banner15

Ağlama duvarı önce 3 metreydi

Kudüs'teki kazıyı yürüten ekibin başı, şu anda 80 metre olan Ağlama Duvarı'yla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Ağlama duvarı önce 3 metreydi

Haremü'ş Şerif'teki kazı çalışmalarının yankıları tüm islam aleminde devam ediyor. Türkiye'nin incelemek için bir heyet göndereceği kazı çalışmaları İslam dünyasında, İsrail'in Haremüşşerif'i ele geçirme adımlarının bir parçası olarak yorumlanıyor. 
 
Kudüs'teki kazıyı yürüten ekibin başında bulunan İsrailli Prof. Dr. Dan Bahat, şu anda 80 metre olan Ağlama Duvarı'yla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. 

Kazı çalışmalarını yürüten ekibin başındaki İsrailli Prof. Dr. Dan Bahat'ın açıklamaları ise bu endişeleri derinleştirecek nitelikte. Cihan Haber Ajansı'na konuşan Prof. Bahat, mevcut kazı çalışmasının Haremüşşerif'i ele geçirmeye veya Mescid-i Aksa'ya zarar vermeye yönelik olmadığını savundu. Haremüşşerif civarındaki çalışmalarının 1967'deki İsrail işgalinin ardından başladığını ifade eden Prof. Dan Bahat, projeye başladıklarında Yahudilerin ibadet yeri olan Ağlama Duvarı'nın genişliğinin 3 metre olduğunu söyledi. Ağlama Duvarı'nın genişliği bugün yaklaşık 80 metre.

Kazı çalışmalarının başındaki iki profesörden biri olan Bar İlan ve Toronto üniversitelerinde görev yapan Bahat, Haremüşşerif'teki kazı çalışmalarını yerinde incelemek üzere bir Türk heyetinin yakında Kudüs'e gelecek olmasını memnuniyetle karşıladıklarını da belirtti. Dan Bahat, Türk heyetinin ziyareti öncesinde Cihan muhabirine proje hakkında bilgi vererek iddiaları cevapladı. Bölgedeki inşaat çalışmalarının 1967'de Kudüs'e gelmeleriyle başladığını aktaran Bahat, "O zaman gelip gördüğümüzde burada ibadet alanı sadece 3 metre idi." dedi. Bahat, işe 'Kudüs'ün en berbat yerleşim birimlerinden biri' olarak nitelendirdiği kutsal bölgedeki mahalleyi kaldırmakla başladıklarını ifade ederek, bugün yılda 2,5 milyon insanın ibadet için geldiği bir alan oluşturmayı başardıklarını vurguladı.

Gayrimüslimlerin Haremüşşerif'e çıkmak için kullandıkları tek yolun 2004 yılındaki deprem ve yoğun kar yağışı nedeniyle zarar gördüğünü anlatan İsrailli arkeolog, amaçlarının bu yolu düzenlemekten ibaret olduğunu savundu. "İslam'ın kutsal mekânlarına dokunmuyoruz." diyen Dan Bahat, Yahudi ve Hıristiyanlara ait kalıntıları korumaya verdikleri önemi Müslümanların değerleri için de verdiklerini söyledi. Kudüs'ü üç semavi dine ait eserlerin oluşturduğu 'altın üçgen' olarak niteleyen Bahat, "Bunlardan herhangi birini çıkarırsan o zaman Kudüs, Kudüs olmaktan çıkar." diye konuştu. İsrailli arkeolog, "Mahalle berbat olmasına rağmen, tarihî bir mekân olduğu için kazı yapmak doğru mu?" şeklindeki soruya, İstanbul'da Haliç'le ilgili çalışmaları hatırlatarak cevap verdi. Bahat, "İstanbul'un Haliç'ini hatırlıyorum ki fabrikalarla doluydu, orası da berbat bir haldeydi. Belediye buraları temizledi ve parklar kurdu. Burası da aslında tarihin bir parçasıdır. Biz gelecekte her yerin daha güzel olmasını istiyoruz, asıl önemli olan da budur." diye konuştu. Dan Bahat, Türk uzmanların bölgede inceleme yapması gündeme gelince çalışmalarda 40 yıl boyunca görev yapan biri olarak çok sevindiğini ifade etti. Bahat, "Gelecek kişi, Mescid-i Aksa ile ilgili bir şey yapmadığımızı çok iyi bir şekilde anlayacaktır. Bizim burada hiçbir şeyi yıkmadığımızı, herhangi bir kutsal kalıntıya zarar vermediğimizi görecektir." diye konuştu. Bahat, çalışmaların Mescid-i Aksa'nın temellerini zayıflatma amacını taşıdığı yönündeki iddiaları 'provokasyon' olarak değerlendirdi. İsrailli profesör, bölgedeki çalışmalar kapsamında bir medresenin ortaya çıkarıldığı şeklindeki açıklamanın hatalı olduğunu iddia etti. Bahat, bölgede bulunan bazı kalıntıların medrese mihrabına benzetilmesi nedeniyle böyle bir açıklamanın yapıldığını ileri sürdü. Profesör Bahat, Selahaddin Eyyubi'nin oğlu El Melik El Efdal tarafından inşa edilen medresenin ise 1546'daki depremde yıkıldığını savundu. İsrail Başbakanı Ehud Olmert, geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği Ankara ziyaretinde Başbakan Tayyip Erdoğan'dan gelen talep üzerine, Kudüs'e inceleme yapmak için bir Türk heyetinin gelmesini kabul etmişti. Olmert'in bu kararı İsrail'de ciddi eleştirilere yol açmış ve "egemenliğin ihlali" olarak değerlendirilmişti. Türkiye, bölgeye gidecek heyeti belirleme çalışmalarını sürdürüyor.

Tüneller de sorun olmuştu

İsrail'in Haremüşşerif'e giden rampaya üstgeçit inşa etmek amacıyla başlattığı kazı çalışmaları Müslümanların tepkisine rağmen sürüyor. İsrail'in Ağlama Duvarı'nın kuzey uzantısını ortaya çıkaran tünele 1996'da çıkış açmasıyla başlayan çatışmalarda 61 Filistinli ve 15 İsrail askeri ölmüştü. Yahudiler, söz konusu tünellere girerek Ağlama Duvarı'nın devamında da ibadet yapıyor.
 

ZAMAN

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35