banner15

Avrupa'daki Türk siyasetçilerden Meclis'e uyarı

Avrupa'daki Türk kökenli siyasetçiler, TBMM'ye çağrıda bulunarak, "Türkiye'nin demokratik kazanımları tehlikede" uyarısında bulundu.

Avrupa'daki Türk siyasetçilerden Meclis'e uyarı


Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Avrupa ülkelerinde siyaset yapan bir grup Türk kökenli politikacı, Türkiye'de yaşanan son gelişmeler ışığında demokratikleşme sürecini destekleme amaçlı ve TBMM'ye diyalog çağrısı olarak yazılmış bir metin gönderdi.

Yeşiller Partisi'nden Hamburg Eyalet Meclisi Milletvekili Nebahat Güçlü, İsveç Parlamentosu Milletvekili Mehmet Kaplan, Avrupa Parlamentosu Üyesi Cem Özdemir, Hessen Eyalet Meclisi Milletvekili Mürvet Öztürk, Bremen Eyalet Meclisi Milletvekili Mustafa Kemal Öztürk ve Sol Partisi'nden Berlin Eyalet Meclisi Milletvekili Giyasettin Sayan imzalı metinde "Avrupa'nın çeşitli ülke parlamentolarında görev yapan biz parlamenterler son aylarda ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle büyük bir endişe içerisindeyiz. Türkiye'nin demokratik kazanımları büyük tehlike altında" denildi.

Türkiye'de bugün gündemi demokratikleşme ve ilerleme çabaları değil, hızla tırmanan bir kamplaşmanın belirlendiği ileri sürülen metinde, "Bu kamplaşma hem acilen gerekli olan demokratik açılımların önünü tıkıyor, hem de mevcut demokrasiyi tehlikeye atıyor. Demokratik yollarla iktidara gelmiş olan AK Parti'yi demokrasi dışı yollarla devirme planlarını ve yine demokratik yollarla seçilmiş DTP'li belediye başkanlarını görevden alma girişimlerini protesto ediyoruz. Siyasal İslam gerekçesiyle ve Kürt sorununu bastırmak için demokrasi dışı yollara başvuranların ya da başvurmak isteyenlerin görmek istemedikleri gerçek, özellikle darbe yönetimleri boyunca, devlete görünüşte muhalefet edilmediği baskı dönemlerinde Türkiye'nin gerilediği ve Kürt sorununun alevlendiğidir" görüşüne yer verildi.

Parti kapatmaların ne Kürt sorununu çözebileceğini ne de laikliği koruyabileceğini kaydeden Türk kökenli siyasetçiler, "Güçlü oldukları noktasından hareketle bu tür çözümler peşinde koşan çevreler hızla bir kamplaşmayı körüklüyorlar. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile başlatılan bu kamplaşma Türkiye'nin hiç bir meselesini çözmedi. Tersine problemleri büyüttü. AK Parti'nin de kapsamlı demokratikleşme stratejileri yerine türban odaklı bir kamplaşmayı seçtiğini görüyoruz. Türban yasağının kalkması tek başına bir demokratikleşme hamlesi değildir. Tek başına türban yasağının kalkması laikliğin elden gitmesi de değildir. Görünüşte türban konusu adı altında bir kamplaşmanın ortaya çıkmasından kim ne bekliyor? Bu kamplaşmadan demokrasi dışı bir düzen bekleyenleri şiddetle kınıyoruz. Bu kamplaşmayı demokrasi saflarını güçlendirmek sayanları uyarmak istiyoruz. Bu kamplaşma Türkiye'nin gerçeklerini yansıtmıyor. Bu kamplaşma sahte ve tehlikeli bir gündemdir" şeklinde görüş bildirdi.

Siyasetin işlediği hataların insanları yanlış kamplaşmaya ittiği vurgulanan metinde, "Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları demokrasiye olan inançlarını bir yana bırakıp türban- laik- laiklik karşıtı noktasında karar vermeye başlıyor. İstenen bu muydu? Hem türban yasağına karşı çıkıp hem de laikliği savunan insanlar o kadar çok ki Türkiye'de. PKK'ya kesinlikle karşı çıkıp Kürt sorununun konuşulmasını ve barışçı yollardan çözülmesini isteyen her etnik kökenden o kadar çok Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı var ki. Ama "ya bu taraftansın, ya da öbür tarafsın" şeklinde gerek siyasette gerekse de siyaset ve hatta demokrasi dışında oluşturulan gündemler insanları yanlış kamplara toplamayı hedefliyor. Sorunları çözmeyi değil. Geçmişte Kürt sorunun çözümü için yararlı planlar üreten, yasaklara karşı çıkan, Kürt siyasetçileri ile ittifaklar dahi yapan CHP ile kararlı bir Avrupa stratejisiyle geniş demokratik açılımları savunan bir AK Parti'nin deyim yerinde ise meydanı siyaset dışına bırakmalarını anlamamız mümkün değildir" denildi.

Türkiye'nin AB'ye girmesini hararetle savunduklarını dile getiren siyasetçiler, "Bizler özellikle Avrupa demokrasilerinin temel taşı olan konsensus arama, uzlaşmalar yapma kültürünün Türkiye'de yerleşmesinin, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılması, yahut Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaş uygarlıklar seviyesine ulaşmasının olmazsa olmaz şartı sayıyoruz. Kimsenin itiraz etmediği bir seçim yapılmış ama TBMM'de partiler konuşmuyor, siyaset yurttaşları kamplaşmaya zorlayarak, gerginlikleri tırmandırarak, mahkemelerde, idari organlarda, güçlü çevrelerde ve sair yerlerde yapılıyor. TBMM'deki partileri ve tüm milletvekillerine, siyaseti tümüyle demokrasi kanallarına geri döndürmeleri için göreve çağırıyoruz. Gerçek gündem demokrasiyi savunmak olmalı. Demokrasiyi geliştirmek ve Türkiye'nin önünü açmak için tüm milletvekillerine TBMM'de diyalog çağrısı yapıyoruz" diye konuştu.

Güncelleme Tarihi: 09 Mayıs 2008, 14:48
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35