Anayasa değişikliği Genel Kurul'da

Anayasa paketi uzun süren usul tartışmalarının ardından Genel Kurul'da görüşülmeye başlandı.

Anayasa değişikliği Genel Kurul'da


Anayasa değişikliği paketi uzun süren usul tartışmalarının ardından Genel Kurul'da görüşülmeye başlandı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, anayasa değişiklik teklifini "üniformasız darbeyle yargıyı işgal etme girişimi" olarak değerlendirdi. MHP grubu adına konuşan Faruk Bal ise AK Parti'yi kendisine uygun anayasa yaratmakla suçladı. BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata da AK Parti'nin partilerini yok saymasını eleştirdi.

 Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamaması üzerine BDP, MHP, CHP ve AK Parti grupları, önerilerini ayrı ayrı Genel Kurula getirdi.

Bu önerilere ilişkin görüşmelerde zaman zaman usul tartışmaları yaşandı. Saat 13.00'de toplanan Genel Kuruldaki bu görüşmeler, yaklaşık 6,5 saat sürdü.

Daha sonra, AK Parti grubunun TBMM Genel Kurulunun çalışma gün ve saatlerine ilişkin önerisi kabul edildi.

GÖRÜŞMELERDEN

TBMM Genel Kurulu'nda, anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerindeki görüşmelere geçildi. Teklifin tümü üzerinde ilk sözü CHP Grubu adına Genel Başkan Deniz Baykal aldı.

Tarihi bir oturum yapıldığını ifade eden Baykal, Türkiye'nin, anayasal deneyiminin çok önemli bir noktasında, tarihi viraj alma durumuyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Baykal, "Hukuk devletini kökleştirme, demokrasiyi geliştirme doğrultusunda geride bıraktığımız tarihi süreç içerisinde atılmış adımların Türkiye'yi getirdiği bu noktada, hepimiz hukuk devletini daha güçlendirecek, demokrasimi daha kökleştirecek bir istikamette gelişme bekleyişi içindeyken, Türkiye'nin yaşadığı deneyimleri giderek doğru biçimde değerlendirmesi, hukuk devletine, demokrasiye dönüşmesi için yeni reformların, adımların atılması gerekirken, şimdi Türkiye tarihi birikimine ters istikamete doğru çekilmek istenmektedir" diye konuştu. Anayasanın, bundan önce 16 kez değiştirildiğini, 177 maddeden 85'inde değişiklik yapıldığını anımsatan Baykal, bu değişikliğin, en kapsamlı ve dikkate değer paketlerinden biri olduğunu ifade etti. Baykal, "Sadece değiştirmeyi amaçladığı madde bakımından bunu söylemiyorum: Anayasanın özünü, ruhunu, temelini ilgilendiren değişiklikleri amaçladığı için bu, geçmiş anayasa değişikliklerinden daha temel bir değişiklik" dedi.

Baykal, bu 17. anayasa değişikliğinin, diğer 16'sından köklü bir şekilde farklı olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Nedir bu farklılık? Bugüne kadarki değişikliklerin tümü, sadece iktidar partisinin kararlaştırdığı, tercihiyle şekillenmiş, onun gündeme getirdiği anayasa değişikliği niteliğinde değildi. Şimdi ilk kez, çok köklü, anayasamızın temellerini ilgilendiren bir anayasa değişikliği paketi, sadece iktidar partisinin, kendi gündeminin bir parçası olarak, kendi zihniyetinin doğrultusunda, kendi tercihleri icabına göre değiştirilmek istenmektedir. Bu ilk kez karşı karşıya kaldığımız bir olaydır.

Bugüne kadar anayasa değişiklikleri daima birden çok siyasi partinin elbirliği, işbirliği ve tartışmasıyla ortaya çıkmıştı. Ama şimdi sadece AKP'nin kendi takdiriyle, bir siyasi partinin iç işi olarak algılamasıyla, siyasi parti mutfağının çalışmasıyla, kendi siyasi kadrolarının oluşturmasıyla, Türkiye'ye bir anayasa değişikliği öneriliyor. Bu, en temel anayasa zafiyetidir. Çünkü söz konusu olan anayasadır. Anayasa, bir mutabakat belgesidir. Anayasa, bir siyasi partinin zihniyetinin damgasını vuracağı bir çerçeve olamaz, olmamalıdır. Daha kapsamlı, geniş, genel mutabakatı yansıtan belge olmalıdır. Ama şimdiki paket, tamamen parti içi olay, bir AKP projesi, hatta bu bir Sayın Recep Tayyip Erdoğan projesi olarak parlamentonun gündemine gelmiştir."

