banner39

Amerika Bağdat’ı parçalara ayırıyor

Indpendent Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, ABD’nin Bağdat güvenlik planını ele geçirdi. Plana göre ABD, Bağdat’ın 89 idari birimini 30 ayrı güvenlik çemberi oluşturarak korumayı planlıyor.

Arşiv 11.04.2007, 19:02 11.04.2007, 19:02
Amerika Bağdat’ı parçalara ayırıyor

Indpendent Orta Doğu muhabiri Robert Fisk, ABD’nin Bağdat güvenlik planını ele geçirdi. General David Petreaus tarafından 6 aylık çalışmayla hazırlanan plan, Irak içinde 30 güvenlik çemberi öngörüyor. Vietnam benzeri plan konusunda uzmanlar kötümser

Fisk’in ele geçirdiği yeni Bağdat Güvenlik planı’na göre ABD, Bağdat’ın 89 idari birimini 30 ayrı güvenlik çemberi oluşturarak korumayı planlıyor. Irak’ta bugüne kadar 3 bin 200’den fazla askerini kaybeden ABD, bu plan ile Irak’a göndereceği yeni askerler için de bir koruma öngörüyor. Ancak plan hakkında yorum yapan uzmanlar, geçmişte Fransızlar tarafından Cezayir'de, İsrailliler tarafından Filistin’de ve Amerikalılar tarafından Vietnam'da denendiğini ve tümünde başarısız olunduğunu belirtiyorlar.

İRAN’A YÖNELİK SAVAŞ İÇİN ÖN HAZIRLIK

Ancak planın, Bağdat’ın güvenliğini sağlamak dışında amaçlarının da bulunduğu belirtiliyor. Buna göre Bağdat'ın güney ve doğusunda beş tümen görevlendirilecek. Bu, 40 bin asker anlamına geliyor. Tümenlerden üçü Bağdat'la İran sınırı arasındaki bölgede konuşlandırılacak. Nükleer programı nedeniyle İran'a yıl sonunda olası bir Amerikan ya da İsrail saldırısı durumunda Tahran, sınırlarında büyük bir Amerikan gücü bulacak."

Planın hazırlanma süreciyle ilgili bilgilere de yer veren Fobert Fisk, “Aralarında Irak’ta görev yapmış ABD ordusu generalleri, üst düzey komutanlar ve bazı bilgilere göre en az 4 İsrail askeri yetkilisinin de bulunduğu kursa katılanlar Irak’ta felakete dönüşmüş savaşı ‘terse çevirme’ üzerinde tartışmışlar” diye yazdı.

Yeni Amerikan planı Bağdat’taki Pazar yerleri ile Şiilerin hakim olduğu bölgeleri güvenlik altına almayı öngörüyor. Askeri yaştaki erkeklerin gözaltına alınması esas alınacak. Kimlik kartı projesi General Petraeus’ın adamları –özellikle de kolonel H.R. McMaster tarafından ile 2005 yılının başlarında Tel Afer kenti etrafında oluşturulan silahlı adam ve silahların hareketliliğini önleme amacıyla şekillendi. Petreaus bu planı “başarılı” olarak nitelemişti, ancak Suriye sınırına yakın Tel Afer giderek tekrar direnişçilerin kontrolüne girdi.

BAĞDAT, IRAKLILAR İÇİN YENİ BİR CEZAEVİ OLACAK

Plan çerçevesinde Bağdat’ta 30 güvenlik çemberi oluşturulacak. Irak ve ABD’li güçler söz konusu merkezlerde şüphe duydukları milisler ile sivilleri bir birinden ayrıştıracaklar. Sivillere kimlik kartları vererek sivil sokakları çembere alacaklar. Söz konusu “bir araya toplanmış topluluklar” alanına sadece burada ikamet edenler bırakılacak ve ABD-Irak güçleri sürekli devriye gezecekler. Bunun yanında “ziyaretçi” kimlik kaydı ile sınırlı olarak bölge dışına çıkma izni verilecek. Siviller kendilerini “kontrol altındaki topluluk” cezaevlerinde bulacaklar.

Rober Fisk’in bu konudaki analizi ise planın demokrasi konusundaki sorunları bir yana, başarısız olacağını savunuyor. Buna göre “Teoride ABD güçleri, askerlerin değişiyle ‘güvenlikli çevreler’de yeniden fiziki yapılandırma üzerinde durabilecekler. Ancak direnişçiler, Irak’taki El Kaide’nin varlığına rağmen yabancı değiller. Onlar bir araya toplanacak topluluklardan gelmedirler. Ve eğer fark edilmezlerse onlar da kimlik kartı taşıyacaklar, böylece çembere sızabilecekler.

Fisk’e bilgi veren ve Petraeus’un planı hakkında derin bilgiye sahip Vietnam’da görev yapmış eski bir rütbeli yaratacağı sonuçlar hakkında kuşkulu. “Irak ordusunda görevli Sunni askerlerin ilk bağlılıkları direnişçileredir. Şiilerin ise siyasi partilerinin lideri ile milis güçlerinedir. Irak ordusunda görevli her Kürd’ün ilk bağlılığı Barzani yada Talabani’yedir. Bağımsız bir Irak ordusu yoktur. Bu insanların başka çareleri yoktur. Ailelerini açlık ile misillemelerden korumaya çalışıyorlar. Belki bir zamanlar birleşik Irak’a inanmışlar, sadık olmuşlardır. Ancak ABD’nin işgali ile başlayan korkunç şiddet insanlarda var olan liberal düşünceleri yakıp yıktı. Irak’lı birliklerin içinde yer alan her Amerikalı sürekli ölüm tehdidi altındadır.”

