banner15

Ahmedinecad'ın 'liberal' temizliği

Ahmedinecad, ekonomi yönetiminde yaşanan anlaşmazlıkların ardından planlama dairelerindeki liberalleri görevlerinden uzaklaştırdı

Ahmedinecad'ın 'liberal' temizliği

Körfez ülkelerinin ilk kadın milletvekili

 

Bugün yayımlanan Bahreyn gazetelerinde Kasım ayında yapılacak parlamento seçimlerine katılmak için adaylık başvuru süresinin bitimi ve seçime katılacak adaylarla ilgili haberler geniş yer tutuyor.

 

El-Vasat ve El-Eyyam gazetelerinde 18'i kadın olmak üzere 221 milletvekili adayının seçime katılacağı bildirilirken, Latife El-Kaud'un aday olduğu seçim bölgesinden başka aday çıkmadığı için henüz seçimler yapılmadan parlamentoya girmeyi garantilediği ve böylece Körfez ülkelerinde parlamentoya seçilen ilk kadın milletvekili ünvanını kazandığı belirtiliyor.

 

El-Kaud, El-Eyyam gazetesine yaptığı açıklamada, iki kadın milletvekilinin daha seçimleri kazanarak Bahreyn Parlamentosu'na girmesini beklediğini ve kadınların önündeki engelin kırıldığını söylemiş.

 

 

Haddam: Faaliyetlerimizi Suriye içine taşıyacağız

 

Suriye devlet başkanı eski yardımcısı Abdülhalim Haddam, Müslüman Kardeşler Cemaati'nin Suriye kanadıyla birlikte kurdukları muhalif "Kurtuluş Cephesi"nin faaliyetlerini önümüzdeki dönemde Suriye içine taşıyacaklarını açıklamış fakat güvenlik gerekçeleriyle bunun nasıl olacağını söylememiş…

 

Kuveyt'te yayımlanan Er-Ra'yu'l-Aam gazetesinin haberine göre Haddam, Suriye Devlet Başkanı Beşşar El-Esed'i, Suriye'yi Arap Dünyası'ndan koparmakla suçluyor.

 

Haddam, Suriye Devlet Başkanı'nın Küba'da düzenlenen son Bağlantısızlar Zirvesi'ne katılmaması hakkındaysa, "Koltuğunu kaybetme korkusuyla ülke dışına çıkamıyor" şeklinde yorumluyor.

 

 

Ahmedinecad'ın "liberal" temizliği

 

Eş-Şarku'l-Evsat gazetesinde bugün yer alan bir haberde, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın, ekonomi yönetiminde yaşanan anlaşmazlıkların ardından planlama dairelerindeki liberalleri görevlerinden uzaklaştırdığı bildiriliyor.

 

Haberde ayrıca, devlet yönetiminde ve resmi kurumların yönetim şemalarında yeni düzenlemeler yapıldığı belirtiliyor.

 

 

Sami El-Hac, Bush'un El-Cezire'ye duyduğu nefretin kurbanı

 

Katar Eş-Şark gazetesi, Amerikalı gazeteci Nicolas D. Kristof'un, 5 yıldır Guantanamo'da esir tutulan El-Cezire televizyonu kameramanı Sami El-Hac'ın, Bush'un hoşlanmadığı bir kanalda çalışıyor olmaktan başka hiçbir suçunun olmadığını yazdığını duyuruyor.

 

Gazetenin bugünkü sayısında konuyla ilgili yayımlanan haberde, New York Times yazarı Nicolas D. Kristof'un, "Sami'nin suçu ve ayıbımız" başlıklı yazısında "Guantanamo'ya her yakından bakışımızda onun bizim için ulusal bir ayıp olarak hatırlanacağını hissederiz" dediği ifade ediliyor.  

 

2000 yılı Nisan ayında El-Cezire ailesine katılan Sudanlı kameraman Sami El-Hac, Amerika'nın Afganistan'ı işgalini takip etmiş ve 15 Aralık 2001 tarihinde tutuklanarak Bagram Üssü'ndeki askeri hapishaneye konulmuştu.

