banner15

Avrupa ve ABD'nin ılımlı İslam Arayışları

ABD ve Avrupa'nın ortaya koyduğu ılımlı İslam projesi içinde birçok şart bulunuyor. Mısır Al-Ahram Politik ve Stratejik Çalışmalar Merkezi araştırmacalarından Dr. Amr eş-Şubki, ABD ve Avrupa'nın sivil toplum örgütlerine sunduğu şartları şöyle sıralıyor: "

Avrupa ve ABD'nin ılımlı İslam Arayışları

DEFNE BAYRAK/İSLAM DÜNYASI

 

Almanya Dışişleri Bakanlığı Medeniyetler Arası Diyalog merkezi özel elçisi olan Gunter Molak, 15 Nisan 2005 tarihinde Avrupa’nın ılımlı Müslümanlarla diyaloglara başlamasının gerekliliğini vurgulamıştı. Uygulamaya sokulmak istenen bu yenilikler, Amerika’nın getirdiği, Ortadoğu’da ve tüm İslam ülkelerinde demokrasi ve özgürlük anlayışına çok benzer prensipler taşıyor. Avrupa’nın planında, hedef kitle vasıtasıyla Arap ve diğer İslam ülkelerinde bağımsız seçimler aracılığıyla yönetimleri demokratikleştirmeyi amaçlıyorlar. Böylece, Avrupa veya başka dış güçler, Müslüman ülkelerin liderlerinin seçilmesine görünüşte karışmamış olacaklar. Alman Elçi, Almanya ve Avrupa’nın, Arap ve diğer İslam ülkelerinde, kendi çizdikleri siyasi yol üzerinde yürüyen, terör ve şiddet yanlıları olarak nitelendirdikleri Müslümanları önleyecek, yeni halkçı partileri gelecekte muhatap alacaklarını ifade etti. Gunter Molak, Avrupa’nın İslam ülkeleriyle olan diyaloglardaki siyaseti değiştirme ve bu ilişkileri normal vatandaş düzeyine indirme kararı aldıklarını da açıklamıştı. Molak, ayrıca gençleri hedef alan, İslami gruplara ve sivil toplum örgütleriyle kurulacak yeni Avrupa diyalog stratejisini de ortaya koymuştu.

 

Bu açıklamalar, beraberinde Avrupa ve Amerika’nın Müslümanlarla diyalog konusunda veya ittifak çerçevesinde belirli sorunları da beraberinde getiriyor. Peki o halde İslami gruplar ve sivil toplum örgütleri, Avrupa ve Amerika’nın bu açıklamalarına nasıl bakıyor? İslam ülkelerinde iktidarlar, Avrupa ve Amerika’nın bu yeni tavrını nasıl görüyor?

 

Mısır Al-Ahram Politik ve Stratejik Çalışmalar Merkezi'nde İslami grupları araştırma bölümü direktörü olan Dr. Amr eş-Şubki,  Avrupa ülkelerini, ılımlı Müslümanlarla diyaloga iten bir değil bir kaç sebep olduğunu açıkladı. Bunlardan ilki büyük Avrupa Ülkeleri’nde Müslüman azınlıkların bulunması. İkincisi Türkiye’de hükümetteki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Avrupa Ülkeleri ile çakışan bir çizgisinin olmaması. Ardından Arap ülkelerinin temelde kalkınma girişiminde bulunmamış olmaları ve Avrupa’nın Müslüman halklar arasındaki imajını iyileştirmek istemesi yer alıyor. Avrupa ve Amerika’nın Arap ülkelerindeki ılımlı Müslümanlarla diyalog düşüncesinde ittifak bulunsa bile Avrupa, özellikle Filistin sorununun çözümüne Amerika’dan daha çok önem veriyor. Bu konunun çözümünün diyalogların gelişmesinde önemli etkisi olacağına inanıyor.

