banner39

Abdullah Yıldız'dan 'Rabb-Terbiye İlişkisi'

Araştırmacı-yazar Abdullah Yıldız terbiye ilkelerini Rabb kavramı ekseninde inceliyor.

Arşiv 01.04.2009, 16:55 01.04.2009, 16:55
Abdullah Yıldız'dan 'Rabb-Terbiye İlişkisi'

Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

İslâm; yegâne rab ve ilâh olan Allahu Teâlâ'ya teslim olmaktır. Müslim/Müslüman; O'na bütün varlığıyla teslim olandır. Tevhîd akîdesine dayanan İslâmiyet; bütün alanlarıyla hayatın merkezine Rabb Teâlâ'yı yerleştirir. Eğitimin merkezi ve merkezî kavramı da 'Rabb'dır.

İslâm'da eğitim-öğretim faaliyetleri, ihatalı ve derinlikli bir terimle ifade edilir: Terbiye.

Terbiye kelimesi, "rabb" ve "ribâ" köklerinden gelir. Bunların anlamları; beslenmek, tamamlanmak, ziyadeleşmek, artmak, toplanmak, çoğalmaktır. Terbiye; lügatte tamamlamak ve ıslah etmektir. Terim olarak ise; bir şeyi derece derece olgunluğa eriştirmek, yetiştirmektir.

Terbiye teriminin köken olarak Rabb kelimesiyle ilişkili olması oldukça önemli ve anlamlıdır. Bu, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin odağına doğrudan Rabb Teâlâ'yı yerleştirir.

Rabb: Mâlik, sahip, ulu anlamındadır. Elmalılı M.Hamdi Yazır'a göre Rabb; aslında terbiye manasına masdardır; 'Mürebbî'(terbiye edici) demek olup bir şeyi derece derece, halden hale, nitelikten niteliğe geçirerek olgunluk amacına eriştirinceye kadar yetiştiren yaratıcı mutlak kudrettir. (Hak Dini-Kur'ân Dili, c.1, s.63-64)

'Rabb' kelimesi, Kur'ân'da Allah'ın adı olarak 965 kez geçer. 'Allah' adından (2799 kez) sonra en çok tekrarlanan addır. Rabb adının çok tekrar edilmesi, İslâm'da eğitim sisteminin tevhîdî karakterini ve ilk mutlak yetiştiricinin Allah olduğunu açıkça ortaya koyar.

Bu bağlamda, ilk kulluk sözleşmesi olan A'râf sûresindeki âyet, ilk terbiye/eğitim sözleşmesi olarak da okunabilir: "Hani Rabbin (yetiştiricin) Ademoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve 'Ben sizin Rabbiniz (yetiştiriciniz:mürebbîniz) değil miyim' diye onları kendilerine şahit tutmuştu. 'Evet şahidiz' dediler..." (7/172) O halde, insanoğlu, "qâlû belâ" ile Allah'ın "rablığını:mürebbîliğini" kabul etmiş, kendisi de buna tanıklık etmiştir. Dolayısıyla, Rabbanî/İslâmî eğitim aynı zamanda fıtrî eğitim demek olur.

Kur'ân, insan bilgisinin kaynağının da Allah'ın sonsuz mutlak bilgisi olduğunu söyler:
"O, insana bilmediği şeyleri öğretti." (96 Alak 5)
"O, Adem'e bütün isimleri öğretti." (2 Bakara 31)

Rab Teâlâ, yeryüzünde halifelik görevini yüklediği insanoğlunun, bu görevini ancak ilahî kaynaklı bilgi donanımı ile gerçekleştirebileceğini beyan buyurur.(2 Bakara 30-33)
Ancak, insanoğlunun sahip olduğu ve sahip olabileceği bilgi sınırlı ve izafîdir; mutlak bilgi sahibi olan yalnızca Allah'tır: Âyetü'l-kürsî'de; "O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler."(2 Bakara 255); bir başka âyette de "Size ilimden pek azı verilmiştir."(17 İsrâ 85) buyurulur.

Buna karşılık Allah'ın mutlak bilgisi sonsuz bir hazinedir: "Yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsa, deniz de (mürekkep olsa), arkasından yedi deniz ona yardım etse, Allah'ın kelimeleri tükenmez."(31 Lokman 27) "De ki: Rabbimin sözleri(ni yazmak) için deniz mürekkep olsa, Rabbimin kelimeleri tükenmeden önce deniz tükenir."(18 Kehf 109)

İnsana düşen, Allah'ın "tükenmeyen kelimeleri"nden "bildirdiklerini" ve evrendeki değişmez yasalarını(sünnetullah) yani var olanı keşfetmek için çaba göstermektir.

İmdi, Kur'ân'dan hareketle İslâmî/fıtrî eğitimin bazı temel ilkeleri şöyle sıralanabilir:
- İslâmî eğitim/terbiye; mutlak kudret ve irade sahibi olan Allah inancına dayanır. O Rabb'dır ve mürebbîdir yani terbiye eden, eğiten ve yetiştirendir.

- Peygamberler, Rabb Teâlâ'dan aldıkları vahyî hakikatler doğrultusunda insanlığı eğitmek ve onlara model/örnek olmak için gönderilmişlerdir.

- Rabb olan Allah, mutlak iradesi ile özgürlüğün, mutlak adaletiyle de evrendeki değişmez ve zorunlu düzenin kaynağıdır.

- Rahmân(esirgeyici) ve Rahîm(bağışlayıcı) olan Allah'ın, İslâm Dinini fıtrata uygun olarak vaz'etmesi, İslâmî terbiyenin iyilik, merhamet, şefkat, sevgi ve saygı ilkelerine göre düzenlenmesini zaruri kılar.

