. Birleşmiş Milletler güçlü ülkeler tarafından kuruldu ve bu ülkeler BM’yi kendi politikalarının meşruiyeti için bir mekanizma ve aygıt olarak tasarladılar. Elbetteki bu ülkelerin en güçlüsü de ABD’dir. BM, ABD istemedikçe hiçbir zaman hiçbir karar alamaz. Dolayısıyla BM artık eski BM değildir. Sadece ABD’nin kurumsal bir uzantısıdır.

Bölgeye ziyareti sırasında ABD Dış İşleri Bakanı Rice Kuala Lumpur’a da uğradı ve seçkin bir seyirci topluluğunun önünde piyano da çaldı. Siz de orada mıydınız?

Hayır orada değildim.

Peki davetli miydiniz?

Davet edilmedim.  

Savaş kışkırtıcılarına aşağılık kişiler olarak muamele yapılmasını isteyen birisi olarak siz Rice’ın Kuala Lumpur ziyaretini ve karşılanış şeklini duyduğunuzda neler hissettiniz?

Kuala Lumpur ziyaretini bir tarafa bırakın – aslında kendisi resmi bir ziyaret için değil de uluslar arası bir foruma katılmak üzere gelmişti – ben onu kabul bile etmezdim. Hatta elini bile sıkmazdım.

Tüm bu olup bitenlerde Tony Blair'in rolüne değinmedik bile.

O aslında fino köpeği. ABD’nin bir uydusu. Amerika’nın çaldığı müzik eşliğinde dans ediyor. İngiltere şu anda üçüncü sınıf bir ülke. Tek yapabildiği şey başkasının ışığı altında parıldamak. Bu yüzden ABD’ye yakınlaşarak eski şanlı günlerinin bir nebze olsun nostaljisini yapmak. Aslına bakarsanız ABD’nin taşeronluğundan başka bir şey de yatığı yok.

İslam Channel izleyicileri sizin gibi bir devlet adamının ağzından Tony Blair’in fino köpeği olarak nitelenmesinden şok olabilirler. Bu savaş karşıtı hareketlerden duyabilecekleri bir şey. Bireysek politikacılardan ve George Galloway gibi barış eylemcilerinden  duyabilecekleri bir şey. Ancak sanırım muhtemelen sizin gibi uluslar arası bir devlet adamından ilk kez çıkan bir ses. İngiliz Başbakanını fino köpeği olarak isimlendirmekten dolayı herhangi bir pişmanlığınız oldu mu sonraları?

Ben ona “yalancı” da dedim ve bu demecim The Guardian gazetesinde yayınlandı. Çünkü o bir yalancıdır. İngiliz halkına, Irak’ın elinde zerre miktar kitle imha silahı olmadığını çok iyi bildiği halde, 45 dakika içinde Irak’ın kitle imha silahlarıyla İngiltere’ye saldırabileceği yalanını söyledi. Daha sonra böyle söyleyerek Saddam’dan kurtulduklarını söyledi. Eğer böyleyse, savaş kararını zaten almış ve İngiliz halkına doğru söylememiş demektir. Ben ona yalancı olduğunu söyledim ve onu fino köpeğine benzetmekten de hiçbir pişmanlığım da yok.

Son zamanlarda bir toplantıda mikrofonun açık kalması sonucu tuhaf bir sahne yaşandı ve tüm dünya George Bush’un Tony Blair’le arasındaki özel ilişkiye tanıklık etti. ABD başkanının “Lan, Blair” diye kaba biçimde konuştuğunu duyduk. Ve bazıları Tony Blair’e böyle hitap etmesinin İngiliz Başbakanına bir hakaret olduğuna inanmaktalar. Bu senaryoyu siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bush’un Blair’e böyle muamele ettiğini duyduğumda aslında hiç de şaşırmadım. Blair Bush’un kendisine emrettiği her şeyi yerine getiriyor. Bir keresinde Jack Straw ben başbakanken beni ziyaret etmişti. Ben ona İngiltere’nin ABD’yi desteklememesi gerektiğini söyledim. Jack Straw da bana “Hayır biz ABD’yi ikna etmek üzere yanındayız” demişti. Sonunda ABD tarafından ikna edilen kendileri oldu. Yani onlar bir etkileri olduğunu zannediyorlar ama gerçekte hiçbir tesirleri yok gidişatta.

Elbette, Amerika’nın İran’a saldırabileceği ihtimalinden sesli bir biçimde bahsettikten sonra Dış İşleri Bakanlığı görevinden alındı. Söylediklerini tam olarak hatırlamıyorum ama bu deli saçması ihtimal üzerine etki yapmaya çalışmıştı ve bundan kısa bir süre sonra da dış işleri bakanı değişti. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi böyle bir şeyi ben dışişleri bakanıma yapmış olsaydım yani benimle aynı fikirde olmayan bir kabine arkadaşımdan böyle kurtulsaydım hemen beni diktatör ilan ederlerdi. Ancak Jack Straw’un azledilmesi Blair’in karakterini yansıtmaktadır. Blair kendi kabinesinden, bakanları arasından bile gelse muhalif herhangi bir görüşe tahammül edememektedir.

