banner15

AİHM'e 'Hasankeyf Savunması'

Hasankeyf’te, kültürel mirasın korunması için AİHM’ne yapılan başvuru için, Ak Parti hükümeti mahkemeye, toplam 6.5 kg ağırlığında yazılı savunma verdi.

AİHM'e 'Hasankeyf Savunması'

Ilısu Barajı’nın yapılması halinde sular altında kalacak Hasankeyf’te, kültürel mirasın korunması için Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, Prof. Dr. Oluş Arık, Prof. Dr. Metin Ahunbay, Özcan Yüksek ve avukat Murat Cano’nun, 22 Şubat 2006’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne yaptığı başvuru için, AKP hükümeti Mahkemeye, toplam 6.5 kg ağırlığında yazılı savunma verdi.

“GÜCÜMÜZ ORANINDA KURTARMAYA KARARLIYIZ”

Hükümet savunmasında, konu itibariyle mahkemenin yetkisiz olduğunu ve AİHS’nin tek başına kültürel miras hakkını korumadığını, aksine bir yorumun da mahkemenin yetkisini, yüksek sözleşmeci taraflarca belirlenen yetkinin ötesine taşımış olacağını ifade etti. Avukat Murat Cano dışında başvurucularının “başvurucu hakkının olmadığının” öne sürüldüğü hükümet savunmasında, “Ilısu Barajı olmadan, GAP Projesi tamamlanamaz. Proje; baraj inşaatı, yeniden yerleştirme ve kültürel mirasın, yeni kültürel park bölgesine taşınması olmak üzere üç ana koldan yürütülmektedir” dedi. Savunmada, Hasankeyf ve kültürel mirasın, Sümerlere kadar uzanan ve çok sayıda başka medeniyeti de içine alan altı bin yıllık tarihi bir mirası yansıttığına dikkat çekilirken, “Hükümet bunun farkındadır ve gücü oranında korumaya kararlıdır” denildi.

“TAŞINABİLİR TÜM KALINTILAR TAŞINACAKTIR”

Hükümet savunmasında, Hasankeyf’te taşınabilir tüm kalıntıların taşınacağını ve bunun için 80 milyon dolar harcanacağını belirtirken, Ilısu Barajı’nın Dicle Nehri’ni düzenleyeceğini, kuraklık ve sel gibi mevsimsel değişimleri yumuşatarak, yarı-kurak bölgeye düzenli su sağlayacağını öne sürdü.

“DEVLET GENİŞ BİR TAKDİR YETKİSİNE SAHİP”

Ilısu Barajı’nın, GAP kapsamında, enerji üretimi ile ilgili olarak “anahtar” projelerden biri olduğuna dikkat çekilen savunmada, özetle şu ifadelere yer verildi:
“1200 mw yerleşik sistem kapasitesi ile tek başına GAP’ın toplam enerji potansiyelinin yüzde 16’sını karşılamaktadır. Hidrolik güç ile yıllık 3.9 milyar kw/saat enerji, Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali tarafından üretilecektir. Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali inşası, Dicle Havzası’nda sulama amaçlı Cizre Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin inşası için ön şarttır. İki proje birlikte, GAP’ın toplam enerji potansiyelinin yüzde 19’unu oluşturmaktadır. Hükümet; tarihin korunması ve bölgenin ekonomik anlamda zenginleşmesi arasındaki dengenin herkesin menfaatine uygun olarak gözetilmesi gereken bu gibi durumlarda, devletin geniş bir taktir yetkisine sahip olduğunu savunmaktadır.”

MAHKEMEYE “KABUL EDİLEMEZ” DAVETİ

Hükümet savunmasında, “Başvurucuların iddialarıyla ilgili fazladan ve başka görüşlerini bildirme hakkını saklı tutmakta, Mahkemeyi; başvuruyu konu bakımından yetki, kişi bakımından yetki ve iç yolların tüketilmesi bakımından da kabul edilemez bulmaya davet ediyor” dedi.

HÜKÜMETE ÇİÇERO BENZETMESİ

Konuyu AİHM’ye taşıyanlardan avukat Murat Cano, konuya ilişkin ANKA’ya yaptığı açıklamada, hükümetin AİHM’ye sunduğu 6.5 kilogram ağırlığındaki savunması ve talebi karşısında Mahkemenin vereceği kararın; Avrupa’nın “değer ölçülerine” ve “uluslarüstü normlara” göre temel haklardan olup olmadığını tayin edeceğini söyledi. Cano, Mahkemenin; insan haklarını ve temel özgürlükleri korumaya dair Avrupa Sözleşmesi’nin “Kültürel miras hakkını” korumadığını kabul ederek konu bakımından yetkisiz olduğuna karar verirse, Avrupa uygarlığının esaslı bir eksiğini hükmet saptamış olacağını ifade etti. Cano, “Kültürel mirası ve onda yüklü bulunan değerleri temel hak olarak kabul edip davayı buna göre hükme bağlarsa, kültürel mirasın ve onda mevcut olan değerlerin, temel haklara ve özgürlüklere ilişkin uluslarüstü konvansiyonlarda ayrı bir bölüm halinde düzenlenmesi ile bunlar üzerinde işlenen suçların, ‘insanlığa karşı işlenmiş tipte’ suç sayılması, faillerinin yargılanması, bu suçlar için dava ve ceza zamanaşımının işlememesi, bu nedenle uluslar arası ceza mahkemesi statüsünün genişletilmesi süreci başlayacaktır” dedi. Avukat Cano, bu süreçte Türkiye’nin 9. yüzyılda Çiçero’nun Romalı general Verres’in Sicilya’daki anıtları yağmalamasına karşı başlattığı koruma öncülüğünden sonra, öncülük etmiş olacağını kaydetti.

“BARAJ GÖLÜ BÜTÜN TARİHSEL YERLEŞMELERİ YUTACAK”

AİHM’ne başvuranları; Türkiye’nin su kaynaklarının değerinin anlaması gerektiğine inanan yurtsever olarak nitelendiren Murat Cano, Ilısu Havzası’nda Hasankeyf’le birlikte iki yüzün üzerinde tarihsel yerleşim bulunduğunu, Hasankeyf dışında bu yerleşmelerin hiçbirinde herhangi bir kazı yapılmadığına dikkat çekti. Cano, baraj gölünün, bütün tarihsel yerleşmeleri yutacağını ifade ederek, elde edilmesi planlanan enerjinin, ırmağın bağlantılı kolları üzerinde birden çok baraj ve hidrolik santral yapılarak elde edilebileceğini söyledi. Devlet ve hükümetin bu seçeneği değerlendirmemek için direndiğini savunan Cano, Türkiye’nin yatırım anlayışının bu şekilde devam etmesi halinde, yakın gelecekte bu coğrafyanın yaşanamaz hale geleceğini vurguladı.

“HASANKEYF SİT'İ TAŞINAMAZ”

Avukat Murat Cano, Hasankeyf SİT’inin taşınamaz olduğunu belirtirken, bu SİT’teki yapıların çoğunun Ortaçağ yapım teknolojisi (alçı esaslı bir haraç ve moloz tabir edilen kabayonu taşlarla yapılan inşaat) meydana gelmiş bir yerleşme olduğuna dikkat çekti. Sökülen kentin taşındığı yerde özgün nitelikleriyle kurulamayacağını anlatan Cano, “Çağdaş devlet erklerinin sınırını, uygar birey ise haklarını kullanma özgürlüğünün sınırını bilmek zorundadır” dedi.
(ANKA)

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35