banner15

Avrupa'da 'Paris' Sendromu!

Günlerdir gündemi işgal eden Paris’teki olayanlardan sonra geçtiğimiz akşam Berlin’de yabancıların yoğun olarak yaşadığı bir semtte 5 arabanın yakılmasıyla birlikte Avrupa başkentlerinde ‘Paris’ korkusu baş göstermeye başladı.

Avrupa'da 'Paris' Sendromu!

Önceki akşam Almanya’nın başkenti Berlin’de göçmenlerin daha çok yaşadığı Moabit semtinde değişik caddelerde 5 araba kimliği belirlenmeyen kişilerce ateşe verildi. Polis Paris’te günlerdir devam eden olaylara benzeme ihtimali üzerinde dururken, olay kentteki yöneticiler ve politikacıların gündemine girdi. Yangın olayını ilk olarak önceki gece, saat 00.45 dolaylarında Quitzow Caddesi’nde bir mahalle sakinin ihbarı üzerine öğrenen polis, yaklaşık bir saat sonra bir renault araba, saat 2.55’te de bir opel araba, 20 dakika sonra bir mazda ve 10 dakika sonra da bir peugegot arabanın yakıldığı bilgisini aldı. Yangın olaylarının peşpeşe gelişmesi polisi ve kentteki politikacıların endişelenmesine yol açtı.

“Berlin 'Paris' mi olacak?" tartışması

Berlin İçişleri Senatörü SPD’li politikacı Ehrhart Körting “Berlin’de arabaların yakılması ile Paris’teki olaylar arasında bir paralel kuramıyorum” şeklinde konuşmasına rağmen, böylesi olayların bir daha yaşanmaması için tedbirlerin alınması gerektiğine dikkat çekti. Kent merkezinin Mitte Belediyesi Başkanı CDU’lu Joachim Zeller ise integrasyon politikasına vurgu yaparak “böylesi olaylarla integrasyonun engellenmek istendiği” iddiasında bulundu. Ancak kentte yaşayan ve sayıları yüz bini aşan yabancıların uyum sorunuyla ilgilenen yetkililer ise Almanya’nın Fransa gibi olmadığı görüşünü savunuyorlar. Berlin İntegrasyon Dairesi Sorumlusu Günter Piening “Fransa’daki olaylar acaba bizde de mi olacak şeklinde çağrışımlara neden oldu. Ancak Berlin Paris değil” ifadesini kullandı.
Olaydan sonra Alman Polis Sandikası yetkilileri ise yıllardır kentte gettolaşma uyarısı yaptıklarını ve politikacılara parelel bir toplum yaratma konusunda görüşler dile getirdiklerini belirttiler. Sendikanın Berlin Şubesi Başkanı Eberhard Schönberg “Fransa’daki olayların benzerini yaşayacağımızı sanmıyorum” diyor.

“Berlin integrasyonda başarısız"

Ancak Hiristiyan demokrat partisi CDU Grup Sözcüsü Kurt Wansner, Berlin’de benzeri olayları fitilleyecek bir potensiyele dikkat çekerek, gençlerin daha çok uyumu için çalışmaların artırılması gerektiğini söyledi. Birçok siyasetçi ise yaptıkları açıklamalarla paniğe kapılmanın gereksiz olduğu görüşünü savunuyorlar. CDU Genel Sekreteri Frank Henkel “Panik iyi bir çözüm yolu değildir. Paris’i olduğu gibi, bire bir Berlin’e uyarlayamaz” dedi.
Yeşiller ise başkentte yaşayan yabancılar ile Alman toplumu arasındaki uyum sorunu konusunda yöneticilere yüklendiler. Yeşiller Grup Başkanı Sibyll Klotz “Kent yönetimi integrasyon politikasında başarıdan oldukça uzak” ifadesini kullandı. Yabancılar arasında işsizlik oranının oldukça yüksek olduğuna dikkat Yeşiller partisinden politakacılar, böyle bir durumun sürmesi halinde uyumdan söz etmenin imkansız olduğunu belirtiyorlar.
“Her hangi bir perspektifi olmayan ve şiddet potansiyeli taşıyan birçok genç görüyoruz” diyen Polis Sendikası Genel Başkanı Konrad Freiberg ise integrasyon için Almanca bilmenin şart olduğuna dikkat çekti. Benzer bir açıklama Bayern Eyaleti İçişleri Bakanı Günther Beckstein’dan da geldi. Beckstein “Almanya’daki yabancı toplum Fransa’dakinden farklı. Bizde dünya görüşü açık olan, tolerans sahibi bir göçmen topluluk var” demesine rağmen, Paris’teki gibi olayların yaşanmaması için tedbirlerin alınması gerektiği uyarısını da yapmaktan geri kalmadı.

