banner27

Arap Hıristiyanlar ortamdan memnun

Suriye ve Lübnan'daki hıristiyanların temsilcisi Antakya Ortodoks'u,"Hıristiyanlar Suriye ve Lübnan'da sayıca azınlıkta ama müslümanlarla yaşamaktan memnunlar"

Arap Hıristiyanlar ortamdan memnun

Suriyeli Arap Hıristiyanlar, sayı bakımından azınlık olmalarına rağmen Müslümanlarla eşit haklara sahip. Hıristiyanlar, Müslümanlarla bir arada yaşamaktan mutlu olduklarını ifade ediyor.  

Suriye'de azınlık anlayışının Avrupa'dakinden çok farklı olduğunu ifade eden Suriye ve Lübnan'daki Hıristiyanların temsilcisi Antakya Ortodoks Patrikhanesi lideri 4. İgnatius Hazem, şöyle konuştu: "Antakya Ortodoks Patrikhanesi Lübnan ve Suriye'deki Hıristiyanları kapsıyor. Hıristiyanlar burada sayıca azınlık durumunda; ancak vatandaşlık açısından Lübnan ve Suriye'de kelimenin tam manasıyla yurttaşlar. Lübnan'da durum biraz farklı; çünkü ülkedeki yönetim mezhep temeline dayanıyor. Bu Suriye'de geçerli değil."

Her Hıristiyanın Müslüman gibi bir oy hakkı olduğunu anlatan İgnatius Hazem, şöyle konuştu: "Suriye'de özel dini mahkemelerimiz, evlilik, veraset ve buna benzer özel kanunlarımız var. Biz bir parti, aşiret veya ülkeye yabancı değiliz. Sayı bakımından azınlık teşkil etmemize rağmen azınlık anlayışı Avrupa'dakinden farklı. Çünkü biz bölgede Müslümanlardan önce vardık. Avrupa'da çoğunluk azınlıktan önce vardı. Burada ise tam ters bir durum var."

Kilisenin ırk, dil veya din ayırımı yapmadığını anlatan Hazem, "Bizim anlayışımıza göre dine dayalı parti kurulmaz. Biz ne milliyetçiliği ne de Allah katında insanları birbirinden ayıran düşüncelere inanmayız" ifadelerini kullandı.

Suriye Baas Partisi'nin kurucusu Mişel Eflak, devrik Irak lideri Saddam Hüseyin'in eski yardımcısı Tarık Aziz, Lübnanlı şair Halil Cibran gibi Hıristiyanların Müslüman ağırlıklı bir fotoğrafta yerini nasıl yorumladığının sorulması üzerine Patrik 4. İgnatius, şöyle karşılık verdi: "İnsanlar, Suriye ve Lübnan'da belli bir tarihi dönemde mezhepleri aşabileceğini düşündü. Örneğin bazı kişiler Ortodoks veya Katolik olmaktan vazgeçerek farklı bir yol izledi. Bunun doğru olmadığı görüldü. Bu düşünce yapısı Avrupa'dan geldi; bize yabancı. İnsanlar özgürdür, isteyen ateist olabilir. Sorunuzda adı geçen şahıslar din farkı olmayan partiler kurmak istemiş olabilir. Bu görüşler Hıristiyanlığa aykırıdır."

BİR HIRİSTİYAN ARAP MİLLİYETÇİSİ OLABİLİR

Patrik Agnatius, Arap Hıristiyanlar'ın bulundukları ülkelerde adil bir şekilde temsil edilip edilmediği sorusuna şöyle karşılık verdi: "Bu, Suriye ve Lübnan'da farklılık gösteriyor. Suriye'de seçimlere Hıristiyan ya da Müslüman olarak değil vatandaş olarak katılırız; ancak Lübnan'da Hıristiyanlar için bir garanti var. Çünkü bir mezhebe tabi olmak o mezhebin haklarından yararlanmak anlamına gelir. Çünkü Lübnan'da her mezhep yönetimde temsil ediliyor; bu Suriye'de yok"

Suriye'de bir Hıristiyan'ın kendisini azınlık gibi hissetmediğini ifade eden hıristiyan iş adamı Adnan Takla ise, şöyle konuştu: "Suriye'deki Hıristiyanlar, Arap muamelesi görüyor. Bir Hıristiyan Arab'ın milliyetçi olmasının önünde dini ve kanuni bir engel yok. Hıristiyanlar ve Müslümanlar bir arada yaşamaktan dolayı bir sorunla karşılaşmıyor ve yönetimde de adil temsil ediliyor. Hayatın tüm alanlarında işbirliği halindeyiz. Örneğin biz seramik şirketinde 6 ortağız. Ortakların üçü Hıristiyan üçü de Müslüman, 15 yıldan beri bu ortaklığı sürdürüyoruz. Suriye'de haklar açısından eşitiz. Hıristiyanlar olarak hiçbir sorunla karşılaşmıyoruz. Biz Arabız. Arap ve Suriye vatandaşı olarak muamele görüyoruz."