 

Dr. Amr eş-Şubki, aynı zamanda ılımlı Müslümanların, Avrupa tarafından kendilerine sunulan şartları, İslam ülkelerinde kurulması hedeflenen hükümetlerin başına geçmek niyetiyle kabul edebileceklerine değiniyor. Bu kuvvetler, en başta ülkedeki çağdaş rejimi kabul edip, demokrasi ve demokrasinin gereklerini yerine getirecekler. Değişim gibi barışı destekleyen her şeyi kabul edecekler. Böylelikle yönetimin dönüşümü gerçekleşmeye başlayacak. Faaliyetlerini sürdüren bir muhalefete izin verilecek. İnsan hakları, özellikle de kadın hakları gözetilecek. Ve demokrasi ne gerektiriyorsa ayni ile yapılacak. Bu konu hakkında Dr. eş-Şubki’ye İslam online sitesinin sorduğu sorular ve aldığı cevaplar şunlar:

 

Avrupa’nın bu yeni açıklamaları neden ansızın ortaya çıktı?

 

Avrupa’nın Arap ve İslam dünyasıyla stratejisini değiştirip, ılımlı Müslümanlarla diyalog kurmasına, aslında 4 ana değişiklik ortak oldu.. Bunların ilk ikisi Avrupa’nın içinde olan değişiklikler.

 

 İlki: Avrupa, Müslümanlar ile gerçekten ilişki kurmaya başladı. Burada kasıt sadece genel olarak Müslümanlar değil. Bir de örgütlenmelere katılan kısım var ki çoğunluğu ılımlı Müslüman olarak nitelendiriliyor. Avrupa’nın en büyük 3 ülkesi Almanya, Fransa ve İngiltere’de yaşayan ve fikir alanında önemli yer sahibi olan ılımlı Müslümanlara Avrupalılar tarafından idari ve kültürel Avrupa örgütlerine katılma, fikir demeçleri verme ve diyaloglarda bulunma izni veriliyor.

 

İkincisi: Avrupa, Türkiye örneğini yabana atmıyor. Tarih ve kültür olarak Müslüman olan bu ülke, şimdi Avrupa Birliği’ne girmek için aday oldu. Diğer taraftan da “Adalet ve Kalkınma Partisi” ki, Atatürkçü laik rejimlerden daha çok Avrupa’ya yöneldi. Türkiye tecrübesi, Avrupalılar’ı, Arap ülkelerindeki  ılımlı İslami gruplarla diyalog kurma konusunda cesaretlendirdi.

 

Üçüncüsü: Arap ülkelerinin yaşadığı krizden kaynak alıyor. Avrupa, Arap ülkelerinde her ne kadar laikleşme yönünde adımlar atılıyormuş gibi gözükse de bu adımların demokrasi veya istenen siyasetle ilgisi olmadığını düşünüyor.

 

Dördüncüsü: Amerika’nın pragmatik yöntemiyle bağdaşan halkı muhatap alma metodu. Amerika’ya  Irak’taki Şiilerle diyalog kurması veya Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi’ne sıcak bakması ve bunun gibi diğer diyalogları yardımcı oldu. Oysa Avrupa, bugüne kadar sürekli batıya yönelik, laik rejimleri, örgütleri kendisine diyalog kurmada hedef aldı. Avrupa bu tarz uyguladığı yöntemiyle olumlu bir sonuç elde edemediği gibi, Müslüman halkların gözündeki görünüşünü de değiştiremedi.

 

Avrupa ve Amerika’nın İslami sivil toplum örgütleri ile diyalog stratejilerindeki ortak ve ayrı noktalar neler?

 

Avrupa ve Amerika’nın Müslümanlarla diyalog stratejilerinde ortak noktalar bulunduğu gibi farklı noktalar da bulunuyor. Bunlardan en önemlisi 2004 yılı şubat ayında dış ülkelerde reform konulu açıklamalardan da anlaşıldığı üzere Arap-İsrail çatışması. Avrupa, Filistin sorunun çözümünü,  diyaloglar ve reformların başlamasının ve düzgün ilerlemesinin ön koşulu olarak görürken, Amerika, reform ile İsrail-Arap sorununu ayrı konular olarak değerlendirmeyi tercih ediyor.

 

Bu görüşler iki tarafın Müslümanlarla diyalog kurmadaki özel siyasi görüşleri. Peki bu görüşmeler dini ve kültürel açılardan ne gibi sonuçlar doğuracak?

