banner15

ABD - Fransa'nın Tahran kavgası

"Uluslararası Lübnan Konferansı"na kısa bir süre kala Chirac, ABD ile yüzleşmek pahasına İran'la diyalog yapılmasını talep ediyor.

ABD - Fransa'nın Tahran kavgası

Dünya Bülteni / Kadir Kon

 

25 Ocak 2007’de Paris’te yapılacak “Uluslararası Lübnan Konferansı”na kısa bir süre kala Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Tahran’la diyalog için çaba harcıyor. ABD Başkanı George W. Bush’un İran’a karşı sabırsızlığının arttığı bir dönemde Chirac’ın, İran yönetimi üzerinde tek başına etkide bulunmayı amaçladığı bildirildi. Chirac’ın bu yalnız insiyatifi, Lübnan’daki Sinyora yönetiminin İran destekli Hizbullah tarafından daha fazla yıpratılmasının önüne geçmek gibi bir hedefin güdüldüğü ifade edildi. Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’ın Lübnan Konferansı’nın ve Lübnan’ın güneyinde BM’ye bağlı Fransız birliklerinin başarısından endişe ettiği kaydedildi.

 

Öldürülen eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri ile yakın dost olan Chirac, kendisini Hariri’nin mirasının koruyucusu olarak görüyor. Başkanlığının sonuna yaklaşan Chirac’ın Lübnan’a bir ‘gelecek perspektifi’ açma arzusunda olduğu belirtildi. Bu amaç uğruna da ABD Başkanı ile zaten var olan eskiden beri gelen güvensizliklerini tekrarlamaktan kaçınmadığı vurgulandı. Fransa Dışişleri de yayınlanan haberleri onaylayarak, yüksek rütbeli bir görevliyi Tahran’a göndermeyi planladıklarını açıkladı.

 

Sağcıların Fransa Cumhurbaşkanı adayı Nicolas Sarkozy’nin diplomasi danışmanı da Sarkozy’nin yıllar boyunca Chirac’ın İran üzerine olan politikalarını bildiğini belirtti, ancak Dışişleri Bakanı Douste-Blazy’nin Tahran’a gönderilmesi düşüncesine mesafeli durdu.

 

Chirac, İran’ın nükleer stratejisi konusundaki Amerikan endişelerini paylaştığı halde, daha önceki durumlarda olduğu gibi, Washington, Londra ve Berlin arasındaki birlikten kendini soyutlamaya devam ediyor. Örneğin Chirac geçtiğimiz Eylül ayında Tahran’la diyalogu ‘hiçbir ön şart koşulmadan’ (Uranyum zenginleştirme programını durdurmadan) gerçekleştirmek istedi ve de BM Güvenlik Konseyi’nin olaya müdahalesinden kaçınmıştı. Fakat bütün bunlar Chirac’ın 23 Aralık 2006’da İran’a karşı BM yaptırımlarını ön gören 1737 sayılı kararını onaylamasını da engellemedi. Yaptırım Kararları metninin yorumlanmasına yönelik yorum farklılıklarındaki görüş ayrılıkları alınan bu ortak karara rağmen Washington’la Paris arasında halen devam etmektedir.

 

Chirac’ın İran’a karşı BM Güvenlik Konseyi’nin alacağı cezalandırma tedbirleri dışında BM kararlarından bağımsız her hangi bir ‘gönüllüler koalisyonu’na kesinlikle girmek istemediği bildiriliyor. Chirac’ın bu tür politikaları sebebiyle, diplomasi danışmanı Maurice Gourdault-Montagne’ın istifa etmek durumunda kaldığı kaydedildi. Paris,  Tahran üzerindeki baskıyı artıracak ikinci bir BM kararı’nı da reddediyor. Chirac’ın çevresinin ümidi; Amerika’daki seçimlerde bir Demokrat Parti zaferi ve bunun sonucunda Demokratların Baker-Hamilton Komisyonu’nun tavsiyelerine uymaları ve Tahran üzerindeki ‘korkutna’ siyasetinin terk edilmesidir.

 

Bu arada Paris’te Bush’un iktidarının son zamanlarını İran’ın Atom reaktörlerine karşı girişeceği askeri bir saldırıyla sonlandırmak isteğinden duyulan korkunun şiddeti de artmaktadır.

 

Kaynak: http://www.faz.net

 

 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35