Bir Hıristiyanın Arap milliyetçisi olabileceğini anlatan Takla, sözlerine şöyle devam etti: "Bizim milliyetçi olmamızı engelleyecek ne dini ne de kanuni engeller var."

Suriye'de özgürce davranabildiklerini anlatan Takla, sözlerini şöyle sürdürdü: "Müslümanlarla sadece doğru değil çok iyi ilişkilerimiz var. Suriye'de fırsat eşitliği olması eski başbakan Faris El Huri ve Halil Cibran gibi tanınmış şahsiyetlerin çıkmasını sağlıyor. Bu Müslüman ve Hıristiyanlara eşit fırsat tanınmasından kaynaklanıyor. Biz adil bir şekilde temsil ediliyoruz. Suriye'de sayıları yüzde 10 civarında olan hıristiyanların parlamento ve diğer devlet dairelerinde temsil edildiklerine inanıyorum"

Bağımsız Baladna gazetesinin Hıristiyan Genel Yayın Yönetmeni George Hacuc da, kendilerini azınlık olarak görmediklerini belirterek, temel sorunun kanunların değil kendini azınlık olarak gören gurupların yönetimden uzaklaşarak kendilerini izole etmeleri olduğunu söyledi.

Azınlık tabirini tercih etmediğini anlatan Hacuc, şöyle konuştu: "Çünkü doğu ülkelerinin genel özelliklerinden biri de azınlıkların çoğunluğundan oluşmasıdır. Hıristiyanlar sayı bakımından azınlık oldukları doğru; ancak vatandaş olarak hukuk ve kanunlar açısından azınlık statüsü yok. Çünkü doğu ülkelerinde yaşayan Hıristiyanlar, bakan, başbakan ve devlet başkanı olabiliyor. Kesinlikle kendimizi azınlık görmüyoruz. Doğu ülkelerindeki etnik ve mezhep mozayiği sosyal dokuyu oluşturuyor. Bir Hıristiyan fanatik bir milliyetçi olduğu gibi fanatik bir mezhepçi de olabilir"

Hıristiyanların Müslümanlarla ilişki kurma konusunda yıkılması güç tabularının olduğuna inanıp inanmadığının sorulması üzerine Hacuc, şöyle karşılık verdi: "Hıristiyanlık'ın Hıristiyanlar'a uygulanmasını farz kıldığı vecibeler diğerleri tarafından tabu görülür. Bu durum, Müslümanlar için de geçerli. Örneğin dünya gündemindeki baş l'feler Hıristiyanlörtüsü sorununa baktığımızda hiç kimse Hıristiyan bir kadından başını örtmesini istemiyor. Bu da Hıristiyanların dini vecibelerini özgürce yerine getirdikleri anlamına geliyor. Doğu ülkelerindeki etnik ve mezhep mozayiği dünyaya örnek oluşturuyor. Bu bizim için bir zenginliktir."

Arap hıristiyanların bulundukları ülkelerde adil bir şekilde temsil edilip edilmediğinin sorulması üzerine de Hacuc, şöyle konuştu: "Tarihte bin 300 yıl geriye gidecek olursak Müslüman halifelerin müsteşarlarının Hıristiyan olduklarını görürüz. Tarih kitaplarında bunlar 'Şam Hıristiyanları' olarak geçiyor. Mesela Faris El Huri, Suriye'de başbakanlık yapmış bir Hıristiyan ve doğu ülkelerinde buna benzer birçok örnek var. Asıl sorun bir azınlığın yönetimden uzak durması. Çünkü bu durumda azınlık duyguları kabarır. örneğin Baladna gazetesi, 40 yıl ardından Suriye'de yayınlanan ilk bağımsız gazete. Ben genel yayın müdürüyüm ve Hıristiyan'ım. Suriye'de onlarca Müslüman gazeteci var. Kanun açısından adil temsil ediliyoruz; ancak azınlıklar katılıma rağbet göstermemekle kendileri için adaletsiz bir durum ortaya çıkarıyorlar"

Suriye'de yaşayan hıristiyanlar için dini bayramlar özel resmi tatil ilan ediliyor.

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25