"Recep Tayyip Erdoğan projesi"

CHP Genel Başkanı Baykal, böyle bir anayasa değişikliği için toplumsal bir talebe tanık olmadıklarını, bunun AK Parti'nin talebi olduğunu savundu. Toplumun önünde çok ciddi sorunlar, ekonomik, sosyal sorunlar bulunduğunu belirten Baykal, AK Parti'nin, böyle bir ortamda günlerdir ülke gündemini, anayasa değişikliğiyle kilitlediğini öne sürdü.

Baykal, anayasa değişikliğinin, çiftçinin, esnafın, işsizin, ekonominin talebi değil, AK Parti'nin talebi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın projesi ve ihtiyacı olduğunu savundu.

Baykal, "O ihtiyacı, parlamentodaki bir partiyle, anamuhalefetle paylaştı mı? Bunun bir anlamı, önemi yok mu? AKP dışındaki partiler, 'Türkiye'nin geleceğini yönetecek olan bu anayasa konusunda söz hakkına sahip değildir' diye düşünerek, bir anayasa dayatmasıyla, 'çoğunluğumuz müsait, yaparız' diye yola çıkıp bir anayasa değişikliğini dayatmanın, anayasanın ruhuna, mutabakat belgesi olma kimliğine, hepimizin içimize sindirme zorunluluğuna uyması mümkün mü? Ne bu dayatma?" diye sordu.

Anayasanın Türkiye'yi birleştirdiğini dile getiren Baykal, şunları kaydetti: "Siyasi partiler tartışır, mücadele eder. Toplumda başka mücadeleler vardır. Bütün bu mücadeleleri kucaklayacak olan ana belge, anayasadır. Anayasa bütünlüğü etrafında hepimiz o tartışmaları götürürüz. Şimdi Türkiye'yi bütünleştirmesi gereken, bizatihi anayasanın kendisi, Türkiye'yi ayrıştıran, parçalamaya yönelik çok tehlikeli kamplaşmanın kaynağı haline dönüşecek. Sadece bir siyasi partinin iradesine dayatılmış bir anayasa söz konusu olabilir mi? Geçmişteki 16 değişikliğin hiçbirinde böyle bir dayatma yokken, niye acaba seçime 1 yıl kala, parlamentonun siyasi dengeleri çok köklü bir değişim geçirdiği halde başka partiye itibar etmeden, 'dediğim dedik' diye bir anayasa dayatmanın makul, kabul edilebilir bir tarafı var mı?"

"Haşim Kılıç'ın sözleri"

Baykal, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın konuya ilişkin  açıklamalarını anımsattı. Kılıç'ın uyarılarının dikkate alınmadığını, Anayasa değişikliğinin ''AKP'nin iç işi olarak başladığını ve AKP'nin iç işi olarak kaldığını'' ileri süren Baykal, ''Bu, yanlıştır, bu, sakıncalıdır. Anayasa bizi barıştıracak belgedir. Şimdi siz kavga ettirecek, çatıştıracak bir belge haline dönüştürmeyi başarmak üzeresiniz. Türkiye'deki bütün temel mutabakatları allak bullak ediyorsunuz, kırıp döküyorsunuz, bir anayasa kalmıştı el atmadık onu da kendi çıkarınıza dayatmak için bu yola girmiş durumdasınız'' diye konuştu.

Değişikliğin, üç temel erkten yargı erkini usule aykırı bir yaklaşımla iktidarın siyasi hegemonyası altına sokma planının uygulanması olduğunu iddia eden Baykal, bizzat Başbakan'ın siyasi hegemonyasının Türkiye'ye dayatıldığını iddia etti.

Baykal, bazen iktidara, bazen parlamentoya fren işlevini yerine getiren yargının bu kimliğinin ortadan kaldırılması durumunda Türkiye'nin frensiz, tepetaklak sürüklenen, freni patlamış bir arabaya döneceğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığının da Parlamentoyu, iktidarı, muhalefeti, ülkenin kurumlarını işbirliği içinde tutacak bir konumdan uzaklaştırıldığını savunan Baykal, ''Bunun sonucunda bugün Cumhurbaşkanlığı freni olmayan, bir süre sonra yargı freni ortadan kalkacak bir iktidarın karakuşi zihniyetine Türkiye'yi teslim etmek tehlikesi ortaya çıkacaktır'' dedi.

