banner39

Avrupalı tekstilciler İstanbul'da

Avrupalı işadamları Eurocoton'un (Avrupa Pamuklu ve Benzeri Tekstil Sanayileri Birliği) 50. Genel Kurul Toplantısı için İstanbul'a geldiler.

Arşiv 18.06.2010, 15:49 18.06.2010, 15:49
Avrupalı tekstilciler İstanbul'da

 

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

1996 yılında Türk pamuklu tekstil sanayini temsilen üye olduğumuz ve Başkan Yardımcılığı düzeyinde temsil edildiğimiz Eurocoton’un (Avrupa Pamuklu ve Benzeri Tekstil Sanayileri Birliği) 50. Genel Kurul Toplantısı, sendikamızın evsahipliğinde 17-18 Haziran 2010 tarihlerinde İstanbul’da düzenlendi. Toplantılarda, tekstil sektörünün petrolü olan ‘pamuk’ hammaddesindeki arz eksikliğiyle 61.20 sent/libre’den 95.60 sent/libre’ye kadar yükselen fiyatlar nedeniyle, Pakistan, Hindistan, Çin, Avrupa ve Türkiye arasında sorunlar yaratan pamuk politikaları masaya yatırıldı.

Genel Kurul’da bugün yapılan seçimlerde, sendikamız Yönetim Kurulu Üyesi ve Bossa T.A.Ş.’nin CEO’su Can Piyale, 2 yıl süreyle Eurocoton Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.
 
 
OBAMA'NIN TİCARET POLİTİKASI


tleri Milli Konseyi) Başkan ve CEO’su Cass  Johnson, toplantıda yaptığı konuşmada Çin’in muhakkak para birimini değerlendirmesi gerektiğini, aksi takdirde ABD dahil Latin Amerika, Afrika, Türkiye ve AB’de imalat sanayicilerinin kapılarına kilit vurmaya devam edeceklerini belirtti. Johnson, ABD’de yaptırdıkları araştırmada Çin’in para birimini değerlemesi sonucunda 1.4 milyon kişiye ülkelerinde istihdam sağlanabileceğini Obama hükümetine ilettiklerini ve cevap beklediklerini ifade etti.
 
ABD’de tekstil sektörü için 2008 ve 2009 yıllarının kötü geçtiğini, 2010 yılında ise toparlanma gördüklerini dile getiren Cass Johnson, yakın coğrafyaları ve NAFTA ülkelerinden yapılan ithalatı ‘iyi ithalat’, Çin, Pakistan gibi Uzakdoğu ülkelerinden yapılan ithalatı ise ‘kötü ithalat’ olarak nitelendirdiklerini belirterek, şunları söyledi:
 
“2008’de iyi ithalat yüzde 2, 2009’da yüzde 18 düştü. 2008’de kötü ithalat yüzde 3, 2009’da yüzde 11 düştü. 2008’de istihdam yüzde 9, 2009’da yüzde 17 düşüş yaşandı. Satışlarda da 2008’de yüzde 12, 2009’da yüzde 15 düşüş gerçekleşti. Çin’in pazar payında artış var. 2010 yılının ilk çeyreği verilerine göre,  NAFTA ülkelerinin ithalattaki kayıplarının yerini Çin alıyor. Toplam artışın yüzde 66’sı Çin’den kaynaklanıyor. Kendi sektörümüzü korumak için yapacağımız şeyler arasında Çin’in para biriminin ve mallarının takibi, gümrüklerde denetimin artırılması, transpasifik ortaklığı, tekstil ihracatının finansmanı, tercihli ticaret reformu yer alıyor. Çin’le ilgili en büyük problem para birimi yuanın değerini düşük tutması ve uyguladığı sübvansiyonlar. Amerikan parlamentosu, parasının piyasa koşullarında değerlenmesi için Çin’e ciddi baskılar uygulamaya başladı. Mayıs ayında Çin’e yapılan ziyarette ültimatom verildi. 20 Haziran’da Çin’in para birimi ile ilgili değişikliği anons etmesi istendi. Aksi takdirde ABD, Çin’i uluslararası arenada tartışmaya açacak ve baskı altına alacak, konuyu Dünya Ticaret Örgütü’ne götürecek.”
 
Avrupa Komisyonu Ticaret Genel Müdürlüğü Bölüm Başkan Yardımcısı Madelaine Tuininga, AB’nin üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları, ticaret politikaları, Lizbon Anlaşması kapsamında gerçekleşen yeniliklerle ilgili bilgilendirmelerde bulunarak, Avrupalı tekstilcilerin rekabetçiliğini artıracak çalışmalar yaptıklarını söyledi.
 
Ulusal Pamuk Konseyi Üyesi Fatih Doğan ise yaptığı konuşmada, pamuk fiyatlarının 61.20 sent/libre’den 95.60 sent/libre’ye kadar çıktığını ifade ederek, önümüzdeki sonbahara kadar artışın sürmesini beklediklerini dile getirdi. Amerikan stoklarının tarihinde görülmemiş kadar düşmesiyle arz-talep kaynaklı fiyat hareketlerinin yaşandığını ve fiyatların bu noktaya kadar geldiğini vurgulayan Doğan, önümüzdeki sonbaharda rekoltenin artması ile birlikte artan fiyatların tekrar normale gireceğini düşündüklerini belirtti. Doğan, “Pamuğun fiyatı artınca çiftçiler tekrar üretime yönelmeye başladı. 2010 rekoltesi daha yüksek olacak” dedi.
 

banner53
Yorumlar (0)
23
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?