ABD'de ayrılıkçı hareket

ABD'nin özellikle güney eyaletlerinde ülkenin merkezi yapılandırılmasından bunalan hareketler bağımsızlığa gidecek bir süreci başlattılar.

ABD'de ayrılıkçı hareket

Chris Hedges

Ahlâki ve siyasi değişimi teşvik eden ayaklanma eylemi, şiddet dışı olmalıdır. Bu ülkede şiddet dışı en kudretli seçeneklerden biri de korporatif devlete kafa tutan, emperyal savaşlara son verilmesi çağrısını yapan, Teksas, Alaska ve Hawaii dâhil iki düzine eyâlette kaynamakta olan ayrılıkçı harekettir.

Bu hareketler her daim liberal değerleri benimsiyor değiller. Güney’deki gruplardan pek çoğu “yeni-konfederasyon” yanlısı; erkeklerden ve beyazlardan oluşuyor. Ayrılık için ülke çapında referandum yapılmasını isteyen ayrılıkçılar, kuvvet kullanımından yana değiller. Ancak federal yapı bağımsızlıklarını reddettiğinde, içlerinden bazılarının kuvvete başvurup başvurmayacağı henüz belli değil.

Bu gruplar, liberaller ve muhafazakarlar arasındaki eski çizgileri modası geçmiş ve anlamsız buluyorlar. Büyük şirketlerin bir darbe gerçekleştirdiklerinin farkındalar. Kalıcı savaş ekonomimizin, külfetli ve nâfile emperyal savaşlarımızın sürdürülemez olduğunu kabul ediyor ve Amerikan vatandaşlarının daha da fakirleştirilmesinin, Wall Street spekülatörleri ve kurumlarınca soyulmasının önüne geçmek için halk hareketi talep ediyorlar.

Vermont ayrılıçı hareketini kuran, Burlington’a 10 mil uzaklıktaki evinde bulunduğu sırada telefonla görüştüğüm Thomas Naylor’a göre “II.Vermont Cumhuriyeti’nin tanımlayıcı vasfı, biri ABD yönetimi diğeri kurumsal Amerika/şirketler dünyası olmak üzere iki düşmanın mevcudiyetidir.” “Biri ötekine sahiptir. Biz çay partisi gibi değiliz. Çay partisi hareketinin temel önermesi, sistemin onarılabilir olduğudur.”

Naylor, ulusun çöküşünün açık göstergelerini asık suratla bir çırpıda sayıyor: ABD, sanayileşmiş ülkeler arasında seçime katılım oranı en düşük olanlar arasında, sağlık hizmetlerinde eğitimde listenin en sonunda; cinayette, ölüm oranında, genç hamilelikte, gençler arasında cinsel yolla bulaşan hastalıkların yaygınlığında, kürtaj ve boşanmada ise liste başında. Amerikan ulusunun asla ödeyemeyeceği trilyonlarca dolar açığı var; sarsıcı bir gelir eşitsizliğine batmış halde; gezegenin en korkunç kirleticisi ve fosil yakıtların en açgözlü tüketicisi. Yaklaşık 40 milyon Amerikalı fakirlik içinde yaşıyor, on milyonlarcası fakirlik sınırında; kalıcı bir alttabaka ise yüzde 17’lik fiili işsizlik kapanında; iç patlama için bol miktarda yanıcı madde var.

Ayrılıkçı hareket, başta Teksas olmak üzere seçilmiş yetkililerin ayrılıkçı hissiyatla gitgide daha fazla uğraşmak zorunda kaldığı çeşitli eyâletlerde zemin kazanıyor.
Teksas Nederland’daki ev telefonundan kendisine ulaştığım Teksas Ulusçu Hareket’in lideri Daniel Miller “kurtarma operasyonlarından bu yana, Bush yönetiminin sona ermesinden kısa bir süre sonra, üyelerimizin sayısı muazzam arttı” dedi. “Teksas’ta, ilgisizliğe terk edilmişiz gibi bir his hâkim. Bütçelerini hal yoluna koyamayan eyâletlerin sağmal ineği gibi hareket ediyoruz. Teksas, bu Kongreyle, karbon salımı üst sınırı ve ticaretinden, yasadışı göçmenlerin sınırdışı edilmesi programına kadar kavşakta noktasında. Yasamadaki pek çok tasarı, buradaki insanlar için son derece nahoş. Bağımsızlık hissiyatı çok yüksek.

Yasama ve eyâlet başkentindeki hissiyat, ihtiyatlı iyimserliktir. Kamu desteğini daha somut şekilde görme ihtiyacına rağmen eyâlet idaresindeki pek çok kişi yaptığımız şeyleri destekliyor. Bu yüzden de “Kararı Teksas Versin” adıyla bir dilekçe kampanyası başlattık. 11 Ocak 2011’de Eyâlet Meclisi açılış gününe kadar bir milyondan fazla imza toplama niyetindeyiz.”