İSYANCILAR KANSER HÜCRESİNE BENZETİLİYOR

FM 3-24 kodu altında oluşturulan yeni Bağdat Güvenlik Planı, Güney Vietnam’da ‘sivil operasyonlar ve devrimci yardım destek timleri’ adıyla denenmişti. Yeni Bağdat projesi ise 1991 yılında Kürt mültecilere yardım ve Afganistan’da ‘bölgesel kalkınma timleri’ne atıfta bulunan Askeri işbirliği ile insani yardımı birleştirmeyi öngören bir proje olarak tasarlandı. Yeni Bağdat Planı FM 3-24’te yer alan analizlerde, Irak’taki şiddeti ortadan kaldırmak için isyancılara karşı nasıl hareket edilmesi gerektiği de vurgulanıyor. Belgede kansere benzetilen isyancıların, cerrahi bir operasyonla vücuttaki diğer organlara zarar vermeksizin kesilmesinden bahsediliyor.

“ABD’NİN KORUMAYA ALDIĞI ALANLAR İMHA OLABİLİR”

Ancak bir başka ABD’li rütbeli proje hakkında kendi sonuçlarını şöyle açıklıyor: “Ek güçler yerlerini almasıyla isyancılar Kuveyt ile olan irtibatı kesmeye çalışacaklar. Aynısını Bağdat’ta uygulayarak daha fazla helikopterin kullanılmasına zorlayacaklar. Helikopterler devriye merkezlerine iniş ve kalkışlarında hasas olacaklar ve düşman imha edebildikleri kadarını imha edecekler. Planlarının ikinci ayağı ise devriye merkezlerinden birini imha etmek olacak. Bunu ‘bir araya toplanmış topluluklar’ alanındaki destekleyicileri aracılığıyla içeri girerek gerçekleştirmeye çalışacaklar. Amerikalılar şiddet güçleriyle buna karşılık verecekler ve bu da koruma altına alınan semtlerin imhasına yol açacaktır.”

İŞTE BAĞDAT GÜVENLİK PLANI’NDAKİ BAZI İLGİNÇ TESPİTLER

FM 3-24 master planı 220 sayfadan oluşuyor ve içerisinde; karşıt güvenlik planı, askeri eğitim, teknik ve tarih analizi yer alıyor.

General David Petraeus ve General James Amos tarafından hazırlanan planın bazı temel vurguları şunlar:

- Bazılarının gözünde, insanlarını koruyamayan bir hükümet yönetme hakkını yitirir. Afganistan ile Irak’ın bazı kesimlerindeki milisler, kimi yerlerde güvenliği alt-üst ettikten sonra kendilerini hükümet, toplumun güvenliğini sağlayan arabulucu gibi yerleştirdiler.

- Usame Bin Ladin Afganistan’ın dağlarında temiz bir kişi olarak taraftarlarına ilham veriyor ve işgalcileri cezalandırıyor. Bin Ladin ve taraftarlarının kolektif ruh yapılarında onlar, batı emperyalizmine karşı tarihi ümmeti sağlayacak islamın askerleridirler.

- Misafir olunan ülkenin hükümeti meşruiyet kazandıkça, toplum daha aktif destek sunmaya başlar. Sonuçta toplum isyancıları, onların meşruiyet iddialarını yok eden marjinal bir noktaya iterler. Ancak zafer bununla kazanılmış olmuyor, zafere toplumun aktif desteğinin devamı sağlandığı taktirde ulaşılabilir.

- ABD güçlerinin her hangi bir insan hakları ihlali, yerel toplum içinde hızlı yayılabiliniyor. Meşru olmayan eylemler güvenlik çabalarını dinamitleyebiliyor. Tutuklulara kötü muamele gayri ahlaki, hukuk dışı ve profesyonel değildir.

- Askerlerin barakalarında kalması, toplumla ilişkilerinin kopması, korktukları izlenimi ile inisiyatifin isyancıların eline geçmesine yol açıyor. Agresif devriye gezmeleri, pusu kurmalar ve dinleme faaliyetleri yapılmalıdır, rizikolar karşılığında toplumla ilişkiler korunmalıdır.

- Belgede Arabistan’ın Lawrence’nin şu sözleri hatırlatılıyor: “Kendi ellerinle çok şey yapmaya kalkışma. Arapların kabul ediliri sizin mükemmel yapacağınızdan daha iyidir. Onların savaşıdır, siz savaşı onlar için kazanmak için değil, yardım etmek için ordasınız.”

- Belgede Napolyon’un İspanya’yı kontrol altına almadaki başarısızlığının topluma istikrarlı bir ortam yaratamamasından kaynaklandığı belirtiliyor. Belgede Napolyon’un mücadelesinin 6 yılı aşkın ve başlangıçtaki 80 bin askeri gücün 4 mislisine ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

- En sertlerini ilk etapta kırmaya kalkışma. İsyancıların merkezini direkt hedef alma. Bunun yerine, güvenilir bölgelerden başlayarak dışa doğru genişlemeyi esas al. Toplumun ekin tanesine karşı değil, onunla birlikte yürü.

- Askerlerin çocuklarla ilişkilerine dikkat edin. Nostaljik askerler, güvenliklerini çocuklara karşı ihmal edebiliyor. Ama isyancılar gözlüyor. Askerler ile çocuklar arasındaki dostluğu fark edebiliyorlar. Ya çocukları cezalandırır ya da ajan olarak kullanırlar.

 

Kaynak: ANF

banner53
Yorumlar (0)
19
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?