banner39

ABD'nin gizli hapishaneleri

Clive Stafford Smith'in ağzından ABD'nin ülke dışındaki hapishaneleri ve tutukluların sayısı.

Arşiv 24.05.2008, 15:56 24.05.2008, 17:57
ABD'nin gizli hapishaneleri

 

Amy Goodman'in, İngiliz avukat Clive Stafford Smith ile özel röportajı:

ABD gizli denizaşırı hapishanelerde 27,000 mahkûm tutuyor; medya ve hukuki incelemeden kaçmak için tutukluları Irak'taki hapishanelere taşıyor.

İngiliz avukat Clive Stafford Smith, "Irak'ta tutulan çok sayıda gizli tutuklu var ve bu durumun pek fazla gündemde olmamasının merak uyandıran yönlerinden biri, ABD'nin insanları medya ve avukatlardan uzak tutmak için başka yerlerden Irak'a getirmesidir bu yüzden tutuklular hukuki haklarından mahrum hale geliyorlar" diyor.

Clive Stafford Smith, Guantanamo'da tutulan 50'den fazla tutuklunun İngiliz avukatıdır. Smith, İngiltere idam cezasını erteleme yardımı girişiminin hukuki direktörüdür ve 20 yılı aşkın bir süredir idam cezasını bekleyen mahkûmları savunmaktadır. Smith, Eight O'Clock Ferry to the Windward Side: Seeking Justice in Guantanamo Bay (Rüzgârın Estiği Yöne Saat Sekiz Feribotu: Guantanamo Körfezi'nde Adalet Aramak) adlı eserin yazarıdır.  

Amy Goodman: Askeri bir hâkim, Yüksek Mahkeme'nin bir kararının tutukluların sivil mahkemelerde tutuklanmalarına karşı savunma yapma haklarına karar vermesine izin vermesi için Guantanamo'daki ilk savaş suçları mahkemesini erteledi. Usame Bin Laden'in eski şoförü Salim Ahmet Hamdan'a karşı açılan davanın Haziran'da başlamasına 2. Donanma Yüzbaşısı Keith Allred tarafından hükmedilmişti. Yüksek mahkemenin kararının bu davayı etkilemesi durumunda davanın Temmuz'un 21'ine kadar ertelenmesi gerekecektir. 

Mahkeme, Guantanamo tutuklularının yargılanmak isteme haklarını yok sayan 2006 Askeri Komisyonlar Kanunu'nun bir maddesine meydan okumayı düşünüyor. Bu, Yüksek Mahkeme'nin Guantanamo'da tutulan tutukluların haklarını üçüncü kez gözden geçirmesidir. 30 Haziran'da bir karar bekleniyor.  

Ayrı bir kararda hâkim, mahkemeye çıkması için elverişli olup olmadığını belirlemek üzere Hamdan için psikiyatrik değerlendirme yapılmasına hükmetti. Avukatları tarafından tutulan bir psikiyatr onun depresyon, travma sonrası stres bozukluğundan muzdarip olduğunu ve kendi savunmasına katılamayacak durumda olduğunu belirledi. Ordu, onun herhangi bir probleme sahip olduğunun işaretinin olmadığını söylüyor.  

ABD şu an Guantanamo'da yaklaşık 270 tutuklu bulunduruyor ve yaklaşık seksen kadarını II. Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez kurulan mahkemelerin önüne çıkarmayı planladığını söylüyor.  

Clive Stafford Smith; Guantanamo'daki elliden fazla tutukluyu temsil eden İngiliz bir avukat, İngiltere idam cezasını erteleme yardımı girişiminin hukuki direktörü ve Eight O'Clock Ferry to the Windward Side: Seeking Justice in Guantanamo Bay adlı eserin yazarıdır. Salı günü Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nce dinlenecek. Programa Washington, D.C.'den katılıyor.

Clive Stafford Smith, tekrardan Demokrasi Hemen Şimdi programına hoş geldiniz diyorum.  

Clıve Stafford Smith: Bir kez daha beni misafir ettiğiniz için teşekkür ederim.  

Amy Goodman: Hamdan davasının öneminden biraz bahsedebilir misiniz?  

Clıve Stafford Smıth: Hamdan davası uzadıkça uzadı ve ben Hamdan davasının Guantanamo'nun içinde bulunduğu hukuksuzluğa ışık tuttuğunu düşünüyorum. Aslında bu konu ile ilgili en açık konuşan kişi ben değilim, son zamanlarda emekli olana kadar Guantanamo Körfezi'nde askeri başsavcı olarak süreçte başsavcılık yapan Albay Morris Davis'tir.  