Yargıyı tahrip etmeye yönelik bir projenin söz konusu olduğunu, bunun teknik bir şekilde değil ''yargıya savaş açılarak'' yapıldığını iddia eden Baykal, Başbakan'ın yargıyı boy hedefi haline getirdiğini, bunun bu savaşın çok açık bir örneği olduğunu kaydetti.

Baykal, ''Bu girişim, üniformasız, apoletsiz bir darbeyle yargıyı işgal etme girişimidir. Başbakan yargıya 'cübbenizi çıkarın' diyor. Yargıçlara 'cübbenizi çıkarın' diyor ama bu değişikliğe bakınca görüyoruz ki Başbakan yargıçlara Recep Tayyip Erdoğan cübbesini giydirmek istiyor. Kendi cübbesini yargıçlara giydirmek istiyor'' diye konuştu

Baykal, ''Bu, karakuşi bir düzenleme. Tamamen siyasi amaçlar göz önünde bulundurulmuş. Bunda iyi niyet yoktur'' diye konuştu.

YÖK'ün Yargıtay kadar Anayasa Mahkemesine üye seçeceğini ifade eden Baykal, ''Kurumlar arasındaki temsil dengesi bana yakınlık anlayışı ile düzenlenmiştir. Bu çok açık görünüyor'' dedi.

CHP Lideri Baykal, düzenlemeyi ''siyasi tuzak'' olarak nitelendirdi.

MHP'li Bal: "AKP cin fikirlidir"

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, "AKP cin fikirlidir. Ali Cengiz oyunuyla yandaş yargı ve kendine uygun anayasa yaratma niyetini, bazı temel hak ve hürriyetlerin arkasına gizlemiştir" dedi.

Bal, TBMM Genel Kurulunda, anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde, MHP Grubunun görüşlerini dile getirdi. Mecliste bir anayasa değişikliği komisyonu kurulmasını, uzlaşma sağlanan konuların kamuoyuna duyurulmasını isteyen Bal, seçimden sonraki Meclisin ilk işinin de anayasa değişikliği olması gerektiğini söyledi.

AK Parti'nin, "kendi için hazırladığı teklifi partilere ve millete dayattığını" savunan Bal, "bu dayatmaya esas ve usulden karşı olduklarını" belirtti.

Değişiklik teklifinde "imza rezaleti" yaşandığını, bazı milletvekillerinin imzasını geri çektiğini savunan Bal, ilk teklifin Anayasa Komisyonunda müzakere edilmeden, işlemden kaldırıldığını daha sonra AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla verilen teklifin görüşüldüğünü söyledi.

Bal, bunların anayasa ve İçtüzüğe aykırı olduğunu ifade etti. Bal, AK Parti'nin "aceleci" olduğunu, teklifi siyasi partilere sunduktan çok kısa bir süre sonra komisyonda görüşüldüğünü, yangından mal kaçırırcasına da Genel Kurula getirildiğini savundu.

AK Parti'nin, Yüce Divanı "yandaş yargı kurumu haline getirmek istediğini, niyetinin yargı reformu olmadığını" öne süren Bal, "Niyeti halis değil. Teklifin içinde millet, milletin iradesi ve beklentisi yoktur. Ne AKP'nin 8 yıllık icraatı içinde ne bu teklifte, milletin beklentisinden eser yoktur. Çünkü AKP millete değil, kendine çalışmaktadır" dedi.

Faruk Bal, şöyle konuştu: "AKP cin fikirlidir. Ali Cengiz oyunu ile yandaş yargı ve kendine uygun anayasa yaratma niyetini, bazı temel hak ve hürriyetlerin arkasına gizlemiştir. Bunları oy devşiriciliğine malzeme etmiştir. Böylece, halk oylamasında 'evet' sonucunu elde etmek için seçmene sunduğu acı 'hapın' üstünü tatlandırıcı ile kapatmıştır. Ayrıca AKP'nin cin fikri, oy kullanacak seçmeni ya yardan ya da serden vazgeçmeye zorlayacaktır, vicdani muhasebe kabul etmeyen bir ikilemin içine sürükleyecektir."

Teklifin subjektif ve AK Parti'nin tepkisi niteliğinde olduğunu öne süren Bal, teklifin özünde daha önce yaşanmış siyasi olayların intikamı bulunduğu görüşünü dile getirdi.