Naylor gibi Miller de korporatif devletin yapısını veya gücünü değiştiremeyeceklerini bir kez fark ettiklerinde, çay partisindeki pek çok kişinin ayrılıkçı harekete kayacağını umuyor. Teksas’taki kamuoyu yoklamaları, ayrılıkçıların eyâlet nüfusunun yüzde 35’nin desteğini aldığını gösteriyor. Vermont bu sayının çok gerisinde değil.

Kirkpatrick Sale ve Donald Livingston’la birlikte Duke Üniversitesi’nde 30 yıl ekonomi dersi veren Naylor, ayrılıkçı hareketin fikir babalarından biri. İkinci Vermont Cumhuriyeti web sitesinde, Secession News’de ve Middlebury Enstitüsü web sitesinde yazılarına ulaşılabilir. Naylor, ayrılığı ilk kez 1997’de yayınlanan “Downsizing the USA” başlıklı kitabında önerdi. Sale gibi o da “küçük güzeldir” sloganıyla ortaya çıktı. Naylor, eşiyle birlikte Vermont’un küçük Charlotte kasabasında yaşıyor.

II. Vermont Cumhuriyeti 2003 yılında ülke çapında yapılan savaş karşıtı protestolardan doğdu; solcu halkçılığını benimseyen bir hareket, ki genelde Ron Paul liberteryanizmine sapan ulusal hareketler arasında onu eşsiz kılmaktadır. Vermont hareketi, tıpkı Teksas ve Alaska hareketleri gibi, iyi örgütlü. Sürdürülebilir tarım, rüzgara ve suya dayalı enerji arzının savunuculuğunu yapan ve cemaatlerine kredi açacak yerel bankaların kurulması çağrısını yapan Vermont Commons adlı aylık bir gazete yayınlıyorlar. Ayrılıkçı olarak vâli adayı olan Dennis Steele, Vermont’lu müzisyenlere, gruplara buluşma yeri sağlayan ve de hareketin sesi Özgür Vermont Radyosu’nu (Radio Free Vermont) işletiyor. Teksas gibi Vermont da bağımsız bir cumhuriyetti fakat 4 Mart 1791’de birliğe katılma yönünde oy kullandı. II. Vermont Cumhuriyeti destekçileri, birliğe katılma yıldönümünü, üzerinde “Vermont” yazılı bir tabut eşliğinde Montpeiler’e, başkente ilerleyen bir cenaze alayı düzenleyerek anıyorlar. Vermont’taki ayrılıkçı adaylar şu an vâlilik, vâli yardımcılığı için yarışıyor; Senato’da sekiz, Temsilciler Meclisi’nde iki sandalye’ye adaylar.

Sale, Naylor’la yakın çalışma içinde. Charleston, S.C’deki evinden telefonla görüştüğüm Sale, “hareketin özde anti-otoriteryan” olduğunu söylüyor: “Liberteryanları, anarşi hareketi mensuplarını içeriyor. Geleneksel terimlerle ifade edildiği takdirde, bu insanlar sağcı ve solcu olarak tanımlanmaktadır fakat anti-otoriteryanizm şemsiyesi altında bir araya geldiler. Sağın ve solun artık bir anlamı yok.”

Hareket, haklı olarak, korporatif devleti, ekonomiyi, seçim ve hukuk sistemini ifsat eden öyle ki geleneksel yollarla mağlup edilemeyecek bir güç olarak görüyor. Tabiata ve insana, tükenene dek yahut çöküş yaşanana dek kullanılacak emtia nazarıyla bakan korporatif devletin Amerikan ulusundan parçalar kopardığını ve gezegeni dönüşü olmayan krizlere sürüklediğini de biliyor. Korporatif devletin ancak ve ancak şiddet dışı radikal ayaklanma formlarıyla ve ABD’nin tasfiyesiyle parçalanabileceğini savunuyor. Bir ayaklanma hareketi olarak birçok niteliğe sahip.

Naylor’la konuşurken “bu savaşları durdurmamızın tek yolu, savaşın masrafını karşılamaya son vermemizdir” dedi: “Vermot, Pentagon bütçesine yılda 1.5 milyar dolar katkı veriyor. Bu savaşlara destek vermeyi istiyor muyuz? Eğer istemiyorsak, çıkalım. İki gâyemiz var. Birincisi, Vermont’u bağımsız cumhuriyet statüsüne geri döndürmek.İkincisi, imparatorluğun barışçıl yoldan tasfiyesi. Bu gâyelerin karşılıklı olarak tamamlayıcı olduğunu düşünüyorum. Amerikan yönetimi ahlâki otoritesini kaybetti. Fena halde yozlaştı. Wall Street ve kurumsal Amerika’nın mülkiyetinde, kontrol ve idâresinde. Dış politikası ise İsrail lobisinin denetiminde. İktisâdi, âhlâki, askeri, sosyal ve çevresel bakımdan sürdürülebilir gibi değil. İdâre edilemez dolayısıyla da onarılamaz bir halde. Mesele şu: Titanik’le batmaya devam mı edeceksiniz yoksa başka seçenek mi arayacaksınız?”

