banner39

Arınç, AKP'li vekillerin neden gemiye binmediğini açıkladı

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, Gazze'ye insani yardım götüren gemilere neden AK Parti'li vekillerin binmediğini açıkladı.

Arşiv 06.06.2010, 18:17 06.06.2010, 18:17
Arınç, AKP'li vekillerin neden gemiye binmediğini açıkladı

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Gazze'ye yardım götüren gemilere AK Partili milletvekillerinin de bineceği ancak partinin bir bildiği olduğu için onlara engel olduğu'' yönündeki iddialara ilişkin olarak ''Bizim milletvekillerimizin katılıp katılmamasının geminin uğradığı akıbetle hiçbir şekilde ilgisi yok. Biz milletvekillerimizi böyle bir olaya bir siyasi gölge düşmemesi amacıyla göndermedik'' dedi.

Arınç, Kanaltürk televizyonunda canlı yayınlanan ''Pazar Politika'' programında gündeme ilişkin soruları cevapladı.

İsrail'in olay anından itibaren bilgi ve haber kirliliği meydana getirdiğini, haber akışını kapattığını anlatan Arınç, şimdi de ''Gemide silah vardı, bize mukavemet ettiler'' diyerek kara propaganda uygulandığını kaydetti. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Maalesef Türkiye'de de bunu etkisinde kalan bazı çevreler var. Bu çevrelerin söyledikleri kendi bilgileri değildir. Kara propagandanın eseridir. İsimlerini vermeyeceğim. Onlara acıyorum. Böyle bir olay karşısında bile hala İsrail'i haklı görmeye yönelmiş 'Aslında kabahat bu tarafta' demeyi düşünen pek çok vicdansız kalemler, söz alanlar mevcut. Bir siyasetçi de durumdan vazife çıkarıp şunu söylüyor, aslında çalışkan da bir insan ama hep kafası bunlarla meşgul maalesef. 'Gemiye son ana kadar AK Partili milletvekilleri de bineceklerdi, binmediler. Parti onlara engel oldu ,demek ki bir bildikleri varmış'. Allah'tan kork be adam. Böyle bir mantık olabilir mi?''

"DAVOS'TAKİ TOKADIN ACISINI HALA UNUTMAMIŞLAR"

Saldırı sırasında İsrail askerlerinin ''One minute'' diye bağırdıklarının hatırlatılması ve ''Bu, Başbakan Erdoğan'ın Davos'ta yapmış olduğu çıkışın bir rövanşı mıdır?'' diye sorulması üzerine Arınç, ''Arkadaşların ifade ettiğine göre vururlarken, döverlerken bazı askerlerin 'one minute' dediklerini onlar söylüyorlar. Olabilir. Demek ki Davos'taki tokadın acısını hala unutmamışlar'' diye konuştu.

"SİZİN TANIMAMANIZ NE ANLAM İFADE EDECEK?"

İsrail'in bölgede bütün ülkelerle kavgalı olduğunu ifade eden Arınç, şöyle devam etti:

''Onun da bir nefes borusuna ihtiyacı var. O da ancak Türkiye olabilir. Sevelim sevmeyelim, isteyelim, istemeyelim, varlığı dünya tarafından kabul edilmiş bir İsrail devleti ile ilişki kurarak onun iyi noktalara yöneltilmesinde katkısı olabilecek bir güvenilir ülkeye ihtiyaç var. Bu görünüyor ki Türkiye'dir ve Türkiye'de geçtiğimiz bütün hükümetler boyunca İsrail'le askeri anlaşmalar, kültürel anlaşmalar, ekonomik anlaşmalar yaptı.

Hatta İsrail'e en karşıt olması gereken hükümetler döneminde bile bu yapıldı. 'Kötü yapıldı' anlamında söylemiyorum. Bu bir devlet politikasıdır. 'Bizim İsrail'le iyi, dürüst ilişkilere ihtiyacımız var' diye düşünülmüştür.

Bugün 'Kahrolsun İsrail' diye sokaklarda bağıran insanların oy verdiği partiler döneminde bu anlaşmalar epey miktarda yapılmıştır. Doğruluğunun yanlışlığının dışında söylüyorum. Yapılması gerekiyordu ki yapılmıştır. Şimdi bizim 'her şeyi feshedin, hiç bir anlaşma bırakmayın. İsrail devletinin büyükelçisini buradan gönderin. Bizimkini oradan çektiniz ama büyükelçiliğimizi kapatın. Şunu yok edin'... 'Bekara karı boşamak kolay' diyorlar.

Böyle bir şey, dünya çapında bir olay, dünyanın hiç bir ülkesinde de görülmemiştir. Şartlar oluştuğu zaman olmayacak anlamında değil ama böyle bir olay sebebiyle her şeyi yok ederseniz, yok farzederseniz o zaman siz zararlı çıkabilirsiniz. Biz o ülkelerdeki masum insanlara nasıl ulaşacağız? Onlara nasıl iyi bir politika öngöreceğiz? Onlarla nasıl hükümetler arasında ilişkiler kurabileceğiz? İsrail'i bütün dünya tanıyorken sizin tanımamanız ne anlam ifade edecek? ''

"KILIÇDAROĞLU AZ YA DA ÇOK BAŞARILI OLACAK"

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ''az veya çok başarılı olacağı'' kanaatinde olduğunu belirterek, ''Biz de bunu takip edeceğiz. O başarılı olacaksa az veya çok, biz ondan çok daha başarılı olacağız ve onu siyaset meydanlarında, seçim meydanlarında yeneceğiz. Onun iddiası, onu iktidar yapmaktır, bizim iddiamız partimizi iktidar yapmaktır'' dedi.