 

El-Hac, avukatı aracılığıyla kamuoyuna ilettiği hatıralarında, Bagram Üssü'ndeki hapishanede geçirdiği günlerin en zor günler olduğunu ve sürekli işkence gördüğünü, kendisine daha çok El-Cezire hakkında sorular sorulduğunu anlatmıştı.

 

 

--------------------------------

 

İngiliz Basınında Bugün

 

Guardian gazetesindeki bir habere göre Gazze'de son zamanlardaki İsrail saldırılarının kurbanlarını inceleyen doktorlar, yeni bir silahın deneniyor olabileceği endişesini taşıyor.

Özetle aktaralım:

"Gazze'deki doktorlar bugüne dek görmedikleri yaralarla karşılaştıklarını söylüyor. Vakalar ilk olarak Temmuz ayında ortaya çıktı.

"Doktorlar, geleneksel çatışma yaralarının aksine kurbanların bedeninde, dışta büyük şarapnel parçalarına rastlamadıklarını, ancak iç organların zarar gördüğünü ve bunların üzerinde ince bir toz tabakası olduğuna inandıklarını belirtti.

"Gazze'deki Şifa hastanesinden Cuma Saka 'Cesetler ciddi ölçüde parçalanmış, erimiş ve tanınmaz halde geliyor' dedi. İsrail ordusuysa, henüz deneme aşamasındaki bir silah olan Ağır Hareketsiz Metal Patlayıcı'yı kullandıkları haberlerini yalanlıyor."

Afganistan'a Irak engeli

Guardian'ın manşetiyse, Başbakan Tony Blair'in dış politikasını eleştiren Genelkurmay Başkanına bir tuğgeneralden destek geldiğini bildiriyor.

Genelkurmay Başkanı Richard Dannat'ın sözleri hem hükümet hem de ordunun siyasi açıklamalar yapmasına karşı çıkan çevrelerde eleştirilmişti.

Dannat'a destek, Afganistan'dan yeni dönen bir komutandan geldi.

Yine Guardian'dan aktarıyoruz:

"Taleban'a karşı saldırıyı yöneten komutan, Irak'ın işgalinin İngiliz birliklerini, Afganistan'da istikrarı çok daha kısa zamanda sağlamaya yardım etmekten alıkoyduğunu, ülkeyi dört yıl boyunca tehlikeli bir boşlukta bıraktığını söyledi.

"Tuğgeneral Ed Butler, 2002'de Taleban yıkıldıktan sonra Nato birliklerini konuşlandırmakta yaşanan gecikme yüzünden şimdi İngiliz birliklerinin işinin çok daha zor olduğunu belirtti."

Başbakan Blair dünkü aylık basın toplantısında genelkurmay başkanıyla arasında görüş ayrılığı olmadığını, işlerini tamamlamadan ne Irak ne de Afganistan'dan çekileceklerini söyledi.

Ancak gazeteler, Blair'in aynı toplantıdaki peçeyle ilgili sözlerine daha fazla ilgi gösteriyor.

Muhazafakar Daily Telegraph başlığı, "Blair 'Peçe insanları birbirinden ayırıyor' dedi."

Buna göre başbakan, yüzün peçeyle tamamen kapatılmasının bir hak olsa da, aynı zamanda 'ayrım işareti olduğunu' ve diğer insanların kendilerini rahatsız hissetmesine yol açtığını söyledi.

Ayrıca sınıfta peçesini çıkarmadığı için okuldan uzaklaştırılan öğretmen yardımcısına verilen cezayı da kayıtsız şartsız destekledi.

Bu sözleri 'İşçi Partisi çok-kültürlülüğe inancını kaybetti' diye değerlendiren Daily Telegraph'ın yorum sayfalarından birkaç satır:

"Başbakan tavrını dikkatli bir dille ifade etmiş olabilir, ama sözlerinden şu sonucu çıkarmak kaçınılmaz: Bundan böyle resmi politika çok-kültürlü ayrımcılık değil, entegrasyondur.

"Başbakan böylece son haftalarda Jack Straw, Ruth Kelly ve John Reid tarafından dile getirilen tartışmalı görüşlerin partinin onaylamadığı kişisel fikirler değil, Kabine'nin tavrını gözden geçirme operasyonunun parçası olduğunu ortaya koydu.

