banner15

Almanya'nın İlk Demir Leydisi

Alman parlamentosu, Angela Merkel'in başbakanlığını oylayıp kabul etti. Merkel, ülkenin hem ilk kadın başbakanı, hem de Doğu Almanya kökenli ilk lideri oldu. Gizli yapılan oylamada, 397 milletvekili kabul, 202 milletvekili ise karşı oy kullandı.

Almanya'nın İlk Demir Leydisi

Alman Federal Parlamentosu’nda bugün tarihi bir gün yaşandı. Almanya'da Hıristiyan Demokrat Parti lideri Angela Merkel, 18 Eylül'de düzenlenen genel seçimden partisinin ilk sırada çıkması ardından resmen başbakan oldu. Federal Parlamento’da yapılan gizli oylamada, Hıristiyan Birlik partilerinin lideri Angela Merkel, 202’ye karşı 397 oyla başbakan olarak seçildi. Oylamada 12 milletvekili ise çekimser oy kullandı. Tarihi oylamaya 614 milletvekilinden 612’si katıldı. Anayasa gereği, Cumhurbaşkanı Horst Köhler tarafından başbakanlık için önerilen tek aday olan Merkel'in, 614 milletvekilinden en az 308'inin oyunu alması gerekiyordu. Oylamanın ardından ilk konuşmayı Federal Parlamento Başkanı Norbert Lammert yaptı. Merkel’in seçilmesini kadınlar için güçlü bir sinyal olarak değerlendiren Lammert, yeterli çoğunluk alan Merkel’i Almanya’nın ilk kadın başbakanı olarak seçildiğini ilan etti. Almanya’nın yedi yıllık başbakanlık dönemini geride bırakan Gerhard Schröder ise Merkel’i ilk kutlayanlardan biri oldu. Merkel’in başbakan olarak seçildiği tarihi oylamayı eşi dışında, diğer aile üyeleri parlamentoda canlı olarak izledi. Merkel’in erkek kardeşi ve anne – babası parlamentoda hazır bulunurken, kimya profesörü olan eşi Joachim Sauer ise oylamayı televizyondan izlemeyi tercih etti. Merkel, Köhler'den göreve atanma belgesini almak için Cumhurbaşkanlığı konutuna gidecek, daha sonra da mecliste yemin ederek göreve başlayacak. Bu durum bazı çevrelerde koalisyonun tamamen pürüzsüz bir şekilde yürümeyebileceğinin göstergesi olarak yorumlandı. Liberal lider, Guido Westerwelle koalisyonun dört yıllık görev süresinin sonunu göremeyebileceğini öne sürdü. Yeşillerin eşbaşkanı Fritz Kuhn ise sonucu koalisyonun birlik içinde olmadığının göstergesi şeklinde yorumladı.

Partilere sekizer bakanlık

Ülke tarihinde sağ ve soldaki en büyük partilerin bir arada yer aldığı bu ikinci 'büyük koalisyon' hükümetinde bakanlıklar, seçim sonunda aradaki oy farkının azlığının da etkisiyle yarı yarıya paylaşıldı. Yeni hükümette Sosyal Demokratlar, dışişleri, maliye, çalışma ve sosyal güvenlik gibi kritik bakanlıkları elde ederken, koalisyon ortağı Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi Lideri Edmund Stoiber, ekonomi bakanı olarak yetkileri genişletilmediği icin bakanlar kurulunda görev yapmaktan son anda vazgeçti. İçişleri, savunma ve ekonomi bakanlıkları ise Hıristiyan Birlik Partilerine gitti. Seçimdeki yenilginin ardından uzun süre başbakan kalmakta direnen Gerhard Schröder, dün milletvekilliğinden de istifa edeceğini açıkladı. Sosyal Demokrat – Yeşiller Hükümeti’nin Dışişleri Bakanı Joschka Fischer de seçimden hemen sonra partideki idari görevlerinden istifa etmişti. Merkel selefi Schröder'e göre, dış politikada Amerika Birleşik Devletleri'ne daha yakın bir çizgi izliyor. Ancak Merkel'in gerek dış politikada gerekse ekonomide ortaya koyduğu hedefler, koalisyon ortamında seçim kampanyasında savunduğu kadar keskin çizgilerle uygulanamayacak. Partiler Almanya'nın başlıca sorunu olarak gösterilen bütçe açığını kamu harcamalarında, özelikle sosyal güvenlik sistemlerinde kesintiler ve vergi artışları ile kapatmaya çalışacak.