Size göre George Bush ve Tony Blair İslam’dan neden bu kadar korkuyorlar?

Cevaplaması çok zor. Ancak kendi hatalarını örtbas edebilmek için insanları istedikleri doğrultuda hareket etmeye zorluyorlar. İsrail’i kurdular, onun Filistin topraklarını işgal etmesine ve bölgede her türlü zulüm ve vahşeti yapmasına göz yumdular; bu da insanları öfkelendirdi. Şimdi yurtları işgal edilen bu insanlar topraklarını yeniden talep edince de suçlu ve terörist ilan edildiler. Aslında orada bu sorunları ortaya çıkaranlar İngiltere ve ABD’dir. Zengin olabilirler, kuvvetli olabilirler, atom bombaları da olabilir ancak Amerikalılar ve İngilizler dünyanın hiçbir yerinde güvende değiller artık.

Nasıl yani, siz bireylerden mi bahsediyorsunuz, sıradan pasaport taşıyanlardan mı?

Evet, vatandaşlarına seyahatler için uyarılarda bulunuyorlar. Şu ülkeye git, buna gitme, şundan uzak dur gibi. Bu da  bundan böyle onların özgür olmadıkları anlamına gelir. Kendilerini kısıtlamak ve sınırlandırmak zorundalar. Servetlerinin, kazançlarının ve seyahat imkanlarının keyfini çıkaramıyorlar. Jet uçakları artık işe yaramaz birer hurdadan farksız durumda zira saldırıya uğrayacakları korkusuyla bazı ülkelere gidemiyorlar bile.   Tabi ki bugüne kadar baskı ve zulüm altında çaresiz bıraktıkları insanlardan bazıları onların sadece askerlerine değil kime denk gelirse saldıracaklar. Bu onlara misilleme olacak. Peki o zaman, herhangi bir Amerikan vatandaşının bazı ülkelerde caddede yürürken silahlı saldırıya uğrayarak öldürülmesine kim engel olabilir? Dolayısıyla onlar şimdi bir korku devletinde yaşıyorlar. 

Bu sadece bir uçağın binaya çarpası olmayabilir bunun yanında başka başka şeyler de olabilir. Kişilere guruplara, küçük kasabalara, binalara saldırılar gerçekleştirilebilir. Teröristlerle ve onların gayri nizami metotlarıyla nereden saldıracaklarını bilemeyeceğiniz için asla güvende olamazsınız. Halbuki, 2. Dünya savaşından sonra Amerika bu tip saldırılardan tamamen güvendeydi ancak artık  bu saldırılara açık hale gelmiştir. Sanırım bu oldukça huzursuzluk veren bir duygudur.

Belki bazı gurupları yok edebilirler ancak bu daha başka örgütlerin ortaya çıkmayacağı anlamına gelmez. Yıllardır terörist olarak adlandırdıkları birçok insanı öldürdüler durdular ancak ne oldu? Her geçen gün kendi deyimleriyle daha fazla terörist ortaya çıktı. Irak’ta daha önce hiç terörist yoktu ama onlara bakılırsa şimdi Irak’ta da yüz binlerce terörist var. En son bu Lübnan saldırısının ardından terörist olarak adlandırdıkları insanlar şöyle diyecekler: “Eğer biz  bunlarla silahla, bombalarla ve uçaklarla savaşamıyorsak önümüze gelen herkesi öldürerek savaşırız”. Tüm dünyada olacak olan bu.

Filistin’de nihai çözüm olarak neyi öngörüyorsunuz?

Öncelikle eğer İsrail devlet olarak tanınmak istiyorsa kendi sınırlarına çekilmelidir.  Böylece sürgünde bulunan Filistinliler yurtlarına, topraklarına, evlerine ve çiftliklerine geri dönebileceklerdir. Bir de İsrail’de demokrasi sürecinin gerçekten işleyip işlemediğine bakacağız. Bu gerçekleşirse yapılacak serbest demokratik seçimlerde kazanan Arap adayların İsrail’i yönetmeleri gerekmektedir. Devletin ismine İsrail diyebiliriz ama sadece Yahudilerin vatanı olmamak kaydıyla. Eğer tek bir ırkın ülkeyi yönetmesine göz yumarsanız ırkçılık en aşırı seviyeye çıkar. 

Savaş yalnızca belli şartlara uyarak yapılmalıdır. Ve mümkün olabildiğince düşmanın yaptıklarının aynısını tekrar etmekten kaçınmalıyız. Şayet düşman sivilleri öldürüyorsa biz sivilleri öldürmemeliyiz. Harekete geçmeden önce düşünüp strateji belirlemeliyiz. Duygularımızın kontrolümüzü ele geçirmesine ve nihai amacımızı unutarak sadece intikam alma hissine kapılmamıza neden olmasına müsaade etmemeliyiz.

 

 

Bu röportaj Yavuz Selim Kurt tarafından Dünya Bülteni için tercüme edilmiştir.

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35