"Bakanlar şimdi yıllarca duyarsız, hatta bağnazca diye niteledikleri tezi kabullenmeye hazır: Eğer İngiltere farklı halkları başarıyla özümseyecekse, etnik azınlıklar seçtikleri ülkenin adetlerini kabul etmeli."

Kadın ve bireyci demokrasi devri

Fransa'da Le Monde "Fransız Sosyalistlerinin Cumhurbaşkanı adayı olmaya hazırlanan Segolene Royale neden bu kadar popüler?" diye soruyor.

Gazeteye göre ilk neden siyasette maçoluk döneminin sona ermesi ve Almanya'dan Şili'ye pekçok ülkede kadın tarzı politikanın benimsenmesi.

İkinci neden, diyor Le Monde, Royale'in interneti başarıyla kullanması ve halkı politikalarına doğrudan katkıda bulunmaya çağırması.

Le Monde'un yorumu şöyle devam ediyor:

"Günümüz Fransız siyasetinde lider konumunu korumanın en iyi yolu, olayları önceden tahmin etmek: Tartışmalı meselelerde görüş bildirmeye çekinmemek, tartışmayı ilk başlatan taraf olmak. Nicolas Sarkozy ve Segolene Royale de bunu anlamış görünüyor; tabii her biri kendince."

Le Monde ayrıca Royale'in siyasette diplomatik dilden, yani 'politically correct' denen tavırdan vazgeçtiğini de hatırlatarak "Bu yüzden ona şovmen yaftası yapıştırmaya kalkanlar yanılır, onun felsefesi bireyci demokrasinin zaferidir" yorumunu yapıyor.

İsveç'te skandal

İskandinav gazeteleriyse birkaç gündür, İsveç'te üç bakanın istifasına neden olan vergi ve ruhsat skandalını tartışıyor.

Yeni hükümetin üç bakanı, televizyon ruhsatlarını yıllarca ödemedikleri ya da dadılarına nakit para verip vergi kaçırdıklarını itiraf ederek görevden çekilmişti.

Danimarka'da yayımlanan bulvar gazetesi B.T. şu yorumu yapıyor:

"Skandalların hepsi, İsveç'in eşi benzeri olmayan haber alma özgürlüğü yasaları yüzünden ortaya çıktı. Bu yasalar, gazeteciler ve muhalifler dahil tüm vatandaşların, diğer vatandaşların kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilişkisini istediği an incelemesine olanak sağlıyor.

"Bakanların yaptığının savunulacak tarafı yok. Ama yasanın karanlık bir tarafı da var: Ülkede en üst düzey siyasi görevlere gelecek adayların sayısını hayli kısıtlıyor."

Baker'ın raporu ve Irak

Yine İngiltere'ye, bu kez Times gazetesine dönüyoruz.

Gazete, eski Amerikan dışişleri bakanlarından James Baker başkanlığındaki bir danışmanlar heyetinin hazırladığı ve Kasım ayındaki Kongre seçimlerinden sonra açıklanacak Irak raporuna geniş yer ayırıyor.

Raporun basına sızan ayrıntıları, Amerikan politikasında çekilme dahil ciddi değişiklikler önereceğini ortaya koyuyordu.

Times'a göre değişim mümkün. Özetle aktaralım:

"Saddam Hüseyin devrildiğinden beri Amerikalı ve İngiliz komutanları bekleyen en büyük tehlike 'isyancılar' adı verilen grupların saldırılarıydı.

"Ancak bu yıl Şii ve Sünni milislerin yerel üstünlük mücadelesine girişmesiyle, şiddetin çoğu Iraklılar arasında meydana geldi. Amerikan askerleri daha çok bu mücadeleyi engellemek ya da durdurmak için müdahale ettiklerinde kayıp verdi.

"Değişen koşullar, ABD ile İngiltere'den ve Irak hükümetinden farklı bir yaklaşım gerektiriyor. Ülkenin 18 eyaletini sıkı şekilde kontrol eden bir merkezi hükümet fikri, giderek daha imkansız görünüyor. Irak geniş özerklik ya da fedaralizme doğru kaymak zorunda.

"Bu da askerlerin kademe kademe çekilmesine imkan veriyor, Suriye ve İran'la bir tür diyalogu gerektiriyor."

Kaynak: Dünya Bülteni ve BBC

 

 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48