Hareket liderleri, bu hissiyatın örgütte başka her şeyden daha baskın olduğunu kabul ediyor. Yeni gruplar hızla çoğalıp yayılmıyor ve eski birkaç grup, liderlik ve destek yokluğundan dolayı kapandı. Fakat gittikçe daha çok sayıda Amerikalının bu fikirlere açıklık sergilediğinde ısrar ediyorlar. Ülke çapında gruplara hitap eden Sale “grupların sayısı, kongrelere başladığım zamanlarda ümit ettiğim kadar artmadı” diyor. Ama “kişi sayısı, web sitelerin sayısı, kendine gelen liberteryanların sayısı büyük bir artış kaydetti. Ron Paul’ün muamelesinden dolayı hayal kırıklığına uğrayan pek çok kişi, Liberteryan parti veya bir Liberteryan Cumhuriyet olamayacağı sonucuna vardı. Şimdi ayrılığı konuşmaya başladılar” diye ilave ediyor.

Sale “ayrılıkçılar, militarist olmama hususunda çok dikkatli olmalıdır” diye uyarıda bulunuyor: “Silahla kazanılmaz bu. Ayrılıkçılığınızda ısrarlı olabilirsiniz ama silah taşımakla olmaz. Çay partisi ahalisi, silahlarla neyi elde edeceğini düşünüyor? bilmiyorum. Sanırım, federal hükümete karşı bir bildiri ve Obama’nın silahları kontrol etmek üzere olduğu korkusu bu. Bireysel hakların ileri sürülmesi gibi duruyor. Ama çay partisi ahalisi, görüşlerini karşı tarafa nasıl ileteceğini daha kavramış değil.

Cumhuriyetçileri veya mâlum muhafazakarları seçip Washington’a gönderebileceklerine ve etkide bulunabileceklerine inanıyorlar sanki Washington kültüründen ve gitgide büyüyen ve daha da büyüyecek olan devlet yönetiminin kendine has özelliklerinden kaçabilirmişsiniz gibi. Senato ve Temsilciler Meclisi üyelerini seçmek, sistemin vasıflarını değiştirmeyecek.”

En acil problem, ayrılıkçı hareketin içerisinde kendisini konferede bayrak olarak takdim eden, toplantılarına iç savaş sırasında güney eyâletlerinin marşı olan Dixi söyleyip, iç savaştan önceki köleci kültürü göklere çıkararak başlayan güneyli ayrılıkçılar da var. Mesela Southern National Congress - ve Southern Poverty Law Center’ın “ırkçı nefret grubu” olarak etiketlediği - daha radikal League of the South gibi güneyli ayrılıkçı gruplar, tartışmasız beyaz ve erkek gücünün geri dönüşünü açıkça kabul etmektedirler. Hareketin bu yönü, Naylor, Sale ve Miller’i son derece rahatsız ediyor.

Ama şu var ki, tüm bu grupların iyice kavradığı bir şey varsa o da Amerikan imparatorluğunun bittiğidir. Artık sürdürülemez. Barışçıl yollardan ayrılmamız, yeni bir tevâzu ile konuşup yeni bir sâdelik içinde yaşamamız gerektiğini yahut da sapık bir Hıristiyan faşizmini, acımasız bir polis devletini ve öldürücü bir şiddeti tetikleyecek bir ekonomik çöküşe şahit olacağımızı kavramış durumdalar.

Naylor “imparatorluğu yere serecek muhtemel üç ya da dört senaryo var” diyor: “İhtimallerden biri, İran’la savaştır. Bir diğeri Çinlilerin Hazine bonoları satın alımına son vermeleri. Bunlar olmasa bile, ülkenin altyapısı şu an zevâle uğruyor.Ağır işleyen bir süreç bu. Ve ekonomiyi onaramazlar. Onarılabileceğini söylemek, göz bağcılığıdır. Altın fiyatları işte bu yüzden çok yüksek. Ekonominin durumu ve savaşları sona erdirmede sergilenen acziyet bizi yere sermeye yeter. Emperyal genişlemeden kaynaklanan aşırı gerilimden kaçış yok artık.


Dünya Bülteni için çeviren: M. Alpaslan Balcı

Güncelleme Tarihi: 28 Nisan 2010, 11:06
YORUM EKLE

banner33

banner37