banner15

Amerika'dan Ahmedinejad'a Vize!

ABD, İran'ın yeni Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın, önümüzdeki ay Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları için New York'a gelmesine izin verebileceklerini açıkladı. Pekin yönetimi son aylarda sık sık ABD ile diğer batılı devletlerin İran’ı

Amerika'dan Ahmedinejad'a Vize!

ABD Başkanı George W. Bush, Tahran’daki ABD büyükelçiliğine 1979 yılında yapılan baskına katıldığı gerekçesiyle ABD’ye giriş vizesi verilip verilmeyeceği belli olmayan İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’a New York’ta yapılacak Birleşmiş Milletler toplantısına katılması için ülkeye giriş izni verileceğini söyledi. Bush Texas’ta gazetecilere yaptığı açıklama, ‘‘Birleşmiş Milletler ile gelecek kişilerin toplantıya katılması için girişlerine izin verme yolunda bir anlaşmamız var; sanırım o da Ahmedinejad Birleşmiş Milletler toplantısına katılacak’’ dedi. Bush, 444 gün süren elçilik ve rehine krizine Ahmedinejad’ın karışıp karışmadığını belirlemek için ABD makamlarının çalışmalarını sürdürdüğünü de söyledi.

 

Kofi Annan'dan İran'a çağrı

 

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu, İran'dan, hafta başında yeniden faaliyete geçirilen İsfahan'daki nükleer tesiste tüm çalışmaları durdurmasını istedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, İran’ı kurumun aldığı karara uymaya çağırdı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, kurumun kararının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush da kararı memnuniyetle karşıladığını söyledi. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nda İran’ı temsil eden Muhammed Saidi ve İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hamid Rıza Asefi, kararın kabul edilemez olduğunu ileri sürdü. İranlı yetkililer, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun Amerika Birleşik Devletleri’nin baskısı altında, siyasi bir karar aldığını iddia etti. Almanya, Fransa ve İngiltere’den oluşan Avrupa Birliği üçlüsü tarafından uluslararası kurumun yönetim kuruluna getirilen karar, Tahran yönetimini uranyum zenginleştirme faaliyetlerine derhal son vermeye davet ediyor.

 

 

Çin İran sorununa karışmak istemiyor

 

İran ile ilgili nükleer anlaşmazlık BM Güvenlik Konseyi’ne intikal ettirildiği takdirde veto yetkisi olan daimi üyelerden Çin Halk Cumhuriyeti’nin yaptırım öngören hiç bir kararı onaylamayacağı kesin. Pekin yönetimi bu niyetini son aylarda sık sık belli ederek ABD ile diğer batılı devletlerin İran’ı hedef alan baskı ve tehditlerine set çekmişti. Çin’in BM nezdindeki daimi temsilcisi büyükelçi Vang Guangya, yaptırım koyma yetkisinin Güvenlik Konseyi’nde olmasına güvendiğinden, anlaşmazlığa Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın çözüm bulmasını istiyor. Çin’in ajansın merkezinin bulunduğu Viyana’daki temsilcisi de, anlaşmazlığa diplomatik yollardan çözüm bulunabilmesi için görüşmelerin sürdürülmesinden yana olduğunu söylüyor. Vu Haylong bunun dışında hiçbir makul çözüm yolu olmadığını sözlerine ekliyor. Çin dış politikasında oldum olası gerçekçi bir tutum sergilemesiyle tanınıyor. Ancak son yıllarda enerji ve hammadde ihtiyacı Pekin’in dış politikasına yön vermeye başladı. Nitekim geçen sonbaharda ABD Sudan’a ekonomik yaptırım uygulanmasını önerdiğinde, Pekin buna karşı çıkmış ve Güvenlik Konseyi’nde veto hakkını kullanmaktan çekinmeyeceğini açıklayarak büyük tepki almıştı. Pekin yönetiminin gösterdiği hoşgörü, Çin’in ham petrol ihtiyacını karşılayan en önemli ülkeler arasında Sudan‘ın da yer almasından kaynaklanıyor.

Çin'in ağırlığı artacak

Şangay güvenlik araştırmaları enstitüsünden Şen Dingli petrolün Çin dış politikası üzerindeki ağırlığının zamanla daha da artacağını söylüyor ve ekliyor: “Petrole ihtiyacımız olduğu için petrol ihrac eden bütün ülkelere iyi davranmak zorundayız. Günün birinde muhtemelen petrolünü satın alacağımız ülkeleri kastediyorum.” Hindistan ve Çin, Asya kıtasının boru hattı diplomasisini benimseyen ve uygulayan dev ülkeleri. Çin dış politikasını tamamen, giderilmesi mümkün olmayan petrol ve ham madde açlığının emrine vermiş ve bu yolda eski hasımlarına kur yapmaktan da çekinmiyor. Devlet ve Parti Başkanı Hu Jintao’nun son iki yılda Rusya ve Kazakistan’ı iki kez ziyaret etmesinin nedeni de bu.

Pekin ilgi odağı

Orta Asya da giderek Pekin’in ilgi odağı haline geliyor. Mayıs ayında Çin ile Özbekistan arasında petrol çıkarma çalışmaları için ortaklık anlaşması imzalandı. İmza töreninin Andican olaylarının kanlı bir şekilde bastırılmasından iki hafta sonra yapılması ilginç bir tesadüf. Anlaşıldığı kadarıyla Moskova’nın da onayını alan Çin yönetimi, Amerikan askeri üslerinin de bulunduğu eski Sovyet Cumhuriyetleri’ni kazanmaya çalışıyor. Pekin yönetimi, dış politikalarını petrol ihtiyacına endeksledikleri iddiasını tabii kabul etmiyor. Pekin’deki uluslararsı anlaşmazlık araştırmaları enstitüsünden Yang Yuanhua Pekin’in resmi görüşünü şöyle özetliyor. “Dış politikamızın temel ilkeleri, barış, gelişme ve işbirliğidir. Son yıllarda bütün ülkeler dış politikkalarını enerji ikmalini teminat altına alacak şekilde ayarladılar. Çin hammadde ihtiyacını yerli kaynaklardan ve dünya piyasalarından karşılamaya önem veriyor. Hham petrol uluslararası bir sorun haline geldi. Uluslararası enerji işbirliğinde aktif rol oynuyor ve petrol ihtiyacımızı karşılayıp ekonomik gelişmemizi garanti altına alabilmek için bütün dünyayla işbirliği yapıyoruz.”

Petrol ithalatında rekortmen

Çin ABD’nin ardından dünyanın en fazla petrol ithal eden ülkesi. Hızla büyüyen Çin ekonomisi için 2004 yılında petrol ithalatı yüzde 9 oranında artarak 120 milyon tona çıktı. Bu miktar enerji ihtiyacının yüzde 40’ını karşılıyor. Çin’in en fazla petrol aldığı ülkelerin başında Suudi Arabistan, İran ve Umman gibi Ortadoğu ülkeleri geliyor. Pekin yönetimi bu bölgeye olan bağımlılığı azaltmak için, eski Sovyet Cumhuriyetleri ile Latin Amerika ve Afrika’daki ihracatçı ülkelerle bağlantı kurmaya çalışıyor.

Kaynak: BBC, DW

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48