Morris'in üç tane eleştirisi vardı ve son zamanlarda eleştirileriyle ilgili Guantanamo'da tanıklık yaptı. Bu eleştirilerden biri sürecin hileli olduğuydu. Kendisine Bush yönetiminden üst düzey bir yöneticinin Guantanamo'da hiç beraatın olmayacağını olamayacağını söylediğini anlattı. Başka bir deyişle herkes mahkûm edilmek zorundaydı. Morris aynı zamanda sürecin yoğun bir şekilde politikleştirildiğini söyledi. Aslında hâkim—hâkim Yüzbaşı Alfred, aralarında Tuğgeneral Hartmann'ın da bulunduğu önemli yetkililerin süreçte önemli rol oynamalarını yasaklamıştı çünkü temelde onlar herkese yapmaları gerekeni söylüyorlardı. Ve bence en önemli eleştirisi üçüncü eleştirisidir. Albay Davis, bizim gerçekten Guantanamo mahkemelerinden gelen kötü muamele ve suyla boğulma hissi uyandırma gibi işkence türleri ile elde edilen delillerin kullanımını yasaklamalıyız dedi çünkü bu usul orada hala kullanılmaktadır. Müvekkillerimden biri olan Benyam Muhammet ile ilgili sahip oldukları tek delili, onu Fas'a götürüp hayâlarına jiletle işkence ettikten sonra aldıkları ifadedir. Yani delil tam bir maskaralıktır.  

Fakat bir saniye için durup Guantanamo'da olan şeyle Amerikalılar—aksanıma karşın bende Amerikanım—olarak yaptığımız en iyi şey olan ve gerçekten sürecin yürütülmesinin meşalesi olması gereken Nüremberg mahkemelerini karşılaştırınız. Guantanamo'nun en ilginç noktalarından biri orada ilk suçladığımız üç insanın, Hermann Göring ve II. Dünya Savaş'ında Nazilerin arasındaki en kötü insanlar olmamasıdır. Sorguladığımız ilk üç insan; bin Laden'in şoförü olduğunu iddia ettiğimiz Salim Hamdan ve her ikisi de genç olan Ömer Hadr ve Muhammet Cevat'tır. Ve ben bu durumun orada uygulanan askeri sürecin nasıl yürütüldüğünün bağlamına çok az şey kattığını düşünüyorum.  

Amy Goodman: Clive, geçen hafta içinde, 20. korsan olmakla suçlanan, ordunun tartışmalı işkence programının merkezinde olan Guantanamo'daki Suudi Muhammet el-Kahtani'ye yönelik suçlamalardan Pentagon'un vazgeçmesinin öneminden bahsedebilir misin? Onunla ilgili suçlamaları düşürdüler.  

Clıve Stafford Smith: Gerçekten de suçlamaları düşürdüler. Ve aslında bir açıdan sıra dışı olan şey, onun Guantanamo Körfezi'nde saat saat, gün gün maruz kaldıklarını ayrıntılı bir şekilde ortaya çıkaran—hatırlarsanız Bilgi Özgürlüğü'nün sızdırdığı bir belgeydi—ve iki yıl önce ABD medyasına düşen belge dolayısıyla onların ilkin Muhammet el-Kahtani'yi ölüm cezasıyla yargılamalarıydı. Ve biliyorsunuz Guantanamo'daki insanların kararının dikkat çeken yönlerinden biri onların, ona kötü davranıldığı ile ilgili kanıt belge zaten varken delil toplamada ona kötü davranıldığının kanıtlarını dinleyerek mahkemede haftalar harcadığımız Guantanamo'da, Kahtani'yi ölüm cezasıyla yargılamalarıydı. 

Şimdi onun davasını düşürdüler ve ben samimi bir şekilde işkence ile aldıkları ifadelerle daha fazla ileri gitmeyecek kadar idrak sahibi olduklarını ümit ediyorum. Kahtani, Anayasal Haklar Merkezi tarafından temsil ediliyor ve bu durumun ortaya çıkması onların büyük çabalarının sonucudur.  

Amy Goodman: Aynı zamanda bir askeri hâkimin, savaş suçları mahkemesini denetlenmesine merkezi bir şekilde dâhil olan, savcı ile çok yakın çalışan Tuğgeneral Thomas Hatmann adlı bir Pentagon generalinin tarafsız olamayacağını söyleyerek onu hukuken ehliyetsizleştirdiğiyle ilgili haberler vardı.  