Bal, teklifin demokratikleşme ve yargı reformu ile ilgisi olmadığını ileri sürerek, "Teklif, olsa olsa AKP'nin tepkili olduğu yargıya ve hedefine ulaşabilmek için araç olarak değerlendirdiği parlamenter demokrasiye karşı bir operasyonudur. Teklif, yargıyı siyasallaştırmaktadır, yandaş yargı kurumu yaratmaktadır, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesini zedelemektedir" diye konuştu.

BDP'li Ata: "Partimiz yok sayılıyor"

BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, "AKP iktidarı toplumun acil ihtiyacı olan yeni bir Anayasa yerine bugün karşımıza bu ihtiyaçların ertelenmesini öngören bir teklifle çıkmaktadır" dedi.

Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerinde partisinin grubu adına söz alan Ata, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'a yapılan saldırıyı kınadıklarını kaydetti.

Demokratik Anayasanın "birlikte yaşamanın temel kurallarını ve siyasal yapıya ilişkin tercihleri belirleyen, toplumsal mutabakata dayanan bir sözleşme niteliğinde" olduğunu ifade eden Ata, "Anayasayı bir toplumsal sözleşme olarak görmek, tarafların eşit özneler olarak görülmesi esasına dayanır" dedi.

Ata, "AK Parti'nin hazırladığı Anayasa değişiklik tasarısında sınırlı bir takım düzenlemelerin ele alınması, beklentilere cevap vermediği gibi, amaçlanan sivil, demokratik, çoğulcu bir Anayasa isteği ve tartışmalarının da önünü tıkamaktadır" diye konuştu.

Ata, şunları kaydetti: "Değişik tarihlerde mevcut Anayasa üzerinde pek çok değişikliğe gidilmesine rağmen bugün hala bir Anayasa problemi varsa, bu, kısmi değişiklikler yoluyla meselenin çözülemeyeceğinin kanıtı niteliğindedir. Bugün üzerinde 17. kez değişikliğe gidilen 82 Anayasası, yapımı sürecinde hakim olan olağanüstü şartlar nedeniyle, kısmi değişiklerle, demokratik, özgürlükçü bir ruha kavuşturulabilecek bir metin değildir. Çünkü 82 Anayasası yasakçı, vesayetçi, devletçi ve otoriter bir felsefeye dayanmakta ve bu felsefe Anayasanın pek çok maddesine sinmiş bulunmaktadır. Demokratik bir Anayasanın en başta gelen şartı; siyasal, ideolojik anlamda nötr olmasıdır. Anayasanın belli bir ideolojiyi öngörmesi, dinamik ve değişken olan yaşam ve gelişmeler karşısında peşinen dogmatik bir kalıp altına alınması sonucunu ortaya çıkaracaktır. Olmazsa olmaz şartlardan biri de farklı dil ve kültürlerin, siyasal hakların Anayasal ilke düzeyinde resmen tanınmasıdır."

BDP olarak Anayasa değişikliği gündeme geldiğinde konu üzerinde ayrıntılı bir çalışma yaptıklarını belirten Ata, bu çalışmaların ardından teklife ek metin ve tasarı hakkında iyileştirme metni düzenlediklerini kaydetti.

Ata, "Ama bununla beraber aynı şekilde bir Anayasa değişikliğini gerektirmeyen acil bir demokrasi paketi ihtiyacına da parmak bastık" dedi.

Ata, "Zaten bugüne kadar var olan sorunlar, tekçi yapıdan, inkar ve imha zihniyetinden, yok saymadan kaynaklanmaktadır. Görüyoruz ki bugün bu zihniyetin temsilciliğini AKP iktidarı yapmaktadır. AKP, bugün parlamentoda grup olarak bulunan partimizin görüş ve önerilerini yok saymaktadır" diye konuştu.

Teklif üzerinde değerlendirme yaparken öncelikle seçim barajının düşürülmesi gibi sadece yasal bir düzenlemeyle gündeme alınabilecek bir noktaya da parmak bastıklarını dile getiren Ata, "AKP iktidarı toplumun acil ihtiyacı olan yeni bir Anayasa yerine bugün karşımıza bu ihtiyaçların ertelenmesini öngören hatta toplumdaki tartışmaları da kısıtlayacak bir teklifle çıkmaktadır" dedi.

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, parti kapatmanın ülkenin gündeminden çıkarılması gerektiğini belirterek, "Bu memlekete iyilik yapmış oluruz" dedi.

Anayasa değişikliği teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında komisyon adına söz alan Kuzu, komisyondaki görüşme tutanaklarının 3 cildi tuttuğunu belirterek, "Söz vermedin' diyen milletvekili yalan söyler. Herkes ne diyecekse demiştir" şeklinde konuştu.

