banner15

Avrupa Basınında Türkiye-AB

Avrupa basını Türkiye ve AB arasında bugün başlaması planlanan üyelik müzakereleri konusundaki haberlere geniş yer ayırdı. İngiliz Financial Times gazetesi, Türkiye'nin müzakerelere bugün başlayıp başlayamayacağı konusundaki belirsizliği "42 yıllık b

Avrupa Basınında Türkiye-AB

İngiliz Financial Times gazetesi, Türkiye'nin müzakerelere bugün başlayıp başlayamayacağı konusundaki belirsizliği "42 yıllık bekleyişten sonra hala başlama çizgisinin yeri bile belirsiz" başlığıyla duyurdu. Gazeteye göre müzakereler öncesinde yaşanan tartışmalara atıfta bulunan Avrupalı bir diplomat, "Bakın buraya bile ne kadar zor geldik. Anlaşılan müzakereler kabusa dönecek" dedi. 
Financial Times, müzakere çerçeve belgesinde uzlaşma sağlansa bile müzakerelerin hemen başlamayacağını belirterek, "Bugün sadece tören yapılacak. Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin yasalarını tarayacak ve en kolay müzakere başlığını bulmaya çalışacak" ifadesine yer verdi.
 
"Üyelik yolunda dönemsel krizler"
 

Müzakerelerin başlaması halinde birliğin Türkiye'den sözlerini tutmasını bekleyeceğini yazan gazete, "AB son genişleme dalgasından sonra müzakere kurallarını ağırlaştırdı. Türkiye'nin istenen değişiklikler konusunda taahhütte bulunması yeterli olmayacak. Bu değişiklikleri hayata geçirmeden diğer başlıklara sıra gelmeyecek. Her başlık için üye ülkelerin onayı gerekecek" öngörüsünde bulundu.  
Financial Times, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un Türkiye'ye karşı 60 vetoya sahip olmakla övündüğünü vurgulayarak, "Avusturya ise en kötü olasılığa karşı hazırlık yapıyor ve imtiyazlı ortaklık için çaba harcıyor. Fransa daha üyelik görüşmeleri başlamadan Türkiye'nin üyeliği için referandum yapma kararı aldı.Türkiye'nin üyelik süreci dönemsel krizlere gebe. Bu krizlerden biri Türkiye'nin üyeliğini suya düşürebilir. Türkiye'nin önünde tırmanacağı bir dağ duruyor" yorum ve ifadelerine yer verdi.
 
"NATO'da Müslümanlık neden gündeme gelmedi?"

 
İngiltere'de yayınlanan Independent gazetesi yazarlarından Maureen Freely, "Niçin Avrupa'ya Türkiye'nin gözünden bakmıyoruz" başlıklı yazısında AB'nin Türkiye'nin yakaladığı değişim ivmesini desteklemesi gerektiğini belirtti. 
Yazar özetle "Türkiye'nin Hıristiyan Kulübü'ne kabul edilip edilmeyeceği tartışılırken sadece Avrupa'da yaşayan 15 milyon Müslüman görmezden gelinmiyor, aynı zamanda Türkiye'nin başka bir Hıristiyan kulüp olan NATO'daki hizmetleri de es geçiliyor. Ankara'nın en kadim destekçisi İngiltere'de bile iki Türkiye tezinden bahsediliyor. Yani bir yüzü Batı'ya, bir yüzü Doğu'ya bakan Türkiye... Ama Türkiye birçok açıdan zıtlıklar ülkesi olmasına karşın, bu maç Türkiye'nin iki yarısı arasında oynanmayacak.
Türkiye'nin henüz anlatılmamış en güzel hikayesi, farklı etnik köklerini kucaklama ve tarihinin daha az sevimli bölümleriyle yüzleşme çabasıdır. Türkler, tarihsel nedenlerle bize güvenmiyor. Hakarete uğramaktan hoşlanmıyorlar. Türkiye'yi Avrupa'ya bağlayamazsak gücendirilmiş, yanlış anlaşılmış ve saygısızlığa uğramış bir Türkiye, sosyal demokrasiden saparsa bunun sorumlusu sadece biz oluruz" görüşünü savundu.
 
"Milliyetçilik patlaması olabilir"

İngiliz Guardian gazetesi Avusturya Haber Ajansı tarafından sonuçları dün açıklanan bir kamuoyu yoklamasını aktardı. Ankete katılanların yüzde 73'ü aradaki kültürel farklılıklar nedeniyle Türkiye'nin AB üyeliğine alınmaması gerektiğini düşünüyor. AB genelinde ise bu oran yüzde 54.
Guardian Ankara'da dün düzenlenen mitingle ilgili haberinde ise 'aşırı sağcı' diye nitelediği Milliyetçi Hareket Partisi'nin öncülük ettiği bu mitinge sadece parti taraftarlarının değil, AB'nin Türkiye'ye karşı muamelesinden rahatsız olan binlerce kişinin de katıldığını yazdı. Gazete AB uzmanı Cengiz Aktar'ın Avrupa'nın tavrı yüzünden Türkiye'de milliyetçilik patlaması yaşanacağı yolundaki uyarısını sayfalarına taşıdı. 
Aynı yazıda Türklerin, siyaset ve ekonomi konularında AB'nin müdahalesine ses çıkarmadığının, ancak Kıbrıs, Ermeni meselesi ve Kürt sorununda gelen uyarılar karşısında kendilerini hakarete uğramış hissettiğinin altı çizildi.
 