 

Tabi ki bu noktada da iki tarafın görüşleri arasında büyük farklılıklar ortaya çıkacak. Avrupa, Medeniyetler arası diyalogu kabul etmiş olması ve dinler arasında yakınlaşma yaşaması, Müslüman ve batı halkı arasında bir köprü oluşturması açısından Müslümanları daha kolay kabul edecek.

 

Öyleyse Avrupa ve Amerika’nın Arap ülkelerinde diyalog için ortaya koydukları şartlar neler?

 

Avrupa ve Amerika’nın, diyaloga girmek için öncelikli olarak sundukları şartlar da aslında diyalog için saptanmış akımların ortaya koydukları fikirlerden fazla uzak değil. Bu şartların en önemlileri; uygar yönetimi kabul ederek, demokrasi ve demokrasinin gereklerini yerine getirecekler. Değişim gibi barışı destekleyen her şeyi kabul edecekler. Faaliyetlerini sürdüren bir muhalefete izin verilecek. Şiddetin önüne geçilecek ve bu tür faaliyetlerden uzak durulacak. İnsan hakları, özellikle de kadın hakları gözetilecek. Ve demokrasi ne gerektiriyorsa yapılacak.

 

Mısır ve Suriye’deki Müslüman Kardeşler, Fas’taki Adalet ve Kalkınma Akımı, Cezayir’deki barış grubu Hamas bu şartları, Arap ülkelerine demokrasi getirilmesini, vatandaşlar arasında din farkı gözetilmeksizin eşit davranılmasını kabul ediyorlar. Ancak batıyı tereddüt içinde bırakan ve korkutan, bu tekliflere şüphesiz karşı çıkacak Filistin Hamas Örgütü, Hizbullah gibi akımların öncelikle Filistin ardından da demokrasi, azınlıkların sorunları gibi meselelerde Avrupa’nın karşısında alacakları tavır.

 

Müslüman sivil toplum örgütleri ve gruplar bu gibi diyaloglara nasıl bakıyor?

 

Muhakkak ki ılımlı Müslüman akımların büyük çoğunluğu bu gibi diyalogları olumlu karşılayacaklar. Nitekim Avrupa ve Amerika tarafından ortaya konan bu diyaloglar tüm İslami akımları değil sadece ılımlı Müslümanları, yumuşak fikirli siyasi örgütleri muhatap olarak hedef alıyor. Bu diyalogların sonunda ortaya çıkabilecek iki sonuç var; ilki, ılımlı Müslümanlar toplum arasında siyasi bağlara sahip olacaklar ki karar birliğine varılan amaçlarından biri bu. İkincisi ise, ahlaki değerlerin yasakladığı sinema, bazı televizyon programları, sanat alanlarında ılımlı Müslümanların yeni bir bakış açısı getirerek genel fikri değiştirmesi.

 

İslam ülkelerindeki iktidarlar bu diyaloglara nasıl bakıyor?  

 

Arap ülkelerinde şu anda yer alan rejimler, Avrupa ve Amerika’nın ılımlı Müslümanlarla diyalog siyasetinden aşırı endişe duyuyorlar. Öncelikle bu iki taraf, en güçlü siyasi kurumları hedef almıyorlar. İkincisi Avrupa görüşünü değiştirerek, kendisine muhatap olarak yeni Müslüman akımları ve yeni siyasi örgütleri hedef alıyor. Resmi Arap kaynakları ise bu siyasi düzenlere silahla ve güvenlik yoluyla yaklaşıyor. Konuların yönetilerek ve gözetlenerek siyasi örgütlerin kontrol altına alınacağına inanıyor. mesela Mısır'da Sofilik olumlu karşılanıyor. Çünkü siyasi hiç bir yeniliği bilip öğrenmeden kabul ediyor. Şu da bir gerçek ki batı, istediği zaman yeni bir gücü, siyasi alanda söz sahibi yapabilecek, toplumların ve Arap halklarının dikkatini çekebilecek güce sahip.

 

 

 
Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48