1961 ve 1980 anayasalarının "darbe anayasaları" olduğunu kaydeden Kuzu, "Her iki anayasa da özürlüdür. Öfkeyle yapılmıştır" dedi.

Doğrusunun "anayasayı sil baştan yapmak" olduğunu, parçalı değişikliklerin anayasaları "yamalı bohçaya çevirdiğini" dile getiren Kuzu, yeni anayasa yapılamaması durumunda, parçalı değişikliklerin zorunlu hale geldiğini kaydetti.

Anayasaların telaşsız bir ortamda yapılması gerektiğini, ancak Türkiye'de böyle bir ortam bulmanın zor olduğunu ifade eden Kuzu, Türk siyasi hayatının yüzde 60'nın olağanüstü halle geçtiğini; konsensüsün de her zaman sağlanamadığını söyledi.

Kuzu, anayasanın ayrıntılı olmaması ve yönetmelik düzeyine düşmemesi gerektiğini de kaydederek, ister istemez bu yola gidildiğini söyledi.

Kuzu, "367 rezilliği bu ülkeye yaşatılmıştır. Adamın rüyasına girmez bu ama girdi ve gerçekleşti. Anayasa Mahkememizin birçok kararları ister istemez bu tür ayrıntılı düzenlemelere gitmek zorunluğunu doğurmuştur" dedi

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, İstiklal Savaşı'nın yapıldığını ancak çok partili hayata geçildiği günden beri bir sivil Anayasa yapılamadığını belirterek, "Bu, siyaset kurumunun en önemli eksikliğidir belki hepimizin de ortak ayıbıdır" dedi.

Çiçek, Hükümet adına yaptığı konuşmada, bu haftanın Milli Egemenlik Haftası olduğunu anımsattı.

Çiçek, böyle bir haftada, millet iradesinin pozitif hukuka en üst düzeyde yansıdığı bir metin olan Anayasa değişikliğini konuşmalarının, önemli ve anlamlı olduğunu söyledi.

Milli mücadelenin, milli egemenliği kazandırdığını, bu egemenliğin tecelli ettiği organın da TBMM olduğunu vurgulayan Çiçek, "Dolayısıyla bu Meclis, hepimizin iftiharla söylediği gibi gazi Meclistir. Gazi Meclis, milli mücadeleyi başarmış, istiklal harbini yapmıştır. Tüm dünyaya bu mücadele örnek olmuş, ilham vermiştir. İstiklal Harbini yaptık ama çok partili hayata geçtiğimiz günden beri bir sivil Anayasa yapamadık. Yokluklar içerisinde kazandığımız bir mücadele var ama bir sivil Anayasayı milletimize armağan edemedik. Bu, siyaset kurumunun bence en önemli eksikliğidir belki hepimizin de ortak ayıbıdır" diye konuştu.

Çiçek, 2010 Türkiyesinde, yeni bir Anayasa yapılması gerektiğini dile getirerek, yürürlükte olan Anayasanın dünyada en çok tartışılan Anayasa olduğunu belirtti.

Çiçek, batı demokrasilerinde halen bu kadar ayıplı Anayasayla yönetilen başka bir ülkenin kalmadığını kaydetti.

Bakan Çiçek, 28 yıldır bu konuyu tartıştıklarını, olumsuz olarak söylenmedik hiçbir söz ve nitelemenin kalmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hepimiz, bu Anayasanın değişmesi gerektiği konusunda uzlaştık, mutabık kaldık. Uzlaştık, ittifak ettik ama icra edemedik. Sorun burada. Birçok konuda ittifak ediyoruz, 'değişmesi lazımdır, bir gün bile bu Anayasaya tahammül etmek mümkün değildir' diyoruz, bunu 28 yıldır söylüyoruz. Ama halen aynı noktadayız, aynı sözleri söylemeye devam ediyoruz.

İttifak ettiğimiz bu konuyla ilgili hepimizin, millete taahhüdü var. Bu değişiklik nereden çıktı, kim istiyor, deniliyor. 'Bu Anayasa, bir darbe Anayasasıdır, öncelikleri, içeriği farklıdır, demokratik işleyişi zorlaştırıyor, bu değişikliğin bir an önce yapılması, savsaklanmaması lazım. Bu Anayasa yürürlükte olduğu süre içinde sorunlarımız her geçen gün ağırlaşacak ve giderek bir rejim bunalımına dönüşecektir' diyoruz. Rejim bunalımı çıkaracak kadar eksiklikleri, arazları, sıkıntıları olan bir Anayasa, halen 17 yıl sonra bir değişikliğe tabi tutuluyorsa, bu ihtiyaç nereden çıkıyor demek, bence gerçeği görmemek anlamına gelir."