Clıve Stafford Smith: Bu bir sonuçtu, daha önce kısaca değindiğim gibi, Hatmann'ın müdahalesinden dolayı oradaki sürecin başsavcısı Albay Mo Davis istifa etti. Ve Albay Davis'in açıkçası iddia makamı olduğu için benden daha güvenilir olduğunu düşünüyorum. Ve onun eleştirisi; Tuğgeneral Hartmann'ın, "bak, önümüzde bir seçim var. Kasım'da olacak. Bilinen adamlara karşı iddialara sahip olmalıyız. Onlara dava açmaya hazır olmaman sorun değil fakat seçim propagandası için Halid Şeyh Muhammed'in mahkemeye çıkarılmasına ihtiyacımız var" diyerek kendisine ne yapılması gerektiğini söylediği şeklindeydi.  

Şimdi, biliyorsunuz bu herhangi bir sürecin işlemesi için gerekli olan yol değil. Fakat askeri başsavcı olan şeyin bu olduğunu söylüyor ve ben bunun hepimize duraklayıp, bu süreci durduralım, eğer onları yargılamak ve onlara uygun bir mahkeme vermek istiyorsak seçimlerde politik adayların söyledikleri ve insanları ABD'ye getiren şeylerin çoğunu yapalım demek için gerekli olan şeyi bize veriyor. Bu gerçekten Amerika'nın olduğu şeydir.  

Amy Goodman: ABD ordusu Afganistan'da Kabil yakınlarında, şu an yaklaşık 630 mahkûmun bulunduğu Bargam'daki geçici hapishanenin yerine 60 milyon dolar maliyetinde 160 dönümlük bir alana yeni bir hapishane kompleksi yapmayı planlıyor. Bargam'daki tutukluların bir kısmı kendilerine karşı hiçbir ithamda bulunulmadan 5 yıldan fazla bir süredir tutuluyorlar. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz? 

Clıve Stafford Smith: Girişimimizin, Reprieve, Londra dışında yapmaya çalıştığı gönüllü işlerden biri, bu süreçteki gerçek hayalet tutukluların izini bulmaktır. Eğer Guantanamo Körfezi'ne bakarsanız sizin de bahsettiğiniz gibi kabaca 270 tutuklu var fakat yakın dönemdeki resmi verilere göre ABD şu an dünyanın dört bir yanında 27,000 kişiyi hapis tutuyor. Bu veri, bu tutukluların %99'unun Guantanamo Körfezi'nde olmadıkları anlamına geliyor. Şu an bu insanlar başka yerlerdeki hapishanelerdeler. Ve sizinde bahsettiğiniz gibi 680 kişi Bargam'da. Fakat Irak'ta tutulan çok sayıda insan var. Çok fazla bahsedilmeyen bu durumla ilgili kuşku uyandıran yönlerden biri, ABD, mahkûmları Irak'ta tutmak üzere başka yerlerden oraya getiriyor. Sadece onları senin gibi—medyayı kastediyorum— ve benim gibi, avukatlar, rahatsız edici insanları onlardan uzak tutmak ve böylelikle onların hiçbir yasal hakka ulaşamamalarını sağlamak için bunu yapıyor.  

Ve dünyanın dört bir yanına baktığımızda pek çok insanın tutulduğu Djibouti'deki Lemonier Kampı gibi büyük bir kamp var. İngiliz hükümetinin analizinin tersine benim kanaatime göre Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia, insanları tutmak kullanılıyor. Kraliçe Viktorya dönemiyle ilgili metinlerde okumaya alıştığınız üzere insanları tutuklamak için hapishanelere dönüştürülen tekne türleri gibi  32 adet hapishane gemi belirledik, onları Lizbon limanında fotoğrafladık. Bunlarda dünyanın dört bir yanında tutuklu bulunan insanlardır. Ve bu hapsetmenin devam ettiği—Fas, Mısır ve Ürdün—gibi ülkelerde geniş bir vekil hapishaneler kolu var. Bu büyük bir sorundur, çünkü dünya terörle savaşta gerçekten bir şaşırtma taktiği olan Guantanamo Körfezi'ne yoğunlaşmıştır. Ve yasal haklarından gerçekten mahrum yaşayan insanlar dünyanın dört bir yanındaki diğer gizli hapishanelerde tutuluyorlar.  

Amy Goodman: Şu an İngiliz bir avukat olan Clive Stafford Smith ile konuşuyoruz. Tutuklu sayısı şu an 300'ün altında olduğu için kaç kişiye vekillik ediyorsunuz?  