- Rabb Teâlâ "akleden kalb"i muhatap alır; Allah'ın kelâmı Kur'ân salt pozitif akla değil, hem akla hem de gönül dünyasına (kalb-i selim / vicdan) hitab eder.

- İyilik, sünnetullaha(ilahî düzene) uymak; kötülük ise bu düzene uymamak için direnmektir. (Bkz. Nevzat Ayasbeyoğlu, İslâmiyet'in Eğitimimize Getirdiği Değerler, M.E.B.Y., İstanbul-1991, s.25-26)

Aynı şekilde İslâmî/fıtrî terbiyenin genel amaçlarından bir kısmı şöyle özetlenebilir:
- Fıtrî terbiye sisteminin ana hedefi; akledebilecek kalpleri, işitebilecek kulakları ve görebilecek gözleri olan(7/179) muvahhid, akıllı, basîretli, erdemli insanlar yetiştirmektir.
- Fıtrî eğitimin amacı; insanları -sırasıyla- islâm, îman, ihsân basamaklarına yükselterek dengeli bir kişiliğe, yüce bir ahlâka, birr'e ve hikmet'e kavuşturmaktır.
- Fıtrî eğitimin amacı, bireylerin Kur'ân ahlâkı ile ahlâklanması, Hz. Peygamber(s)'i örnek alarak "yaşayan Kur'ân" haline gelmeleridir.
- Fıtrî terbiyenin kesin ve nihaî amacı; insanları mutlak gerçeğe, mutlak adalete, mutlak iyiliğe ve mutluluğa erişmektir.
- Kısaca Rabbanî/fıtrî terbiyenin biricik amacı; insanı dünya ve ahiret saadetine kavuşturmaktır. Buna da, Hesap Günü'nü bu dünya hayatının mihveri kılmakla ulaşılabilir.

Keza, Kur'ân-sünnetten hareketle terbiyenin bazı temel özellikleri şunlar olabilir:


- Dinamik ve pratik eğitim: Kur'ân'ın 23 yılda, değişen ve gelişen İslâm toplumunun pratik ihtiyaçlarına tekabül ederek peyderpey inmesi, terbiyenin dinamik ve pratik karakterini ortaya koyar. Terbiye, bilgilerin pratik hayatla test edilerek değerinin anlaşılmasını öğretir.


- Sürekli ve kesintisiz eğitim: Terbiye, "beşikten mezara kadar ilim öğrenmeyi"(hadis) öngörür; hayatın belli dönemlerine özgü olmadığı gibi zaman ve mekan kayıtlarıyla sınırlı değildir. Terbiye kitabı olan Kur'ân, ilahî hakikatleri sürekli ve sık sık tekrar eder, hatırlatır.


- Aşamalı eğitim/terbiye: İslâmî/fıtrî terbiye, insanı ve toplumu yetiştirip kemâle erdirme hedefine bir çırpıda ulaşmayı sünnetullah'a ters bulur. Terbiye, kademeli olarak gerçekleşir. (İslâm'da içkinin üç aşamada yasaklanması, aşamalı/fıtrî eğitime tipik bir örnek teşkil eder.)


- Muhataba uygun eğitim: Terbiye; yararlı bilgi, düşünüş ve davranışları muhataba en uygun tarzda yaş, zekâ, kapasite, karakter, çevre... özelliklerini de dikkate alarak yüklemektir. "Herkes kendi şâkilesine(huy, seciye, karakter, tabiat) göre hareket eder."(17 İsrâ 84)


- Bütüncül eğitim: İslâmî/fıtrî terbiye; -insanı ve hayatı farklı kompartımanlara ayırıp parçalayan modernizme zıt olarak- insanın fıtrî yapısına uygun ve hayatın her alanını kuşatan bütüncül, âhenkli, dengeli bir sistemdir. Allah'ı yani Kur'ân'ı merkeze alan bu eğitim sistemi, kendi içinde bir tutarsızlık barındırmaz. "Kur'ân'ı inceden inceye düşünmüyorlar mı? Eğer Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı, onda birçok tutarsızlık bulurlardı."(4 Nisa 82)


- Yaygın eğitim: Kur'ân'da yer alan "hakkı ve sabrı tavsiye etmek"(103 Asr 3), "iyiliği emredip kötülükten sakındırmak"(31 Lokman 17),"hakkı gizlememek"(2 Bakara 159)... gibi ilkeler; bilgili ve erdemli insanlara başkalarını da eğitme, terbiye etme, bilgilendirme görevini yükler. Bu ilkeler, hakikatin ve doğru davranışların insanlar arasında yaygınlaşmasını sağlar.
- Yararlı eğitim: Hz. Peygamber(s.)'in "Faydasız ilimden Allah'a sığınırım." hadisi, eğitimin insana "faydalı" bilgi ve beceriler kazandırmaya yönelik olması gerektiğini vurgular. İnsanın bu dünyada ve öbür dünyada mutlu olmasını sağlamaya yönelik olmayan, hayatta bir karşılığı bulunmayan lüzumsuz ve amaçsız bilgilerden ısrarla kaçınmak gerekir. Fıtrî/ilahî amaç ve hikmetten yoksun araçsal eğitim anlayışı ve sisteminden Allah'a sığınılmalıdır.

Bu yazıda, fıtrî/ilahî terbiye sisteminin bazı temel ilkelerini el yordamı ile tespite çalıştık. Esas yasa ise; hayatın merkezine Rabb-Mürebbî olan Allah'ı yerleştirebilmek.


 

banner53
Yorumlar (0)
28
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?