Erdoğan'dan engelleme çalışmalarına tepki

Bu arada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa teklifinin TBMM Genel Kurulunda görüşmelerini, bir ay da sürse devam ettireceklerini belirterek, "Engellemelere ne kadar devam ederseniz edin, gece yarılarına kadar devam etsen, yarın sabaha kadar devam etsen, bu devam edecek. Biz artık bu yola çıktık, bunu bitireceğiz" dedi.

Başbakan Erdoğan, TBMM'den ayrılırken, bir gazetecinin, Anayasa değişikliği teklifinin TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerine henüz başlanamadığını ve muhalefetin engelleme yaptığını belirtmesi üzerine, şöyle konuştu: "Bu, muhalefetin tanımıdır. Bizdeki muhalefetin tanımı bu. Yapılanları görüyorsunuz. Sadece bir engelleme anlayışıdır. Sürekli olarak bütün yasal düzenlemeler yapılırken, hangi mantık ve anlayışla hareket ettiyseler bugün de bütün meseleleri bağcıyı dövmek, üzüm yemek diye bir dertleri yok. Bu ülkede yeni bir sürece gidelim, gerçek manada söyleyeceğimizi söyleyelim. Desteklemiyorsan desteklemezsin. Ama destekleyenlerin de önünü kapama. Er veya geç, bu, bir ay da sürse, bu süreci devam ettireceğiz. Engellemelere ne kadar devam ederseniz edin, gece yarılarına kadar devam etsen, yarın sabaha kadar devam etsen, bu devam edecek. Biz artık bu yola çıktık, bunu bitireceğiz."

Takvim nasıl olacak?

AK Parti Grubu'nun önerisine göre, Anayasa değişikliği teklifinin ilk tur görüşmeleri hafta sonları da dahil 9 günde tamamlanacak.

AK Parti Grubu, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için grup önerisini TBMM Genel Kurulu'na getirdi. Üzerindeki görüşmelere başlanan öneriye göre, TBMM Genel Kurulu, anayasa değişikliği teklifi için 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hariç, hafta sonları da dahil 9 gün boyunca aralıksız çalışacak.

TBMM Genel Kurulu, grup toplantılarının olduğu salı günleri saat 15.00'de, diğer günler saat 11.00'de ve hafta sonu saat 12.00'de toplanacak. Genel Kurul bugün teklifin tümünün görüşmelerini tamamlayacak ve ardından 2 maddeyi ele alacak.

Genel Kurul, yarın saat 15.00'de başladığı mesaisini, anayasa değişikliği teklifinin 3, 4. ve 5. maddelerinin görüşmeleri tamamlanıncaya kadar sürdürecek. TBMM Genel Kurulu, 21 Nisan Çarşamba günü teklifin 6, 7. ve 8. maddeleri; 22 Nisan Perşembe günü 9, 10. ve 11. maddeleri görüşerek, oylayacak.

Öneriye göre, Genel Kurul, hafta sonu mesaisine de kalacak, 24 Nisan Cumartesi günü teklifin 12, 13, 14. ve 15. maddeleri; 25 Nisan Pazar günü 16, 17. ve 18. maddeleri görüşülecek.

TBMM Genel Kurulu, gelecek haftaki çalışmasına 26 Nisan Pazartesi saat 11.00 başlayacak, teklifin 19, 20, 21. ve 22. maddeleri üzerindeki görüşmeler tamamlanıncaya kadar mesaisini sürdürecek.

Anayasa değişikliği teklifi üzerindeki görüşmeler için 27 Nisan Salı günü saat 15.00'de toplanacak olan Genel Kurul teklifin 23, 24. ve 25. maddeleri görüşmesiyle, birinci tur için sona yaklaşacak.

AK Parti'nin grup önerisine göre, Genel Kurul, 28 Nisan Çarşamba günü saat 11.00'de açılacak, teklifin geçici 3 maddeyi içeren çerçeve 26. madde ve 27. maddeyi oylayarak, birinci tur görüşmelerini tamamlayacak.

Öte yandan, grup önerisinde Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Tasarısı'nın da gündemin ön sırasına alınarak, temel kanun olarak görüşülmesi yer alıyor.

Kaynak: Ajanslar

Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2010, 01:06
YORUM EKLE

banner33

banner37