"Göçmenler Sarkozy gitsin"

Guardian gazetesinin iç sayfalarındaki haberin başlığı, "Biz Fransa'dan nefret ediyoruz, Fransa da bizden". Gazetenin muhabiri Jon Henley, Fransa'da şiddet olaylarının patlak verdiği yerlerden Paris'in yaklaşık 21 kilometre kuzeyindeki Sevran'a gitmiş. Henley'nin görüştüğü yaşları 15 ila 21 arasında değişen göstericiler Fransız hükümetine öfkeli. Adını Rachid olarak açıklayan bir gösterici Henley'e şiddet olaylarının nedenlerini şöyle açıklamış: "Çünkü nefret ediyoruz, çıldırmış durumdayız. Artık yeter. Şuraya bakın. Berbat bir yer burası, bir çöplük. Biz burada hiçbirşeyiz. Burada bize sunulan birşey yok." 18 yaşındaki Sylla ise eleştiri oklarını Fransa İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy'ye yöneltmiş. "Karşımızda Sarkozy'nin polisleri var. Sarkozy gitmeli. Çenesini kapayıp özür dilemeli ya da defolmalı. Çünkü onun bize saygısı yok. Bizi 'hayvan' olarak nitelendiriyor, sokakları temizleyeceğini söylüyor. Esasında durumu daha da kötüleştiriyor. Yanan her araç Sarkozy için bir mesajdır." 17 yaşındaki Kerim ise güvenlik güçlerinin uygulamalarından şikayetçi: "Her zaman tacizde bulunuyorlar, zorluk çıkarıyorlar, hakaret ediyorlar. Geçen gün trende sigara içerken yakalandım. Evet bunu yapmamalıyız ama istasyona geldiğimizde altı polis bizi bekliyordu. Biri bana 'Evine dön Arap' dedi. Irkıma hakaret etti."

'Başarısız olan Fransa'nın seçkinleri'

Fransız Liberation gazetesinden Agnes Poirier'in Guardian'daki yazısının başlığı, "Daha fazla özgürlük ve eşitlik". Poirier yazısında "Başarısız olan bizim cumhuriyetçi modelimiz değil" diyor ve ekliyor: "Başarısız olan Fransa'nın ortasınıfı ve önyargılı siyasi seçkinleri." Yine Guardian yazarı Jonathan Freedland'e göre, Fransa'nın bazı vatandaşlarının etnik olarak farklı olduğunu görmemekte direnmesi de facto ırkçılığa dönüşüyor. Freedland yazısında önemli bulduğu bir araştırmanın sonuçlarını aktarmış: "Fransa'da geçen yıl yapılan bir araştırmaya göre, klasik bir Fransız ismiyle iş başvurusu yapan her 100 kişiden 75'i görüşmeye çağrılmış. Aynı niteliklere sahip Cezayir ismi taşıyan 100 kişidense 14'ünün görüşmeye çağrılacağı ortaya çıkmış. Fransa'da sorun hukuka göre bunun sadece bir tesadüf olması. Zira hem François, hem de Abdül Fransız vatandaşları."

'Fransa'daki sorunun çözümü çalışma yasalarında'

Times ise iç sayfalarındaki haberinde, Fransa'da isyanların yol açtığı olağanüstü durumun ülkeyi sömürge döneminin sokağa çıkma yasaklarıyla ilgili yasalarına geri götürdüğünü belirtiyor. Gazetenin başyazısının başlığı ise "Ateşin üzerine su sökmek". Times Fransa'nın varoşlarına barışı sadece çalışma yasalarında yapılacak değişikliklerin getireceği görüşünde. Gazete, Fransa'nın çalışma yasalarının, genç ve daha az tecrübeli kesimi çalışma hayatından uzaklaştırdığını, geçici işler verilmesini de önlediğini ve kurumlaşmış seçkinleri koruduğunu belirtiyor.

Fransa'da 200'den fazla gözaltı
 
Fransa'da şiddet olaylarının son bulmasıyla düzenin tesisi için alınan olağanüstü önlemlerin yürürlüğe girmesine karşın, olaylar dün gece de sürdü. Olayların 13. gecesinde, polis yetkilileri 500'den fazla aracın ateşe verildiğini ve 200'den fazla kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Yetkililer yine de olaylarda şiddet düzeyinin önceki geceye göre azaldığını söyledi. Fransa İçişleri Bakanı Nicholas Sarkozy şiddet düzeyinin düşmesinin önemli olduğunu belirtti. Ülkede en az iki kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Uygulamanın gözlendiği ilk kentler kuzeydeki Amiens ve başkent Paris'in batısındaki Orleans'dı. Ancak Fransa'da gece geç saatlerde Toulouse, Bordeaux ve Lyon gibi büyük kentlerde de şiddet olayları gözlendi.
Lyon'da bir tren istasyonuna molotof kokteyli atılması sonrası toplu taşımacılık durdu. Fransa'da 13 gecedir süren şiddet olaylarını dizginlemek amacıyla alınan önlemler, kabinenin dünkü olağanüstü toplantısında onaylanmıştı. Bu önlemler arasında, yargıç izniyle evlerde arama yapılabilmesi de var. Ayrıca ülkenin bazı bölümlerinde olağanüstü hal ilan edilip, kişilerin ve araçların hareketleri kısıtlanabilecek.


 


 

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2018, 09:31
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48