Clıve Stafford Smith: Beni biraz fazla onore ediyorsun Amy, gerçekten. Orada şu an 31 müvekkilimiz var. Aralarında; yakın dönemde El—Cezire tarafından "kameraların"—doğrudan alıntı—kullanımında eğitildiği için terörist olmakla suçlanan, Guantanamo Körfezi'nde 6 yıl tutulan El-Cezire muhabiri Sami El-Hac gibi—çıktığı günün ertesi Sudan'a çok hoş bir ziyaret gerçekleştirdim—çok şükür çıkanlarında bulunduğu 50 mahkûma vekillik ediyoruz. Kameraların kullanımında eğitimli olması, Guantanamo'daki ABD istihbaratının odaklandığı ve kendisine yöneltilen suçlamaydı. Bu suçlama ona El-Cezire'nin kameramanı olduğu için yöneltiliyordu. O şimdi ailesiyle birlikte. Yani güvende olduğu için mutluyum— 

Amy Goodman: Sudan da onunla mıydın?  

Clıve Stafford Smıth: Evet evet. Hastanedeydim ve o— 

Amy Goodman: Sami El—Hac nasıldı? 

Clıve Stafford Smıth: Biliyorsunuz onun hastalık derecesiyle ilgili yalan söylediğinden bahseden Pentagon kaynaklı bir takım basın açıklamaları vardı. Bunlar gerçekten beni çıldırtıyor. El—Hac 478 gün açlık grevindeydi. Yirmi saat süren ve Bağdat üzerinden gerçekleşen Sudan'a dönüş yolculuğunda su içmedi, bir şey yemedi ve bütün yolculuk boyunca tuvalete gitmedi. Ve Sudan'a vardığında gerçekten çok kötü bir haldeydi ve hemen hastaneye kaldırıldı.  

Onun iyileştiğini söylemekle mutluyum. Ben orada onunla, eşi ve sekiz yaşındaki erkek çocuğuyla beraberdim. Sonunda onun gitmesine izin verme noktasına gelmemizden dolayı mutluyum çünkü bu olay ABD'nin dünyadaki imajı için bir trajediydi. Bir kameramanı tutuklayıp onun bir terörist olduğunu söylüyordu ve eğer bırakılmasaydı El—Cezire her gün aslında her saat 40 milyon insanın El—Hac'ın hala Guantanamo'da tutulduğunu göreceği TV ekranının alt bandında bunu gösterecekti. Onun nihayet çıktığını görmekten mutluyum.  

Amy Goodman: Sami el-Hac ile ilgili doküman onun liderlerle, el-Cezire'yi yönetenlerle ve El-Cezire'deki meslektaşları ile ilgili defalarca sorgulandığını söylüyor. Ne diyorsunuz?  

Clıve Stafford Smith: Yoğunlaşılan nokta buydu. Demek istediğim Sami gerçekten de Guantanamo'daki istihbarat elemanlarına sormuş olmalıdır—ve ben sizin önceden bütün süreçle ilgili konuştuğunuz kişi olan Tim'i tabi ki istihbarat toplama işini yapan bu pek çok sivilin asıl meselesi olması dolayısıyla ilgiyle dinliyordum, biliyorsunuz, ben onların nasıl ödeme aldıklarını bilmiyorum fakat görünüşe göre onlar sadece sözle ödeme almışlar. Ve onlar el-Cezire'nin bir el-Kaide parçası olduğunu ona söyletebilmek için orada çalışan insanlarla ilgili Sami el-Hac'ı yaklaşık 120 kez sorguladılar. Sami, "bu doğru değil değildir. Bunu söylemeyeceğim" dedi. Fakat bu durum devam etti. Sami sonunda onların kendisini sadece kendisiyle ilgili sorgulamalarını ve kendisiyle ilgili sahip oldukları iddiaları sormuş olmalıdır.  

Amy Goodman: Çok hızlıca Clive, ABD'nin tutukluları Irak'a taşıyor olduğunu söylediniz mi?  

Clıve Stafford Smith: Evet bunu yapıyorlar. Demek istediğim ABD dünyanın dört bir yanından tahminen günde ortalama 40—60 arası kişi tutukluyor. Ve bunun her ay kaç kişi ettiğiyle ilgili çok fazla aritmetiğe gerek yok. İnsanlar şu anda bile Ebu Gureyb hapishanesinde ve Irak'taki diğer kamplarda tutulmak üzere Irak'a götürülüyorlar. Ve bu, onların yasal haklarına kavuşmaları adına çalışan avukatlar olarak bizim için çok büyük bir meydan okumadır çünkü Irak'a gidip orada çok fazla zaman harcamam ve kurşunlanmam eşim tarafından yasaklanmış durumda.  

Amy Goodman: Burada bitiriyoruz. Clive Stafford Smith  Kongre'de yarın tanıklık edecek. Kitabının adı: Eight O'Clock Ferry to the Windward Side. Smith, Guantanamo'da kırktan fazla tutukluyu temsil eden İngiliz bir avukattır.

 

Röportajı İngilizce aslından Türkçe'ye çeviren: Ali Karakuş

 

 

banner53
Yorumlar (0)
35
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?