CHP'nin, Kılıçdaoroğlu'nun genel başkanlığı ile durağanlıktan çıkacağını ve biraz daha hareketli olacağını savunan Arınç, şunları kaydetti:

''Çok aceleye gelmiş bir kurultay oldu. Hiç beklenmemiş bir şekilde ortaya çıkınca, liste hazırlamak, odur budur gibi çok meşguliyetleri oldu. Ama Sayın Kılıçdaroğlu, CHP'de yeni bir dönemi başlatırken ve çok büyük bir tasviple yani bin 200 küsur delegenin imzasıyla iş başına gelirken, çok daha içi dolu bir konuşma beklendi. Yani adete bir manifesto gibi CHP bundan sonra böyle bir politika takip edecektir. 'Türkiye'nin meseleleri budur, bu meselelere bu gözle bakıyorum, rotamız istikametimiz budur, ekonomide, iç politikada, toplumsal hayatta, açlıkta, işsizlikte, yoksulluk da budur' bu bekleniyordu. Ama çok acele hazırlanmış ya da gelişigüzel konuşmadır. Onlar tarafından bunun bir izahı mutlaka vardır, yani kendisinin genel başkan olacağını bile ancak kurultayda öğrenmiş bir kişi, 'belki kitlelerin hoşuna gidebilecek belli sloganik bir konuşma yapmıştır' diye de söylenebilir. Ama derli toplu iyi hazırlanmış ve geleceği öngören bir konuşma değildir.''

''Partide Önder Sav isminin ağırlığı devam ediyor. Sayın Başbakan da özellikle 'isimler değişebilir, zihniyet değişmeli' dedi. Sizce bu yapı içerisinde kısa dönemde bir zihniyet değişikliği olabilir mi? sorusu üzerine de Arınç, kişiler ve isimler üzerinde durmak istemediğini, bunun CHP'nin kendi iç yapısıyla ilgili olduğunu ve kamuoyunun değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

"KURULTAYDA, LAİKLİKTEN VE REJİM TEHLİKESİNDEN BAHSETMEDİ"
Kılıçdaroğlu'nun konuşmalarına değinen Arınç, şöyle devam etti:

''Kurultay konuşmasında da laiklikten ve rejim tehlikesinden bahsetmedi. Bunu bile çok ilginç bulanlar var. Şüphesiz ben de ilginç buluyorum. Ama zaten CHP bunu, son iki yıllık dönemde terk etmişti. 29 Mart seçimlerinin öncesinde Sayın Baykal'ın hiç laiklikten, rejim tehlikesinden bahsetmediğini görüyoruz. Nasıl olabilir ki, laikliği bir iman haline getirmiş bir insan bahsetmiyor. Çünkü, 29 Mart seçimleri CHP için çok önemliydi, artı oylara ihtiyaç vardı ve İstanbul teşkilatının başlattığı propagandalarda çarşaflı hanımefendilerin de partiye kazınılması gerekiyordu. onlara rozet takılırken Sayın Baykal, laikliği yeniden yorumladı. Halbuki 'laikliği yeniden yorumlayalım' dediğim için ben 2006'nın 23 Nisan ayında Sayın Baykal 'Bir Ahmedi Nejat var, biz de de Bülendi Nejat oldu' demişti. Şimdi 3 sene sonra kendisi 'Laiklik artık, bu katı laiklik değildir. İnsanların kıyafetleri bizi ilgilendirmez. onlar da artık partimizde üye olarak çalışacaklar' demişti. Bizim de istediğimiz bu zaten. İnsanların kıyafetlerine bakmadan, onları siyasete katmamız gerekiyor.

"ÇALMA, BİZİM KİTABIMIZDA YAZMIYOR"

Türkiye ile Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesine ilişkin yasanın görüşülmesi sırasında ''vatan haini'' olarak nitelendirildiklerini anımsatan Arınç, ''Anayasa değişiklikleri yapıyoruz; Cumhuriyet rejimi gidecek, dikta sistemi gelecek diye aynı şeyler konuşulmaya başlandı. Artık Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu söylemleri terk edeceği kanaatindeyim. Neden? Çünkü, CHP, bu söylemlerle bir santim mesafe alamıyor. Türkiye'de artık onların söylediğine hiç kimse de inanmıyor. Türkiye'de toplumsal barışı kurmamız için CHP'ye ihtiyacımız var. CHP, bu konuda insanların inançlarına, mezheplerine, insanların kıyafetlerine, taleplerine ayırımcılık yapmadan bakacağını söylüyor. Söylem olarak fevkalade doğru, içini doldurması gerekecek'' diye konuştu.





 

banner53
Yorumlar (0)
31
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?