"Türklerin AB'ye ihtiyacı var mı?"

Koç Üniversitesi'nde tarih profesörü olan Norman Stone ise Times gazetesindeki makalesinde "Dinamik, dürüst ve dönüşüm yaşayan bir Türkiye'nin bize niçin ihtiyacı olsun?" diye sordu. 
Stone yazısında özetle "AB, Türkiye'ye ilişkin itirazlarından vazgeçmelidir. Bu ülke, tüm Doğu Avrupa ülkelerinin toplamından daha değerlidir. Komünizm tarafından yok edilemeyen bir dürüstlük gelenekleri var. Bu ülke o kadar büyük işler başarıyor ki, 'Gerçekten Avrupa'ya ihtiyacı var mı?' diye sormak ihtiyacını hissediyorsunuz. Türklerin bunu istemesinin birçok nedeni var. Üyelik kimine göre, vize kuyruklarının sona ermesi, kimileri için yabancı yatırımın gelmesi demek. AB üyeliği, laiklere göre dincilerin, dincilere göre laiklerin hakimiyetini sona erdirecek. Oysa birlik onlara yaşam tarzlarını değiştirecek kurallar dayatacak. Türkiye, gerçekten AB'de yaşanacak işsizlik, bürokrasi ve vergi yükünü kaldırabilecek mi? Karar Türklere ait. Ama biz ileride, Türklere 'AB üyeliğini çok istiyorsanız bizim üyeliğimizi alabilirsiniz' diyebiliriz" görüşlerini kaleme aldı.
  
"Avrupa'nın, Türkiye'nin geçmişinde alabileceği dersler"

"Hayaletler Şehri Selanik" adlı kitabın yazarı Columbia Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Profesör Mark Mazower ise Financial Times'taki makalesinde Avrupa'nın Türkiye'nin geçmişinden alabileceği dersler olduğuna dikkat çekti. Fransa'dan Türkiye'ye yapılan eleştirilere değinen yazar, "Fransa eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard D'Estaing, Türkiye'nin bir Avrupa ülkesi olmadığını söylüyor. Ama, Fransa, İtalya, İsviçre ve Belçika'nın kadınlara ve seçme seçilme hakkını Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye'sinden yıllar sonra tanıdığını unutuyor. Ya da ülkesinin ulusal kimliğinin okul çocuklarının başörtüsü takmasıyla veya aşırı sağcıların Yahudi soykırımını reddetmesiyle bozulacak kadar hassas olduğunu göz ardı ediyor. Türkiye'den bugün adli sistemini liberalleştirmesi isteniyor. Oysa 11 Eylül'den sonra henüz ABD'deki kadar olmasa da Avrupa tamamen aksi istikamette ilerliyor; düşünceyi suç sayma tartışmaları yapılıyor. 
Şimdi Türkiye geçmişte topraklarındaki Ermenilere ne olduğunu tartışıyor. Bu meseleyi, siyasetin baskısından kurtarıp tarihin eline bırakınca yüz binlerce Ermeni'ye ne olduğunu, bu korkunç suçu kimin planladığını ve kimin işlediğini öğreneceğiz. Aynı zamanda bu olayların yaşandığı dönemdeki savaş sırasında büyük güçlerin ve özellikle Rusya'nın oynadığı rolü ve imparatorluğu parçalama planlarını da öğreneceğiz. Demokrasi ve açıklık, tek yönlü bir yol değildir" ifadelerini kullandı.
 
"Asya'nın değil Avrupa'nın hasta adamı"

 
Türkiye'yle ilgili tartışmalar, diğer Avrupa gazetelerinde de geniş yer buldu. Fransa'da yayımlanan Le Figaro, dün Lüksemburg'da AB dışişleri bakanları arasında sinir harbi yaşandığını belirtirken, İsviçre'den Le Temp, "Avrupa Türkiye'ye verdiği sözü tutmaya çalışıyor ama tek bir ağızdan konuşmayı başaramıyor'' diye yazdı.
Alman Welt am Sontag gazetesi, Hırvatistan'la müzakerelere başlama sözü verilmesi halinde Avusturya'nın Türkiye'ye ilişkin ısrarından vazgeçeceğini kaydetti.
İspanyol El Pais gazetesi ise Fransa, Almanya, Hollanda ve Avusturya'nın Türkiye'ye muhalefetinde iç politik sorunlarının rol oynadığını belirterek Türkiye'nin 'günah keçisi' yapıldığını bildirdi. 
El Pais, "Onca yıl beklettikten sonra artık Türkiye'yle müzakereleri başlatma zamanı geldi. Türkiye, İslami kültürüne rağmen gözle görülür bir ilerleme içindedir. Türkler geçmişte Avrupa'nın 'hasta adamı' olarak niteleniyordu, Asya'nın hasta adamı değil" ifadesine yer verdi.
 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48