ALMAN PARLAMENTOSU

1. Hıristiyan Demokrat/Hıristiyan Sosyal Birlik (CDU/CSU): 226
2. Sosyal Demokratlar (SPD): 222
3. Hür Demokratlar (FDP): 61
4. Sol Parti: 54
5. Yeşiller: 51 

------------------------------------- 

Portre: Angela Merkel
 
Angela Merkel partisi Hıristiyan Demokratlar'a 18 Eylül seçiminde belki beklenen açık farklı zaferi getiremedi ama ülkesinin ilk kadın başbakanı olmayı başardı. Başbakan adaylığı ilk gündeme geldiğinde buna şüpheyle bakan geniş bir kesim vardı. Çünkü Merkel, Doğu Almanya'da büyümüş, Protestan inançlı bir kadın. Oysa partisi CDU, genelde Katolik Batı Alman erkekleri tarafından yönetiliyor. Aynı şekilde Almanya da bugüne dek kadın ve Doğu Alman bir başbakana sahip olmamıştı. Ancak Merkel bu önyargıları kırmayı başarmış görünüyor. Kampanyasını yürüten ekip de, Merkel'in demode olarak ifade edilen imajını değiştirip onu 'karizmatik bir lider' görünümüne kavuşturmak için hummalı bir çalışma yürüttü. 51 yaşındaki Merkel, saç modelini değiştirdi; daha renkli giyinmeye başladı. Hatta seçim kampanyalarında Rolling Stones'un Angie şarkısı sık sık çalındı.

Papazın kızı

Hamburg doğumlu Angela Merkel henüz birkaç aylıkken, Luteryen bir papaz olan babası Doğu Almanya'ya atandı. Komünist Doğu Almanya'da, Berlin'in hemen dışındaki bir kasabada büyüdü. Matematik, fen ve dil derslerinde büyük kabiliyet gösteren Merkel fizik doktorası yaptı; ancak daha sonra kimya alanında çalışmaya başladı. 1989'da yeni yeni genişlemekte olan demokrasi hareketine katıldı. Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra, Doğu Alman hükümetinin sözcüsü oldu. Merkel, Batı ve Doğu Almanya birleşmeden iki ay önce de CDU'ya katıldı. Üç ay içinde, Başbakan Helmut Kohl kabinesine kadın ve gençlik bakanı olarak girdi. 2000'de, partisini sarsan yolsuzluk skandalları sırasında önce Kohl ve diğer parti yöneticilerinin yanında yer aldı. Kohl'ün Suudi Arabistan'a tank satışı karşılığında rüşvet aldığı iddialarını 'tamamen saçmalık' diye niteleyerek reddetti. Fakat kriz tırmanıp, eski Başbakan Kohl'ün oynadığı rol açığa çıkmaya başlayınca, eski patronunu kınayan ilk CDU yöneticisi oldu. Bu çıkışıyla dikkat çeken Merkel, Nisan 2000'de parti lideri oldu. Ancak iki sene sonraki seçimlerde yeterince popüler bir isim olarak görülmediğinden, partisinin başbakan adayı olamadı. Başbakan adayı, CDU'nun Bavyeralı kardeş partisi Hıristiyan Sosyal Birliği'nin lideri Edmund Stoiber oldu. Merkel ile Stoiber'in arası o tarihten beri düzelmedi. Stoiber'in bu son seçim kampanyası sırasında Doğu Alman seçmenleri 'aptal' diye nitelemesi de Merkel'den büyük tepki aldı.

Thatcher mı, Blair mi?

'Angie', Alman basınında zaman zaman 'Maggie' ile karşılaştırıldı; yani eski İngiltere başbakanlarından Margaret Thatcher'la. Ancak eski çalışma arkadaşlarından Ulrich Klinkert'e göre bu yakıştırma tam anlamıyla doğru sayılmaz. "Biraz Margaret Thatcher, ama biraz da Tony Blair," diyor Klinkert. Örnek olarak da kürtaj ya da eşcinsel hakları gibi toplumsal konularda daha merkezci görüşlere sahip olmasını gösteriyor. Merkel de sık sık, Doğu Almanya'da büyümüş bir insan olarak özgürlüklerin önemini en iyi kendisinin bildiğini söylüyor. Ancak iş ekonomiye geldiğinde Merkel, Başbakan Gerhard Schröder'e bir 'Demir Leydi salvosu' açmaktan geri kalmıyor. Schröder'i, ekonomik mucizesini tüketmiş Alman ekonomisini ayaklandırmak için gereken reformları gönülsüzce, taksit taksit yapmakla suçluyor. Ve Alman ekonomisini iyileştirmek için gereken ilacı kendisinin vereceğini söylüyor. Dış politikadaysa ABD ile soğuyan ilişkileri düzeltmek ve bugüne dek AB'de entegrasyonun temel motoru olarak görülen Fransa-Almanya ittifakına verilen önemi azaltmak istiyor. Fransa'nın ekonomideki korumacı tavrından şikayet eden Merkel, İngiltere'ye ve AB'nin küçük üyelerine yönelmek istiyor. Berlinli kimya profesörü Joachim Sauer'le evli olan Merkel'in çocuğu yok.

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48